Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bugüne kadar birçok seyahat kitabı okudum. Fakat bu kitap içlerinde en iyisi ve en nitelikli olanı idi. Doğu Türkistan'ı istila edip sömürgeleştiren Çin'in, müslüman Uygurları asimile etmek ve Çinlileştirmek için her yol ve yöntemi uyguladığını güncel tanıklıklarla okuma fırsatı buluyorsunuz. Yazar seyahate çok iyi hazırlanmış, programlı bir gezi yapıp izlenimlerini tarihle harmanlayarak ve gördüklerini fotoğraflayarak adeta belgesel çapta bir çalışmaya imza atmış. Bu acı ve hüzün verici izlenimleri okurken yazarın da kitapta belirttiği ve uyardığı gibi tevafuk bu ya Çin, Türkiye'den bir grup gazeteciyi Doğu Türkistan gezisine davet etmiş. Çin'in sponsor olduğu CGTN Türk YouTube kanalında bu gezinin videosunun ilk bölümünü seyrettim. Bu video Çin'in propaganda amaçlı bir faaliyeti olup Uygurlar'ın Çin sayesinde tehlikeli fikirlerden arındırılıp uygarlaştırıldığı anlatılıyor. Kitaba on üzerinden on verdim. Bu kitabı ne yapıp edip alıp okuyun lütfen.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Zihninin derinliklerinde gezdiriyor okuru kitapta Vüsat O. Bener. Hikayelerin tamamı çeşitli nedenlerle hayata tutunamayanlara ait. Oğuz Atay'ın arkadaşından da zaten böyle bir yazım stili ve öyküler beklenirdi. Tüm hikayeler son derece akıcı belki ama özellikle zaman geçişlerindeki hızdan hikayenin neresinde olduğunuzu anlamanız zorlaşıyor. Kitabın ilk kısımdaki hikayeler çok başarılıyken sonlara doğru öykülerin anlatımı okur için daha da zor kılınmış. Dili zorlayıcı, sarsıcı ve farklı. Değişik anlatımı, farklı hikayeleri ve yaşanmışlıklarıyla Vüsat O Bener'in Türk öykücülüğünün ayrık otu yazarı olduğunu bu kitap her hikayesiyle kanıtlıyor. Oğuz Atay'ın yazımını, biçimini sevemeyenler bu kaleme hiç bulaşmasın. İçine girildiğinde tadından yenmeyecek öyküler. Zor, kolay değil anlaması ama... İşte o ama kısmının verdiği edebi zevk tek kelimeyle harika.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"Ahsenü'l kasas" diye adlandırmış Rabbimiz Hz. Yusuf kıssasını. Efendimiz (sav) ve ashabına kalplerine bir teselli kıssası.
Hz. Yusuf kıssası o kadar canlı taze ki günümüze bir ayna ... İçinde her okuyanın kendinden bir şey bulacağı bir kıssa. Hz. Yusuf' un çocukluğundan başlayıp Mısır sultanlığına kadar uzanan olaylar zincirinde Rabbine teslimiyeti, sadakati, sabrı... Ve Rabbinden gelen ilim ve hikmeti O' dan geldiğini bilerek ilerlemesi... Günümüz aile, insan psikolojisi, ekonomi, devlet yönetimi, ekonomi konularına bakan yönleriyle ışık olan kıssa. Yazar Fatma Bayram tefsir niteliğinde kişisel-sosyal psikojik yaklaşımlarla da açıklamış. Teşekkürler...
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Horla'yı bitirdiğimde bende kalan şey korkudan çok insanın kendi zihniyle çelişmesiydi. Anlatıcı daha en başta insanların açıklayamadıkları şeyleri görünmez güçlere bağlamasını küçümsüyor. Ama yaşadıkları arttıkça bu kez kendi açıklayamadığı her şeyi Horla ile açıklamaya başlıyor. Bence Maupassant burada sadece görünmez bir varlık anlatmıyor. İnsan bazen korkularını dışsallaştırıp onlara bir isim veriyor, sonra da gerçekten varmış gibi onlara teslim oluyor. Bu yüzden ben Horla'yı bir hayaletten çok, insanın kendi zihninde büyüttüğü korkuların ve çelişkilerin simgesi olarak okudum. Finalde evi yakması bile bana göre Horla'yı değil, kendi zihnini susturma çabasıydı. Ama insan kendi zihninden kaçamadığı için geriye sadece daha büyük bir çaresizlik kalıyor. Kitabı bitirdikten sonra aklımda kalan soru Horla'nın gerçekten var olup olmadığı değil, insanın kendi yarattığı korkulara ne zaman inanmaya başladığı oldu. Miras ise de okunmaya değer bir diğer güzel hikaye idi.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Beyhan Budak'ın kitapları, dili, üslubu ve samimi anlatımıyla bana her zaman çok iyi geliyor. Hayat Acemileri İçin Yaşam Rehberi de bu anlamda beklentimi fazlasıyla karşıladı. Kendini tanıma yolculuğunda insana eşlik eden, yargılamadan düşündüren ve hayatın içinde karşılaştığımız birçok duruma farklı bir pencereden bakmayı sağlayan bir kitap. En çok da şunu fark ettim: Beyhan Budak'ın hangi kitabını elime alsam, sanki tam o dönemde ihtiyaç duyduğum konuya değiniyor, zihnimi meşgul eden sorulara ışık tutuyor. Benim için her seferinde çok güzel bir tevafuk oluyor. Okurken kendinizden parçalar bulacağınız, altını çizerek ilerleyeceğiniz ve zaman zaman tekrar dönüp okumak isteyeceğiniz kitaplardan biri. Kendini daha iyi tanımak ve hayatına farklı bir bakış açısı kazandırmak isteyen herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk
Hiçbir yere gitmiyor." diyor ya Edip Cansever, işte tam da öyle bir öykü...
Kitap, insanı öyle bir yerinden yakalıyor ki, çocuklukta yaşanılan bir anın, söylenilen bir sözün insan ruhunda, derinlerde bir yerde nasıl da yara, alıp kabuk bağlayıp, bir gün ansızın bir tetikleyici ile gün yüzüne çıkabileceğini en derinden hissettiriyor. Okurken kendi çocukluğunuzdan izlere rastlayabileceğiniz, önemsiz gibi görünen kısacık anların ağırlığını hala taşıdığınız gerçeği ile yüzleşebileceğiniz derin bir psikolojik roman...
Dili oldukça sade, süslü cümlelerden ziyade ruha işleyen, duygu yoğunluğu yaşatan,
hüzünlü bir sürükleyiciliği var.
Kendi yaralarınızla yüzleşmeye hazırlanmanızı öneririm...
Keyifli okumalar dilerim.
Yanıtla
7
0
Destekliyorum  4
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Baş Belaları ve Baş Yapıtları, önemli ressamları yalnızca biyografileriyle anlatmıyor. Yaşadıkları dönemi, içinde bulundukları sanat akımlarını ve ortaya koydukları eserleri birbirine bağlayarak çok akıcı bir anlatı kuruyor. Böylece bir tabloya bakarken sadece renkleri ve tekniği değil, ressamın hayatını, dönemin ruhunu ve o eserin neden ortaya çıktığını da görmeye başlıyorsunuz.
Özellikle sanat tarihine yeni ilgi duyanlar için oldukça iyi bir başlangıç kitabı. Akademik bir dil kullanmadan, merak uyandırarak ilerliyor. Kitap bittiğinde yalnızca ressamların isimleri akılda kalmıyor; Empresyonizm, Ekspresyonizm, Kübizm gibi akımların nasıl doğduğu ve birbirini nasıl etkilediği de zihinde daha net bir yere oturuyor.
Benim için en güzel tarafı ise, müzede ya da bir kitapta karşılaştığım tabloların artık çok daha fazla şey anlatmaya başlaması oldu.
Yanıtla
7
0
Destekliyorum  4
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çok etkilendiğim ve üstüne çok düşündüğüm bir kitap oldu. Sayılı günler ilginçtir. Normalde insan için çok yavaş geçmesi gerekir. Bir idam mahkumu için ise çok fazla hızlı.. Ama bu hikâyede sanki aynı anda hem hızlı hem yavaş akıyor. Günler tükeniyor, fakat her dakika ağırlaşıyor. Ben olsaydım ne yapardım diye düşündüm. Sanırım sürekli hayal kurardım. Bir daha asla yaşayamayacağım anları, gerçekleştiremeyeceğim hayalleri, hissedemeyeceğim duyguları düşünürdüm. Bu da beni belki daha da büyük bir çıkmaza sürüklerdi. O ise kendini yazıya verdi. Bunun doğru mu yanlış mı olduğunu bilemem. Ama yazmak, yaklaşan ölüme karşı son direnişi gibiydi. Bence kitabın en etkileyici yanı da burada başlıyor. Mahkûm öldü. Ölmekten kaçamadı. Ama düşünceleri kaldı. Victor Hugo sayesinde sesi bugün hâlâ duyuluyor. Artık fiziksel olarak yaşamıyor olabilir ama okuyan herkesin zihninde bir iz bırakıyor.

Çünkü ölmek ölmektir. Ama yaşamak, geride bir iz bırakmaktır. İz bırakanlar ise kolay kolay unutulmaz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum  12
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlk sayfalarda dağınık, olay örgüsü zayıf ve yalnızca bir çocuğun günlük yaşamını anlatan bir roman okuyormuş hissine kapıldım. Devam etmekte oldukça zorlandım. Neredeyse 100 sayfa bu şekilde ilerledi. Tekrarlayan cümleler, konu atlamaları ve önemsiz gibi görünen ayrıntılar başta yorucuydu. Fakat belli bir aşamadan sonra konuya dahil oluyorsunuz. Bu süreç fazlasıyla sabır istiyor. Roman, 10 yaşındaki karakterin gözünden anlatılıyor, yetişkin okura hiçbir şeyi doğrudan açıklamıyor. Aslında bir boşanma hikayesinden çok, çocukluğun sessizce sona erişini anlatıyor. Paddy’nin anlayamadığı aile içi çatışmalar, anne ve babasının giderek bozulan ilişkisi ve evin yavaş yavaş dağılışı, satır aralarından okunuyor. Kitabın en sarsıcı yanı da bu; çocuk anlatıcı yaşanan trajediyi tam olarak kavrayamazken okur, onun kaybettiği güven duygusunu derinden hissediyor. Çocuk tasavvurunun, fark edilmesi zor ayrıntılarla nasıl şekillendiğini gösteren güzel bir roman. Bitirince karakter için yüreğim burkuldu.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Nouman Ali Khan ın Bakara Suresi tefsirinin diğer iki kitabını da okumuş biri olarak yorum yapacağım. Yazar Arapça dil bilgisine çok hakim. Tefsir ederken ayetleri genel olarak yorumlamıyor, kelimelerin köküne iniyor. Kelime hangi anlamları ifade ediyor, hangi ek gelince hangi anlamı ifade eder bunu çok net analiz ediyor. Arapların bu kelimeyi ne şekilde, nerelerde kullandığını somut örnekler ile pekiştiriyor. Ve ayrıca sadece sure bazında ilerlemiyor. Bu şekilde ayetleri daha iyi anlıyoruz. Sureleri diğer surelerle ilişkilendiriyor. Alıştığımız tefsirlerin dışında kalıyor bu da bize farklı zaviyelerden bakma olanağı sunuyor. Belki bu noktada okurken biraz zorlanabilirsiniz fakat üsluba alışınca hızlı ilerleyebilirsiniz. Başucu kitabı olmayı hak ediyor..
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir