Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Haziran 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"Büyük İskender’in Yaşamı ve Fetihleri": Akademik ve Rehber Niteliğinde Bir Eser...
Naçizane yorumumu siz kıymetli okuyuculara aktarmadan hemen önce bazı hatırlatmalar yapmalıyım. Öncelikle İskender (Αλέξανδρος - Aleksandros) hakkında yorum yapabilmek için ciddi bir akademik bilgi ve birikime ihtiyaç olduğunu söyleyebilirim. Aynı zamanda kıyaslama ve değerlendirme yapabilmek için tüm bu birikimi muhakeme edebilmekte gerekir. Uzun lafın kısası bu yorumun yalnızca “meraklı bir okurun” kaleminden çıkmış olduğunu hatırlatmalıyım.

Daha önce de yapmış olduğum gibi kitaba geçmeden önce yazarı kısaca tanımanın önemli olduğu kanaatindeyim. Albert Brian Bosworth, Oxford’a bağlı Keble College’da önemli klasikçilerden William Spencer Barrett’in hem öğrencisi hem de asistanı olarak göreve başlamıştır. 1967’den 2007 yılına kadar Klasik ve Antik Çağ profesörü olarak çalışmıştır. 2014 yılında hayatını kaybeden yazar, İskender ve Helen kültürü üzerine dünyanın en saygın araştırmacılarından biri olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla kitap sıradan bir İskender ve tarihi olmaktan daha çok akademik bir kitap olarak göze çarpmaktadır. Elbette bu durum (benim gibi) meraklı okuyucular için herhangi bir sorun yaratmamaktadır. Zira kitabın dili ne çok akademik ne de çok kurgusaldır.

Kitap kabaca iki genel başlıktan, yedi alt başlıktan ve iki ek bölümden oluşmaktadır. Bu başlıklara şu an incelemekte olduğunuz sayfadan erişilebildiği için ayrıca buraya yazmayacağım. Kitabın ilk bölümünde (I) İskender’in babası Philippos’un Makedonya adına yaptıkları anlatılarak kitaba giriş yapılmaktadır. Böylece İskender’in tahta çıkışına kadarki süreç hakkında bilgi sahibi olabiliyoruz. Akabinde İskender’in kişisel yaşamı, babası ile olan ilişkileri, gençliği, ilgileri vb. gibi bilgilere ulaşıyoruz. Devamında İskender’in Persler ile olan ilişkileri, büyük seferinin başlangıcı, savaşları, fetihleri ve ölümüne kadarki süreci derli toplu bir şekilde okuyoruz. Elbette tüm bu bilgilerin ikincil kaynaklardan derlenmediği ilk başta göze çarpıyor. Zira yazardan kısaca bahsettiğim bölümde de üzerinde durduğum gibi bir klasikçi tarafından yazıldığı hemen anlaşılan kitapta çok ciddi anlamda birincil kaynak kullanımı ile karşılaşmak mümkündür. Her ne kadar İskender ve yaşadığı dönemden günümüze ulaşan birincil kaynak sayısı az olsa da (Arrianos, Strabon, Plutarkhos, Curtius Rufus, Diodoros, Iustin) yazarın bu kaynakları ve üzerine yazılan araştırma eserlerini ciddi manada kullanmış olması okuyucu için çok kıymetli bir yol açmaktadır. Okuyucu dilerse bu birincil kaynakların bir kısmına (Arrianos, Strabon ve Plutarkhos) Türkçede de erişebilmektedir.

Öte yandan yazarın ikinci bölümde (II) konuya daha tematik açıdan yaklaştığı gözlemlenmektedir. Tarihi bir metni coğrafyadan, dönemin dünyasından ve diğer değişkenlerden kopuk bir şekilde okumak baharatsız bir yemeğe benzer. Bu noktada kitabın, İskender’in Hindistan’a yürüyüşü sırasında keşfettiği baharatlardan olacak, ciddi anlamda tatlandırıldığını ifade edebilirim. Hatta kitap öyle bir şekilde hazırlanmış ki İskender’i, seferini ve Makedonya’sını daha iyi anlamak istiyorum diyenin ikinci bölümden başlaması daha anlamlı olabilir. Zira İskender’i İskender yapan önemli unsurlardan biri açıkça ordu düzeni olan Phalanks’tır. Yani bu anabasis (yürüyüş, tırmanış) nasıl oluyor da Hindistan’a kadar ulaşabiliyor sorusunun cevabı İskender’in savaş makinesi ile doğrudan ilişkilidir. Tematik kısmı okuduktan sonra birinci bölümü geçmek bazı şeyleri daha iyi anlamak adına tercih edilebilecek iyi ve alternatif bir yol gibi durmaktadır. Bu bölümde de birincil kaynakların ve araştırma eserlerinin yoğun bir biçimde kullanıldığı ifade etmem gerek.

Sonuç olarak kitap Türkçedeki en derli toplu, akademik ve okunabilecek İskender kitaplarının başında gelmektedir. Zaten konu ile alakalı, olayların yoğun bir biçimde cereyan ettiği bu topraklarda, ne yazık ki fazla seçeneğimizde yok. Anadolu coğrafyasını da kapsamış (sonrasında Helenistik dönem krallıklarının kurulması da dahil) ve bilinen dünyanın seyrini değiştirmiş bu dönemin daha çok araştırılması ve okunması gerektiği kanaatindeyim. Eserin sonuna eklenen kaynakça ve birincil kaynaklar hakkındaki kısa açıklamalar ise derinlemesine okuma yapmak isteyen okuyucular için rehber niteliğindedir. Kitabın diline gelecek olursak, orijinal dili ile karşılaştırmadım ancak çeviriyi iyi ve oldukça akıcı bulduğumu söylemem gerek. Kitabın mizanpajı, kapağı ve diğer fiziki özellerini de beğendiğimi söyleyebilirim. Bu denli önemli bir çalışmayı dilimize yeniden kazandıran Selenge’ye çok teşekkür ederiz.

Herkese bol kitaplı sağlıklı günler!
Yanıtla
6
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Haziran 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın türü her ne kadar şiir olarak bilinse de içeriğinde hikaye ve roman tadında anlatılara da verilmiştir. Konu olarak kitabın adından da Anlaşılacağı üzerine 7 tane yazarın 1950 civarlarında yaşadıkları dostluklar anlatılır. Zarifoğlu’nun dünyasına girebilmek için de okuduğunuz her bir satırı tekrar tekrar okursanız buna şaşırmamanız gerekir. Zarifoğlu’nun şiirlerini okurken yer yer zorlandığım ama ısrarla okumaya devam hatta tekrar tekrar okuduğum halde hem hiçbir şey anlamadığım, hem de çok şey anladığım hissini aynı anda yaşadığım için okumaya devam ettiğimi söyleyebilirim. Kitap bittiğinde şiir türünde olduğu halde duygudan daha çok beni düşüncelere itmiştir. Özellikle şiir konusunda kendini adamış kişilerin okumasını daha çok tavsiye ederim. Herkese keyifli okumalar.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  3
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Haziran 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Edebiyat dünyasının kendileri gibi güçlü karakterlerini yaratan maceracı ruhlu yazarlar var. Jack London ilk akla gelen sanırım. Peki ya Joseph Conrad?

Uzun zaman önce okumaya çalışıp da son sayfasını hoşnut bir şekilde kapatamadığım kitaplardandı Karanlığın Yüreği.

Çoktur böyle kitabınız. Klasik ya da modern klasik olarak sunulan eserleri son sayfasına kadar sevip sindirebilmek umuduyla okumaya devam edersiniz.

İkinci buluşmamız fazlasıyla verimli geçti. Evet, sevdim ben bu kitabı.

Açıkça belirtilmese de ‘kara yüzlüleri’ anlatan bu kitabında Kongo’yu işaret ediyor Conrad. Kendi edebiyat anlayışının ‘açık-seçikliğe’ karşı oluşunu da bildiğimizde eserdeki bu tercihi daha anlaşılır olabiliyor.

Bence eserde asıl önemli olanın Sömürgeciliğin sadece ‘sömürülen’ açısından değil de ‘sömüren’ açısından da yıkıcı etkileri olduğunu gösteriyor olması.

Bir de güzel filmi varmış: Kıyamet. (1979)
Okuyup izlemeli.
Yanıtla
0
1
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Haziran 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar bir çok konuya ilişkin toplumsal/bireysel sorunları (aşk/sevgi/evlilik, fanatizm, reklamlar, tüketim çılgınlığı, bencillik, ego, öfke, menfaatperestlik, internet/ televizyon, cehalet,…) ve modern çağın hastalıklarını çok iyi analiz etmiş. Daha da önemlisi bu durumdan çıkış için çözüm önerileri ve reçeteler sunuyor. Her şeye rağmen erdemli bir birey olmanın gerekliliğini ve erdemli yaşamın önemini anlatıyor.

Bu eser zorlu ve sıkıntılı hayat yolunda karşımıza çıkacak tehlike ve sorunlara karşı bir uyarı…bir işaret levhası.. yerine göre de bir yol gösterici nitelik taşıyor.

Özellikle de hayatın başında olan gençlere, eğitimcilere ve anne-babalara öneriyorum. Bana göre MUTLAKA OKUNMASI GEREKEN ESERLERDEN BİRİSİ. Dili sade, akıcı ve anlaşılır. Ancak bir seferde değil üzerinde düşünerek ve not alarak okumakta fayda var.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Haziran 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tekrar tekrar okunası, her kütüphanenin olmazsa olmazı bir muhteşem kitap.

Gazalî gibi okuyucusuna dua eden lâtif bir üsluba sahip yazar az bulunur. Bu kitabın tadı damağımda kaldı.

Kitabın çevirmeni Dr. Ramazan Balcı'ya teşekkürler.

"Semaya bakmanın on faydası var denildi:
1. Üzüntüyü eksiltir
2. Vesveseyi azaltır
3. Evham korkusunu giderir
4. Allah'ı hatırlatır
5. Kalbinde Allah'a karşı saygıyı yeşertir
6. Olumsuz fikirleri siler
7. Sevda hastalığına fayda verir
8. Müştak olanları teselli eder
9. Birbirini sevenlere ünsiyet verir.
10. O sema ki dua edenlerin kıblesidir. " (s.17)
Yanıtla
25
0
Destekliyorum  16
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Haziran 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
John Hare'in Aya ve Okyanus Okul Gezisi kitapları, çok önemli okul öncesi ve erken okul çağı sessiz kitaplarından. Erişkinlere de oldukça hitap ediyor. Ortak noktada buluşabilen kitaplardan. En yakınları tarafından tam anlaşılmayan, aradığı kabulü hiç beklenmedik bir anda, tanımadığı yabancılarda bulan, her bakımdan ölçülü, sansür etmeye ihtiyaç uyandırmayacak hikayeler. Kitaplarda yazı yok, çizgi roman gibi, her karede beraber konuşulabilir veya yetkin bir çocuk kendi inceleyebilir. Resimli kitap ve çocuk kitabı severlerin kütüphanesinde mutlaka bulunmalı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Haziran 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kırsalda geçen bir hayat kesitini içeriyor roman. Hepsi birbiriyle bir şekilde bağlantılı ve fakat kendiliklerini koruyarak yaşamayı bilen karakterlerin bir görselini sunuyor kitap. Ben kitabı okurken bir Gerbrant Bakker eseri okuyormuş hissine kapıldım. Kitabın içinde G. Bakker isminin geçtiğini görmem de şaşırtıcı oldu benim için, belli ki Judith Hermann’ın bir hayranlığı mevcut Bakker hakkında ve iyi bir okuyucusu olarak o tarzı sürdürdüğünü hissettirdi bana. Son olarak akıcı ve keyifli bir okuma oldu benim için.
Yanıtla
3
1
Destekliyorum  1
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Haziran 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Umudu Kaybetmemek
Victor Frankl döneminin en ünlü terapisti ve aynı zamanda alanındaki en ihtisaslı bilim insanı. İkinci Dünya Savaşı sırasında bir toplama kampında tutsak ediliyor. Kampta kaldığı süre boyunca gördüğü manzaralar, yaşadığı olaylar kan dondurucu! Tüm bu yaşananlara rağmen hayatta kalmanın anlamını arıyor. Yaşadığı onca olayı, hayatın sonsuz küçük sorunlarından biri olarak düşünmeye çalışıyor. Kendisini zorlayan durumlardan, her saat ve her gün bahsetmek yerine düşüncelerini ılımlı ve aydınlatılmış olanlara çeviriyor. Yaşadığı ıstırapları bir nevi sonucu güzel olacağını düşündüğü anlamlı yerlere bağlıyor. Böylece ıstıraplar, ıstırap olmaktan çıkıyor.

Frankl'a göre insan bedeni şartlandırılabilen bir organizma. İnsanın ruh hali ile vücudunun bağışıklığı arasında paralellik söz konusu. Güç, cesaret ve umut kayıpları kişinin bedeninde var olan direnci aşağı çekiyor. Böylece kişi bu paralellikte yaşamını da bir yerde sonlandırmış oluyor.

Frankl, hayatta olan bir insanın hala umut etme sebebi olduğunun altını her fırsatta çiziyor. Sağlık, aile, mutluluk, profesyonel yetenekler, zenginlik, toplumdaki konum, bütün bunlar yeniden başarılabilecek ve yerine konabilecek şeyler.

Hangi süreçten geçilirse geçilsin gelecekte güzel şeyler inşa etmek için hala yeterince zaman ve umut var... Yaşanmışlıkları dünyadaki hiçbir güç unutturamaz; ancak kişi tüm bu yaşananlar karşısında pes ederse çekilen onca çile ahmaklık olarak kalır. Yaşanmışlığın anlamlı olması için, bir çaba uğruna çile çekildiği gösterilmelidir.

Eşini, ailesini ve en yakın dostlarını kamplardaki gaz odalarında ya da krematoryumlarda kaybeden ve sayısız işkenceye maruz kalan Victor Frankl tüm bu ıstırabı sonrasında, dünyadaki tek bir insana dokunabilmek için, Hayatın Anlamı'nı anlatmaktan asla vazgeçmeyerek bir yerde ıstırabını sağlam temelli bir binaya dönüştürüyor.

Yıllardır çok satanlar listesinde yer alan bu eşsiz kitabı, her yaştan okuyucu muhakkak okumalı ve hala hayatta iken umudu yitirmemeli.
Yanıtla
10
2
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Haziran 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bazı öykülerde kahramanlar fludur. Bu durumda yaşanmış – yaşanmamış arafta öyküler hissini uyandırıyor okurda. Bir şüphe halinde bir his veriliyor. Bununla beraber birçok öykünün aniden sonlandığını da görüyoruz. Bu durum hem okuru şaşırtmakta hem de okurun merak duygusunu beslemektedir. Öyküler daha çok bütüncül- sezgisel muhakeme üzerine yol aldığını söyleyebiliriz. Okuru sürükleyen remzi, kelime kelime cümle cümle aklı ve daha çok da kalbi odağa almaktadır. Ve ayrıca kitap isminden mülhem, yazılanların hepsi mâkus talihle hemzemin olmaktadır bir anlamda. Başka bir ifadeyle nesnellik ve gözlem içeren çok güzel öyküler okudum desem yeridir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Haziran 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
1932'den 1951'e Halkevleri
Milli mücadele sonrasında yeniden tüm teşkilatlarıyla ayağa kaldırılan ve bağımsızlık mücadelesi verilen ülkemizde, girişilen çok sayıda inkılap hareketinin halka yayılması için kullanılan araçlardan biri de halkevleridir.

19 Şubat 1932’de, 14 ayrı merkezde resmen faaliyete başlayan ve 1951 itibariyle sayıları 478’e ulaşan Halkevleri, “okul tahsilinin yanında halk eğitimi yapmak ve halkı birlikte çalıştırmak, bütün kuvvetleri ulvi bir maksat etrafında toplamak ihtiyacının duyulması üzerine Atatürk tarafından kurulmasına karar verilen... kültür ocaklarının adıdır.” Dönemin CHP Genel Sekreteri Recep Peker, Ankara Halkevinin açılış töreninde hedefledikleri temel esası şu şekilde ifade etmişti: “Biz Halkevlerinin samimi ve bütün Türk vatandaşlarını müsavi şeref mevkiinde gören zihniyetle kurulmuş çatıları altında bütün vatandaşları toplamaya ve itinalı bir kültür çalışması içinde milli birliğe yükseltmeye azmetmiş bulunuyoruz.”

İsmail Özer, Selenge Bilgi Serisi'nde yayınlanan bu eserinde, halkevleri fikrinin ortaya çıkışından DP iktidarıyla beraber kapanışlarına giden süreci, gayet öz bir şekilde anlatıyor. Kurulmasında, Sovyetler mi, Almanya mı yoksa İtalya mı örnek alındı? 1912 yılında kurulan Türk Ocakları’nın bir devamı sayılabilirler mi? Vildan Aşir Savaşır’ın ve Reşit Galip’in halkevlerinin kurulmasına katkıları, Türk basınındaki dönem yorumları, halkevleri bünyesinde faaliyet gösteren güzel sanatlar, spor, dil, edebiyat ve tarih gibi şubeler, şehir ve kasabalar dışındaki daha küçük yerleşim yerlerine ulaşmada önemli faaliyetler yapmış halkodaları, yurt dışındaki halkevi şubesi Londra halkevinin faaliyetleri ve 2. Dünya Savaşı ile gerilen siyasi ilişkilerin şubeye etkileri, diğer ülkelerin Türk halkevlerine dair ilgileri, Atatürk’ün ve İsmet İnönü’nün halkevleri hakkındaki görüşleri, bu kitapta ulaşabileceğiniz temel bilgilerden bir kısmı olarak sıralanabilir.

İsmail Özer, cumhuriyetin ilk yıllarına ve halkevlerine ilgi duyan, dönem üzerine okuma yapmak isteyen tüm okurlar için oldukça faydalı bir eser hazırlamış. 19 yıl süren ilk dönem halkevi çalışmaları, Demokrat Parti iktidarında, 8 Ağustos 1951’de yürürlüğe giren 5830 sayılı ile son bulmasına kadar gayet doyurucu şekilde, akıcı bir üslupla izah edilmiş.

İyi Okumalar!
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir