Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Ekim 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Öykülerin çoğunluğu yaşanmış hayatlar hissini uyandırıp anı tadını vermektedir. Mahalle gibi hayatın içinden, bizim içimizden, bizden olan karakterler üzerinden bir nakış yapılıyor. Kimi sokak karakterleriyle anlatım çeşnilendiriliyor. Öykülerin bir kısmında da olsa karakterler fludur. Hikayelerde ki kimi belirsizlikler, tahkiyesiz durum, anlatımın gücü ile farklı boyutlara taşınmıyor değil. Daha çok tasvirler, betimlemeler üzerinden yol alınmaktadır. Yer yer anlatımın müphemliği, esrarengiz çıkışlar, merak duygusunu tahkimleyip beslemektedir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Ekim 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazımı altmış yıl süren eserin ilk bölümü 1808, ikinci bölümü 1831 yılında basılır. Zaten yazarın ölümü de 1832, yani bir yıl sonrasındadır. Bu sebeple, yazarın gençlik, olgunluk ve yaşlılık dönemlerinin izlerini taşır.

Faust, orta sınıftandır. Goethe gibi bir çok alanda uzmandır. Felsefe, siyaset, hukuk, tıp, teoloji eğitimi almıştır. Ancak, tüm bunların yetersiz olduğunu düşünüp simyaya başvurmuştur. Mefisto ise rönesans dönemi Hıristiyan mitolojisinin lider şeytanlarındandır.

Kitap sadece iyi ile kötünün savaşını ele almaz. Bilim karşısında büyünün, Faust karşısında Mefisto’nun yer aldığını görürüz.

Kitabın dipnot kısımları benim için bilgilendirici oldu ancak yeterli değildi. Yazıldığı dönemin etkilerini barındıran bir eser olduğu için o dönemi daha iyi anlamak adına makaleler okudum. Araştırarak okuma yapacaksanız etkili bir okuma olacaktır.
Yanıtla
7
1
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Ekim 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Değerli Prof. Dr. Nimetullah Akın hocamızın bu eserini bir süredir bekliyorduk. Yayınlanınca hemen sipariş verdik. Evimizde ders olarak okuyoruz. Kitapta yer alan hadisler, geniş hadis külliyatı içerisinden günümüz yaşantısına uygun şekilde hassasiyetle seçilerek tasnif edilmiş ve okuyuculara sunulmuş. Hadislerin hayatımıza yön vermesi noktasında bu eserden ailecek son derece istifade ediyoruz. Tüm müslümanların ve müslümanca yaşama kaygısı güdenlerin kütüphanelerinde bulundurması gereken kıymetli bir eser olduğuna inanıyorum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Ekim 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Psikonet yayıncılığın bir çok kitabını okumuş birisi olarak hayattan alınabilecek hazzı ve doyumu en üst seviyeye çıkarmak için insanın o gözlerinin önüne çektiği perdeyi kaldırıp gerçekleri bütün saflığıyla ve güzelliğiyle görmesini sağlayan bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kafamıza taktığımız olaylar iç dünyamızda yaşadığımız travmalar aslında bizden daha güçlü değiller. Fındık kabuğunu doldurmayacak olayları büyütüp onları gerçeklikten uzak bir boyuta getirdiğimizde elbette ki işin içinden çıkamaz duruma geliyoruz. Bu yüzdendir ki onlarla karşımızda bir dev varmış gibi değil de fındık kabuğuna sığacak bir fındık varmış gibi savaşırsak ve bu düşüncelerle barışırsak mutluluğa ulaşacağımızı düşünüyorum. Bu kitap da bu duruma oldukça yardım ediyor.
Yanıtla
9
1
Destekliyorum  4
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Ekim 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın başında “Kullanım Kılavuzu” bulunuyor; önerilen okuma yönteminin önce başlık, sonra öykü olduğunu belirtiyor. Gerçekten de bazı öyküler başlıksız size hiçbir anlam ifade etmeyebilirken, başlığıyla birlikte anlam kazanabiliyor. Yine de bazı öykülere ise başlığıyla bile anlam veremedim. Bir sayfanın beşte birini bile doldurmayacak öyküler de mevcut. Bu yüzden bir oturuşta çok rahat bitirebilirsiniz ama bence bu kitabın özelliği, her fırsatta okunabilmesi. Öyle değerlendirmenizi tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Ekim 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar kendi yaşadığı akıl hastanesi deneyimiyle bir akıl hastasının iç dünyasını, korkularını, gerçek dünyaya dönüş savaşımını aktarmada son derece başarılı olmuş.
#sanagülbahçesivadetmedim, gerçekçi bir yaklaşım içinde, "normal" insanlarla "akıl hastası" insanların, başka bir deyişle, "uyumlular" la "uyumsuzlar" ın bakış açılarını karşılaştırırken, yanlı ve acımasız bir eleştiriciliğe de girmez. Amacı, daha çok, biçimci ve duyumsamaz kişilere bir düşünüp sorgulama çağrısı iletmektir. Bunca iç görü, duyarlılık, içtenlik ve ayrıntıcılığa bakıldığında, bu anlatının bir özyaşamöyküsü olduğunu düşünmemek neredeyse olanaksızdır. Genç bir insanın, koptuğu dünyayı yeni baştan gözlemleyip tanıma serüvenini öykülemek için seçtiği anlatım biçimi, çeşitli imgelerle, eğretilemelerle, sözcük oyunlarıyla bezeli, renkli, incelikli bir anlatım biçimidir.
Yanıtla
11
0
Destekliyorum  3
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Ekim 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Reinhard Heydrich'ten, bu güne kadar Nazi dönemini konu alan Türkçe basım inceleme ve araştırma kitaplarında genellikle bir kaç cümleyi ve sayfayı geçmeyen şekilde bahsedilirdi. Oysa ki yaptığı kötülüklerle entelektüel kişiliğe bürünmüş katliam planlayıcısı zalim ve sinsi bir masa başı katil olan Heydrich, bir döneme kötü bir şekilde damga vurmuştur. Himmler'in de bir nevi beyni olan bu kötü kişiliğin daha etraflıca konu edildiği kitabın Türkçe basılması döneme dair ilgisi ve merakı olanlar için isabetli oldu. Kitapla ilgili tek takıldığım konu kapak tasarımı oldu, açıkçası beğenmedim. Bunun haricinde gayet başarılı bir kitap.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Ekim 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bizi biz yapan benliğimizin ne kadarı kendine özgü ve bağımsızdır? Benlik sabit kaldığında toplumun bize yaklaşımı, tavırları neden değişkenlik gösterir? Toplumdaki bireyler arası ilişkilerin dayanağı ne ölçüde benliğimizle ilintilidir? Bizi biz yapanın benliğimiz olduğu yansılsamasının farkına varabilmek için ne kadarlık tecrübe ve yaşanmışlık gereklidir? Kitabın can alıcı kısmını bu şekilde görmemin yanı sıra oldukça fazla boyutlu ve katmanlı olduğu da bir gerçek ki çevirmenin kendi inisiyatifiyle eklediği notlar ve açıklamalar da bunu destekler nitelikte. Kitaba salt bir klasik roman gözüyle bakmak haksızlık olur, dolu dolu ve bolca düşündürücü, sorgulatıcı malzeme ve içerikle yüklüdür.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Ekim 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İmparatorluğun Değişen Görünümü
Yazar Harootunian, eserin başında Ross ve Wallerstein’dan yaptığı iki alıntıyla söze başlıyor. Modernleşme teorisini bu alıntılarla ilişkili şekilde, “bu paradigmanın tarihini, eski Doğu’nun ve yeni Güney’in, sömürgesizleşme sürecinden henüz çıkmış bağlantısız uluslarının kalkındırılması için nihayet bir gündem oluşturmak amacıyla, Soğuk Savaş’ın ilk yıllarında biçimlendirdiği şekliyle” ve daha çok ABD üzerinden yorumlara ağırlık vererek ele alıyor. Kitabın, ilk olarak 2004 yılında basıldığını ve yazıldığı dönem şartlarının da okumada gözetilmesinin faydalı olacağını not düşmek gerekir.

“Geleneksel toplumları modern, rasyonel uluslara dönüştürmek için icat edilen kalkınmacılığa, (ideolojik temsilinde hayırsever, diğerkâm ve liberal bir arzuyla uzatılmış bir yardım eli her zaman ön plana çıkmış olsa da) esas öncülük eden şey, yeni kurulan ulusları ve genellikle eski sömürgeleri, toplumlarını Amerikan ürünlerine açık olacak şekilde düzenlemeye sevk etme çabasıydı...” (s. 10)

Eserde, soğuk savaş dönemine ve sonrasında tek kutuplu kalan dünya düzenine sıkça atıf yapılıyor. Bu zaman dilimleri hakkında yazılar yazmış çok sayıda otoriteye, akademisyene yer veriliyor. Yukarıdaki iki isim haricinde, Haass, Hardt, Negri, Harvey, Parsons, Rostow, Bellah, Cannadine, Colley ve Eisenstadt bunlara örnek olarak gösterilebilir. Konu üzerinde daha önce çalışanlar için oldukça tanıdık gelecek bu isimlerin çalışmaları hakkında, çeviriyi yapan Erkal Ünal’ın dipnotlarla eseri zenginleştirdiğini belirtmeden geçemeyiz.

İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşturulan birinci, ikinci ve üçüncü dünya sınıflandırmaları, diğer bir başlık olarak karşımıza çıkıyor: “Bu bölünme, tabiatın emrettiği bir kategoriymiş gibi sosyal bilim uygulamalarına daha önceden dâhil edilmişti ve dünyadaki belli alanları modernliğe yakın olup olmamasına bağlı olarak birbirinden ayıran mercek olarak iş görmeye devam etmişti... Üçüncü Dünya kategorisi, hem olumsuzluk iması hem de ilkel, medeniyetsiz ve vahşi gibi daha uzak sınıflamaların izini taşıyan geri kalmışlık, azgelişmişlik ve hatta Batı-dışı gibi kategorilerin yeni adından başka bir şey değildi... ABD’de sosyal bilim, modernleşme teorisi ve bölge çalışmaları programları arasında kurulan bu garip üçgen, gelişmekte olan toplumlar hakkında onca araştırma yapılmasında ve bu araştırmaların politikaların oluşumu ve uygulanmasında oynadığı rol üzerinde hayli etkili olmuştur.” (s. 66-68)

Japonya, yazarın üzerinde sıkça durduğu ve “Amerika’nın Dr. Moreau Adası” olarak nitelendirdiği bir ülke: “Japonya’nın rolünün önemi, başarılı, devrimci olmayan bir tür modernleşmeyi gerçekleştirmiş ‘Batılı olmayan’ bir ulus olmasından ileri geliyordu... işgal yetkilileri, Japonya’yı toplumun en derin davranışsal ve kurumsal örüntülerinin değişmesine yol açacak ‘deneyler’ yapmak için düzenlenmiş devasa bir toplumsal ve siyasi laboratuvar olarak tahayyül etti... bu deneyler... Dr. Moreau’nun laboratuvarında yapıp ettiklerini hatırlatıyordu çoğu zaman. Ama bu seferkiler H. G. Wells’in romanında hiç düşünülmemiş bir ölçekte yapılıyordu. Amerikalı yetkililer, Japonların... kendi çıkarları için sorumlu ve aklı başında kararlar alabilecek, demokratik (ve küçük burjuva) bir yurttaşlar topluluğuna dönüştürülebileceğine kani olmuşlardı... Japonların bir gün tam anlamıyla demokratik özneler olacağı umuduyla kil gibi yontulacak gönülsüz nesnelere indirgenmesi, askerî işgalcilerin belirlediği denetim altındaki koşullarda, eşi benzeri görülmemiş (biyoloji boyutları da olan) toplumsal bir deney sayesinde gerçekleşmişti.” (s. 75-76)

Tarih dersi adını verdiği sonuç kısmında yazar, Apter’in kullandığı 3. Modernleşme kavramı hakkında “bağlantısızları (o büyük bilinmeyenleri) kocaman bir Amerikan alışveriş zincirinin bölgesel satış yerlerine çevirmeye yönelik devasa girişimi fitilleyen Soğuk Savaş stratejisinin en son görünümünü temsil ediyor” şeklinde yorum yapıyor. “...şu koşullarda, ABD, bugün demokrasi ve özgürlük çağrılarına bürünen modernleştirici kalkınmayı teşvik edebilmek için emperyal bir savaşa ve askerî işgale açıkça girişebilecek konumda.”

İşlenen konuların, akademik, tartışmacı ve eleştirel bir bakış açısıyla ilerlediğini vurgulayalım. Bu sebeple 111 sayfa gibi küçük bir hacme sahip olsa da kitabın, tefekkür ederek sakin bir şekilde okunmasında fayda olacaktır. Daha önceden emperyalizm, modernleşme, soğuk savaş dönemi bağlamında çalışmalar yapmış okurlar için daha nitelikli bir okuma olacağını söyleyebiliriz.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Ekim 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Beş kısa hikâyeden oluşuyor kitap. Farklı farklı insan psikolojilerini aynı hâkim perspektifle sunuyor okuyucuya. Az olsun öz olsun derler ya hani, o kısacık hikayelerle çok şey katıyor insanın dünya bakışına.
Beni en çok etkileyen ''Leman Gölü Kıyısında Olay'' oldu. Boris'in diyalogları sade, alçakgönüllü ama o birkaç dile getirdiğiyle daha büyük, daha karmaşık bir sistemi sorgulamaya yönlendiriyor insanı...
Çeviri konusundaysa tereddüte düşmenize hiç gerek yok, Zweig'in en yetkin çevirilerini sunan yayınevlerindendir zaten İş Kültür Yayınları.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  1
Bildir