Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Kasım 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ahh Bruno!!! diyerek, hıçkıra hıçkıra ağlayarak okumuş ve filmini izlemiştim #çizgilipijamalıçocuk eserini... İşte şimdi o eserin devamını okumak Bruno'nun sonuna sebep olan ve o suçluluk duygusuyla 80 yıl geçiren ve 92 yaşına gelen ablası Gretel'in, geçmiş, gelecek ekseninde yaşadıklarını okudum. 

Gretel o vicdan azabıyla 80 sene  kardeşinin adını ağzına alamaz. Fakat o yaşlarda olan Hanry'nin hayatını kurtarır. 


Nasıl mı? Hepsi yine yutkunarak okuduğum bu muhteşem kitapta gönülden tavsiyemdir okuyun ve okutun.

Yanıtla
4
2
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Kasım 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yaşar Kemal gerçekten çok çok üst düzey bir yazar. Karakterlerle özdeşleşiyorsunuz. Onlarla öfkelenip, onlarla seviniyorsunuz. Yalnız şunu söyleyeyim her ne kadar çok keyif almış olsam da diğer ciltlerini almakta acele etmeyeceğim. Bunun iki sebebi var.
1. Hikayeyi, karakterleri çok uzun süre unutmayacağıma eminim.
2.Yaşar Kemal bugünün dizilerinin bölüm sonları gibi bırakmamış hikayeyi. İnanılmaz bir merak içinde kalmıyorsunuz.

DipNot: İnce Memed çok sevimli bir çocuk, çocukluğunu, Süleyman'ın yanındaki maceralarını bir kitap olarak uzun uzadıya okumak isterdim :)
Yanıtla
1
1
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Kasım 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Her ne kadar üşengeç bir adamın trajikomik hikayesi gibi basitçe değerlendirilebilse de bana göre göründüğünden çok daha derin bir kitap.

İlk olarak kişinin sevdasının, maddi çıkmazlarının, ve dost tavsiyelerinin aynı kişinin fıtratını, alışkanlıklarını, oturmuş karakter özelliklerini ne ölçüde değiştirebildiğini neyin ne kadar ağır bastığını çok gerçekçi ve çarpıcı bir biçimde işlemeyi başarmış Gonçarov.

Temiz bir kalbi olduğunda kişinin aşkından ölse dahi maşuğunu kendinden fazla umursayacak bir irade ortaya koyup, onun huzurunu, geleceğini her şeyden daha fazla önemsediğini çok güzel göstermiş.

Uyanık geçinen parazitlerin vicdan mahrumiyetini güzel başarıyla ortaya koymuş.

Kimin içinde ne var, bir bakışta anlayamayacağımızı adeta gözümüze sokmuş.

Kişinin değerinin öldükten sonra anlaşıldığı zaten bilinse de Gonçarov'un kalemiyle bu mesaj daha lezzetli sunulmuş okuyucuya. Son olarak çok uzun süredir görmediğim gerçek dostlukların varlığıyla adeta yürek ısıtmış.

Yanıtla
7
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Kasım 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
“Abdi gitti Hamza geldi...”
Naçizane yorumuma geçmeden önce siz değerli okurlar için, her zaman yaptığım gibi, genel birkaç hatırlatma da bulunmanın gerekli olduğu kanaatindeyim. Öncelikle elimizdeki metin kurgusal bir metin olduğundan içerik hakkında tabiri caizse “spoiler” vermeyecek ve genel hatlar üzerinden gideceğimi belirtmeliyim. Zira olayları anlatarak kitabı okurken alacağınız keyfi baltalamak istemem. Diğer yandan edebiyat konusunda yetkinliği olan biri de sayılamayacağım için burada okuyacaklarınızı “meraklı bir okurun” yorumları olarak değerlendirmenizi rica edeceğim.

İlk kitapta olduğu gibi ikinci kitabın da son sayfasını okuyup, kapağı hafifçe kapattıktan sonra içimde bir “geç kalmışlık” hissi oluştuğunu belirtmeliyim. Eğer ertelemek gibi bir niyetiniz varsa kesinlikle bunu yapmayın!

İlk kitapta karşımıza çıkan feodal düzen ve temsilcileri, eşkıyalar, hak yiyenler ve tüm bunların altında ezilen insanlar çarpıcı bir şekilde betimleniyor. Yine metnin teması Çukurova ve civarları olsa da aslında tüm memlekete ışık tuttuğunu söylemekte herhangi bir beis görmüyorum. Ancak şu an incelemekte olduğumuz ikinci kitap ilk kitaba nazaran daha fazla tasvir barındırmaktadır. Bu durum ise özellikle konunun temelini teşkil eden Çukurova ahalisini daha iyi anlamımıza olanak sağlıyor. Öte yandan yazarın kahramanımızı konuşturduğu birçok paragraf sanki sosyolojik tahlillerde barındırmaktadır. Bu durum bilhassa sonlara doğru yaşanan hadiselerde doruk noktasına ulaşmaktadır. Bugün de biliyoruz ki ne Abdi Ağa bitecek ne de Ali Safa Bey… Ancak bu konunun bir diğer tarafı ise ne yazık ki kitapta da anılan köylülerin bu feodal beylere olan tutumudur. Hamza Ağa’nın köye gelişini köylüler şu şekilde ifade etmektedir "Bunca yıl adamların toprağını ektik biçtik. Şimdi Hamza Ağamız, toprağın sahibi geldi, geri aldı topraklarını. Gene de Allah razı olsun, ambarlarımız tahıl dolu, ineklerimiz çifte buzağılı, peteklerimizden ballar taşıyor, öküzlerimiz, atlarımız çifter çifter... Ağasız köy olur muymuş, başsız beyinsiz kaldık, birbirimize düştüydük. İyi ki geldi Hamza Ağa, azıcık daha gecikseydi biribirimizin gözünü oyacaktık, iyi ki tez günde ulaştı Hamza Ağa da dizginleri eline aldı." Cumhuriyetimizin en önemli kazanımlarından olması gereken bu konuların, hala yıkıcı bir şekilde güncelliğini koruduğunu görmek oldukça da üzücü bir durum. Belki de yazarın temas etmek istediği önemli noktalardan biri de bu olabilir. Benzer durumların Anadolu’nun çeşitli yörelerinde hala daha devam ettiğini görüyoruz ne yazık ki. Yine de kitabın sonlarına doğru daha çok “hükümet” şeklinde anılan devlet mekanizmasının ağalar üzerindeki etkileri de hissedilmeye başlıyor. Öte yandan özellikle “Sarı Karınca” ve “Yağız At” ile alakalı bölümleri oldukça etkileyici bulduğumu da ifade etmem gerek.

Son olarak kitabın içeriğinde, ilk kitaba nazaran, tasvir noktasında önemli geliştirmeler var. Bazı okuyucular için ilk başta sıkıcı gibi gözükebilecekse de dayanmalarını şiddetle tavsiye ederim. Anlatının güçlü noktalarından biri de bence budur. Diğer taraftan karakterlerin konuşturulmasında yine yerel ağızlar kullanılmış ve benim gibi bir süre ara verdiyseniz kısa bir süre alışmakta zorlanabilirsiniz; ancak sonrasında metnin oldukça rahat bir biçimde ilerlediğini ifade edelim. Kitabın baskı kalitesi, mizanpajı, cildi ve kapak görseli oldukça hoş. Bize kitabı ulaştıran kitapyurdu’na ve Yapı Kredi Yayınları’na teşekkür ederiz.

Herkese bol kitaplı sağlıklı günler dilerim!
Yanıtla
9
1
Destekliyorum  14
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Kasım 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Genç kalem yazar hallerinden olgun yazar a dönüşme sürecini memnuniyetle takip eden bir okuru olarak yazılarını okumaktan anlattığı masalların içinde betimlediği sahneleri hayalimde canlandırmaktan keyif almaya devam ettiğim bir okuma oldu "Sular Üstünde Gökler Altında" kitabı. Geniş kelime hazinesini barındırdığı edebiyat cümbüşünün yanında, masalın içine yedirilmiş müzikleri arka fonda dinleyerek kitabı okurken aldığınız zevki katmerliyebilirsiniz. Bu da benden kitap okurken yapılacaklar arasında yer alan ufak bir tavsiye olsun. Kaan Murat Yanık hep yazsın, biz hep okuyalım...
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  4
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Kasım 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hayatta kalmaya çabalıyoruz, adeta bir sinek kuşu misali. Peki bu çaba ve telaşe içerisinde, hayatı kaçırdığımız olmuyor mu hiç? Sahi, hayat neydi? Ortalama 60 sene bulunduğumuz yeryüzünde, bu çaba da neyin nesi? Hayat, bu kadar kanat çırpmaya değer mi? Charles Bukowski, bir kitabında şöyle der: “Sizi bilmem ama ben her sabah ayakkabılarımı bağlamak için eğildiğimde "Tanrım yine mi?" diye geçiririm içimden.” Bu eserde, sizi kendinizi sorgulamaya yöneltecek çok fazla unsur bulunuyor.. Kıymetli yazar ve okuyucularına, “Tanrım yine mi?” diyerek bağcıklarını bağlamayacakları nice mutlu sabahlar diliyor, keyifli okumalar diliyorum.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Kasım 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Küresel ısınmanın özellikle yağmur ormanlarında yarattığı olumsuz etkiler, Antarktika da yapılan araştırmalar da olumsuz sıcaklık artışı ve buzullarda oluşan erimeler ile başlayan süreç dünyanın her noktasında doğal afetlere dönüşür. Ama asıl mesele küresel ısınma değil, dünya yörüngesinde ki sapma olduğu anlaşıldığında dünya ve insanlığın kurtuluşu mümkün olacak mıydı? Türk yazarlarından bu tarz bilim kurgu romanları görmek ve okumak gerçekten çok keyifli. Tabi ki Tesla 369' un ise romanda ayrı ve özel bir anlamı ve mesajı var. Okunması gereken romanlardan biri.Oldukça akıcı ve her bir sayfası merak uyandırıcı.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Kasım 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Savaş Üzerine Bir Bellek Çalışması
Jay Winter, bu kitapta, “bellek patlaması” olarak adlandırılan kavramın, savaş ve savaş kurbanları üzerine toplu tefekkürlerinin kapsamlı bir muhasebesini sunuyor. O’na göre “Büyük Savaş sırasında ve sonrasında ortaya çıkan görüntüler, diller ve uygulamalar, gelecekteki çatışmaların nasıl tasavvur edileceğini ve hatırlanacağını şekillendirdi.” Çalışmanın temelini, belleğin istikrarsız, plastik, sentetik olduğu ve tekrar tekrar yeniden şekillendiği fikrine dayandıran yazar, temel odağına, insan topluluklarının, özellikle Avrupa’da 1914’ten beri yirminci yüzyılda savaşı ve savaşın kurbanlarını nasıl hatırladıkları konusunu alarak kitabı geliştiriyor: “Savaş konusunun bellek patlamasının bütün değişken özelliklerine ulaşmaktan uzak olmasına rağmen, tarihsel hatırlama olarak adlandırdığım eylem için önemli olan savaşı ve savaş anılarını göz ardı edemeyiz.”

Yale Üniversitesi’ndeki akademik çalışmalarını ilk dünya savaşı üzerine yoğunlaştırmış biri olarak Winter, bellek patlamasını da bu savaş ekseninde ele alıyor: “Savaş konusu, bir sürü nedenden dolayı bellek patlamasına egemen olmuştur. Bellek patlamasını körükleyen sadece savaşın yaraları değil; dramı, deprem gibi karakteridir.” Savaş anılarına egemen olan sadece askeri personelin anlatımları olmaktan çıkmış durumda. Cephelerin dışına taşan savaş, sivil hayatın orta yerine düştüğü için kadınları, anma eylemlerinin merkezine taşımış görünüyor. İlerleyen dönemde daha da kurumsallaşan uluslararası mahkemeler, tanıklar, travmatik yaraları tedavi etmeye çalışan psikoloji ve psikiyatri çalışanları bu belleğin oluşumunda unutulmaması gerekenler.

Ölenlerin ve yaralananların çok kolay unutulması, konunun bir başka yönü: “Unutmaya karşı toplumsal pratiklerde, edebiyatta ve güzel sanatlarda bir sürü biçimde aracılık edilen mücadele. Sadece yirminci yüzyılın şiddet dolu tarihinin çoğunun, özünde hatırlamaya değer olduğu için değil, daha ziyade ölenlerin veya yaralananların çok kolay unutulabileceğinden… Bellek patlaması, dolayısıyla, bir meydan okuma eylemi, hayatları savaş tarafından kısa kesilmiş veya çirkinleştirilmiş milyonların en azından isimlerini ve görüntülerini canlı tutmak için bir teşebbüs olarak anlaşılabilir.”

Yazar, her ne kadar konuyu ilk dünya savaşıyla sınırlandırmaya çalışsa da yeri geldikçe ister istemez, anlatıma 2. Dünya Savaşı ve sonrası dünyada yaşanan gelişmeleri de dâhil etmiş. Sayfalar ilerledikçe bellek çalışmalarının tarihi gelişim süreci hakkındaki detaylara aralarda yer vermeyi unutmamış.

Savaş şoku, bellek, kimlik, fotoğraflar, savaş mektupları, savaş anıtları, askeri kayıplar, anma törenleri, göçler, savaş müzeleri, filmler, savaş kitapları, bellek patlamasına yöneltilen eleştiriler, oldukça kapsamlı hazırlanmış bu akademik eseri ifade etmede kullanılabilecek diğer anahtar kavramlar olarak belirtilebilir.

İyi okumalar!
Yanıtla
2
2
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Kasım 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Beyaz Zambaklar Ülkesinde romanını önderimiz Atatürk tarafından önerildiği için okudum. Hiçbir şeyi olmayan bir ülke Finlandiya ve onun halkı. İsveç'in Fin halkını her yönüyle sömürmesi ve halkın bu sömürü karşısında bir nevi ruhunu kaybedip savrulmasını görüyoruz. Halkın kabalıkları, yaşam tarzı, kültür yoksunluğu ve bataklıklardan ibaret gördükleri ülkelerine olan umutsuzlukları Rus Çarı'nın Finlandiya'nın yarısını ele geçirmesiyle değişime uğruyor. Shelman isimli halk kahramanı, ülkeyi bir anda dönüştürmeye başlıyor. Halkla elele vererek, okulları çoğaltıyor. Kurumları yeniden canlandırıyor. Buralara insanlar yetiştiriyor ve sonrası kitapta... Alınıp okunması bir tarafa başucu yapılması gereken bir kitaptır.
Yanıtla
8
4
Destekliyorum  4
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Kasım 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Önsöz Anthony Quinn’den. Hikayenin asıl ilginç yanı yahudi bir yazarın (hatta Auschwitz’de kendi annesini ve yakınlarını kaybetmiş) cani nazi kahramanının kimliğine kendi kimliğini gömmesiydi. Okurken Karl Braun'dan aynı anda hem nefret edip hem de haline üzülüyorsunuz. Yazar bunu çok dengede tutmayı başarmış. Eleştirmenler Karl Braun karakterinin asıl kimliğini daha ilk bölümde Dr. Otto Reitmüller olarak açıklamasını çok yadırgamışlar. Bence kimliği gizleyip sonda açıklasa sıradan olurdu. Yazarın vurgusu Dr Reitmüller’in yani Karl Braun’un şeytani zekası üzerinde. Bu zekayı Braun’un takip edilme ve yakalanma saplantısından dolayı ara ara geçen akıl yürütmelerinde hissetmeye başlıyorsunuz. Kitabın vurucu yeri bence Paris anıları ve gezisi. Sonu anladığınızda geriye dönüp anıları bir daha okuyun vay be diyeceğinize eminim.
Yanıtla
2
1
Destekliyorum 
Bildir