Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yine muhteşem bir Nermin Yıldırım kitabı idi. Artık son kitabı kaldı ve muhteşem külliyat şu an için tamamlanmış olacak. Seher üzerinden hayata tutunmaya çalışan, yok sayılan, yok sayan, evi olup evden olmayan, aidiyet hissi arayanların, var olma çabası verenlerin, olamayanların, olduklarını sananların, arayanların, arananların, bulunanların, bulunamayanların dokunaklı hikayesini okudum. Uzun bir yol üzerinde, yolla beraber, yoldaş olanların, karşımıza çıkanların hikayesi muhteşem bir kurgu ile, her zaman ki muhteşem anlatımla büyüledi.

Gönülden tavsiyemdir okuyun ve okutun...
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Türk-İslam Tarihinin Başlıca Kaynaklarından Biri
Mesudi, 3. yüzyılın sonu ile 4. yüzyılın başı arasında yaşamış bir yazardır. Bağdat'ta doğdu ve burada bir medresede çeşitli ilimler okudu. H. 300 yılının başlarında Bağdat'tan ayrıldı ve çeşitli seyahatlerde bulundu.

İran'ı ve bugün İran, Horasan, Afganistan, Hindistan ve Çin olarak bildiğimiz Kerman bölgesini dolaştı. Doğu ve Kuzey Afrika başta olmak üzere Afrika'yı gezdikten sonra Yemen ve Şam'a gitti. Şam'dan sonra ömrünün sonuna kadar yaşadığı Mısır'a gitti.

Yazarın 17-34 eseri olduğu tahmin edilen Mesudi’nin günümüze sadece 2 tanesi ulaşabilmiştir: Muruc ez Zeheb ve Kitab et Tenbih vel İsraf.

Eser, o dönemde yazılan diğer eserler gibi, önce dünyanın yaratılışından ve yeryüzünün şeklinden, ikliminden ve coğrafyasından söz etmekte, sonra da zamanından oldukça farklı bir anlatım ile aktarmaktadır. Çalışmaları teoloji/teolojiden tarihe, coğrafyadan etik ve siyaset felsefesine kadar uzanır.

Ayrıca Çin'den Hindistan'a, Hazar bölgesinden doğu ve kuzey Afrika'ya kadar İslam dünyasının dört bir yanında ziyaret ettiği ülkeler ve bugün Orta Doğu coğrafyası ve ülkeleri hakkında çok değerli bilgiler veriyor.
Yanıtla
1
5
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
YKY tarafından hazırlanan bu baskı da iki felsefi öykünün de yer alması çok iyi düşünülmüş. Böylece bugüne kadar karıştırılan İbn Sina ve İbn Tufeyl'in hikayelerinin birbirine benzemediği net olarak anlaşılıyor. Onun dışında İbn Sina'nın eseri kavrama açısından çok daha zor tamamen semboller üzerinden kaleme alınmış. Diğer hikaye dikkatli okunursa daha rahat anlaşılıyor. Tabi ki ikisi de kıymetli birer çalışma. Ayrıca eski Yunanlılar tarafından yazılmış "Salaman ve Absal" adlı öyküyüde okumak güzeldi.
Yanıtla
5
2
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gürcistan tarihine dair çalışmalarıyla alanın önemli temsilcileri arasında yer edinmeyi başaran Subaşı bu eserinde; ülkemizin komşu halkı olan Gürcülere dair gerek Hıristiyan kronikleri gerekse İslam kaynakları doğrultusunda oldukça spesifik detayları irdelemiştir. Gördüğümüz kadarıyla diğer çalışmalarından farklı olarak farklı bir referans sistemi benimseyerek aslında eserin daha geniş kitlelerce okunmasına katkı sağlamıştır. Yayınevi tercihi ise bu hususta ayrı bir şans olmuştur. Tabir yerindeyse Gürcistan krallığının ana hatlarına bir solukta vakıf olunabilecek tarzda bir kitap olan bu eserin, detaylardan arındırılmış okuyucu dostu olduğunu belirtmek yanlış olmayacaktır. Alanın yakından takipçisi olarak yazara hususiyle teşekkür ederim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Büyük Patlama: Evrenin Kitabı
Büyük patlama, en sade izahıyla evrenin oluşumuna dair kabul edilen bir başlangıç durumudur. Kitapta da buna dair etraflıca bilgi ediniyoruz. Ayrıca kitapta, evrenin yaşı konusunda 14 milyar civarı yıldan bahsediliyor. Muazzam. Elbette kitap konuya yalnızca bir giriş niteliği sunabilir. Denklemler, modeller, teoriler ve bol kavram içeren bu kitabın bilgi anlamında giriş seviyesinde doyurucu olduğunu ve fazlasını da içerdiğini gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.

Büyük Patlama, evrenin oluşumuna ve felsefesine değinerek bizi kozmik maddelerin yapısıyla tanıştırmakta ve devamında da uzay ve zamanı detaylı bir biçimde incelemekte. Evrenin tarihi ve devamında çeşitli şüpheleri ele alan ve sorgulayan bölümlerle devam ediyor. Evrenin başlangıcından geleceğine, bizim kainattaki yerimize ve zamanımıza değinerek uzaya farklı bir perspektiften bakmamızı sağlayan ve bilgiye doyacağınız bir okuma yolculuğu. Bir de okurken bilimsel niteliği yüksek, kurgu dışı bir çalışma olduğunu unutmamak gerekiyor.

Sırf kainattaki varlığımızın anlamını yeniden gözden geçirebilmek adına bile okunması gereken bu bilgi seli hakkındaki düşüncelerimi Belçikalı astrofizikçi ve katolik rahip Georges Lemaitre’den dikkate değer bir alıntıyla bitirmek istiyorum: “Biz sahneye çok geç çıktık, bu nedenle yaradılışın görkemli doğumuna (matematiksel) kıyafetler giydirmekten başka şansımız yok.”
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Fabien Toulme mükemmel bir çizer ve aynı zamanda farkındalığı yüksek biri. Çoğu çizerde bunu görmek mümkün olmuyor. Her kitabındaki karakterlerden ve karakterlerin yorumları/cümlelerinden bunu okuyabiliyorsunuz. Büyük Aşk'ta ise bence cinsiyetçiliği-ahlakçılığı sorgulamanın yanı sıra nesiller arası farkların birbirini besleyebileceğini, dayanışmayı kurabileceğini gösteriyor. Olgun-genç kadın bedenleri üzerine bilhassa bu dönemde güzel politik mesajlar da vermiş, tabi her zamanki kendi naif ve komik tarzı ile. Söylemeden geçilmemesi gereken bir diğer nokta ise renkler. Grafik romandaki renkler-renklendirme sıcacık. Kesinlikle tavsiye ederim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sapiens: İnsanlığın Tarihi ve Geleceği
Yuval Noah Harari'nin "İnsanlardan Tanrılara Sapiens" adlı kitabı, insanlığın durumu ve türümüzün potansiyel geleceği üzerine oldukça düşündürücü ve özgün bir inceleme sunuyor. Kitabın yazım tarzı oldukça ilgi çekici ve herkesin anlayabileceği bir tarzda olup, karmaşık fikirleri açık ve öz bir şekilde sunmaktadır. Bana göre, Harari'nin kitabı insanlık tarihi, kültürü ve biyolojisi üzerine geniş kapsamlı bir analiz sunmakta ve bugün insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük sorulardan bazılarına düşündürücü ve yer yer haddini aşan boyutta eleştirel şekilde bakmaktadır.

Kitabın en güçlü yanlarından birinin felsefi derinliği olduğunu düşünüyorum. Harari, insan varoluşunun doğası ve hayatın anlamı üzerine incelikli ve sofistike bir analiz sunuyor. Kitap, biyolojik doğamız ile aşkınlık arzularımız arasındaki gerilimi araştırıyor ve insan bilgisinin sınırları ve bilincin doğası hakkında önemli sorular ortaya atıyor. Kitap, Harari'nin argümanlarına derinlik ve rezonans katan edebi referanslar ve işaretler açısından da oldukça zengin. Özellikle insanın nöropsikiyatrik yönlerini gözden kaçırmayan ve davranışçı bir bakış açısıyla bakıldığında, kitabın temel iddialarının gözlenen boyutta tutarlı olduğunu düşünüyorum.

Buna karşın, kimi okuyucuların kitabın bazı yönlerine itiraz edebileceğini düşünüyorum. Harari'nin bakış açısı genel olarak oldukça seküler ve saf materyalist. Sıklıkla dini temelli dünya görüşlerinin sınırlılıklarını vurguluyor. Bu durum, inanç ve maneviyata daha fazla önem veren okuyucular için yer yer can sıkıcı olabiliyor. Ayrıca, bazı okuyucular Harari'nin insanlığın geleceğine dair vizyonunu oldukça kötümser ve distopik bulabilirler, çünkü ileri teknolojilerin potansiyel riskleri ve insanın eskime olasılığı hakkında endişelerini açık bir şekilde dile getiriyor.

Sonuç olarak, bu kitap, benim için insanlık tarihi ve doğası üzerine çok düşündürücü bir okuma deneyimi sundu. Harari'nin analizleri birçok soruyu ele alıyor. Ancak, okuyucuların Harari'nin seküler ve materyalist bakış açısı nedeniyle bazı yönlerine itiraz edebileceklerini ve gelecek vizyonunu kasvetli bulabileceklerini ifade etmeden geçemeyeceğim.
Yanıtla
27
13
Destekliyorum  12
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ömer Subaşı; bilgiyi muhakeme ve aktarma hususuyla birlikte yine nevi şahsına münhasır bir tarzda eserle okuyucusuyla buluşmuştur. Tarihin unutulmuş sayfalarındaki detayları câmi olan bu eser akademik bilgiyi oldukça anlaşılır bir üslupla ehline takdim etmiştir. Cengiz Han’ın yasalarıyla şekillenen Moğol toplumunda kadının statüsünün ele alındığı bu eser Kongurtalar, Merkitler, Kerayitler, Naymanlar ve Karluklar gibi pek çok kavimden başka, Orta Asya’dan Roma Sarayı’na, Kafkaslardan Mısır çarşılarına kadar Moğol kadınına yüklenen tüm misyona dair zevkle okunacak detaylar içermektedir. Okuyucuyu diplomasinin vazgeçilmez ikonu halini alan Moğol kadınına bahşedilen bu ayrıcalığın kaynağına dek maceralı bir serüven beklemektedir. Ayrıca kadın tasvirine dair minyatürler, giyim-kuşam ve sosyal hayat gibi pek çok konunun yazar tarafından mükemmel bir tarzda betimlenmesi okuyucunun karşılaşacağı sürprizler arasında sayılabilir. Yazara teşekkür eder, nitelikli eserlerinin devamını dileriz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gumilev'in Avrasya'sı
Avrupa ve Asya’yı tek bir kıta halinde düşünmek, Batı merkezli bakış açısına ters düşse de Avrasya kavramı geçtiğimiz yüzyıl ve yaşadığımız dönemde oldukça popüler… Üstelik Avrasyacılığın günümüzde yükselen bir akım olarak etkisini milletlerarası politikada gösterdiği de malumdur. Ortaya atılan bir fikirden önce onun alt yapısını oluşturan bilimsel ve teorik bir temelin oluşması da zaruridir. Rus bilim adamı Gumilev fikirlerini serdederken Avrasya’yı kendisine örnek mekân olarak seçmiş olacak ki eseri “Avrasya’dan Makaleler” ismiyle raflardaki yerini almıştır.

Gumilev’i bilim dünyasında ön plana çıkaran etnogenez tezidir. Öne sürdüğü tez ayrı bir bilim disiplini olacak kadar teferruatlı ve tartışmaya açıktır. Bir etnik topluluğun oluşumunun ve gelişiminin, sistematik bir bütün halinde belli kaidelere bağlı olduğunu kanıtlamaya çalışan mezkûr tez, Gumilev’in neredeyse ömrünü verdiği çalışmalarının merkezine oturur. Uzun soluklu teşrik-i mesaisini 1930 yılında başlatan Gumilev, topladığı malzemeleri 150 makale 7 kitap halinde yayımlar. Müellifin makaleleri, kendi deyimiyle bilim dünyasına armağan ettiği binanın temelindeki taşları oluşturur. Birbirinden kıymetli eserlerini ise bu taşların üzerinde yükselen binaya benzeten Gumilev, son olarak ele aldığımız eserin başındaki “Avrasya Tarihinden” isimli yaklaşık yetmiş sayfalık makalesini de inşa ettiği binanın çatısı olarak tanımlar.

Gumilev’in her biri ayrı bir kitap olacak kapasiteye sahip makaleleri bu nedenle oldukça önemlidir. Her bir makalede Asya tarihinin gölgede kalmış bir sorununa dair tezler öne sürülür. İşin açıkçası tarih ilmi için en kolay şey geçmişe dair bir fikri öne sürmektir. Fakat öne sürülen tez iyi bir şekilde malzemelerle desteklenmez ise çoğu zaman havada kalır ve bilim dünyasında pek rağbet edilmez. Gumilev bu aşamada tezini öne sürerken dönemin kaynaklarını mahirce kullanır. Etnogenez tezini unutmadan aynı paralelde güçlü yorumlarını düşüncelerine sağlam dayanaklar oluşturacak şekilde serdeder.

Esasında Gumilev’in üslubunu ağırlaştıran etnogenez terminolojisini, düşüncelerini ifade ederken çok fazla kullanması, bazen elverişsizlik olarak algılanabilir. Ama bütüncül düşünüldüğünde aslında Gumilev’in çalışmalarının yapbozun parçaları gibi birbirleriyle anlamlı parçalar oluşturduğu görülür. Sorun olarak ele alınan tarihi bilinmezliklere dair yapılan yorumlar için ilk aşamada bilim dünyasından destek aranır. Ama genelde sunulan fikirlerin karşısındaki bilim adamları sert biçimde hırpalanır. Bu yüzden her bir makalede fikirlerin sert çarpışmalarında ortaya çıkan kıvılcımlar yeni yangınları müjdelercesine okura sunulur.

Teorik yönü güçlendiren anlatım üslubuna ek olarak Gumilev, her tarihi olaya geniş bir perspektiften bakar. Anlatılan dönem ve vaka, her ne kadar yerel bir görünüme sahip olsa da zengin tarihi bilgiyle tecessüm eden analojik örneklerle desteklenmeksizin sunulmaz. Yani tarihi olaylar, şahsiyetler, etnik topluluklar ve devletler birbirleriyle özdeşleştirilir. Tarihin geneline etki eden bir tezi kanıtlamaya namzet bir bilim adamı için bu normal görülebilir. Ama herhangi bir tezi kanıtlama kaygısı olmaksızın her tarihçinin izlemesi gereken yolun bu olması gerekmektedir. Çünkü, İbni Haldun’un deyimiyle bir su damlası nasıl diğer su damlasına benziyor ise bir milletin geleceği de geçmişine benzemektedir. Bu yüzden benzerlikler üzerinden yapılan anlatım okur için daha ikna edicidir denilebilir.

Gumilev’in dikkat çekici özelliklerinden birisi de sadece tarih disiplininin dar kulvarlarında kalarak fikirlerini serdetmekten uzak durmasıdır. Bu nedenle anlatılarda bazen sosyal bir bilim dalı olan tarihin adeta deneye dayalı bir bilim dalıymışçasına ele alındığı görülür. Yine tarihe yardımcı bilim dalları Gumilev tarafından ustaca kullanılır. Özellikle coğrafya adeta tarihin hamuruna yegâne şekil veren bir etmen gibi sunulur. Her anlatının temeline yerleşen coğrafi faktörler; Asya’nın tarihinin, coğrafyasının eseri olduğuna okurunu ikna edercesine kaleme alınır. Oysaki birçok tarihçi coğrafyaya gereken ehemmiyeti göstermez.

Çoğu zaman Gumilev’in dilinin ağır olduğuna dair eleştiriler getirilse de bazen bilimselliği bir tarafa bırakarak olayları fazlasıyla basitçe anlattığı dikkat çeker. Hatta bazen meselelerin daha rahat kavranmasını istediği için akademik dili bir tarafa bıraktığını itiraf ederek okurunun gönlünü alır (s.235). Buna örnek verilecek olursa karşıt fikirde olduğu tarihçiye “sen onu benim külahıma anlat !” diye satirik bir üslupla yaklaşır (s.274).

Yine bazen Gumilev’in anlatısının yoğunluğuna dair eleştiriler getirilir. Ama tarih yoğun anlatılmadığı takdirde illaki açıkta kalan bir şeylerin olduğu çoğu zaman vakidir. Misal Moğol tarihine dair bir tespit yapıyorsanız, resmin tamamını göstermeden okuru hedef düşüncenizin doğruluğuna inandırmak mümkün değildir. Buna rağmen Gumilev’in bazen az sözle çok şey anlattığını da söylemek gerekir. Misal, eserde merhum çevirmen Ahsen Batur’un bulduğu nerede yayımlandığı belli olmayan Tatar etnonimine dair Gumilev röportajı üç sayfa olmasına rağmen fazlasıyla ufuk açıcıdır.

Makalelerin hedef aldığı sorunlara dikkat çekilecek olursa editoryal olarak çok iyi seçildiklerini belirtmek gerekir. Zira Gumilev’in onlarca makalesi arasından yapılan seçimlerin Asya’nın ve Türklerin kadim tarihine ışık tuttuğu görülür. Türk tarihine dair anlatının oryantalistler tarafından ilk zamanlarda basitçe ele alındığı düşünülürse, ilk araştırmalar sonrası geride kalan birçok soru işaretinin varlığı dikkat çeker. Gumilev makaleleriyle bu soru işaretlerini kaldırmaya çalışır. Misal Hazarya’nın nerede olduğu, Hunların ve Moğolların tarihlerinin bilinmeyenleri, Akhunların dağlı mı göçebe mi oldukları, göçler sonunda Asya’daki demografik değişimlerin etnik olarak nasıl gerçekleştiği vb. konular ustaca ele alınır.

Bu arada bazı makalelerin Hun, Tibet ve Moğol tarihi gibi makro ölçekli konulara dair olup, bazıları ise mikro ölçekli konulara ayrılmıştır. Misal MÖ 36 yılında yapılan Talas Savaşı’na dair olan makale, az zikredilen bir döneme ve olaya dikkat çeker. Gerek makro olsun, gerekse de mikro ölçekli yönelime sahip olsun her bir makalede şaşırtıcı ve ilginç bilgilerin sık sık görüldüğü göze batar. Aslında bazen uzun bir makalede akılda kalan pek fazla bir şey olmayabilir ama Gumilev’in makalelerinde sunulan farklı bilgilerin kalıcı olduğu söylenebilir.

Sonuçta; tarih ilmiyle uğraşıyorsanız yaptığınız işin çeşitli güçlükleri vardır. Sunduğunuz tezin ispatına yönelik yapmanız gerekenler bir hayli fazladır. Gumilev ömrünü tezine adamış yazdıklarını ona göre şekillendirmiş birisidir. Ama esas üzerinde durulması gereken nokta teziyle uğraşırken Türk tarihine kıymetli armağanlar vermesidir. Zengin bakış açısı, yüksek analiz gücü ve eşsiz bilgi birikimiyle Türklüğe emsali az bulunur hizmetler yapmıştır. Yine bu tarz eserlerin dilimize kazandırılmasında katkısı olan merhum Ahsen Batur’a rahmetler olsun.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Birbirine garip tesadüflerle belki de bir tevafukla bağlanmış insanlardan oluşan, bir parçası İstanbul' da bir parçası da Anadolu’ da geçen bir hikaye. Konusu alışageldiğimiz konulardan biraz farklı. Biraz gizem biraz eğlence, hüzün, şaşkınlık neredeyse her duygudan yakalıyor sizi kitap. Çoğu kısmında kendi geçmişinizde yeri olan, sizi etkileyen şeyleri bulacağınız samimi bir hikaye. Sade, akıcı bir dili ve içeriği var. Yazarımızın zengin tasvirleri sayesinde de kendinizi sanki karakterlerle birlikte hikayenin içinde buluyorsunuz.

Kılavuzun Pusulası gerek konusu gerekse karakterleri nedeniyle okumanızı tavsiye edebileceğim bir kitap olmuş. Yazarımıza başarılarının devamını diliyorum.

Keyifli okumalar...
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  2
Bildir
Yanıtları Göster