Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Mart 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
E-beveyn olmaya çalışan bir anne olarak kitabı görür görmez hemen siparişi verdim. Kitap sabah elime geçti ve yarım günde bitirdim. Akıcı ve sürükleyici bir dili var. Çocuklarına rehber olmak isteyen, rehber olabilmek için somut ve uygulanabilir çözümler arayan bir anne olarak kitabın içeriği çok ilgimi çekti. Kitapta çocuk psikolojisinden, aile içi iletişime, teknoloji bağımlılığından, siber zorbalığa, ebeveyn denetim araçlarından bilişim hukukuna kadar dijital rehber olmak isteyen herkes için tüm konular işlenmiş. Bu kitapta psikologlarla yapılan söyleşiler, ebeveynlerden gelen yazılarla biz ebeveynlerin yaşadığı sorunlar harika biçimde işlenmiş. Kendimden çok şey buldum. Yaşanmışlıklarla kazanılan ebeveyn deneyimlerinin paylaşılması, çözüm önerileri ve uygulamalı örneklerle kitap dört dörtlük olmuş. Piyasadaki diğer kitapları da okudum. Ancak bu kitap bir başka. Teşekkürler Yusuf Yıldırım ve Barış Günaydın.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Mart 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Avrupa'da Türk Algısını Anlamak İçin Kesinlikle Okunması Gereken...
Batı Avrupa kültüründe "Türk" yüzyıllardır toplumun her kademesinde coşkunun, yazının ve sohbetin ana konularından biri olmuştur. Geçmişte "Türk" kavramı, günümüzde olduğundan daha geniş bir anlama sahipti. Kelime, dar anlamda sadece Osmanlı padişahlarının tebaasını değil, hemen hemen bütün Müslümanları kapsamaktadır.

Öyle ki, çeşitli Avrupa dillerinde "Türk olmak" tabiri aslında Müslüman olmak, İslam'a geçmek anlamına gelmektedir. Ancak Osmanlı Türkleri, imparatorluklarının gücünden dolayı daha fazla kabul edilir. Bu kitapta Avrupa halklarının Türk saplantısı bir dizi olay üzerinden irdeleniyor ve incelenen belgelerden şaşırtıcı hayat hikayeleri çıkıyor.

Bu kitap, İstanbul'un fethinden Rusların İstanbul'a gelişine kadar geçen süreci Avrupalı ​​bir bakış açısıyla anlatıyor. Kitabın merkezi İtalya'daki Ferrara şehridir. Türklerin Avrupa sınırındaki dört yüz yıllık serüveni; belgeler, mektuplar ve yerel tarihçiler kentten görülebilmektedir.

Eser aynı zamanda arşiv belgelerine ve birincil kaynaklara dayanması bakımından akademik literatürde bu konuda haklı bir yere ve üne sahiptir.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Mart 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Beni çocukluğumdan aldı, gençliğime oradan yetişkinliğime bazen neşeli bazen buruk bazen hüzünlü bir yolculuğa çıkarttı. Dünyadaki siyasal gelişmelerin toplumu, toplumsal gelişmelerin bireyin hayatını nasıl birebir etkilediğini, aslında Türkiye'de yaşayan bir insanla Fransa'da yaşayan bir insanın bu bağlamda hemen hemen aynı süreçlerden geçtiğini izleyebiliyorsunuz. Nesir içine zaman zaman manzum ifadeler de yedirilmiş inanılmaz keyifli bir anlatım ortaya çıkmış. Son yıllarda okuduğum en muhteşem kitap.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  5
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Mart 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Jack London kitaplarının ayrı bir havası var. Sanki cümlelerin sakladığı ikincil anlamlar var gibi. Aslında ana hikaye ile birlikte bir de mesajlar sunuyor gibi. Misal bu romanında 27. sayfada Naas karakterine "Ölmüşlerin kavgasını doğmamışların sürdürecek olmasına hayret ettim." gibi bir cümle kurdurtuyor. Sizi bilmem ama ben bu cümleyi şöyle bir okuyup geçemem. Pek çok örneği var bu durumun ama kitap hakkındaki genel yorumuma dönelim. Kurgusu da çok güzel, akıcılığı da. Çeviri konusunda da gayet iyi. Altına açıklama gereken yerlere gerekli dipnotlar da düşülmüş. Yazım yanlışı da görmedim ben. Yayının cep kitaplarının da müdavimi oldum zaten. Atıyorum çantama, beklemem gereken her yerde geçirdiğim vakti kıymetlendiriyorum. Bu arada insanların Unga'ya neden kızdığını da anlayamadığımı belirtmek zorundayım.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Mart 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Güney Kore Edebiyatı ilk defa okudum ve enteresan bir şekilde beğendim. Katilin psikolojisini, Alzheimer hastalığı ile baş etmeye çalışmasını, soğukkanlı bir şekilde hala çırpınışını merakla okudum. Aslında hikaye dümdüz ilerliyor hiçbir iniş çıkış yok ama bir solukta bitiyor. Günlük tarzı bir kitap aslında ama cinayetlerini açık açık anlatmıyor (ben öyle sanmıştım), daha çok kendi içinde yaşadığı hesaplaşmayı hissettiriyor yazar ve bu konuda da çok başarılı olmuş bence. Sonu inanılmaz şaşırttı. Tavsiyemdir.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Mart 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eserler var yazarıyla, önerisiyle ulaşırsınız. Eserler var çevirmenler sizi buluşturur. Roza Hakmen gibi. Ölü Brugge’da olduğu gibi.

Hugues Viane. On yıllık bir evlilik sonrası vefat eden eşi Zevce’nin yasını tutabilmek amacıyla bu yası en iyi şekilde yansıtabilecek Brugge’e yerleşir. Beş yıl olmuştur:

“… akşama doğru yürümekten, ıssız kanallarla, kilise semtleriyle kendi matemi arasında benzerlikler aramaktan hoşlanıyordu.”(s.10)

Böyle de bir şehirdir onun için Brugge. Yasının metaforuna en uygun olabilecek şehir.

Yazarının, kahramanın iç dünyası ve dış dünyayı birbirine en yakın tutabileceği şehir.

Beş yıl dedik. Beş yıl sonunda bir kadınla rastlaşır. ‘Ölü’ benzerlikleri uyandıran, farklılıkları azaltan bir kadın.

Acısını dindiren; ama felaketleri belki de artıran bir kadın.

Kıyıda köşede kalmış, kıyıda köşede kalmaya devam edecek ‘iyi’ kitaplardan Ölü Brugge. Buyurun.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Mart 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cesur bir kitap. Yazarın bir yerde dediği gibi büyük infiallere sebep olan olaylarda, olayın mağduru gibi görünen tarafa haklı dahi olsa eleştiri yapabilmek zordur, çünkü çoğu insanlar "yoksa sen bu olayı/saldırıyı yapanları mı destekliyorsun" tepkisini vereceklerdir. Fakat olayın tahlilinde iki tarafın hareketleri ve o olaya sebebiyet verme ölçüleri ele alınmalıdır ki hakkaniyetli bir değerlendirme yapılabilsin. Achcar, ABD'nin yüzsüz mağduriyet propagandasını ve bu propaganda ile uluslararası alanda yaptıkları hukuksuz, adaletsiz ve menfaatçi operasyonları nasıl meşrulaştırdığını berrak ve samimi bir şekilde ele almıştır. Narsistik merhamet gibi literatüre kattığı öz kavramlarla aslında bir çok konuda ve olayda kullanılabilecek ölçütler de sunmuştur.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Mart 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlber Hocayla Osmanlı’nın Yeniden Keşfi
Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek, bir makaleler derlemesi aslında. Osmanlı’yı, pratik olarak geniş kitlelere tahlil etme endişesinin yanı sıra güncel filmlerde, dizilerde ve kitaplarda oluşturulan Osmanlı algısında gerçeği yansıtmayan bazı yönlerin düzeltilmesi ihtiyacının bir cevabı olarak kaleme alınmış.

Kapsam oldukça geniş olsa da 200 sayfalık sınırlı bir hacimde çok zengin bir içerik hazırlanmış. Eser, Osmanlı tarihinde padişahlar, aile kurumu, devşirmeler, paşalar, divan, seyahatnameler, mutfak başta olmak üzere 21 başlık altında tertip edilmiş.

Çokça tartışılan konulardan biri olan devşirme sistemi üzerinden gidelim. Devletin kapıkulu ocaklarının ihtiyacını karşılayan bu sistemde Hristiyan çocukların tercih edilmesi esas. Musevi toplumu bu anlamda bir kaynak olarak görülmemiş. Müslümanların da bir kaynak olmaması kural olmakla beraber burada istisnalar yapılmış. Coğrafi olarak sadece Balkanlardan değil, Orta Anadolu ve Kafkasya gibi bölgelerden de devşirilenler olmuş. 17. yüzyılda devşirme sayıları iyice azalmış ve 18. yüzyıl ile kurum sona ermiş.

“Devlet kızamık, kuşpalazı gibi çocukluk hastalıklarıyla uğraşacak durumda değildir. Bunları atlatan biri (...) artık bir okul çocuğu yaşını almış biri devşirilebilir. Daha ziyade dokuz yaşın üstüdür, on dört-on beş yaşın üzerinde de devşirilmesi pek adet değildir. (s. 34)” “Enderun dediğimiz mektep, sınıf bulunan bir mektep değildir; zaten burada insanlar hizmet içi eğitim görürler, koğuştan koğuşa terfi ederler. Beğenildikçe padişaha daha yakın hizmet verirler. Burada çok ilginç bir şekilde sözlü ve yüz yüze eğitim görürler. Spor da vardır, resim de vardır, hüsnü hat da vardır, edebiyat da vardır. (s. 36)” “imparatorluk kendini yönetecek sadık komutanları bu ocakta yetiştirmiştir. Buradan çıkan insanlar vezir olmuştur, Yeniçeri ocağı ağalığı yapmıştır, devlet kademelerine hatta birçok memuriyete dahi ağırlığını koymuştur (s. 124)”

İlber hoca sadece tarihi bilgiler vermekle yetinmiyor. Günümüze ve geleceğe dair öneriler de sıralıyor yeri geldikçe: “Sultanahmet; Divanyolu dediğimiz, yani Sultanahmet ile en azından Aksaray’a kadar uzanan cadde, Beyazıt Meydanı ve Süleymaniye civarı... Maalesef şu ana kadar korumayı beceremedik. Eğer bu yolları ve mekânları koruyamazsak ne ecdadımızın altı asırlık tarihini, ki bunun beş asrı İstanbul’da geçmiştir, ne de peşimizdeki bin yıllık Roma tarihini korumamız, anlamamız, canlandırmamız mümkün değildir. (s. 22)”

Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek, ilk baskısını 2006’da, İlber hocanın, Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı olduğu dönemde yapmıştı. O günden bugüne onlarca baskı yaptı. Yıllar içinde Almanca, İngilizce, Arapça, Arnavutça, Yunanca, Bulgarca, Fransızca, Sırpça, Boşnakçanın da içinde bulunduğu ondan fazla dile çevrildi.

Bu eser, Ortaylı’nın diğer eserleri gibi akıcı bir dilde yazılmış, kolay okunan bir kitap. Doğruları öğrenme arayışı içinde olan tarih meraklıları için altı çizilerek okunacak çok kıymetli bilgilerle dopdolu.

Aynı kapsamda başka kaynak arayışında olanlar için rahmetli Halil İnalcık hocanın “Osmanlı Tarihi’nde Efsaneler ve Gerçekler” isimli çalışması, bu eserin yanında önerilebilecek kitaplardan.

Faydalı bir okuma olması dileğiyle!
Yanıtla
13
2
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Şubat 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İnsanın, zamana karşı biricik şansı olan aşk, hüznü de beraberinde taşınmaktadır maalesef. Hüzünlü bir aşkla daha çokta kavuşulamayan olanlar şiirleşiyor ve hatta efsaneleşiyor diyebiliriz. Son tahlilde, içinden aşk geçen, hayatlara dokunan şiirler bunlar. Çokça lirizm içermektedir. Sızı toplayan hüzünler taşınmaktadır ama daha çok umut nüveli. Arka kapakta, kısa bir dörtlükle şiir kitabı özetlenmiş. Bakalım “Bu şehirde sonbahar/ gönlümde hüzün var/ ben hiç büyümedim/ terk ettiğin yaştayım yâr” Kısa bir şiir olan “Şehir / Saksı” şiiri ile yazımı sonlandırayım izninizle. “Çiçekleri saksıda/ beni şehirlerde öldürdüler/ Çiçekleri saksıya/ Beni şehirlere gömdüler” İyi okumalar.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Şubat 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Üç Bin Yıllık Bir Serüven
Kazakistan, özellikle Kazakistan coğrafyası demek Türk tarihi demektir. Türk tarihinin erken dönemleri bu coğrafya içerisinde şekillenmiş ve kimlik bulmuştur. Bilhassa Türk tarihinde önemli bir yere sahip olan devlet ve toplulukların ekseriyeti bu topraklarda yükselmiş ve adlarını duyurmuştur.

Kazakistan’ın siyasi, sosyal ve ekonomik varlığı Türk tarihinin kadim dönemlerinden itibaren bir bütünlük içerisinde kültürel aktarımı taşımaktadır. Türk tarihini anlamak ve iyi bir şekilde analiz etmek için Kazakistan’ı ve burada yaşayan halkları iyi bilmek gerekmektedir. Bu halklar Türk tarihini inşa eden halklar olarak ön plana çıkmaktadır. Özellikle de bozkır sakinleri ve bu zümrelerin yaşayışları akademik olarak ele alınması elzemdir.

İki dünyaca ünlü akademisyen S.G. Klyashtorny ve T.İ. Sultanov tarafından kaleme alınan bu eser Kazakistan özelinde Türk tarihini üç bin yıllık bir serüven içerisinde ele almaktadır. Eser gerek referans kaynakları gerekse akademik niteliği ile Türk tarihi akademisi için önemli bir başucu kitabı olma özelliğine sahiptir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir