Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Evvela kitabın kapağına bakacak olursanız bir çocuk kitabı intibaı uyandırıyor..lakin Zarifoglu'nun bir yapıtıyla karşı karşıya iseniz orada bir durun derim, daha okumaya başlarken bile tasvirleriyle dikkati çekiyor, muhayyilenizde bir resim kendini gösteriyor. Avcı kuşu ile serçe kuşu arasındaki bir serüven hikaye ediliyor, sanki sercekuş hayat yolunda yaşam-ölüm çizgisini sorgularken kendinizi onun yerine koyuyorsunuz. Kuşların avcısı insan, insanın avcısı Azrail diye düşlerken..ölümün her canlı için müşterek nokta olduğunu bir daha idrak ediyorsunuz..
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Oğuz Yabgu Devleti hakkında en kapsamlı çalışma
Sergey Grigoreviç Agacanov, Oğuzlar ve Selçuklular konusunda uzman bir tarihçidir. Oğuzlar konusunda ülkemizde Faruk Sümer'den sonra okunması gereken en önemli eserin sahibidir. Oğuz Yabgu Devleti'nin X. yüzyıldaki müstakil bir devlet olarak var oluşunu ortaya koyan kaynakları ile Oğuzların tarihi coğrafyasını, sosyal-kültürel hayatını ve siyasi tarihini karşılaştırmalı olarak ortaya koyan önemli bir eser yazmıştır.

Büyük emekler harcanarak yazılan eserin kaynakçası incelendiğinde, 800'e yakın eserin kritik edildiği görülmektedir. Farklı dillerden kaynakların incelenmesi verilen emeğin göstergesidir. Ayrıca, karşılaştırmalı bir tarz benimsenmesi akademik açıdan eserin değerini yükseltmektedir.

Anadolu Türkleri Oğuzların, Türkmenlerin torunları olarak tarihini merak edenler için Oğuz, Türkmen kimdir, tarihleri, kültürleri nasıldır? diyen, her bu tarihi mirasa sahip varisin yani mirasçının bu eseri okuyup bilinçlenmesi gerekmektedir. Bu konuda bu baş yapıtı kaleme alan Sergey Grigoreviç Agacanov'a, çeviren Ekber Necef'e ve Ahmet Annaberdiyev'e, bu eseri basarak tarihi mirasa değer verip önemli bir hizmet sergileyen Selenge Yayınevi'ne teşekkür ederiz.

Eser ayrıca Selçuklu Devleti'ni de işleyerek Selçuklu Devleti'ni araştıran, merak edenler için Oğuz-Türkmen meselesinin anlaşılmasına katkı sunacak tespitler yapmaktadır. Bu alanda çalışanlar bilir ki Selçuklu Devleti'nin kuruluşunda ve gelişmesinde Oğuzlar ve Türkmenler büyük katkı sağlamıştır. Ancak sonraki politikalar Oğuz-Türkmenleri devletten uzaklaştırmıştır. Bu konulara önemli tespitleri ile katkı sunan Sergey Grigoreviç Agacanov'un sözkonusu eseri kütüphanenizde bulunması gereken baş yapıtlardan biridir.
Yanıtla
6
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kafkasya'yı Tüm Yönleri İle Anlatan Kıymetli Bir Eser
Kafkasya, o eşsiz coğrafyasıyla büyüleyici bir bölgedir. Hazar Denizi ile Karadeniz arasında yükselen görkemli dağ sıralarıyla çevrili olan Abhazya, Adigey, Kabardey, Karaçay-Malkar, Osetya, Çeçen-Inguş ve Dağıstan gibi ülkeler, bu topraklarda ev sahipliği yapar. Kafkasya'nın tarihinde, Yunan-Roma-Bizans medeniyetleri ve Ön Asya medeniyetleri, sadece Türk ve Hint-Avrupa kavimleriyle sınırlı kalmayarak, etnik ve sosyo-kültürel yapıyı şekillendirmede önemli bir rol oynamıştır. Bu güçlü etkiler, yerli kavimlerin etnik ve kültürel dokusuyla bir araya gelerek, yeni bir sosyo-kültürel kalıbın doğuşunu müjdeler.

Kafkasya'nın halkları, yalnızca etnik olarak değil, kültürel anlamda da birbirleriyle kaynaşma eğilimi göstermektedir. Geleneksel hukuk sistemleri ve aile yapıları, feodal ilişkilerin ve toplumsal tabakalaşmanın izlerini taşır. Eski mitolojik inançlar ve dinsel uygulamalar, Kafkasya halklarının çoğunda çok tanrılı inanç sistemine dayanır. Ancak 6. yüzyıldan itibaren bölgede yayılan Hristiyanlık, tüm Kafkasya halklarının eski dini inançlarında belirgin bir değişim yaratmıştır. Zamanla, Hristiyanlık, Kafkas toplumlarının eski çok tanrılı inançlarıyla kaynaşarak semavi özelliklerini yitirmiştir. 8. ve 19. yüzyıllar arasında ise çoğu Kafkasya halkı İslam'ı benimseyerek farklı bir dini kimlik kazanmıştır.

Bu uzun tarihsel süreç içinde, Abhaz-Abazin, Adige, Karaçay-Malkar, Oset, Çeçen-İnguş, Lezgi, Avar, Kumuk, Lak, Dargı gibi halklar, etnik ve sosyo-kültürel yönden birbirleriyle iç içe geçerek akraba milletler haline gelmiştir. Bu nedenle, onları sadece ırk veya etnik köken temelinde sınıflandırmak ve farklı milletler olarak değerlendirmek bilimsel olarak doğru değildir. Kafkasya halkları, dil gruplarına göre sınıflandırılarak daha iyi anlaşılabilir ve çeşitliliklerinin zenginliği daha iyi kavranabilir. Kafkasya'yı tüm yönleriyle anlatan kıymetli bir eser olduğunu vurgulamak isterim.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yorumuma Mehmet Akif Ersoy'un yazdığı gibi yazmak istiyorum.
Oku, şayed sana bir hisli yürek lazımsa;
Oku, zira onu yazdım, iki söz yazdımsa.
Safahat, her Türk vatandaşının ve gencinin okuması gereken bir kitap. Dersler çıkarılacak nitelikte bir kitaptır. Her öğretmenin mutlaka ama mutlaka öğrencilerine zorunlu olarak okutması gerektiğini düşünüyorum. Kitabı okurken Akif'in yaşadığı çevreyi, bulunduğu dönemdeki buhranları anlamakla kalmıyor. Onun fikirlerini, iç çekişlerini, şark için isteği yardım çığlıklarını da duyuyorsunuz. İnsanlığın geldiği durumu, yapılan zulümleri, yaşadığı dönemdeki çalkantılı olayları da anlıyorsunuz. Safahatı bir şiir kitabı olarak değil de bir ders kitabı olarak görüyorum. 20 yaşımda bu denli güzel bir kitabı geç keşfetmiş olmanın üzüntüsünü de yaşıyorum. Bu denli bir kitabı muhakkak okuyun ve okutturun. Herkesin kütüphanesinde zorunlu olarak bulunmalı.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Her okuyanda farklı etkisinin olacağını düşündüğüm bir eser. Temel olarak 4 bölüme ayrılmış: Toprak, Ateş, Su ve Hava. Bölümler, sayfalar hatta cümleler arasında olaylara ve Iza'ya bakış açımız değişebiliyor. Ben maalesef ana karakteri pek sevemedim ama bu durum hiçbir şekilde kitaptan beni uzaklaştırmadı. Karakterlerin ruh halleri ve duygu durumları o kadar gerçek bir şekilde işlenmiş ki. İkili insan ilişkilerinde mantıklı düşünmenin her koşulda iyiliği ve mutluluğu getirmediği daha iyi nasıl anlatılabilirdi bilmiyorum. Kendinizi de sorgulamanızı sağlayacak bu eseri gönül rahatlığıyla alıp okuyabilirsiniz.
Yanıtla
7
0
Destekliyorum  11
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Chuck Palahniuk; dilimize Gösteri Peygamberi olarak çevrilmiş kitabında, Tender Branson isimli, Creedish Kilisesi’nin komününde dünyaya gelmiş ve on yedi yaşına bastığında kilise topraklarını terk edip çalışması ve kazandığı parayı kilise yönetimine göndermesi için büyütülen bir adamın otuz üç yaşında başından geçenlerin hikâyesini anlatıyor bize. Kader insana öyle roller biçiyor ki ev temizliğinden aziz olmaya giden yol Tender Branson için bir anda gerçekleşiyor. Toplam üç yüz on dört sayfadan oluşan roman, bildiğimiz kitapların aksine birinci sayfadan değil son sayfadan başlıyor. Yazarın vermek istediği mesaj, daha kitabı yeni açmışken önümüze çıkıyor: Son her zaman bellidir.
Bu kitap bir adamın hayat hikâyesinin belirli bir kısmından ibaret değil. Bu kitap modern dünyanın popüler kültür, şöhret ve her yerde var olan yalanlarına karşı bir taşlama. Yeraltı Edebiyatı denilen tarzdaki kitapları ve Hakan Günday’ı okumaktan hoşlanıyorsanız, bu kitaba şans vermelisiniz.
Yanıtla
4
1
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Plevne Marşı'nı Okuyan Sekeller
İnternette dolaşan videonun birinde, kilisede çocuklardan oluşan bir koro tarafından Plevne’nin şanlı direnişinin destansı marşı okunur. İlk aşamada marşın aşina olunan yorumdan uzak bir şekilde seslendirildiği görülür. Üstelik, alışıldık kilise müziklerinin aksine marşımız gayet tempolu bir biçimde söylenir. Akla ve mantığa hatta tahayyüle uymayan bu görüntünün altında Sekel Türkleri diye bir yazı vardır. Dünya üzerindeki birçok Türk topluluğu gibi onların hakkında da bilgi sahibi olmak için böyle bir video keşfine ihtiyaç duyulması gariptir. Peki, kimdir bu şanı büyük Osman Paşa diye bağıran Sekeller?

İsmail Hakkı Işık, bu soruya yanıt arayarak “Doğu Avrupa’da Unutulmuş Bir Hun Kavmi Sekeller” isimli eserini tarih literatürümüze kazandırır. Türklerin geniş bir coğrafyada boylar ve kabileler halinde yaşaması, onların tam manasıyla tetkik edilmesini zorlaştırır. Binlerce Türk boyu belli bir coğrafyaya bağlı olmaksızın Tuna’dan Çin Seddi’ne kadar hesaba gelmeyen bir alanda parça parça görülür. Unutulan ve esamisi okunmayan ama tarihi etkinlikleri yadsınamayacak bu Türk topluluklarının detaylı analiz edilmesi, Türk tarihinin karanlıkta kalmış bir kesiminin aydınlığa kavuşturulması demek olacağından Işık’ın amacının ulvi yönü ortaya çıkar.

Elbette, adı az duyulmuş bir kavmin ele alındığı düşünülürse adı geçen topluluğunun varlığının ortaya koyulmasından önce köklerinin aşikâr kılınması önem arz eder. Bu nedenle Sekellerle ilgili literatürün -yazarın eserinde sıkça bahsettiği gibi- büyük kısmını etnolojik ve etimolojik çalışmalar oluşturur. Fakat tez aşamasında olup akim kalan bu bilimsel ilanların tarih ve kültür sahasına tam manasıyla hizmeti olur mu tartışılır. Zira eserde bahsedildiği gibi Sekel kelimesinin anlamı üzerine bile bilim dünyasında hatırı sayılır bir münakaşa yapıldığı görülür. Oysaki, kelimeleri yeni bağlamına oturtan kültürel özelliklerin vurgulanması ve siyasi tarihinin yeni yorumlarının ortaya koyulması bazı bilgilerin anlaşılmasını daha kolaylaştırır. Misal, eser okunduktan sonra yazımızın başında belirtilen kilise korosunun durumu hiç yadırganmaz.

Buradan hareketle eserine şekil veren yazar, kitabını dört bölüm halinde tasnif eder. Sekellerin Macarlarla akrabalığına ve ortak tarih anlatısına sahip oluşlarına istinaden ilk kısımda Macarların kökenine ve tarihine ilişkin bilgiler verilir. Macar tarihine bütün olarak bakıldığında Sekellerin yerleştiği yer daha aşikâr bir biçimde ortaya çıkar. Zira mevzu bir Türk boyu ise genelden özele bir anlatım konunun bağlamına yerleşmesini sağlar.

İkinci bölümde, Sekellerin etnik kökenine ışık tutulmak istenir. İlk aşamada analitik bir yönelime sahip olan anlatının zamanla teorik düzleme oturduğu dikkat çeker. Zira Sekeller hakkında kalem oynatanların büyük kısmı kendi tasavvurlarını bilim dünyasına kabul ettirmeye gayret gösterirler. Bunun önemli sebeplerinden birisi Sekellerin hakkındaki bilgilerin yetersizliğidir. Kaynak azlığından dolayı tezlerin farklılaştığı ve yoğunlaştığı noktasından hareket eden yazarın teorisini şekillendirmesinin güçlükleri inkâr edilmez. Buna rağmen ortaya tatmin edici bir tablo koyulur.

Eserin üçüncü bölümü siyasi tarihe ayrılır. Sekellerin siyasi tarihin penceresinden nasıl göründükleri onların geçmişini aşikâr kılarken, kronolojik olarak sunulan siyasi faaliyetler önceden verilen etnolojik bilgileri manidar hale getirir. Tarihin devamlılığını kanıtlayan bu bilgilere istinaden savunulan tezi sadece kelimeler de değil kültürün ve siyasi tarihin içinde aramanın mantıklı bir tutum olduğu anlaşılır. Yine Sekellerin vatanı Erdel’in Osmanlı tarihindeki görünümü birçok yeni bilginin öğrenilmesini sağlar. Zaten yazarın didaktik öğretisi konunun anlaşılmasını kolaylaştıracak tüyoları sürekli okura verir. Siyasi tarihin anlaşılmasının büyük zorlukları, coğrafya bilgi düzeyinin arttırılması ve verilen haritalar yardımıyla ortadan kaldırılır. Yine bölgede otorite kuran devletlerin yönetim özelliklerinin kıyas edilmesi, akılda kalıcı örneklerin neşet etmesine neden olur. Misal, bölgedeki Osmanlı asırlarının istikrarını yazılanlardan anlamak mümkündür.

Eserin dördüncü bölümü ise; Sekellerin sosyo-kültürel ve ekonomik özelliklerine ayrılır. Bu kısmın Sekellerin iyi bir biçimde tanınmasını sağladığı şüphe götürmez. Tarihi bilgilerle harmanlanan güncel bilgilerin geçmiş gelecek ekseninde okurun kıyas yapmasının önünü açtığı dikkatten kaçmaz. Özellikle sosyal yapıya dair diğer Türk topluluklarıyla paralellik arz eden bilgilerin eserin başında verilen etnolojik verilerden daha etkili olduğu görülür. Çünkü boy yapısı, aile özellikleri, ekonomik yapılanmaları, örf ve adetleri Türklerle paralellik arz eden bir topluluğun köklerini dışarıda aramaya gerek yoktur.

Yazarın kaynak kullanımına ayrı başlık açmakta fayda vardır. Öncelikle Sekellerin Erdel coğrafyasında görülmeye başladıkları ilk günden günümüze kadar uzun bir zaman diliminde kaynaklara hâkim olmak zordur. Buna karşın eserde kaynakların izinin iyi sürüldüğü savunulabilir. Yazarın Sekelleri araştırmak için ilgili coğrafyayı ziyaret etmesi, orada çeşitli temaslar kurması onun konuya olan ciddiyetini kanıtlamaktadır. Ayrıca ilk dönem antik kaynaklarının, Osmanlı dönemi kayıtlarının ve güncel demografik verilerin bile eserde yer etmesi çalışmanın zenginliğini ortaya koymaktadır. Konuyla ilgili son söz söyleyenlerden sonra uzun süre bilimsel aktivitenin olmaması, verilen bilgilerin genel kabul görmesini sağladığı gibi Sekellerle ilgili alanın bakir kalmasına da neden olur. Işık, burada devreye girerek Sekeller konusunda yeni şeylerin söylenmesinin gerekliliğini eserinde vurgular ve özgün tezlerle konusunu daha açık bir duruma getirir. Zaten hangi bilimsel araştırma sahası mevzu olursa olsun hedef edinilmesi gereken amaç da budur.

Yine eser, ilgiyi Sekellere kanalize ettiği gibi yeni kaynakların okunması yönünde okurunu şevklendirir. Bu yüzden Işık’ın yaptığı çalışmanın ilerleyen dönemde Sekellerle ilgili özel alanlara yöneleceğini düşünmek şaşırtıcı olmaz. Misal bugün bir milyona yakın nüfuslarıyla Sekelistan (bugünkü Romanya sınırları içinde) yapılan araştırmaların iyi bir başlangıç noktası olabilir. Yine arkeolojik verilerin tarihlendirilmesi ve kimliklendirilmesi, genetik çalışmalardan elde edilen sonuçlar Sekellerin tarihinin deşifre edilmesi için iyi birer fırsata dönüşebilir.

Sonuçta, Sekeller hakkında Türkçe kaynaklardaki yetersizliğin giderilmesi adına eserin yazılması güzel bir girişimdir. Türklerin boy yapılarının tam haritasının çıkarılması bile kendi içerisinde bazı zorlukları ortaya çıkarmaktadır. Türklerin onomastikası (özel isim bilimi) üzerine yapılan “Bütün Türk Halkları” isimli eserde yirmi üç bin boy, oymak ve obanın isminin bulunduğu düşünülmektedir. Sekellerin bu boylardan biri olduğu düşünülürse tarihçilerimize fazlasıyla iş düştüğünü tahmin etmek güç değildir. Üstelik bazı Türk boylarının tarihte gösterdiği etkinlik hiç de azımsanacak kadar değildir. Küçük boy ve oymaklardan neşet eden büyük devletler düşünüldüğünde işin boyutunun daha da fark edileceği anlaşılır.

Yanıtla
6
0
Destekliyorum  2
Bildir
Yanıtları Göster
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Güçlü sosyolojik yapıların, güçlü insanların maddi ve manevi kazançlarını elde etmek için ne kadar adaletsiz ve gaddar olabildiklerini, adaletin tecellisi sırasında adalet mekanizmasını ne kadar çarpıtabildiklerini, toplumsal düşünceleri ne kadar manipüle edebildiklerini, arka bahçede yaptıkları gizli planlar ile göz önünde yaptıkları dahil çıkarlarıyla çarpışan her konuda hiç olmamış ve yapmamış gibi davaranabilip bunu da topluma inandırdıklarını görebiliyoruz. İfa edilen konular eğer sonrasında karşılarına çıkacaksa bu ideolojik düşünceleri alt tabakadan insanların üzerine yıkılabildiğini ve onların suçuymuş gibi gösterilmesinin bir örneğini görüyoruz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum  12
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Galsan'ın İnsanlık Mirasına Değerli Katkısı
Tuva halkının çağdaş ozanı olarak kabul edilen yazar Galsan Tschinag, Moğolistan’ın en batısındaki Bayan-Ölgii şehrinde doğmuş (1940). Hikâye, roman ve şiir türünde ortaya koyduğu çok sayıda eserleriyle dünya çapında tanınan bir isim olmuş.

Tuva halkı, günümüzde, Rusya içindeki Tuva Özerk Cumhuriyeti’nde ve Moğolistan’ın kuzeyinde yoğunlaşan bir nüfus dağılımına sahip. “Kızgın Rüzgârların Ülkesinde” bir Tuvalının gözünden Tuva halkının yaşayışını, dünyayı nasıl yorumladığını, bu halkın değerlerini, inançlarını ve kültürünü dillendiriyor.

Ulu Altaylar, vatan, kültür, insan ilişkileri, aile, soy, çocuk yetiştirme, aşk, tabiat, evcil ve yabani hayvanlar, avcılık, Şamanizm, Tuva tarihi, Tuva dili, Almanya deneyimleri, ölüm, ruh, göçebelik, göçebe hayatı, “medeni” hayatla kıyaslamalar, Moğolistan siyasi ve sosyal tarihi, eserin anahtar kavramları arasında gösterilebilir.

Kitabın yazımında farklı bir yöntemle Tschinag ve kendisine eşlik eden Dr. Amélie Schenk, bu eseri birlikte meydana getirmişler. Eserin hangi kısmını kimin kaleme aldığı net değil. Yazılanlara bakılırsa Tschinag ve Schenk, uzun bir zaman süren çok detaylı sohbetler etmişler ve bu diyalogları yazıya dökmüşler, belli ölçütlere göre tasniflemişler. Schenk bu birliktelik hakkında şöyle diyor: “Başlangıçta her şey farklı düşünülmüştü. Ben, ulu Altaylardan ve çadırdan olan anlatıcının söylediklerinin bilimsel tarafını yazmalı, onlara etnografik yorumlar eklemeliydim. Ama başka bir şey ortaya çıktı. Birlikte bir kitap yazmaya başlamış olmamız gerçeği bizi aştı. Kısa bir süre sonra, yapmak istediğimiz biçimde, öyle ayrı ayrı ilerleyemez olduk... Sonuç, her şeyin iç içe geçtiği metnimizdir. Fikirler akıyor, öyküler ilerliyor." (s.236)

“Bütün dünyanın gözünde biz göçebeler, hele de biz Tuvalar, zavallı, yoksul, beklentisiz gezginleriz. Ama bizim açımızdan durum farklı görünüyor. Yerleşiklik, büyük, ağır eşyalar ve sahip olunan çok sayıda mal mülkle medeni bir hayat demektir. Ama mal mülk bizim için yüktür, zahmetlidir, hatta rahatsız edicidir. Bunlarla ilgilenmek zorunda kalmak, insanın hayatını, bizim varlığımızın temeli olan hayvanları gütmek yerine bir şeylere bakmakla geçirmesi anlamına gelir. Bizim hayatımız, çayırlardaki hayvanlarımızla, çadırlardaki çocuklarımız ve yaşlılarımızla hayatta kalmak demektir. Sizin sahip olduğunuz, yığdığınız, gözettiğiniz, koruyup oraya buraya taşıdığınız pek çok şey, -dağlarda geçireceğimiz birkaç hafta için taşıdığın şeylere bak-, hayatta takılıp düştüğümüz taşlardır." (s.188)

Tuva halkının İrgit boyundan Zengin Şınak’ın oğlu Galsan, insanlık mirasına önemli bir katkıda bulunmuş. Ülkemize bu kıymetli eseri kazandıran çevirmen Prof. Dr. Nurettin Demir ve Salt Okur’un başarılı ekibi övgüyü fazlasıyla hak ediyor.

İlgilenirseniz, çevirmen Prof. Dr. Nurettin Demir’le kitap üzerine yapılmış bir söyleşi için bkz.: bit.ly/42Y0Cdl

İyi Okumalar!
Yanıtla
12
2
Destekliyorum  1
Bildir
Yanıtları Göster
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Mayıs 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tanizaki'nin anlatımını incelemek benim için hep heyecan verici olmuştur. Uzun zamandır bu kitabı merak ediyordum fakat bildiklerimin, kitabın iç yüzüyle tamamen farklı olduğunu çok çabuk fark ettim. Kitabın ilk sayfasından son sayfasına kadar her yeni olayda şaşkınlık ve karmaşık duygular içine girdim. Bize kitabı anlatan karakter olan Joji ile çoğunlukla zıtlaştım fakat kitap boyunca olaylara onun perspektifinden baktım. Naomi karakterine gelince ise işlere onun açısından bakıldığında davranışlarını anlamak hiç güç değil hatta kendinizi onun yerine koyarsanız gayet akla yatkın geliyor. En başından beri uyumsuz bir çift olan Naomi ve Joji, zamanla açılmaya başladıkça yer yer normal bir çift gibi gözükse de anında kafanızı karıştıracak durumlar içine giriyorlar. Batılılaşmanın ilişkiler içindeki etkisini de açıkça gördüğümüz kitap, bu yönü ile bize hiç yabancı gelmiyor çünkü Türk tarihinde Yanlış Batılılaşma'nın örneklendiği birçok edebi eserimiz var.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir