Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Âşk Makamında Yaşamak
Sayın Yazarın, on iki kitabının sonuncusu bu: “Âşıklara Yer Yok”. Diğer kitaplarını okumadığım için, genel bir yorum yapmayacağım. Kitabın konusu ve özeti, tanıtım yazısında zaten vardır. Orhan ile Firdevs arasında geçen duygusal ilişkilerden alıntı ile yetinmeyeceğim. Kısa ve öz olarak, anlatımın, anlam algoritmasını çıkarmaya çalıştım.

Evet, aşk sessiz ve derinden ilerler. Dili ve mekânı yoktur âşıkın. Kitabın adını ilk okuduğumda, yorum geliştirmekten çekindim. İlerleyen sayfalarda ise şu düşünce canlandı zihnimde: âşıklar yüce bir alemde yaşar, fiziki/maddesel bir ortama, konuma, yeryüzüne gökyüzüne sığmazlar, hapsedilemezler ve hepsinden önemlisi bunlara ihtiyaç hissetmezler. Bu çözümlemeyi, 199. sayfada geçen şu cümleden de anlıyoruz: “Âşktan nasibini alan insan, yedi kat toprağın altından bile çıkıp, mâşukuna kavuşur. Aşkın üzerini örtmeye, ne toprağın gücü yeter ve taşın”. Bunu bir abartı, kutsallığa bürünmüş metafizik bir yaklaşım olarak gören yanılır. Âşk makamında yaşayanların hakikatine erdiği bir kavram bu.

157. sayfada ise; “İnsan kaderin karşısındaki çaresizliğini gizlemek uğruna tesadüf diye bir kelime uydurdu. Asıl gizlemek istediği iradesinin zayıflığından doğan acıydı.” cümlesi de, aşkın çileli ıstıraplı yolunu hatırlatıyor bize.

Âşk içinde âşk yaşar bazen insan. Evrenin en yüce varlığı olan insan, yalnızca karşı cinsine âşık olmakla yetinmez. Ahenk içinde dans eden, tüm varlıklar alemine vurulur. Bir hayvanın neşesinden bile haz alır. Yaşarken, yaşatma azmiyle hareket eder. Tüm evreni insanda; insanı da tüm evrenle bütünleşik görür. Holistik bakışın verdiği huzurla yaşar. Leyla’dan Mevla’yı bulan âşıklar, hep bu yolda ömür tüketmişlerdir. Âşksız yaşayan bir can; meyve vermeyen bir ağaç, yaprak açmayan odun olmaya doğru yol alır. Sevgisiz, aşksız, muhabbetsiz kalmamak için, sözü kitaba bırakalım.

Keyifli okumalar.
Yanıtla
12
0
Destekliyorum  4
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın yazarı Penelope Deutscher, Derrida’nın siyasi ve sosyal düşüncelerine de yer verir. Uluslararası Yazarlar Parlamentosu’nun üyesi olarak zulüm gören entelektüeller için sığınma şehirleri önerisini destekler, Cezayir ve Filistin için barış çağrılarına katılır, hapsedilen gazetecilerin cezasını protesto eder vb. “ Politikada, tarihte, felsefede veya çağdaş kültürde kabul edilmiş fikir ve argümanları yeni yollarla ve daha eleştirel bir biçimde düşünmeye teşvik eder.” Bir anlamda ilgili fikir ve argümanları yapısöküme uğratır. “Derrida Yapısökümün kültürel ve bireysel kimlik bağlamında yeni düşünme biçimlerini ortaya çıkarabileceğine inanır.” Yazar Yapısökümcü okumayı üç bölümde açıklar.

Bu kitap Derrida eserlerini, düşüncelerini okumada yardımcı olacak bir kitap.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gemi Teknolojisinin Gelişimini Anlamak İçin Referans Türkçe Kitaplardan
Donanma ve denizcilik tarihi ile ilgilenenler için saf bilgi netliği içerir. Yazar, deniz harp tarihi üzerine yaptığı araştırmalarla öne çıkıyor. Kitapta 1850'den günümüze kadar gemilerin tasnifine açıklık getirmekte ve bunu yaparken gemilerin teknik özelliklerini detaylandırarak okuyucuya anlatmakta ve gemi seviyesinde gerçekleşen bazı muharebelerden kısaca bahsetmektedir.

Kitap dört bölüme ayrılmıştır. İlk bölüm nakliye ve denizcilik tarihini tartışıyor. Kitabın ikinci bölümü en kapsamlı olanıdır ve yüzey gemilerini anlatır. Burada anlatılan gemiler kısaca şöyledir: savaş gemileri, kruvazörler, muhripler, fırkateynler, torpido botları ve hücum botları. Gemiler, farklı ülkelerin yapım aşamalarındaki teknik katkılarını ve ürettikleri savaşları veya Birinci Dünya, İkinci Dünya ve Soğuk Savaş'ta gerçekleştirilen görevleri vurgulayan başlıklar altında anlatılmıştır.

Üçüncü bölüm ise denizaltılardan bahsetmektedir. Diğer bölümde olduğu gibi devletlerden ve katıldıkları savaşlardaki yerlerinden bahsetmeden önce gemi üretiminin kronolojik aşamaları anlatılmıştır. Diğer bölüm ise uçak gemileri ve amfibi gemileri teknolojileri ve özellikleri ile ayrıntılı bir şekilde ele almaktadır.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yaşlılık ve ölüm üzerine her zamanki Fournier anlatımıyla alaycı, nüktedan ve düşündüren, bolca altını çizdiğim aforizmalar olan bir kitap. Okuduğum 7. Fournier kitabı. Külliyatını tamamlamak üzere olduğum kitabının da bu olması kitap kadar ironik. Okuduğum hiçbir kitabı pişman etmedi. Kiminden az kiminden çok öğrendim.
-Ölümden sonra hayat var mı?Kesin olan şey şu ki,hayattan sonra ölüm var.
-Ben on yaşında iken bir ihtiyar otuz yaşında idi.Ben otuz yaşında iken bir ihtiyar elli yaşında idi.Ben elli yaşıma girdiğim zaman bir ihtiyar yetmiş yaşında idi.Ona ne zaman yetişeceğim?
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Giovanni ve Campanella'nın Macerası dersleri ve okul hayatı ile başlıyor. Sosyal çevresinde Giovanni yalnız çekingen bir çocuktur, arkadaşlarının ona karşı tutumu da onu daha da yalnızlığa itmektedir. Bir gün arkadaşlarına katılmayıp bir tepede tek başına gökyüzünü izlerken bir tren yaklaşır ve ona tek iyi davranan arkadaşı Capmanella ile bir yolculuğa çıkarlar. Bu yolculuktaki metaforik anlatım, gerçekle olan eşleştirme, ince mesajlar duygusal bir son.

Ne olacağını tahmin etsem de yine de beklemediğim sonla biten bir çocuk kitabıydı. Hatta finali bunu çocuk kitabı olmaktan bir üst seviyeye taşımıştı. 79 sayfa 2 saatten kısa sürdü. Akıcı ve kolay okunan çevirisini de göz ardı etmemek lazım, bence çok başarılıydı.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Birçok farklı kütüphanede çeşitli görevlerde bulunmuş olan Richard Ovenden, kaynakça hariç üç yüz sayfayı aşmayan bu kitabıyla bilginin, arşivlerin, kütüphanelerin ve yakılan kitapların hikâyesini anlatıyor. Farklı zamanlardan, farklı mekânlardan ve farklı inançlardan güç alarak oluşturulmuş kütüphane ve arşivlerin hepsinin başına aynı şey geliyor: Yakılmak ve Yıkılmak.

Bu kitap, bilginin, arşivlerin, kitapların ve kütüphanelerin bizim için geçmişi günümüze taşıdığını ve geleceğe doğru sağlam adımlar atmamıza fayda sağladığını hatırlatan on dört bölümlü, küçük çaplı ve bir çırpıda okunan bir eser.

Kitaplarla vakit geçiren, kitap okumaktan zevk alan ve kendi kütüphanesini kurma düşüncesinde olan her bireyin okuması gerektiği kanaatindeyim. Kütüphanelerin değerini ve tarihsel süreçte başlarından nelerin geçtiğini ortaya koyan bir kitap, elbette her kitap sever için kaçırılmayacak bir fırsattır.
Yanıtla
8
1
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çok güzel, yararlı, ufuk açıcı bir kitap. Kitap, psikolojik grup çalışması şeklinde hikayeleştirilmiş. Bu da okuması kolay akıcı bir kitap olmasını sağlıyor. İlk oturumlarda grup lideri, kahramanın yolculuğu, savunma mekanizmaları, gölge, yas, kriz vb. konularda bilgi veriyor. İlerleyen oturumlarda grup üyeleri günlük hayatta hepimizin az çok yaşadığı sorunları, krizleri anlatıyorlar. Grup lideri sorularla bu krizi ve kişinin iç dünyasını analiz ediyor. Psikolojik grup çalışmalarının grup dinamiklerini ve terapötik etkisini görmek çok güzeldi. Kendini keşfetmek isteyenler için tavsiye bir kitap.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Biraz kendimize dönüp derin derin düşünelim bu kitapla. Ben nedir? Ben'i mutlu etmek mümkün müdür?
Siddhartha, en az iki defa okuma gerektiriyor bana kalırsa. İlkinde baştan sona düz okuma yapıp ikincisinde döne döne düşüne düşüne ilerlemek en iyisi. Yine de çok büyük beklentilere girmemek lazım. Eğer spiritüel konulara uzaksanız ilginizi pek çekmeyebilir.

Bu konuları oldukça ilgim çekiyor olsa da ana karakter güvenilmez geldiği için sonunu pek tatmin edici bulmadım. Teknik olarak bir karakter gelişimi izliyor olmamız gerekiyordu. Bir bildungsroman olarak yaklaşırsak bu kitaba, karakteri maceraya itecek mutluluk arayışında, tüm o sorgulamalarında ve kararlılığında önce saygı duyuyorsunuz elbet ama bir ergen çıkışı gibi oluyor bu. Dolayısıyla zaman içinde karakterin pişip olgunlaşmasını beklemeye başlıyorsunuz. Yaşamanın eziyet olduğunu düşünen herkes gibi elbette daha yakından, daha dikkatli takip etmeye çalıştım. Ancak bu yolculuğun her aşamasında yine aynı soruya dönmesi, sil baştan başlaması yolculuğun bu kitap için bittiği yerde karakterin aradığını bulduğunu düşünmeme engel oldu. O yüzden Siddhartha benim gözümde hem kahraman hem de antikahraman.

İyisiyle kötüsüyle insanın kendi içindeki iki uçlu - artı ve eksi- potansiyeliyle yüzleşmesini izliyoruz. Bu karakterin zaman çizgisi linear değil. Yani kötüden iyiye veya iyiden kötüye tam bir dönüşüm yok. Dönüp dolaşıp yine aynı noktaya geldiğini, tüm aşamaları yeniden yaşadığını ve bildungsroman içinde birden fazla bildungs hissi verdiğini söylemek mümkün. Yani insan artıları ve eksileriyle bir bütün olarak insan. Bu bağlamda bana William Butler Yeats'in The Second Coming şiirini anımsattı. Orada der ki "turning and turning in the widening gyre" (dönüp duruyoruz genişleyen çarkın içinde). Yani yaşamlarımız bir spiritüel eksen üzerine oturturulmuş, bundan çıkış da mümkün değil. Siddhartha'da benzer bir benzetme yapıyor (s.95-98). Arkadaşı Govinda ile yeniden karşılaştıklarında "Görüntülerin çarkı hızla dönüp duruyor." diyor. Tıpkı Alice'in nargilesini tüttüren tırtılla sohbeti gibi bir konuşma yapıyorlar hatta. Nasıl biri olduğunu sorduğunda "ölümlü nesnelerin hızlı bir değişim içinde olduğunu" söylüyor Govinda'ya. Özetle insan kendi içinde ve hayatın ta kendisinde nasıl kendini bulmak için büyük bir inançla farklı farklı düşüncelere, felsefelere sarılıp var gücüyle bunları savunuyorsa aynısını Siddhartha'da da görüyoruz. Hatta sonu bana bu ısrarlı arayışın insana pek iyi gelmediğini söylüyor. Sonunu söylemeden bunu detaylıca anlatamıyorum ama o çember ne kadar geniş olursa olsun, biz yine başladığımız yere döneceğiz ve ilginçtir ki yine eksik hissedeceğiz. Çoğu kişi sonunu benden farklı okuyabilir, okuyor da. O yüzden okuyanlar düşüncelerini yazarsa sonuyla ilgili kaç farklı his var görmüş oluruz.

Amacı olan kişi amacına ulaştı mı özgürleşiyor, diyor Siddhartha. O halde amaç edinerek kendimizi esir mi ediyoruz? Var gücümüzle hayatın zorluklarına karşı dik durmaya çalışıyor, hayatın anlamını sorguluyor ve nihai mutluluğa, burada Nirvana'ya, ulaşma umuduyla upuzun listeler yapıyoruz. İşte o listeler bana Siddhartha'nın hayal kırıklıklarıyla dolu yolculuğundan başka bir şey değilmiş gibi geliyor. Kitabın böyle bir etkisi oldu üzerimde. 1922 yılında, savaşın ardından, yapılan bu sorgulamanın bugün hâlâ yapılabiliyor olması da o çemberden yüzyıllar da geçse çıkamayacağımıza daha çok inandırdı. Üzerine derin derin düşünecek çok cümle vardı içinde. İnsanın biraz sakinleşip kendine dönmesine, hayattakini duruşunu sorgulamasına vesile olabilecek bir kitap. Ne istiyorum, ne arıyorum, ne bulacağım, hiçbir şey bulamazsam ne yapacağım... Biraz düşünün bu sorular üzerine kitabı okuduktan sonra.

Çeviri oldukça başarılı. Özellikle derin cümlelerde çeviri size zorluk çıkarmıyor. Kitap akıp gidiyor. Ben sadece semboller, tema üzerine düşüncelere dalıp durduğum için biraz bölerek okudum. Kütüphanemde olduğu için mutlu olduğum bir kitap oldu. Vakti zamanında yakın bir arkadaşım bunun bana göre bir kitap olduğunu söylerken yanılmıyormuş.
Yanıtla
11
4
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çocuk edebiyatında deneme nasıl olur ki, çocuklar sıkılmaz mı diyerek okumaya başlamıştım. Okuyunca gördüm ki, Feyza Kartopu dili ve üslubuyla beni hayran bıraktı. Masal tadında denemeler.

Bence sadece çocuklar için yazılmamış, aynı zamanda eski zaman şarkılarını tekrar hatırlaması gereken büyükler için de yazılmış.
"İyi çocuk edebiyat nedir?" derseniz büyükler de okuduğunda kendine pay çıkarabildiği kitaplardır, derim. Umut doluyorsa bir yetişkinin kalbi, işte o iyi çocuk edebiyatıdır.

Feyza hanım çok güzel yazmış. Büyük, küçük herkes okumalı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Nisan 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın "Ufuktaki Ayetler" kitabını okuduktan sonra bu kitabını da okumaya verdim. İçinde çok etkileyici İslamı kabul ediş hikayeleri var. Kitabı okuyunca muhtedilerin genellikle İslamı güzel yaşayan kişilerden görüp etkilendiği için müslüman olduklarını bu nedenle güzel örnek olmanın ne kadar önemli olduğunu ve gerçekten kişi ne kadar batakta olursa olsun her zaman bir çıkış olduğunu, İslamın kişileri nasıl karanlıklardan aydınlığa çıkardığını net bir şekilde anlıyorsunuz. Herkese tavsiye ederim.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  4
Bildir