Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Muhteşem, şahane, harikulade bir eser. Yazarın hayal gücü oldukça etkileyici. Asıl kurgunun, asıl karakterin etrafında dönse de hikaye yan karakterler, gruplar, mekanlar öyle güzel işlenmiş ki hayran bırakıyor sizi. Ana karakterin gördüğü rüya, ustasının boğaz tıkanıklığı, dilenciler birliği gibi yardımcı unsurlar sanki ana unsur gibi muhteşemdi. Bir yemek düşünün ana yemek üzerinden değerlendirme yapılırken bu kitapta salata apayrı bir dünya, tatlı muhteşem, yemek öncesi atıştırmalıklar olağanüstü. Marifet iltifata tabidir. Bu eserin edebiyatımıza katkısı bence mühimdir.
Yanıtla
2
3
Destekliyorum  12
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Samed Behrengi İran da Şahlık rejiminin muhalif yazarı. Küçük Kara Balık da en büyük eseri. Derede yaşamaktan sıkılan küçük kara balık "Ben bilmek istiyorum; gerçekten de yaşamak dediğimiz şey şu bir avuç yerde yaşlanıncaya kadar dolaşıp durmaktan mı ibaret; yoksa dünyada başka şekilde yaşamak da mümkün mü?” diyerek dereden denize açılmak ister. Hiç kimsenin lafını dinlemeden hayallerinin peşinden gitmeye cesaretle karar verir. Özgürlüğü, nefes alabilmeyi, hiç kimsenin etkisi altında kalmadan hareket edebilmeyi ,adaleti, eşitliği, hep birlikte bir olmayı ve kalıplaşmış düşünceleri içerisinde barındıran 64 sayfalık dev eser. Mutlaka okuyun.

Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Stoacılığın en önemli kaynaklarında bir olan bu kitap ; erdemli yaşam idealinin temel ilkelerini anlatan bir “rehber” görevini görür.

Stoacılık adı ile alınan felsefe okulu Kıbrıslı Zenon tarafından kurulmuş yaklaşık olarak 500 yıl varlığı sürdürmüş oldukça etkili bir felsefi akımdır. Epiktetos’un derslerine katılan öğrencisi Lucius Flavius Arrianus, tarafında derlenerek günümüze ulaştırılmıştır.
Epiktetos’un asıl düşüncesi insanın gerçek hayatta neyi kontrol edip neyi kontrol edemeyeceğidir. Kontrol edilmeyecek şeyler için acı ve ızdırap çekilmesini yanlış bulur ve doğru yaşamanın doğaya uygun yaşamakla olacağını savunur.

Stoacılık felsefesine ilgi duyanların mutlaka okuması gereken bir eser.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Geçmişten Geleceğe Genel Türk Tarihi
Geçtiğimiz yüzyılın ikinci çeyreğinin başında büyük Türk tarihçisi Zeki Velidi Togan’ın girişimleriyle İstanbul Darülfünunu'nda Umumi Türk Tarihi Kürsüsü kurulur. İlerleyen yıllarda diğer üniversitelerde Genel Türk Tarihi Ana Bilim Dalı olarak isimlendirilen bu sahaya ilişkin araştırmacılar ve akademisyenler yetişmeye başlar. Yapılan araştırmaların gün geçtikçe artmasıyla beraber Türk tarihiyle ilgili bilinmezlerin sert kabuklarını kıran, anlayışları değiştiren yeni bilgiler ortaya çıkar. Üstelik yabancı tarihçilerin istediği gibi at oynattığı bir sahada bundan böyle Türk tarihçiler yeni tezleriyle kendilerini gösterirler. Bu sahada yapılan çalışmalar yeni metodolojik problemleri de beraberinde getirir.

Araştırmacı sayısının artmasına ek olarak Genel Türk Tarihi konularındaki zenginliğe ve genişliğe bağlı olarak ortaya çıkan yeni problemlerin çözümlenmesi için ilki 2017 yılında düzenlenen çalıştaylar yapılmaya başlanır. Dördüncü çalıştay Kahramanmaraş’ta 2022 yılında yapılır. Bu çalıştayda sunulan bildiriler 2023 yılında kitaplaştırılarak, “Genel Türk Araştırmaları ve Günümüzdeki Durumu” ismiyle raflardaki yerini alır. Doksan bilim insanının katıldığı bu çalıştayda sunulan bildirilerle alanı daha iyi bir konuma getirme amacı ilk aşamada göze çarpar.

Altı oturumda tasarlanan dördüncü çalıştayda GTT ( Genel Türk Tarihi-yazıda bundan böyle bu şekilde kullanılacaktır) çeşitli başlıklarla masaya yatırılır. Her bir oturum ayrı bir bölüm olarak kitapta yerini alır. Sunulan 27 farklı bildiri ilgili bölüm altında sınıflandırılır. Bu bölümlerden ilki oldukça dikkat çekicidir. Geçtiğimiz yıllarda hayatını kaybeden GTT alanında kıymetli hizmetleri olan Enver Konukçu, Abdulkadir Donuk, Mustafa Kafalı ve Salim Cöhce gibi müstesna Türk tarihçileri öğrencileri tarafından biyografik olarak ele alınır. Vefayı önceleyen bu güzel başlangıcın başarıya giden yolda yeni tarihçileri motive edici yönünün olduğunu da kabul etmek gerekir. Zira hedeflerine yönelen yolda sebatkar davranarak Türk tarihinin kilometre taşlarını döşeyen bu isimlerin çalışkanlıkları, azimleri, ilmi yöntemleri ilgililere çok şey anlatır.

Eserin diğer bölümlerine bakıldığında, GTT ilmi sahasının metodolojisi üzerine yeni önerilerin olduğu görülür. Misal ikinci bölümde GTT’nin zamansal ve mekansal sınırları üzerine derin tespitler yapılır. Türklerin geniş coğrafyaya yayılması, geniş zaman dilimlerinde adlarından söz ettirmesi aslında bu konuda konuşmayı ve tartışmayı zaruri kılmaktadır. Burada dikkat çeken husus Türk tarihini kendi kalıplarına oturtmaya çalışan Batılı tarihçilere karşı tezlerin bu alanda sunulmasında yatmaktadır. Alanın (GTT) zamana ve mekana dair sınırlılıkları, ortak tarih anlayışlarının tekamülü, başka tarihi ekollerin etkileri vb. konuların sayfalara yansıdığı bu bölümde ufuk açıcı birçok bilgiyi edinmek mümkündür.

Yeni bilgilerin yeni sahaları da beraberinde getirdiği vakidir. Misal eserin üçüncü bölümünde Türk tarihinin hedeflerine dair tespitlerin yapıldığı önemli bildiriler yer alır. Öncelikle GTT alanıyla ilgili konulara bakıldığında, belli coğrafya ve devletlere yoğunlaşıldığı görülür. Fakat kıyıda kalmış yüksek önemi haiz daha az çalışılmış bölge ve siyasi oluşumlara yönelmek gerekmektedir. Bu GTT’nin hedeflerine uygun bir yaklaşımdır. Misal İran, Sibirya ve Hindistan gibi Türk tarihinin ciddi manada teşekkül ettiği alanlara dair yapılan sunumlar hem coğrafya millet ilişkisini ortaya koyar hem de tarihçiye yeni bakış açıları kazandırır. Ayrıca arkeoloji tarih ilişkisini anlatan bildiride olduğu gibi yeni metodolojik yaklaşımların GTT’nin bakir alanlarında nasıl kullanılacağına dair tüyolar verilir.

Eserin dördüncü bölümü ise, tarihin olmazsa olmazlarından en önemlisi olan kaynaklara ayrılır. GTT’nin kaynak dökümünün tahmin edilenden daha fazla olduğunu kanıtlayan bu bölümde, başta bilinenler olmak üzere adından daha az söz edilen kaynaklar da masaya yatırılır. Misal Çin kaynaklarını ele alan bildiride okuyanı yönlendiren ve yardımcı olan bir bilimsel metot izlenir. Çin kaynaklarının efektif kullanımına dair bu bildirinin rehber olma açısından fazlasıyla pragmatik olduğu dikkat çeker. Ek olarak kaya resimleri, Soğd belgeleri, İdil-Ural Tatar süreli yayınları, SSCB arşiv kaynakları, Kilise kayıtları vb. kaynaklar detaylı ele alınır. Her zaman her yerde rastlanmayan bu kaynaklara dair yapılan tespitlerin tarihçinin ufkunu genişleteceğine şüphe yoktur. Üstelik bu kaynak dökümünün GTT sahasının olanaklarını artıracağını, araştırmaları zenginleştireceğini, okuyanı spesifik alanlara yönlendireceğini düşünmek olasıdır.

Eserin beşinci bölümü ise daha özelleşmiş konulara ayrılır. Başka bilimsel ortamlarda da sunulmasında herhangi bir sakınca olmayan bu bildiriler GTT’nin araştırma sahasının zeminin ne şekilde işlediğini kanıtlamaktadır. Özellikle coğrafya ve konu bağlamındaki çeşitliliği gösteren bu sunumlardan Genel Türk tarihçisinin olaylara yaklaşımını algılamak mümkündür. Aslında bu kısım GTT alanında çalışan tarihçileri Türk tarihinin diğer alanlarında ter dökenlerden hangi yönleriyle ayrıldıklarını da ispat etmektedir. Misal kabaca 19. yüzyılda Bulgarcılık akımı, Babür ordusundaki ortaya çıkan bir çatışma, Farsname-i Nasıri isimli eserdeki Türk izleri, Türkistan’ın Rusya tarafından sömürüsünün yazılı izleri gibi mikro düzeye inen araştırma konularının incelenmesi GTT sahasının ne kadar geniş ve güçlüklerle dolu olduğunu göstermektedir.

Eserin son bölümünde ise, günümüzde GTT’nin ne durumda olduğu ele alınmaktadır. Bu bölümde Türk üniversitelerinde GTT alanına giren derslerin müfredattaki konumu ve durumu hakkında bilgi verilmektedir. Tablolarla zengin bir bilgi aktarımının söz konusu olduğu makale yardımıyla akademik dünyada GTT’nin artıları ve eksileri ortaya çıkmaktadır. Bu bölümdeki bir diğer makale ile GTT derslerinin diğer tarih derslerine nazaran durumunu da takip etmek mümkündür. Esasında çalıştayın işlevsel olarak kendini en iyi gösterdiği oturumun, bu bölüm başlığında düzenlendiğini düşünmek yanlış olmaz.

Eser her ne kadar birbirinden bağımsız konular üzerine bilimsel gelişmeyi sağlamaya çalışan ilim insanları tarafından sunulan bildirilerden oluşsa da Türk tarihine hizmet şiarı noktasında önemli çalışmalar için kıvılcım kabilinden bir etkiye sahiptir. Üstelik sunumlarının didaktik yönüne binaen alanın mensupları için bildirilerin fazlasıyla doyurucu olduğu görülmektedir. Yirmi yedi yazarın ayrı ayrı tezleri, bilgilendirmeleri, önerileri, metodolojik yaklaşımları, analitik değerlendirmeleri alan için çok önemli bir kazanımdır.

İlgili literatür düşünüldüğünde bu tarz çalıştayların kitap haline getirilmesi alanda uzmanlaşacaklara mühim katkılar sunacağı açıktır. GTT alanında eser vereceklerin kaynaklara, teorik yaklaşımlara, metodolojik görüşlere, yeni çalışma sahalarına hakim olmaları için eserin ehemmiyeti inkar edilmez. Ayrıca eserde makalesi bulunan akademisyenlerin çalışmalarına olan ilginin artması olasıdır. Üstelik sadece eserlere değil, Türk tarihinin zengin geçmişine dair önemli araştırma konularındaki çalışılmamış sahalara ilgiyi kanalize eden çalıştay bildirilerinin yeni eserleri müjdelediğini düşünmek mümkündür.

Eserin bilimsel bir toplantıda akademik bir topluluğa sunulan bildirilerden oluşmasına karşın dilinin ağır olduğu ya da fazla terminoloji içerdiği söylenemez. Bu nedenle eserin derin ihtisas konuları hariç genel okuyucu kitlesine uygun olduğu savunulabilir. Bununla beraber eserin bu güçlü yönlerine nazaran bazı ufak tefek eksiklikler de yok değildir. Misal bildiri sahiplerinin sadece çalıştığı üniversite ve akademik unvanlarının verilmesine karşı kısa biyografik bilgileri yoktur. Oysaki bu tarz bilgilendirmeler okurun daha fazla bilgi edinmesini sağlayabilirdi.

Son olarak, GTT konusunda ümitvar olmamızı sağlayacak güçlü bir kadronun ülkemizdeki tarih disiplinini iyi noktaya getireceğini düşündürecek çok şey vardır. Geçmişle kıyaslandığında iyi bir noktada olduğumuz eserdeki bildirilerden anlaşılmaktadır. Yine GTT alanında dirsek çürüten ama çalıştaya katılamayan akademisyenlerimizin olduğu da bilinmektedir. Yapılan çalışmalar sempozyum, konferans, kitap, makale, çalıştay vb. gibi düşünüldüğünde son zamanlarda Atatürk’ün “tarih yazmak tarih yapmak kadar mühimdir” sözünün altının doldurulduğu görülür.
Yanıtla
6
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sevilen, Toni Morrison'ın en sevdiğim romanıydı. Ötekilerin Kökeni'ni de Sevilen''in referansıyla okumaya karar verdiğimi söyleyebilirim. Ama bana biraz ağır geldi. Ne çok etkileyiciydi ne de süper akıcıydı. Kurguyu isi fazlasıyla beğendim. Okurken çok sinirlendim bu da kurgunun gerçekten fazlasıyla gerçekçi olmasıydı. Irkçılığa maruz kalan, aşağılanan, köleleştirilen, haksızlığa uğrayan, dövülen ve hayatı mahvedilen insanlar. Bunları okumak elbette ki kolay değil. Kitapta da bunları görmek sadece kurguda değil gerçekte de olduğunu bilmek kolay sindirilebilecek bir şey değil. İnsan olarak bunları görüyor ve yapanların sıradan insanlar olduğunu, yanımızda yürüdüklerini biliyoruz. Ancak kim olduklarını bilmiyoruz. Morrison'da insanların kusurlarını ortaya dökme konusunda çok başarılı. Ötekileri yazdığı için Morrison'a şükran duyuyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Emile Zola'nın az sözle çok şey anlatabilmesi çok etkileyici. Daha önce Nasıl Ölünür'ü okuduğumda ölümün psikolojik, sosyolojik ve tarihi yanlarını öyküleyerek nasıl anlattığına hayran kalmıştım. Suçluyorum'da da Fransız Genelkurmay’ına yönelik “Suçluyorum” başlıklı açık mektubuyla, Dreyfus’e yapılan haksızlığın karşısına dikilen Fransız aydınlarının sözcüsü oldu. Hukukun sosyolojik olarak eleştirilmesi, temsili değil çok gerçekçi yapılması ve Fransız hukuk sistemine doğrudan sorular sorması harika bir okuma deneyimi sunuyor bence.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Carlo Ginzburg çok harika bir tarihçi. Mikrotarih çalışması lisans hayatımın ikinci yılından beri beni çok etkiliyor. Konuşulmamış, üzerinde durulmamış ve klasik tarihçilerin önemli görmediği konuları iyi bir araştırmacı gözüyle inceleyip yazması beni hep çok büyülüyor. Bu çalışma da cadılık tarihi ve tarım kültürleri üzerine okuduğum ilk çalışmaydı. Engizisyon arşivlerini çalışmak ve köylüler arasındaki yaygın kültürün tarihi üzerine yapılmış tek çalışma da olabilir. Okuma sürecim biraz çetrefilli oldu çünkü dikkatimin çok dağınık olduğu bir zamanda başlamıştım okumaya ama birden hızlı bir okuma serüvenim oldu ve elimden bırakamadım. Benzer okuma deneyimini Peynir ve Kurtlar okurken de yaşamıştım. Aynı akıcılık ve aynı etkileyicilik bu kitapta da beni yakaladı.
Yanıtla
5
2
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çizilen portrede ezik ifadesi, toplumumuzda ezilen, itilmiş, ötekileştirilmiş kişilikler yanında saflığı ve iyi niyetliliği de yanında taşımaktadır. Lakırdı yuvarlayan, oturduğu yerden kaynanalık yapan, ağızları açlık kokan ama çelebilikten vazgeçmeyen, sünepe kişiliklerdir bunlar. Genellikle eşlerinin tabiriyle, “bir baltaya sap olamayan çürük odunlar” gibidirler. Kıraathanelerin müdavimleridirler. Geçim tutmakta zorlanan kişiliklerdir. PTT (Pijama Terlik ve Televizyon) müdavimleridirler. Bu kişilerin her ne kadar tembellikleri, miskinlikleri olsa da pesimist değillerdir. Kültürümüzde olan "miskinler tekkesi" müdavimleri ve değme sofiler gibi roman karakterleri de miskindirler. Ama içlerinde kimileri aklın ötesinde deliliğin sınırında yaşayanları da vardır. Bu müzmin ezikliği daha çok kanıksamış kişiliklerdir. Bir taraftan bu insanların tavırları da, öfkeleri gibi birçok halleri de samimidir.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlkay Coşkun'un benzersiz kitap incelemeleri ve öznel görüşleriyle donatılmış "Kitap Gözü," kitapseverlere eşsiz bir okuma deneyimi sunuyor. Coşkun, eserinde kapsamlı bir perspektif sunarak, her bir sayfasında okuyucularını edebiyat dünyasının derinliklerine davet ediyor.

"Kitap Gözü," yazarın özenle seçilmiş eserleri incelerken kendi benzersiz bakış açısını yansıtıyor. Şiir, deneme, öykü, roman ve fikriyat başlıklarında yer alan bölümler, Coşkun'un edebi zevkini ve analitik yeteneğini keşfetmek isteyen herkes için bir hazinedir.


"Kitap Gözü," okuma listelerini zenginleştirmek ve edebiyatın derinliklerinde yolculuk yapmak isteyen herkes için kılavuz niteliğinde bir eserdir. İlkay Coşkun'un kitaplar üzerine derinlemesine düşündüğü, edebiyatı tutkuyla yaşadığı bu çalışma, kitapseverlerin merakını cezbetmekle kalmayıp, aynı zamanda okuma deneyimini zenginleştirmek için ideal bir kaynak olduğunu söyleyebilirim.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarı ilk kitabından itibaren sıkı bir şekilde takip eden biri olarak şunu söylemeden geçemeyeceğim ki kendisi resmen dizi sektörüne yön veriyor. Dijital platformda yayınladığı Hüsnüyusuf isimli hikayesi sonrasında Atiye dizisi patlamıştı, şimdi de Sana Kendimi Anlatsam kitabı sonrasında Kızıl Goncalar dizisi gündem oldu. Bu dizilerden çok daha önce kaleme aldığı hikayeler bize şunu gösteriyor ki; güncel ve ilgi çekici konulara dair öngörüsü, kurgulama ve anlatma yeteneğiyle birleştiğinde ortaya elinizden bırakmak istemeyeceğiniz harika kitaplar çıkıyor. Mehtap Soyuduru Çiçek tartışmasız bir markadır.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  3
Bildir