Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Ağustos 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Metin Kondel bu eserinde, bilindik Amazon klişesini rapsodi ile yapısöküme uğratıp önümüze Marquezvari bir büyülü gerçeklikte sunmuş.

Rapsodi'de tasarlanan Karadeniz Bölgesi'ndeki Antik devirlerde koloniler kurmuş halkların Amazonlarla acayip ilişkisi, Yüzyıllık Yalnızlık'taki Macondo'nun çevre bölgelerden gelen bizi gülümseten tuhaf bağlantılarını okumak gibi keyifliydi.

Yaratılan modern çerçeveye sığdırılmış ruhlar olarak ilkel duyguları hicivle değerlendiriyoruz. Amazonları karikatürleştiren algıda buradan gelmekte.

Yazar bilinçaltımızda Zeyna ve Wonder Woman ile şekile bürünmüş o 'ilkel' imajı sanayileşme kavramı ile mixleyerek kitapta harika bir final yapmış

Yazar yoğun bir ayrılıkçı feminizm eleştirisi ile Amazonları ele almış buraya dikkat ve Sigmund Freud'un psikanalitik cinsel dürtü teorisiyle hareket eden Amazonları yer yer yerin dibine sokuyor, yer yerde sanayi devrimi döneminde Amazonları gökyüzüne atlarla gönderip iâde-i îtibâr yapıyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Ağustos 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sevgili İlber Ortaylı'nın kitabında önerdiği bir tarihi roman olan Salambo'yu okumak kolay değil. Şöyle ki Flaubert bir betimlemeler (tasvir) ustası olduğu için bu kurmaca ama gerçek detaylarla donatılmış tarihi Pöh Savaşını okurken tasvirlerde boğulabilir, kendinizi kitabın içinde yaşıyor sanabilir, anlatılmak isteneni gözlerinizde canlandırırken tüyleriniz ürperebilir.
Sonuçta Flaubert bu kitabı Mısır'ı boydan boya dolaşıp 6 yılda yazdığını düşünürsek Kuzey Afrika tanrılarını, otlarını, kokularını ve değerlerini Falubert'in gözünden göreceğiz demektir. ilgilisine şiddetle tavsiye ederim.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Ağustos 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Stephen Walker, Yuri Gagarin'in tarihi ilk insanlı uzay uçuşunu mükemmel bir şekilde anlatmış. Her uzay meraklısı için okunması gereken ve sayfaları çevittiren bu kitap, olayla ilgili diğer eserlerde bulunmayan ayrıntıları içeriyor. Kitapta, özellikle Sovyetlerin uzay programını nasıl yürüttüklerine dair gizlilik, Amerikan çabalarına kıyasla nispeten "ham" teknoloji ve ay yarışında ABD ile rekabet etmek için gösterdikleri dağınık çaba gibi pek çok "çıkarım" var.Walker, Gagarin ve kozmonotların çok sayıda filminin çekildiğinden bahsediyor ve keşke bunlardan bazılarını tarihsel bir ilgi konusu olarak izlemenin bir yolu olsaydı diyor. Walker, iyi belgelenmiş ve derinlemesine araştırılmış bir başyapıt ortaya koyduğu için takdir edilmeli. Bu kitap her uzay meraklısının kütüphanesinde yer almalıdır. Hayal kırıklığına uğramayacaksınız.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Ağustos 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
En Güzel Cevap Bazen "Hayır" da Olabilir!
Başkalarını hayal kırıklığına uğratmaktan nefret mi ediyorsunuz? Her işi harika bir şekilde yapabilecek yegâne başarı tutkunu kişinin kendiniz olduğunu mu düşünüyorsunuz? Her şeyi kabul etmeyi sevmeseniz de aksi bir durumda olacaklardan endişe mi ediyorsunuz? Zıtlaşmaktan nefret ettiğiniz için en az direnç göstereceğiniz yolları mı seçiyorsunuz? (...)

Okulda, apartmanda, işyerinde, dernekte, mahallede veya her neredeyseniz, insanları kırmamak veya memnun etmek gibi türlü gerekçelerle size yönelen istekleri bir türlü reddedemiyorsanız, bu durum bir süre sonra hayatınızı çekilmez hale getirebilir. Belki de zaten böyle bir durumdasınız. O zaman yalnız değilsiniz. Yazar Sarah Knight, bu konudan muzdarip olanlar için oturmuş bir rehber kitap hazırlamış. Amacını, hayır cevabı verme konusunda bizlere her açıdan yeni bir anlayış kazandırmak şeklinde ifade etmiş: “Gerekli hayır cevaplarını düşünceli şekilde verebilen ve alabilenlerin sayısı arttıkça dürüst, kibar ve hem kendine hem başkalarına saygı duyarak yaşayanların sayısı da artacak. Rahatlığımız artarken vicdan azabımız azalacak, karşılıklı ilişkilerimizin külfeti azalırken keyfimiz artacak.”

Başarılı bir kariyer sürdürürken ani bir kararla “modern” hayatın tüm nimetlerini arkasında bırakıp New York’tan Dominik’e kaçan yazar, kafaya takmama konusundaki fikirlerini dünya genelinde anlatıp popülaritesini günden güne arttırmış. Bu süreçte okurlarının, “hayır demek normaldir diyorsun; tamam ama bunu nasıl yapacağım?” sorusuna sıkça muhatap olunca bu sefer oturup bu kitabı yazmaya başlamış. “Hayır De Gitsin!” ile yazar, hayır’ın her zaman seçenekler arasında olduğunu, bir pazarlık kozu olduğunu, değişim aracı olduğunu ve kabul edilebilir bir cevap olduğunu 220 sayfa boyunca tablolar, testler, boşluk doldurmalar yardımıyla anlatmış. Bunu yaparken de akademik bir üslup takınmadan, gayet anlaşılır seviyede kalarak eserine şekil vermiş.

Sarah Knight, iddialı bir şekilde, hayır cevabı vermek konusunda değinmediği bir senaryonun kalmadığını da belirtmiş: “Sahip olduğunuz spesifik durumun çözümünü yazmamış olsam bile çözüme yönelik birçok teknik, strateji ve genel ipucu bulduğunuzu umuyorum” notunu düşmüş. Hayır demek konusunda bu kadar ders aldıktan sonra, birisi bize hayır cevabı verdiğinde nasıl bir tavır takınacağız kısmı da unutulmamış: “... hayır derken göstermeniz gerektiğini anlattığım sağduyu ve sakinliği hayır cevabı aldığınız durumlara da uygulamayı öğrenirseniz hayatınız inanılmaz derecede iyileşecektir.”

Yazarın şahsi web sayfasını incelemek isterseniz, bkz.: sarahknight.com

Genç yaşına rağmen çok sayıda eseri başarıyla dilimize çevirerek ülkemize kazandıran Selen Birce Yılmaz, bu kitap üzerinde de gayet özenle çalışmış. SaltOkur ekibiyle beraber övgüyü hak ediyor.

İyi Okumalar!
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ağustos 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitap öyle merak uyandırmıştı ki bende…
Hayati Sır yazdıysa, mutlaka yeni ufuklar açacaktı biliyordum…
Kitaba başlar başlamaz beni etki altına alan cümle: “İnsanın bu dünya üzerinde masum kalmasının sırrı, çocukluğunu kaybetmeden yaşamasıdır.” oldu. Bunu Hayati Sır’dan okumak; hep, doğruluğundan şüphe ettiğiniz bir bilginin kanıtını bulmuş gibi hissettirdi en başta. Büyümek, çocukluğumuzdan vazgeçmek değildi. İçimizdeki çocuğu hatırlamanın, onu duymanın, sorumluluklarımızın, çocukların tekrar farkına varmak, harekete geçmek için kesinlikle okunması gerek. Kesinlikle!
Yanıtla
4
1
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ağustos 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Romanlarıyla okuru renkli yolculuklara çıkaran Nermin Yıldırım, bu defa el ele tutuşan öykülerden oluşan büyüleyici bir dünya kuruyor. Çocukluk düşleri, gençlik hevesleri, ihtiyarlık özlemleri, gidenler, kalanlar, bekleyenler, arayanlar, en karanlık dehlizlerde bile bir umut ışığı bulanlar, düşmemek için birbirine tutunanlar, her şeye rağmen hayata inananlar, bu buruk ama görkemli şölende bir araya geliyor.

25 muhteşem öyküden oluşan kitabı gözlerim dolu dolu ve yutkunarak okudum. Hepsi bende farklı duygular bıraktı. Yazarın büyüleyici kalemi ve duygusal bakış açısı ile hafızalara kazınan, iz bırakan ve kendinizden bir şeyler bulacağınız muhteşem öykülerdi. Hiç birini bu daha iyiydi diye ayırt edemiyorum.

Öykülerini de çok sevsemde ben Nermin Yıldırım'dan dolu dolu romanlar okumayı, başlamayı ve bitirmeyi, eksik kalmama hissini daha çok seviyorum.
Yanıtla
1
3
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Ağustos 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap; anlattıkları üzerine epey düşünülecek hatta bir kitap halkası ile okuyup tartışılacak mahiyette, anlatımı da bir o kadar açık ve akıcı.

Yazar; kitabında kötülüğün insanın yaratılışında doğuştan var olduğu ve çocukların tertemiz birer melek olduğu kanısının yanlış olduğunu, onların da nihayetinde birer insan olduğunu anlatmaya çalışır.

“Her insanın içinde iyi-kötü içgüdüler vardır. Anne, baba ve eğitim kurumları çocuğu olumlu biçimde etkileyecek, iyiye yönelen içgüdülerini geliştirip kötüye yönelen içgüdülerini engellemeye çalışacaktır. Uygarlığın amacı da budur aslında. Bu uygarlık süresi içinde en büyük görev de topluma düşer.”

Çünkü bu çocuklar artık Mercan Adası’ndaki çocuklar değildir; savaşların gölgesinde kötülüğü tanıyarak büyümüş olan çocuklardır.

Her anlamıyla “iyi” olabilmek ve “iyi” nesiller yetiştirebilmek dileğiyle
Yanıtla
6
3
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Ağustos 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mater Serisi'nin İlk Romanı: Pia Mater
Ortapia Projesi'nin kurucusu Sinirbilimci Serkan Karaismailoğlu'nun Mater Serisi: Pia Mater- Dura Mater- Arachnoid Mater isimlerini taşıyan üç nöro-romandan oluşmaktadır. Kitaplar, daha kapağını aralamadan evvel tıp, biyoloji ve özellikle Sinirbilim dallarında ihtisas yapanlar için ilk mesajını vermektedir. Biz düşünen deli memelilerin, beyin ve omuriliğini sarmalayan üç zar: sert zar (dura mater), örümceksi zar (araknoid mater) ve ince zar (pia mater) olarak adlandırılır. İlk kez 2019 yılında yayınlanan Pia Mater'in arka kapağında yazdığı üzere, seri, Nöro-Roman denemelerinin ülkemizdeki ilk örnekleridir. Ortapia Projesi ile amaçladığı gibi yazar, Nöroloji'yi okurlarına kurmacayla da sevdirmek istemektedir.

Nöro-Roman: Sinirsel gerçeklerin, belli bir kurgu ve hayali karakterler eşliğinde okuyucuya sunulduğu bir roman türüdür. (Arka kapaktan)

Türkiye sınırlarından uzaklaştığımızda bu alandaki örnekler :

1- Beyindeki Hayaletler - V. S. Ramachandran, Sandra Blakeslee
2- Karısını Şapka Sanan Adam - Oliver Sacks
3- Müzikofili - Oliver Sacks
4- Incognito: Beynin Gizli Hayatı - David Eagleman
5- Beyin Yaşlanır mı? Vücut Yaşlanırken Beyin Hücreleri Ölür mü? - Andre Aleman
6- Neil'in Beyniyle Konuşmalar - William H. Calvin, George A. Ojemann
7- Descartes'ın Yanılgısı- Antonio R. Damasio
8- Subliminal Bilinçdışınız davranışlarınızı nasıl yönetir?- Leonard Mlodinow kitaplarıdır.


Pia Mater başlangıçtaki 0. Bölümle birlikte 47 Bölümden oluşmaktadır. Her bölüm yazarın seçtiği popüler kültürden fazlasıyla aşina olduğumuz aforizmavari cümlelerle açılır. 0. Bölümün mesajının en önemli mesaj olduğu söylenebilir. Yazar, ilk önce karakter ağını çizer ve sonra onları birer birer karşılaştırıp çarpıştırır. Karakterlerine bilimsel isimler veren yazar, pek çoğu fizyoloji ve nöroloji ile haşır neşir olan karakterlerinin duygu durum değişikliklerine kendi üsluplarınca bilimsel birer açıklama getirir. Kitabın sonunda da kurguda yer alan bilimsel atıfları açıkladığı bir kaynakçaya da yer vermiştir.

Maddenin en küçük yapı taşından insan fizyolojisine, insandan aileye ve topluma, kimilerince mucizevi sayılan ağlarla bağlı bir karmaşa içindeyiz. İncecik mucizevi bir zarın işlevini çözmek kadar insanların eylemlerinin açıklanması da son derece güç... Serkan Karaismailoğlu, Pia Mater'de çocuk yaşta toplumun dışına itilenler ve topluma kazandırılanları aynı sahneye taşıyor. İster istemez akla Mahabharata Destanı'nın ünlü parçası Bhagavad Gita'nın 3. ve 4. Şarkılarını getiriyor :

BHAGAVAD-GITA, 3. ŞARKI
Her eylemden kaçarak gerçekten özgür olunmaz eylemden Bir dakika bile olsa özgür kalınmaz asla eylemden.
BHAGAVAD-GITA, 4. ŞARKI
Eylem nedir? Eylemsizlik nedir? - Bu, bilgeleri de şaşırtan şeydir. Çünkü dikkat etmeli insan eyleme, dikkat etmeli yasak olan eyleme. Dikkat etmeli eylemsizliğe de - Derindir eylemin doğası.

Kadim Hint metinleri ile güncel bilimsel sonuçları çarpıştırmak ilginç. İsmailoğlu ise inanç mekanizmalarının dışında ancak yine de kadersel bir döngü çiziyor. İnsanlık rastlantı eseri yanından geçen bir çocuktan bile sorumlu fikri belki korkutucu görünebilir. Ama insanın eylemlerinin ve bedeninin doğası korkunç derecede matematikseldir. Burada sürpriz bozmayacağıma emin olarak 0. Bölümün mesajını paylaşmak istiyorum.

Bir Afrika kabilesinde şöyle bir söz vardır:

"Köyü tarafından sevilmeyen çocuk, sonunda o sevgi sıcaklığını hissetmek için köyünü yakar."

Pia Mater, Ortapia yörüngesindeki amacı ile gençler için nörobilime merak uyandırabilecek bir seri parçası. Serinin ileride bir dizi projesinde değerlendirilebileceğini de düşünüyorum. Kitaba üç temel eleştiri getireceğim. Öncelikle karakterlerin kimlik sorunu ve onlara yüklenen anlamlar daha iyi oturtulabilirdi. Kitabın genelinde yazarın üslubunun karakterler tarafından aktarılma çabası pek çok yerde aksamakta. Ve son olarak edebi açıdan daha doyurucu hale getirilmesi gerekiyor. Bilimsel bir temele oturtulan, toplum için çok önemli sorunları ele alan böyle kitaplar sanatla nakışlanırsa çok daha doyurucu eserler ortaya çıkabilir.

Kitabın hedef kitlesinin daha çok gençler olduğunu düşünüyorum ve onlara mutlaka sözlükle, her karakterin isimlerini, bilimsel terimleri sorgulayarak okumalarını öneriyorum. Düşünerek okunması dileğiyle...
Yanıtla
33
0
Destekliyorum  32
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
31 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir kere nefis bir dili var kitabın. Ağdalı değil, dümdüz. Ama bu demek değil ki sıkıcı, tam aksine çarpıcı bir yalınlığı var. Menderes döneminde geçiyor kitap. İstanbul'da bir kitapçı olan Kenan karakteri kitabımızın başrolünde. Evli ve bir kız çocuğu babası. Dışarıda yemek yediği bir akşam Günsel isimli bir kızla tanışıyor ve olaylar gelişiyor. İki karakterin ayrı ayrı hikayelerinin ilerlemesi, ayrı hikayelerdeki farklı karakterlerin hepsini elle tutacak kadar canlı hale getirmesine hala şaşırıyorum.Kitabın politik yönüne eğilmek gerekirse de o dönemde yaşananları kabak gibi ortaya döküşü geliyor önümüze. Okulların basılması, öğrencilerin toplanarak götürülmesi ve maruz kalınan işkenceler Kenan & Günsel aşkının fonunu oluşturuyor. Rahatsız bir kitap. İnsanı konfor alanına çıkarıp sorgulayarak yoruyor ve bir köşeye atıveriyor.
Yanıtla
5
2
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
31 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir çocuk üzerinden anlatılan fantastik bir tren yolculuğu. Japon edebiyatı özgünlüğü ile kendine çekerken bu kısa öykü akıcı ve duygusal bir içeriğe sahip. Yazar en çok çocuk edebiyatı alanında eser vermiş bir vejetaryen bir budisttir.

Eserin İthaki tarafından basılıyor olması ona bir standart kazandırmış. Kağıt ve mizanpaj olarak İthaki kendini belli ediyor. Michael Ende'nin Momo'su gibi hem çocuklara hem yetişkinlere hitap eden kitapta hüzün, mutluluk, umut gibi zıt duyguları bir arada yaşayabilirsiniz.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir