Onaylı Yorumlar

Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Önyargıları Parçalamak...
Modern Amerikan Edebiyatı'nın en önemli klasiklerinden biri olan "Bülbülü Öldürmek", yayımlandığı yıldan bu yana en çok okunan kitaplar arasında. 1960 yılında ilk baskısını gören kitap, 1 yıl sonra Pulitzer Ödülü' nü kucaklayarak ününün tesadüf olmayışını kanıtlıyor.

Konusu, kurgusu ve karakterleri ile dikkat çeken kitap, ayrıca yazarının kullandığı yalın ve gayet anlaşılır dili ile de her kitleye hitap edebiliyor.

Kitabın satırlarını henüz ergenliğe dahi adım atmamış Scout Finch'in ağzından okuyoruz. Avukat babası Atticus ve kendisinden çok da büyük olmayan ağabeyi Jem ile yaşayan Scout, henüz küçük yaştayken annesini kaybediyor. Babası tekrar evlenmeyince siyahi bir bakıcı olan Calpurnia'nın elinde büyüyor. Hayal dünyası öylesine geniş ve zekası öylesine güçlü ki, Scout nahifliği ile okurun kalbinde taht kuruyor adeta

Kitabın geçtiği yıllar 1930'lar... Ve elbette o dönem Amerika'sının yoğun gündemi : Irkçılık!

Beyazlar ve siyahlar iki ayrı rengin temsilcileri... Siyahın sınırları daha keskin beyaza göre... Siyah ezilen, hor görülen, aşağılanan ve daima altta kalan kesim oluyor. Beyazla olan mücadelesinde haklı dahi olsa kaybeden taraf. İşte böyle bir dönemde, avukat Atticus Finch bir siyahinin davasını üstleniyor. Tecavüz ve yaralama ile suçlanan biz siyahiyi "aklamak" için mahkeme salonunda tek başına savaşıyor...

Kitap uzun soluklu bir yolculuk gibi... Önce çocukların neşeli dünyasına dalıyor. Bir müddet orada eğlendiriyor. Hemen ardından da asıl değinmek istediği noktaya temas edip, okurunu mahkeme salonunda bir koltuğa oturtup seyirci yapıyor... Ve bu koltukta iken kırılmayan önyargıları, benmerkezciliği, sürü psikolojisini gözler önüne seriyor...

Irkçılık temasını merkezine oturtan kitap, aile ilişkilerini de bünyesinden ayırmıyor ve duru bir güzellikle kendini noktalıyor.
Yanıtla
12
1
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sağlığın kamu yerine özel şirketler tarafından işletilmesinden tutalım da hekimlerin çalışma saatlerine, ilaçların çoğunun leblebi gibi yutulmak için üretildiğine ve bazen de devlet eliyle halka yutturulduğuna kadar geniş bir eleştiri yelpazesi karşılıyor okuru. Şimdi katıldığım nokta, çok çok uzun süredir tıp tarafından insanlara itelenen sağlık tanımı. Sağlığı esenlik yerine hasta olmama şeklinde tanımladığımız zaman kapsam biraz daralıyor ve ister istemez her üç kişiden ikisi hasta durumuna düşüyor. Kesinlikle katılmadığım nokta ise ilaçları para kazanma aracı olarak kullanıldığını ve birçoğunun işe yaramadığını söylemesi. Şimdi şunu kabul ederim, bazı ilaçların bazı yan etkileri faydasından fazla, evet. Gel gelelim aşılarla ilgili yazdığı bölümü hayretle okudum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap iki bölümden oluşuyor. İlkinde Seneca'nın "bilge" olarak tanımladığı insanın özelliklerinden bahsediyor. Bu bölümde bilge diye tabir ettiği kişilerin aslında yüzyıllar sonra Maslow'un meşhur hiyerarşisinde insanın en üst mertebesine ulaştığı "kendini gerçekleştirme" aşamasından bahsetmiş. Bilgenin ne kadar kusursuza yakın bir insan olduğunu ve toplum için ne kadar kıymetli olduğundan dem vuruyor. İkinci bölümde ise insanın o kendini gerçekleştirme aşamasına ulaşması için yaşaması gereken inzivadan bahsettiği inziva üzerine isimli bir bölüm mevcut. Seneca, Stoa Okulu olarak anılan felsefi akımın öncülerinden olduğundan kitabın genelinde Stoacı bakış açısı hakim. Nedir bu açı? Mutluluğun hakimiyeti, doğaya teslimiyet ve mantığın eğitiminin ön planda oluşu. Latinceden çevrilen kitapların anlaşılmaları ekseri zor oluyor kendi açımdan fakat bu kitapta öyle bir zorluk yaşamadım.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  3
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap da yer alan şiirler bir şeyleri anlatan şiirlerden değiller. Gösteren ve duyumsatan şiirler desek daha doğru olacaktır. Bu inşa, şiiri şiir yapan temel unsur ve şiirlerin tadını da vermektedir. Bu şiir diliyle açmazlara, tahammülfersalara dahi bir ses olabilmektedir pekâlâ. Üslup anlamında, toplumcu gerçekçi şiirlerden böylelikle ayrıştığını da söylesek yeridir. Taşıllaşmış imgelerden ziyade yeni buluşların, yeni doğumların timsallerini görmekteyiz. Bu sarih anlatım, sözün derinliğini de imlemektedir. Nasıl ki dünyamızın yirmi üç buçuk derece eğik olması mevsimleri ve daha genel anlamda hayata zemin olduğu gibi gerçek ve kalıcı şiirlerde de ses, tını ve biçemin kattığı bir hayat vardır. bütüncül bir bakışla bakacak olursak; şiirler akıcı, kendi içinde ritmi, tavrı ve duruşu olan şiirler diyebiliriz. Şiirlerin, anlam ve imge derinliğinin yanında anlaşılır ve keyifle okuma sağladığını da söyleyebiliriz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap bizi Rusya'nın bir köyüne götürüyor. Balıkçılık yaparak ailesini geçindiren baş karakterimiz dışardan bakıldığında oldukça dik kafalı, dediğim dedik ve sert mizaçlı bir aile reisi. Balıkçı ve ailesinin hikayesini okurken karakterler, diyaloglar o kadar samimi bir dille anlatılıyor ki sanki bizden bir hikaye okuyormuş hissi veriyor. Balıkçının özellikle çalışkanlığı, onurlu duruşu ve ileriye dönük öngörüleri karşısında kendisine saygı duymamak mümkün değil. Yazara ait varsa başka eserlerinin de dilimize kazandırılmasını çok isterim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir ergenin serseri yürüyüşü…
Okumaya başladığımda kitabın isminin çağrıştıracağı bir konuyla karşılaşacağımı sanıyordum ki, hemen hemen her okurunda bu durumu yaşayacağını umuyorum. Ancak başladığınızda kitabın bir kahraman üzerinde yürüyen kurgusu ve bu kurguyu besleyen ilginç bir dili olduğunu göreceksiniz. Kitabı popüler kılan unsurlardan biri bu galiba. Elbette, 1951 yılında yayınlandığını düşünürseniz; dönemin ABD’sinde Holden adındaki yeni yetme bir ergen karakteri üzerinden okuldan başlayarak (nihayetinde okuduğu okullardan atılan bir öğrenci) toplumsal, ahlaksal ve dinsel eleştirileri sansür ve yasaklamayı getirmiş olduğunu görüyoruz. Kitabı popüler kılan özelliklerden bir diğeri de bu sanırım.

Yazarın kendi yaşamından esinlendiği muhakkak. Ana karakter ve anlatıcı ‘Holden’ için J.D.Salinger’in kendisidir diyebiliriz. Ergenliğin getirdiği bir başkaldırı ve zaman zaman boş vermişlik, kural tanımamazlık, ben merkezci tutumun psikolojik yansımaları metinde kendini baskın olarak hissettiriyor. Küfür, argo konuşma ve cinselliğin serseri bir ergenin dünyasında ne kadar yer tuttuğunu size gösteriyor.

Kitap içinde yer yer kitap isimleri, okuma edimine yaklaşımlar Holden’ın ilginç kişiliğini ortaya çıkran ayrıntılar…“Oldukça cahilimdir, ama epey okurum. (…) Bir kitapta en hoşuma giden şey, en azından, arada bir gülünç şeyler olmasıdır. (…) Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da, canım her istediğinde onu telefonla arayıp konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir.” (s.23)

Dikkat çeken bir başka başlık başına buyruk bir ergen olan Holden’ın ikiyüzlülüğe, yapmacıklığa ve dayatmacılığa tepki vermesi… Anlatısında net ve saklamadan romanda geçen kişiler üzerinden bunu sürdürmesi… “…tanıştığıma hiç memnun olmadığım kimselere, durmadan, “Tanıştığımıza memnun oldum,” demek beni öldürüyor. Ama, hayatta kalmak istiyorsanız, ille de bu zırvaları söylemek zorundasınız.” (s.86)

Ergenliğin getirdiği psikolojik savrulmalar, karşılaştığı yenidünyalar, ayakları yerden kesilmeler, zaman zaman olgun tavırlar… Özetle, Holden “Çavdar Tarlasında Çocuklar” da kendini,ergenliğini anlatıyor yapmacıksız ve yalın bir dille.

Yanıtla
17
4
Destekliyorum  6
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
21. yüzyıl belki de bir çok kavramın yeniden tanımlandığı, reforme edildiği bir dönemin başlangıcı. Bu kavramlardan birisi de millet ve milliyetçilik. Bahadırhan Dinçaslan, hem kendi ‘mahallesinden’ bu kavramlara özeleştiri getirmiş, hem de aslında ‘gelenekten geleceğe milliyetçilik’ fikrini analiz ederek, daha kapsayıcı bir milliyetçilik olgusu üzerinde kafa yormuş. Derin bilgiler içerek, dil, din, kültür, coğrafya ve insan yaşayışlarının millet kavramı üzerindeki belirleyicilikleri konusunda ciddi tespitleri var. Weber ve Simmel gibi toplum sosyolojisi üzerinde okumalar yapanlar, Dinçaslanı da okumalı.
Yanıtla
4
1
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitapta 5 farklı insan var. Bir çocuk, bir çiftçi, bir soylu adam, bir soylu kadın ve dükkan sahibi bir kadın. Bu insanlar Fransa'nın farklı yerlerinde yaşıyorlar. Beş bölümlük kitabın her bölümü bu insanlardan birinin ölümüyle ilgili. Ölümün nasıl hayatın bir parçası olduğunu okurken yarattığı farkındalığa şaşırıp kalıyorsunuz. Kitabın benim için en çarpıcı yönü buydu büyük ihtimalle. İnsanlar ölür ve etrafındakiler hayatına devam eder, etmek zorundadır. Ailenin yokluk yüzünden çocuklarını iyileştirememesi ve kaybetmesi, hem de bunun bugün bile bazı ülkeler ve insanlar için geçerli olduğunu düşününce üzülmekten kendimi alamıyorum. Kitabın verdiği mesajdan benim aldığım alt metin ise şöyleydi: Çocuk olmanızın, hayatınız boyunca çalışmış olmanızın, zengin biri olmanızın hiçbir önemi yok. Belirlenmiş bir son kullanma tarihiniz var, o tarih gelince dönüşü olmayan o yola çıkıyorsunuz. Bu yüzden her anın tadını çıkarmaya, hayatı ıskalamamaya bakmak lazım, bana bunu hissettirdi.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Molier'in Cimri eserini okuduktan sonra hayran kalmıştım. Bunun üzerine yazarın bir başka eseri olan Kibarlık Budalası'nı da sipariş ettim. İçerikten önce kitabın boyutuna kıyasla harflerin okunurluk düzeyinin yüksek olduğunu, bu konudan kaynaklı kitabı alıp almama da kararsız olanlar için belirtmek istiyorum.
İçerik konusunda ise kitap isminden de belirtildiği üzere bir budalayı anlatıyor. Bahsi geçen Mösyö Jourdain, üst sınıftakilere özenerek onlar gibi olup seviye atlamak istiyor. Tabii bazı şeyler kişinin özünde olmayınca da Mösyö gibi gülünç durumlara neden olabiliyor. Kitabı okurken Tanzimat dönemindeki Batı taklitçisi olmaktan öteye gidemeyen roman kahramanları aklıma geldi. Aslında bu konu bakımından iki edebiyat arasındaki benzerliği görebilmek de okura bir bakış açısı kazandırıyor diye düşünüyorum. Özetle okumak isteyenlere özellikle de henüz Moliere ile tanışmamış olanlara tavsiyemdir.
''Dünyadaki bütün karışıklıklar, bütün savaşlar müzik öğrenmemekten ileri gelir.''
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Balkanlar'da İsyan- Mithat Aydın
Kıymetli okurlara kitap hakkındaki değerlendirmeyi sunmadan önce, kitabın yazarını tanıtmayı her zaman öncelikli olarak faydalı buluyorum. Mithat Aydın, 1970 yılında Elazığ'da doğdu. Lisans eğitimini Ankara Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi'nin Tarih Kürsüsünde tamamladı. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Genel Türk Tarihi kürsüsünde devam ettiği akademik kariyerinde 1993-1996 yılları arasında Yüksek Lisans, 1996-2002 yılları arasında da Doktora derecelerini aldı. Günümüzde ise Pamukkale Üniversitesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü'nde Profesör unvanıyla görev yapmaktadır. Yazar, Osmanlı Tarihi, Balkan Tarihi ve Kent Tarihi üzerine çalışmalarını sürdürmektedir. Balkanlar'da İsyan adlı eserinin incelemesine gelindiğinde ise, Osmanlı Devleti’nin XIX. yüzyılda içerisinde bulunduğu kötü durum, dış dünyanın da etkisiyle, önce 1875’te Hersek ayaklanması ile daha da belirgin bir hal aldığı görülüyordu. Bunu takiben, 1876’da ise Hersek ayaklanmasının bir uzantısı olarak Bulgar isyanlarının yaşanması, Balkan krizinin ciddiyetinin kritik bir boyuta ulaşmasına neden oldu. Bu ayaklanma, Osmanlı merkez yönetimi tarafından güçlükle bastırılmıştı. Bu gelişme ile, Bulgar ve Rus kaynaklarına dayanan haberler kısa süre içerisinde İngiliz liberalleri tarafından siyasi propaganda aracı haline getirilerek Türklere karşı bir öfkenin oluşmasına ortam hazırladı. Buna karşın İngiliz hükümeti, Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğü politikasını devam ettirmek istemişse de yoğun kamuoyu baskılarına daha fazla direniş gösteremedi. Nihayetinde İngiltere’nin Osmanlı Devleti’ne karşı benimsediği bu politika gelenekselleşmekle birlikte Bulgar ayaklanmaları ve Osmanlı-Rus harbinin de katkılarıyla, Osmanlı-İngiliz ilişkilerinin gelişiminde bir dönüm noktası oldu. Balkan krizinin önemli bir bölümünü oluşturan Bulgar ayaklanmaları, döneminin en önemli olaylarından biri olarak da kabul edilebilir. Eser içeriğinde konu genel hatlarıyla üç ana başlık altında ele alınmıştır. Kapsamı bakımından bütünleyici olmakla birlikte, bahsi geçen bölgenin Osmanlı hâkimiyeti öncesi ve süreci boyunca dönem hakkında derli toplu bilgiler vermektedir. Bu da okuyucular açısından konunun anlaşılmasına ve bölge hakkında genel bir bilginin oluşmasına olanak sağlamıştır.

Eserin I. ve II. bölümleri Bosna-Hersek ayaklanmasının kilometre taşlarını neden-sonuç ilişkisi içerisinde detaylı ve akıcı bir dille ifade edilmesi, konuyu bilgi karmaşasından uzaklaştırdığı görülüyor. Bunlara ilaveten eserde görsel ve harita materyallerine eserde yer verilmesi, okuyucu için bölgeyi coğrafi ve beşeri faktörler açısından zenginleştirmiştir. Eserin son bölümüne gelindiğinde ise Bulgar ayaklanmasının neticeleri ele alınmıştır. Ayrıca, I. ve II. bölümlerde aktarılan bilgilerin beraberinde, 1876’da gerçekleşen Bulgar ayaklanmasının neden ve sonuçlarının tam manasıyla bağlayıcı olduğu kanaatine varılmaktadır. Kaynak tahlili ve tasnifi son derece mahir bir şekilde yapılan eser, konuyu son derece sansasyonel hale getirmiştir. Eser içeriğinde araştırma eserlerin cömertçe kullanılması, çalışmanın iyi bir taramadan geçtiğini gösterse de, birinci el kaynakların sadece Osmanlı Arşivlerinden oluşması, - ancak yabancı literatüre de yer verilirse - eserin daha kapsamlı olacağını düşünüyorum. Bu nedenle eserin akademik çevreden ziyade, serbest okuyucu kitlesine de hitap ettiği söylenebilir. Ayrıca eserin pragmatik anlatımı olaylar arasında bağlantılar, yaşananlar karşısında diğer devletlerin gösterdiği reaksiyonlar da çok net bir şekilde aktarılmıştır. Esas itibariyle bölgede yaşananların, tesadüfi gelişmeler olmadığını tarihsel gelişimi ile başarılı bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu kitabı inceleme vesilesiyle, eser sahibi Mithat Aydın’a teşekkürlerimi sunuyorum. Bir teşekkür ve tebrik de eseri yayınlama ve bizlere ulaştırma yükünü omuzlayan Selenge Yayınları’na. Böyle kıymetli çalışmaların artması dilekleriyle...
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir