Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Eylül 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın sonlarında yaşlı doğup yaşlandıkça gençleşen bir karakter çıkıyor karşımıza. Tabii ki akla Fitzgerald geliyor. Erinmedim baktım kitapların yazılış tarihlerine. Benjamin Button' un Tuhaf Yaşamı, beş yıl kadar önce yazılmış.

Akugatava' nın Fitzgerald' ı okuduğunu sanmıyorum. Muhtemelen iki yazar da birbirlerinden bağımsız aynı çağrışımı yakalamışlar. Akugatava, bu çağrışımı fantastik bir kahramanın yarım sayfalık serüvenine harcamış oysa Fitzgerald, nakış gibi işlenen kurguya yedirmiş çağrışımını.

Her ikisi de alkışı hak ediyor. Çevirmenler de alkışı hak ediyor.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Eylül 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Güzel bakan güzel görür anlayışında tumturaklı bir dille ele alınmış samimi portreler okudum. Bal küpünden bal sızması gibi bir güzel durumdur bu. Edebiyat üzerinden soylu bir yükselişi imler bir taraftan bunlar. Portrelerle hem iç hem de dış fotoğraflar böyle çekilmektedir. Sıradan genel geçer tanımlamaların uzağında, sanat dolayımında düşünsel adımları ve estetikası olan bir anlatımla ele alınmış güzel yazılar okudum. Öykümüz, şiirimiz ve edebiyatımız adına taptaze baharlar düşü kurma istencini barındırıyor. Gül ve düş büyütmeyi de beraberinde taşımıyor değil. Başka bir ifadeyle portreler, şairlerin, yazarların, edebiyatçıların ayrı ayrı varoluş manifestolarını da taşımaktadır. Bu yazılanlarda geniş bir hinterlandın ve kadim bir bilgeliğin izi sürülüyor bir taraftan. Coşkun, coşkulu, coşturan mizahi bir dille ve derin bir zekâ ile... Daha ne olsun.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Eylül 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yalnızlık bütün mükemmel beyinlerin kaderidir diyor Arthur Schopenhauer. Bunu söylerken, insanın zevklerinin kaynağını dışarıdan ziyade kendi içinde araması gerektiğini de söylüyor.
Pesimist bir dünya görüşüne sahip olmak olumsuzluk gibi görünse de, kişiyi kötülüklerden koruyucu tarafı da var değil midir sizce?

Dünyada hakimiyet genel olarak kötülüğün, sözde budalalığın değil midir? Kader acımasız, insanlar da zavallı? O zaman bu karamsar düşünürden de alacağımız öğütler yok mudur?

Sanmayın sizi karamsarlığa ve mutsuzluğa sürükleyecek bu kitap. Hayır hayata ve ölüme daha gerçekçi bakmanızı sağlayacaktır.

Mutluluk arayışında da değildir aslında, son tahlilde kendi yalnızlığında ve kendi içindeki mutluluğundadır kendisi. Ölüme methiyeler yazsa da söylemlerinde, yaşamın nasıl yaşanması gerektiğini de gösterecek ve sevdirecektir size.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Eylül 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Lego setleri, belirli tipte ve sayıda tuğla (lego parçası, brick) içeren ve bunları birbirine monte etmek için talimatlar içeren oyuncaklar. Peki o halde, Lego ile oynamak yaratıcılığı mı geliştirir yoksa talimatlara uyan bir insan profili mi yaratır. Kitapta bu konu çok eğlenceli bir şekilde tartışılmış. Önemli bir konu. Her ne kadar talimatlar ve sınırlamalar içerse de, iki 2x2 Lego parçasının birbirine kaç farklı şekilde monte edilebileceğinin cevabını düşünmek, bu konuda bir fikir verebilir. Herkese iyi okumalar.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Eylül 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Beyin hakkında çok güzel hazırlanmış ve kolay anlaşılır bir kitap olmuş. Yazarın dili çok sade ve çevirmen de çok güzel çevirmiş. Kitap korku, bellek, hareket, duyu, görme, dikkat ve ağrı gibi bölümlerden oluşuyor ve her bölümde gerçek hayattan vaka örnekleri var. Son bilimsel çalışmalara sık sık gönderme yapıyor ve öyle sandığımız birçok şeyin o kadar da öyle olmadığını çok güzel bir şekilde anlatıyor. Beyin ile ilgili çok kitap var ama sade ve anlaşılır bir şeyler okumak istiyorsanız bu kitabı tercih edebilirsiniz.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Eylül 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Uyuşturucu deyince aklınıza hangisi geliyor? Esrar, eroin, morfin, sigara, alkol, bali, tütün, bonzai, ....

Nargilenin 50 sigaraya bedel olduğunu biliyor muydunuz? Ya da sigara bırakmak isteyip bırakamayanlara tavsiye edilen elektronik sigaranın zararlarını...

Sadece bunlar mı uyuşturucu olarak görülüyor? Peki internet, sosyal medya, telefonun da en az uyuşturucu kadar bağımlılık yaptığını ve insanı tembelliğe alıştırdığını biliyor muydunuz?
Narkotik bölümünde yaşadıklarından örnekler vererek, bizleri ve çocuklarımızı ne kadar büyük bir tehlikenin beklediğini, bunlara karşı nasıl önlemler alabileceğimizi anlatıyor.

Kitabın son bölümünde, çeşitli kişi ve kuruluşlardan almış olduğu teşekkür mektupları da işindeki başarılarını gözler önüne seriyor.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Eylül 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Öyküler, taşrada inşa olunmuş kültürel kanonik yapının bir numunesi gibi işleniyor. Öykülerde her ne kadar Ankara ve Yozgat şehri mekânlar olarak daha çok gözükse de taşra ve köy sosyolojisi çoğunlukta işleniyor. Ayrıca bazı öykülerde konuların birbirinin içine girdiği, mürekkep unsurlar kendisini göstermektedir. Bazı öykülerde de okur ters yönden mugalâtaya (yanıltmacaya) uğratılmaktadır. Bu da öykülerin serüven ve heyecan yönünü resmetmektedir. Başka bir ifadeyle öykülerde hüzün makamı daha baskın gibi gözükse de yer yer heyecan ve macera kırıntıları da yok değil. Düşmemek için ilerlemesi gereken bir bisikletli gibi değil midir hayat? Sonuçta mücadeleler hep biz insanlar ve hatta canlılar için hep var olacaktır. Taşra ve bozkır kültürünün çerçevesi, biyopolitiği (sınırları) çizilmektedir böylelikle diyebiliriz. Bu güzel öykülerin okunmasını tavsiye ederim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  2
Bildir
Yanıtları Göster
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Eylül 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Süleyman Çobanoğlu'nun 'Türkiye'yi Türkiye yapan 10 şey' konseptinde bir düzyazı çalışması olduğu bilgisini çok uzun zaman önce duymuştum.

Şair hakkında en küçük malumatı takip edenler bilir ki Süleyman Çobanoğlu 'darası alınmış söz' yaklaşımını sadece şiirde değil ürettiği tüm eserlerde titizlikle uygular. Bu yüzden nitelikli ve derinlikli verimleri için umduğumuzdan daha fazla beklememiz gerekebiliyor..

Kitabın ilk bölümünde şairin Türk Kültür hayatına, kadim kültüre ve güncele dair çapraz okumaları, yorum ve çıkarımları, İkinci kısımda ise şairin bulunduğu döneme ilişkin tanıklıklarını ve eleştirilerini içeren görece kısa yazıları mevcut. Kitabı hem iştahla okumak hem de hızlıca bitirmemek için dinlene dinlene okumak arasında gidip geldim. Değişik zamanlarda birden çok kez okudum ve okumaya devam edeceğim. Kitabı hediye ettiğim yakın çevremden de hep olumlu geri dönüşler aldım.

'Yağma yok', Şairin düzyazılarını beklediğime değmiş.
Yanıtla
2
1
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Eylül 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Düşünmenin Göğüsten Bilindiği Bir Zamana Özlemle : Akhilleus'un Öfkesi...
Amerikalı Romancı Madeline Miller'in 2011'de yayınlanan ve Orange Ödülü'ne layık bulunan ilk romanı Akhilleus'un Şarkısı, konusunu Antik Yunan'dan almıştır. Tarihin en ünlü savaşlarından Troya Savaşı'nın anlatıldığı İlyada Destanı'ndan yola çıkan yazarın, Akhilleus'un Şarkısı'nı yazması Troya Savaşı gibi on yıl sürmüştür. Yazar bu sırada Yunanca ve Latince öğretmekle meşguldür ve romanında o günleri adeta yeniden yaşatır.

Bugün, "Epik şiirin en ünlü örneği nedir?" diye sorulsa kuşkusuz herkesin aklına ilk olarak Homeros'un İlayda Destanı ve ardından Odysseia Destanı gelecektir. Epikle ilgilenmeyen, mitoloji temeli olmayan okurların dahi beyaz perdeden bildiği bu hikâyelerin günümüze kadar korunabilen kalıntılarına baktığımızda pek çok sorunla karşılaşırız...

İlyada Destanı, "Söyle tanrıça, Peleusoğlu Akhilleus'un öfkesini söyle" dizesiyle, bir öfke ile başlar ve Troya Kralı Priamos'un oğlu Hector'un ölüm töreni ile son bulur. Troya Savaşı'nın yalnız 51 gününü kapsayan ve 16.000 dizeden oluşan İlyada Destanı'na ne yazık ki Troya Savaşını tam anlamıyla yansıtıyor diyemeyiz. Savaş zaten başlamış ve sürmektedir, Paris ve Helene aynı yatakta uyumakta ve Agamemnon'un Akhilleus ile iktidar yarışı devam etmektedir. İlyada'ya farklı bir isim ararsak, olay örgüsü ve teması bakımından "Akhilleus'un Öfkesi" demek zannımca daha doğrudur. Yüzyıllardır şekil değiştiren bu destanın aslını bilemediğimiz için isim öneri cüretimin mazur görüleceğine eminim. İlyada'da karakterlerin soy bağları, savaşın nedenleri ve gelgitleri, tanrıça, tanrı ve tanrısoyluların savaşın seyrindeki ağırlıklarıyla, İlyada sadece bir sahnedir; başını ve sonunu bilmediğimiz bir sahne. Eğer Hollywood yapımı bir Troya filmi, ya da ilgili Netflix dizisi izlemediyseniz Tahta At savaş taktiğini bile bilemez ve anlam veremediğiniz bu yarım savaşın yanıtını Odysseia'da ararsınız. Odysseia sizi bir nebze aydınlatır ama yine boşluklar olacaktır ve bilme isteği sizi Antik Yunan Trajedileri ile buluşturur çünkü yanıtlar seçkisi Eshilos, Sophokles ve Euripides'in eserlerindedir.

Akhilleus'un Şarkısı'nı iki türlü okumak mümkündür. İlki Homeros'un destanlarını okuyup, mitolojik alt yapıyla konuyu zaten bilip, yeni bir anlatıcıdan dinlemek isteyerek yapılan okumadır. İkincisi ise henüz genç yaşlardaki okurların epik gelenekle tanışmadan, modern bir edebi örnek üzerinden İlyada Destanı'nı okumasıdır. Her ikisinin de çok lezzetli olacağını ve sevildiği takdirde matruşka bebekler gibi doğurdukça yepyeni kitaplar doğuracağını içtenlikle söyleyebilirim.

İlyada Destanı'nda anlatılanlar ve isim sorunundan yola çıkarak, bu destana "Akhilleus'un Öfkesi" dememle Madeline Miller'in çıkış noktasının da aynı olduğunu kitaba başlar başlamaz görebilirsiniz. Hikâye Akhilleus'un hikâyesidir, hatta Akhilleus'un Şarkısı adeta bir Akhilleus biyografisidir. Destanla uyum içinde ilerleyen roman, sevgi, dostluk ya da eşcinsel birliktelik olarak nitelenen Akhilleus ve Patroklos etrafında şekillenmiştir. Patroklos, Akhilleus'un hayatının en önemli insanıdır demek asla abartı olmaz ve bu Şarkı ya da Öfke, Patroklos uğruna söylenmiş ve neticede bir kentin çöküşüne sebep olmuştur.

Miller'in kitabı hem çıkış noktası, hem bakış açısıyla nefis bir anlatı hediye ediyor günümüz okuruna.Epik tüm saflığıyla, gerçekçiliğiyle bizi doğaya geri döndürür. Unutulmamalı ki İlyada Destanı, sadece bir epik şiir örneği değildir: İstanbul'un Fethi'nden, Birinci Dünya Savaşı'na, hatta günümüze dek bitmeyen bir kinin tohumudur. Bugün ne Hector'un öcünü alan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ne de Agamemnon Zırhlısı ile o köhne zihniyeti devam ettiren emperyalist güçleri göz ardı edebiliriz. Ülkemizde çok kıymetli çevirmen Azra Erhat ve şair A. Kadir'in aslına uygun yaptığı İlyada ve Odysseia çevirileri Anadolu insanlarına verilmiş en güzel hediyelerdendir. Öyle sanıyorum ki Miller de öğrencilerine mitolojiyi sevdirmek, epik okurken karşılaşılan güçlükleri önlemek adına daha kolaylaştırılmış bir okuma sunuyor epiği romanlaştırarak.

Kahramanlık hikâyelerini seven, mitolojiye ilgi duyan ya da temkinli yaklaşan genç, yaşsız her okuru bu maceraya davet ediyorum. İlyada'dan sonra yeni bir bakış açısı kazanabilir ya da çok korkulan mitolojiye girmek için güzel bir başlangıç yapabilirsiniz. Ve mutlaka ama mutlaka bu toprakların ozanı Homeros'u okuyalım ve Miller'le de yâd edelim.

Biricik Akhilleus'un çok sevdiğim sözleriyle:

"Bir zamanlar düşünürdü göğsümde yüreğim..."
(Homeros- İlyada, XIX -330)

Keyifli Okumalar!
Yanıtla
7
3
Destekliyorum  3
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
31 Ağustos 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Burhan İşleyen tarafından yazılan bu eseri Diyanet kitapevinden alanlar güzel indirimlerden yararlanmaktalar. Bu eser okunması daha kolay olduğundan dolayı ve de bu yönde istek de bulunulduğundan dolayı yazılmış, kısa vaazlardan oluşmaktadır. İnşallah Kur'an-ı Kerim dışında herhangi bir kitap okumayan hocalarımızın okuma alışkanlıklarına katkıda bulunuz. Burhan Hoca vaazlarına diyecek bir şeyimiz yok, gayet güzel konulara değinmiş. Allah ondan razı olsun. Bir solukta okuyabileceğiniz bir eser.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir