Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kısa olmasına rağmen insanın kökenine dair düşündüren, akıcı bir anlatıya sahip. Bilimsel bir gerçeklik iddiası taşımıyor; insan doğasını yalın ama etkileyici bir hikaye üzerinden sorgulatıyor.
Kitap boyunca kendime şu soruyu sordum: İnsan dediğimiz şey gerçekten ne zaman insan oldu? Ateşi kullanınca mı, konuşmayı öğrenince mi, yoksa başkası için korku duyup ahlak geliştirebildiğinde mi? Bu soruları hikayenin içine usulca bırakıyor.
Kitabı okurken, Alaska’daki altın arayıcılığı yıllarında doğayı ve insanı gözlemlerken zihninde filizlenen düşüncelerin bu romana dönüştüğünü hissettim. Sanki milyonlarca yıl öncesini değil, insanın hiç değişmeyen özünü anlatıyor. Medeniyetin ince bir kabuk olduğunu; altında hala korkan, kaçan ve hayatta kalmaya çalışan ilkel insanın izlerini taşıdığımızı hatırlatıyor.
Bu yüzden benim için yalnızca sürükleyici bir macera değil, kısa ama zihinde uzun süre yaşayacak sorular bırakan bir okuma oldu
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Azınlık olmanın ezikliğini en derinden hissettiren topraklarda; yerleşik olamamanın, insanın kendi yurdunda bile eğreti ve güvensiz hissetmesinin ne demek olduğunu Bosnalı yazar, yüksek bir edebi güçle ve yer yer mizahi bir dille anlatıyor. Hatta öyle ki eser, neredeyse otobiyografik bir anlatı hissi uyandırıyor. Mizahın, psikolojik sağlamlığın en güçlü baş etme mekanizmalarından biri olduğunu da satır aralarında hissettiriyor.
Avrupa’nın ve hatta Amerika’nın göçmenlere karşı ikiyüzlü tutumunu ve karakterlerin yaşadığı kimlik karmaşasını derinden hissettiriyor. Kalemi o kadar güçlü ki okuru farklı karakterlerin ayakkabılarıyla yürütüp onların penceresinden dünyaya baktırıveriyor. Kitabı benim için özel kılan şey ise “Bakın ben nasıl da edebiyat yapıyorum” çığırtkanlığı yapmadan, Allah vergisi doğallıkla yazması, severiz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kritiğini de yapmış olduğumuz Viktor Frankl’ın İnsanın Anlam Arayışı kitabı, ilk kısımdaki toplama kampı tanıklığı ve insanın en zor şartlarda bile tutunacağı bir "anlam" kırıntısı arayışını oldukça çarpıcı bir atmosferle sunuyor.
Ne var ki kitabın ikinci bölümü olan logoterapi kısmına geçildiğinde işler biraz değişiyor. Metin bir anda tüm o vurucu anlatıdan kopup tekdüze bir psikoloji makalesine evriliyor. Aynı fikirlerin farklı kelimelerle defalarca tekrarlanması, okuma akışını ciddi şekilde baltalıyor ve yer yer insanı metinden tamamen soğutacak düzeyde bir sıkkınlık veriyor.
Büyük umutlarla başladığım ancak özellikle ikinci yarısında ilerlemekte epey zorlandığım bir kitap oldu. Buna rağmen ilk bölümü için bile olsa okunmaya değer. Özetle benim için popülerliğinin gerisinde kalan bir okuma tecrübesiydi.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlk kitabı olan Çerçialan'la 2016 yılında Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülünü alan yazar, bu eserinde çıtayı daha da yükseğe taşımış. Çerçialan'da yer alan öyküler, kimi zaman anlaşılması zor ve dikkatli bir okumayı isterken, bu kitapta dil çok daha rafine ve akıcı hale gelmiş.

Bilenler bilir Gamze Arslan'ın öyküleri serttir, bu toprakların kadim sorunlarından beslenir. Gamze Arslan'ın öyküleriyse bu kaynağın sonuna kadar işlenmesinden oluşur. Coğrafyamızın çok iyi bildiğimiz sorunlarını, dertlerini her öyküde farklı farklı şekillerde son derece özel bir içerikle anlatmış. Ceset diken adamdan tutun da sütlerini sağıp buzdolabında şişe şişe saklayan Sütleğen'e kadar birçok sert ve vurucu öyküyle karşı karşıyayız bu eserde. Fakat bu sert öyküler öyle güzel bir dille bezenmiş ki yazarın anlatımı hayranlık uyandırıcı. Hem çok farklı bir gözlem ve hayal gücünün ürünü bu öyküler, hem de anlatım bakımından büyülü bir dile sahipler.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aruoba külliyatına de ki işte ile başladım ve karşıma şiirle öykü arasında, haiku tadında müthiş derinlikli metinler çıktı.

Aruoba, ilk sayfalarda Zerdüşt göndermesiyle okuru yoğun felsefi bir atmosfere sokuyor. Önce ölümü, ardından yaşamı ele alıyor; çünkü ona göre ölümü kavramadan yaşamın değerini bilmek mümkün değil. "Nasıl olsa öleceğimize göre, yaşamalıyız" anlayışıyla ölümü bir karamsarlık değil, aksine yaşama anlam katan bir parça olarak sunuyor.

Metinler arkası derinlik hayranlık uyandırıcı. Kant ve Nietzsche atıflarının yanında, Escher'in karmaşık ve iç içe geçen tablolarının hissi metne çok güzel yansımış. Hatta ilk sayfalardaki Dürer'e ait yarım tablonun, okur tarafından zihinde tamamlanması istenen bir simge olduğunu düşünüyorum.

Bir bakıma insanı durup düşünmeye zorlayan bir içsel dönüşüm kitabı. Yazarla tanışmak için doğru kitap mıydı emin değilim; ancak sakin bir kafayla okunması gereken felsefeye meraklı herkes kesinlikle şans vermeli.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın kapağında kullanılan gerçek fotoğraftan hareketle yazar hayal dünyasında bizleri Abdülhamit dönemine davet ediyor.Nefes alırken nefes aldırmayan o uzun cümleler sanki dönemin telaşını, kargaşasını, hengamesini hissettiriyor.Payitahtta koştururken sokakların serencamını da güzel tasvir ettiğini düşünüyorum. Klasik Türkçe kelimeler de kullanıldığı için sözlük kullanmanız gerekebilir. Hem tarih hem de polisiye sevenlerin okuyayabileceği bir eser olmakla birlikte farklı bir kalem arayışında olanlara da tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Con Sinov'un Yarının Adamı serisinin dördüncü kitabı Başkomutan, benim için 1919-1921 arasını anlatan bir tarih kitabın çok ötesinde bir kaynak oldu. Cumhuriyetin temelinde yalnızca kanlı bir savaş değil; insanüstü bir emek, sabır, fedakârlık ve sarsılmaz bir irade bulunduğunu bir kez daha hissettirdi. Yıllardır savaşmaktan tükenmiş bir halkın, cepheye silah taşırken hayatını kaybeden hamile kadınlarını, ama buna rağmen Cumhuriyet umudunu temsil edercesine hayata tutunan bebekleri okurken birçok kez gözlerim doldu. Bugün sahip olduklarımızın ne büyük bedeller ödenerek kazanıldığını yeniden hatırladım. Tarihi sadece olaylar üzerinden değil, insanların yaşadığı acılar ve umutlar üzerinden anlatabilmesi bu serinin en güçlü yanı. Bence bu seri, Cumhuriyet'in hangi şartlarda kurulduğunu anlatmak için herkese okutulmalı. Çevrenize mutlaka tavsiye edin.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sylvia Plath'ın okuduğum ilk kitabı ve gerçekten bayıldım. Otobiyografik bir kitap bu ve yazarın kendi yaşamından kesitler sunan. Dili sade, anlaşılır ve akıcı. O kadar gerçek, o kadar yalın, o kadar dürüst bir şekilde yazmış ki, her şey olduğu gibi. Saklamaya, gizlemeye, yalan söylemeye ya da kurgulamaya ihtiyaç duymamış. Kitabı okurken Sylvia Plath'ın zihninde gezintiye çıkıyorsunuz adeta. Her düşüncesini her duygusunu bizimle paylaşıyor. Onu okumuş olmanın mutluluğu ve artık okuyamayacak olmanın hüznü arasında kalıyorsunuz. Bu kadar harika bir kalem bu kadar erken veda etmemeliydi.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Le Guin’in şiirleri ilk bakışta ölüm üzerine yazılmış gibi görünse de bence bir vedadan çok bir kabulleniş hikayesi anlatıyor.

Le Guin; yaşlanmayı, doğayı, mevsimleri ve zamanı hiç dramatize etmeden öylesine dingin bir dille aktarıyor ki insan ister istemez satırların arasında durup düşünme ihtiyacı duyuyor. Kitabın sonuna yaklaştıkça da bu şiirlerin taşıdığı veda duygusunu giderek daha da hissediyor.

Le Guin’in sıradan gibi görünen anların içindeki derinliği hissettirebilme biçimi beni gerçekten etkiledi. Yalnız bazı şiirlerde kelimelerin dizeler içinde biraz havada asılı kaldığı hissine kapıldım. Sanki o dizeler çok daha derin bir duygu taşıyorken çeviride bunun bir kısmı eksilmiş gibiydi. Şiirlerin orijinal dilinde ritmini ve duygusunu çok daha güçlü hissettireceğine inanıyorum. Bu yüzden kitabı orijinal dilinde okumanızı tavsiye ederim.

En Sevdiklerim:
-Güzel Sanatlar
-Kesmişler
-Düşüş / Eşlikçi
-Bunca Uzak (Bölüm)
-Seksenden Doksana (Bölüm)
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Seyahatnameler; hem geçmişi hem de gidilen coğrafyaların insanını anlamak açısından kritik öneme sahip. Bugünün problemlerini çözmenin yolunun geçmişi incelemekten geçtiğine inanıyorum. Bu eser de Müslümanların Doğu Afrika, Hindistan, Endonezya ve Çin ile en eski hafızasına ışık tutuyor.
9. ve 10. yüzyıl Çin ve Hint dünyası hakkında seyyahların birinci elden gözlemlerini ve o dönem Arap dünyasında bu memleketler hakkında nelerin bilindiğini gösteren nefis bir kaynak. Yazarın dili, üslubu ve aktardığı bilgiler açısından son derece akıcı ve okuması zevkli.
Özellikle Çin ve çevresi anlatılırken Türkistan coğrafyasına, Dokuzoğuzlara (Tokuzoğuzlar) yani bilinen adıyla Uygurlara değinilmesi çok kıymetliydi. Uygurların bu kadim Türk toprağındaki köklü varlığını bir kez daha hatırlatması esere ayrı bir değer katmış.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir