Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"iş olsun" bir boş vermişliğin değil, umutsuzluğun kol gezdiği bugünlerde "bir şeyler yapmak lazım" seslenişidir.

kitap iki bölümden oluşuyor: 1. bölüm geleneğin izinde ince bir hat, 2. bölüm duyguların peşinde daha rahat başlığından oluşuyor.
zulmün kadim tarihi içerisinde insanın konumlanışını dile getirdiği şiirleri Türkiye panoramasını insan kaypaklığının makus talihi (tarihi) bağlamında belirli bir zemine oturtmaya çalışıyor.

1986 tarihinde kaleme aldığı şiirle başlayan kitap, 2024 yılında yazılan şiirlere kadar uzanan bir kapsayıcılığa sahip. böylece şairin serencamını zaman-mekan bağlamında izini sürüyorsunuz.
unutmak hatırlamak sarkacında şair "hiçbir şey olmamış gibi konuşmanın" zorluğuna değiniyor.

şiir severlere tavsiyemdir.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Budizmin kısa ama kapsamlı bir özeti...
Kitapta Budizm'in doğuşundan yakın tarihimize kadar olan yolculuğundan bahsediliyor.

Yazarın kitabın giriş kısmında bahsettiği gibi Budizm'in özellikle Asya'da birçok farklı yüzü olduğu için tek bir Budizm akımından bahsetmek mümkün değildir. Yazar bu düşünceden yola çıkarak kitabın ilk bölümünde Budizm'in doğuşunu Hindistan'dan başlayıp, Siddhartha Gautama'nın hayatından bahsedip Budizm'in ilk çıktığı dönemdeki genel prensipleri ve uygulama şekillerini anlatmış.

Daha sonra Budizm'in yayılmaya başlaması ve okullar vasıtasıyla öğretilmesi; ilerleyen bölümlerde Orta Asya, Çin ve Japonya'ya ulaşması ile bu bölgelerdeki yayılma ve gelişme evreleri anlatılmış. Sonraki bölümlerde Budizm geleneklerinden, felsefesinden bahsedilmiş. Son olarak Batıdaki yayılışlardan bahsedilerek kitap sonlandırılmış.

Yaklaşık 100 sayfalık bir kitap olmasına rağmen kitapta çok fazla sayıda kişi, yer ve teknik terim geçiyor. Daha önceden Budizm ile ilgili yeterli bilginiz yoksa, benim gibi kitabı okuyup anlamakta zorluk çekebilirsiniz. Budizm'e ilginiz varsa özellikle tarihi gelişimi ve dünya genelinde yayılışı ile ilgili değerli bilgilere ulaşabileceğiniz bir kitap.

"Buda'nın hayatı ve öğretileri, ıstıraptan öğrenmek üzerinedir ve bütün arayışı, ıstırapla nasıl başa çıkılabileceği olmuştur." (s.24)



Yanıtla
4
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Modern filozof Žižek'ten Lacan rehberi!
Slavoj Žižek tarafından yazılan "Lacan'ı Nasıl Okumalıyız?", Jacques Lacan'ın derinlemesine psikanalitik teorilerini anlamak için bu kitap yardımcı olur. Žižek, Lacan'ın teorilerini daha anlaşılır hale getirmek ve okuyuculara daha derinlemesine anlama fırsatı vermek için örneklerini ve kendi yorumlarını kullanır. Okuyucu, kitapta Lacan'ın teorik temellerini ve temel kavramlarını öğrenir.

Lacan, gerçek, imgesel ve sembolik düzenlere büyük önem verir. Lacan, gerçekliği üç düzeyde inceler: gerçek, imgesel ve sembolik düzenler arasındaki ilişkiler ve bunların bireyin psikolojik yapısına etkileri ele alınıyor. Ek olarak, Žižek, "ayna evresi" olarak bilinen kavramı kullanarak, bireyin kendilik bilincinin gelişimi sırasında bir ayna karşısında kendisini tanıması sürecini tanımlar ve bu aşamanın bireyin benlik algısı üzerindeki etkilerini tartışır.

Žižek, arzu ve dürtü kavramlarını psikanalitik terapi ve süreç bağlamında ele alır. Arzunun ve dürtünün sembolik düzende nasıl ortaya çıktığını ve nasıl işlediğini açıklar. Lacan'ın teorisinde psikanalitik semptomların yerini ve bu semptomların nasıl okunması gerektiğini ele alır. Lacan'ın Sigmund Freud'un çalışmalarını nasıl yeniden yorumladığı tartışılır. Žižek, Lacan'ın Freud'dan nasıl ayrıldığını ve onun fikirlerini geliştirdiğini açıklar.

Žižek, Lacan'ın teorilerini hem bireysel psikolojiye hem de kültürel ve toplumsal analizlere uygular. Lacan'ın kavramlarının sinema, edebiyat ve popüler kültür üzerinden nasıl yorumlanabileceğini gösteriyor. Lacan'ın dilin bilinçdışı ve kimlik üzerindeki etkilerine ilişkin görüşleri kapsamlı bir şekilde tartışılır.

Slavoj Žižek tarafından yazılan "Lacan'ı Nasıl Okumalıyız?", Lacan'ın karmaşık teorilerini anlamak isteyenler için bu kitap çok önemlidir. Žižek, Lacan'ı kendi özel üslubuyla ve örnekleriyle daha erişilebilir hale getirir. Kitap, Lacan'ın teorik temellerini kapsamlı bir şekilde ele alarak okuyuculara geniş bir bakış açısı sağlar. Žižek'in analizleri ve yorumları, Lacan'ın fikirlerini daha iyi anlamak için yararlı yollar sunar. Žižek'in kitabı, Lacan'ın teorilerine ilgi duyanlar için bir başlangıç noktası olarak hizmet ederken, daha önce Lacan hakkında bilgi sahibi olanlar için de kapsamlı bir inceleme fırsatı sunar. Lacan'ın karmaşık ve soyut teorilerini somut örneklerle açıklamak, okuyucunun bu teorileri daha iyi anlamasını sağlar.
Yanıtla
1
2
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Daha önce "craven malikanesi" adlı eserini okuduğum bu yazar, kitapta yer alan ifadelerle insanda merak duygusu oluştururken mekanların ustaca tasvir edilmesi oluşturulmuş kurguya daha çabuk adapte oluyorsunuz. Kitabın konusu ve akıcılığı oldukça iyi diyebilirim. Eğer bu kitap filme uyarlanırsa bilgisayar efektleriyle konusu izleyicilere daha iyi aktarılır gibi.

Korku gerilim türünde kitap okumak isteyenlerin darcy coates okumasını tavsiye ederim. Zaten sade ve akıcı bir anlatım hakim kitapta. Korku gerilim sevenlerin keyifle okuyabileceği bir kitap.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okuma odası tekinsiz edebiyat dalında yazılmış kısa hikayelerden oluşan, okuyucusunu tatmin eden güzel bir kitap kanımca. Kitabı bitirdikten sonra genel bir temasının olduğunu da fark ediyorsunuz. Akıp giden zamanlar, yaşlanma ve seçimlerin azalması.

Kullanılan anlatım şekli genel olarak tek bir karakterin bakış açısıyla ilerliyor. Konuşmalar genel olarak yüzeysel kalıyor (bilinçli olarak diye düşünüyorum) ve anlatımda bazı mutlak bilgi yüklemeleri kısımları var. Dil ağır değil, ağdalı şekilde bir anlatım yok okuyucuyu yormuyor.

Modern hikayeler okumak istiyorsanız güzel bir fırsat.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sema Soykan okurken sürekli yeni bir şeyler öğrenmeniz kaçınılmaz .Daha kitabın başında ipten almak, kozunu paylaşmak deyimlerinin çıkış noktasını öğrendik... Neler neler yoktu ki bu bilgisel gibi romanda. Mardin'den İtalya'ya kadar tarihi detaylar, kültür fark etmeksizin kadının yaşam mücadelesi.. Ah kadınlar, canım kadınlar. Yana yana bize armağan ettikleriniz, okurken kanınız çekiliyor. Öyle bir varoluş mücadelesi. Tüm bu değerli bilgiler film tadında bir hikayenin içinde yer alıyor. Üç mücadeleci kadının sürükleyici hikayesi içinde. Okumaktan pişman olmayacağınız bir roman.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Serinin ikinci kitabı, modernleşme döneminde ortaya çıkan kavramların İslami çerçeveye uygun olup olmadıkları ya da İslami çerçevedeki yeri irdelenmiştir. Örneğin demokrasinin, fikir özgürlüğünün eşitliğin İslami naslara uygun olup olmadığı bilimsel bir şekilde çeşitli görüşleri ortaya koyarak açıklanmıştır. Örnek vermek gerekirse hürriyet'in tanımı yapılarak modern dönemde hürriyetin kapsamı açıklanarak İslami perspektife yansıma nasıl olduğu İslam ulemasının görüşlerinden yola çıkarak açıklanmıştır. Dahası sekülerleşme, laiklik kavramlarının o dönemdeki yansımaları dönemin aydınlarının bu konular hakkındaki görüşleri çok güzel bir şekilde yer verilmiştir. Konuyla ilgili arkadaşlara şiddetle tavsiye ederim. Ayrıca kampanya kapsımda uygun fiyata satın alma ikanı sağlayan Kitap yurduna çok teşekkür ederim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Selçuklu Dönemi Suikastlerine Bakış
Eski zamanlardan beri toplum ve devlet içinde önemli noktalarda olan kişilere yönelik planlı suikastler gerçekleştirilmiştir. Bunların bazıları neticeye ulaşırken bazıları da plan dışı gelişmeler nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Yazar Hasan Taşkıran, yüksek lisans tezi olarak hazırladığı bu eserinde tarihin önemli devletlerinden "Selçuklular" da gerçekleşen suikastleri mercek altına almış, yaşanan suikastlerin nedenlerini ve perde arkasındakileri irdelemiş, suikastlerin toplumsal, siyasi, ekonomik ve sosyal yansımalarını aktarmıştır.

Kitabı incelediğimizde; Selçuklu devletlerinde iki tip suikast modeli göze çarpıyor. Birincisi Hasan Sabbah'ın liderliğinde olan Haşşaşi de denen Batıniler'in devlet adamlarına olan suikastleridir. İkincisi ise hanedan mensuplarının iktidarı ele geçirme amacıyla birbirlerine karşı kurdukları suikastlerdi. Hasan Sabbah'ın örgütü oldukça başarılıydı. Zira Hasan Sabbah, Selçukluların yapısını iyi biliyordu. Onların zayıf ve kuvvetli yanları hakkında fikir sahibiydi. "Fedai" adını verdiği adamlarına haşşaş çektirerek zihinlerini bulandırıyor sonra da atalarının yaşadığı zulümleri onlara anlatıp, "İsmaili" tarikatı uğruna canlarını feda etmeye şartlandırıyordu. Bu sebeple Fedailer çoğu zaman halkın arasına karışıyor, devlet alimlerine "yardıma muhtaç kişi" rolü oynuyor ve onlara yaklaştıkları anda hançerleyerek ölümlerine sebep oluyorlardı... Büyük Selçuklu döneminde Batınilerin ses getirdiği en büyük suikast vezirler veziri "Nizamü'l-Mülk"e kurulan komploydu. Bu suikastte Sultan Melikşah'ın karısı Terken Hatun'un Batınilerle anlaşma yapması söz konusuydu. Öte yandan Sultan Berkyaruk ve Sultan Muhammed Tapar da suikaste uğramış ancak sağ kurtulmayı başarmışlardı. Özellikle Selçukluların fetret devrinde Batıniler'in komploları artmıştı. Bunun nedeni olarak da Batınilere uygulanan politikanın beğenilmemesi yer alıyordu. Bu dönemde birden fazla vezir, emir, beg, kadı ve fakih sınıfından kişilere suikastler düzenlenmiş ve devlet çöküşe sürüklenmişti...

Büyük Selçuklu dönemi sadece Batıniler değil kendi içerisinde çıkar çatışması yaşayanların da suikast düzenlediği anlara şahit oldu. Selçukluların yükseliş devri hükümdarı Alparslan başta olmak üzere dönemin en başarılı hükümdarı sayılan Melikşah da suikast yapılarak öldürüldüler.

Selçuklu devletinin genişleyen kollarında yer alan Irak ve Suriye Selçuklu devletleri ve Anadolu Selçuklu Devleti'nde de suikastler aynı mantıkla işlenmeye devam etti. Vezir, emir veya sultan hedef alındı. Amaç mevcut düzeni yıkmak ve devrilen liderin yerine geçmekti. Anadolu Selçuklu Devleti'nde Batıni girişimli suikastlere rastlanmadı. Burada daha ziyade iktidar hırsı için birbirini ezen devlet adamları ön plandaydı. Sultan Alaeddin Keykubat ve 2.Gıyaseddin Keyhüsrev, devlet adamlarının zehirletmeleri sonucu ölmüş liderlerdir. Dönemin en ünlü veziri Saadetin Köpek de suikaste uğrayanlardandı...

Yaşanan bu suikastlerin Selçuklu devletlerine büyük kayıpları olmuştur. Sultan Melikşah 'ın zehirlenerek öldürülmesiyle ihtişamlı dönem sona ermiş ve devlet gerileme dönemine sürüklenmiştir. Yine Anadolu Selçuklularda Keykubat'ın zehirlenerek öldürülmesiyle devlet düzeni karışık bir hal almış ve Moğolların egemenliği artmıştır. Batınilerin suikastleri ise halkı tedirgin eden bir hal almaya başlamış, insanlar yolda yürüyemez hale gelmiştir. Hatta öyle ki çoğu dilenci veya evsiz insan Batıni sanılıp öldürülmüştür.

Tarihi bir araştırma tezi olan bu kitap, geçmişimiz olan Selçuklular hakkında anlattığı kıymetli bilgileri ile beni ziyadesiyle memnun etti.

Tarihle ilgili arkadaşlara tavsiye ederim.

İyi Okumalar.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Wolfie Kardeşler serisinin 3. Ve son kitabı. Serinin en çok beğendiğim kitabı bu oldu. Yazarın da yazdığı ilk kitapları olduğundan üçüncü kitaba geldiğimizde kendini bayağı geliştirdiğini hissedilir insan. Konu olarak ilk iki kitapta hayattan bir beklentisi olmayan, serseri ve kendilerini ezik hisseden iki kardeşin yönlerini bulmaya çalışmalarını okuduk. Üçüncü kitapta artık tam anlamıyla karakterlerin içini gördük ama. Son kitapta abileriyle arasındaki uçurum her geçen gün daha çok artarken Cameron da bir nevi bu uçurumun yüksekliğine bakarak ne olmadığını buluyor diyebiliriz. Yazar ilk iki kitaptan çok daha yoğun bir dil, ilginç imgeler ve betimlemelerle beni kendine hayran bıraktı. Çok derin ve farklı betimlemelerle karakterin hissettiklerin yansımıştı. Olay örgüsü ve karakter gelişimi de çok yerindeydi. Özellikle verdiği mesajı çok sevdim. Yüreği güzel olan insanlar kendilerini ne kadar ezik hissetselerde aslında durum hiç de sandıkları gibi değil kısaca.

Okumaya değer bir seri.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
öncelikle haluk özdil çok başarılı ve cesur bir araştırmacı. bu 5 kitabın tamamı için yorum yazacağım. okudukça yorum ekleyeceğim ya da güncelleyeceğim. kitapları incelediğimde herhangi bir sıraya sahip olmadıklarını gördüm ve kafama göre okumaya başladım. ilk olarak “şarkısını söylüyordu deniz” suriyeli bir kadının hatıra defterinin Türkçe tercümesi. tabii yazar bu günlüğü birebir mi çevirdi yoksa ana metne sadık kalarak hikayeleştirdi mi anlamak zor. ama son derece sarsıcı bir kitap. ikinci olarak “örümceğin ayak izi” inanılmaz akıcı ve merak uyandıran muhteşem olay örgüsü ile beni vurdu. olayları o kadar hızlı anlatmış ki herhangi bir detayda boğulmuyorsunuz ve merakla sayfaları çeviriyorsunuz. daha fazla yorum yazmak istiyorum ama karşılaşacağınız sürprizleri bozmak istemediğim için kesiyorum yorumumu. şuanda “seçilmişler” kitabına başladım. şimdilik 5 yıldız ve şiddetli tavsiyem sürüyor.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum 
Bildir