Onaylı Yorumlar

Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Göktürkler'in Tarihi üzerine
Fransız Türkolog Edouard Chavannes’ın bu eseri Göktürkleri konu edinmiştir. Türk adını taşıyan bu ilk devlet kendinden sonraki kurulan Türk devletlerini de teşkilat yapısı ile etkilemiştir. Merhum D. Ahsen Batur’un titiz çevirisi ile okuyucuyla buluşan bu eser, alanında çok önemli çalışmalar yapan bir Türkolog tarafından kaleme alınmıştır. Fransızcadan dilimize kazandırılan bu eserin başka bir çevirmen tarafından yapılan çevirisi maalesef yer, şahıs, unvan gibi Çince kaynaklardaki alıntılardan oluşan orijinal eserdeki sözcükleri çevirirken ciddi hatalara düşmüştür. Bu nedenle Ahsen Batur tarafından bu titiz çeviri ile hem akıcılık sağlanmış hem de hatalar giderilmiştir ve büyük emek verilerek hakkıyla dilimize kazandırılmıştır. Türk tarihi için önemli Türkologların eserlerini dilimize kazandıran Selenge Yayınevi, bu alanda titiz ve bilinçli çalışmaları ile tarihçilerin ve Türk tarihine ilgi duyanların yardımına yetişen önemli bir yardımcı konumundadır.

Bu eser dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm Göktürklerin menşei ve kronolojik tarihini içermektedir. Burada soyağacı ve ülkelerin güzergâhları (Çin kaynaklarına göre) verilmektedir. İkinci bölümde Batı Türklerin (Göktürkler) siyasi tarihi anlatılmaktadır.

Üçüncü bölüm Batı Türk halklarına ve topraklarına ayrılmıştır. Burada Uygurlar, Sir-Tarduşlar, Şa-tolar gibi çeşitli Türk halkları ve Kaşgar, Hotan ve Fergana gibi Türk yurtları hakkında bilgiler verilmektedir. Bu kısım tarihî coğrafya açısından önemli bilgiler barındırmaktadır. Adı geçen yerlerin iklimi, fizikî coğrafyası, bitki örtüsü, hayvan türleri ve nüfusları hakkında bilgiler verilmektedir. Dördüncü bölüm Budist Hacılar başlığı taşımaktadır. Bu bölümde Türkler hakkında bilgi veren Budist rahiplerinin hayatları ve seyahatleriyle ilgili yazılar bir araya toplanmıştır. Dördüncü bölümde ise “Batı Türkleri Tarihi Üzerine Bir Deneme” başlığı altında Çin kaynaklarından yola çıkan yazar Göktürklerin kısa tarihini burada özetlemeye çalışmıştır. Son bölüm olan Beşinci Bölüm adı altında sadece kısa kronolojik bilgiler verilmektedir.

Kitap batı gözüyle Çin kaynaklarına göre yazılmıştır. Bu nedenle Çinlilerin gözüyle Türklerin hayatının aktarıldığı dikkatlerden kaçmamalıdır. Ayrıca Çince unvan ve isimler verilmesinin nedeni de budur.



Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tarihsel dönem içerisinde; gerek "insani despotizm " saikiyle gerek modernitenin anaforunda"batıcılık" marifetiyle (ideal-gerçek, tanrısal-beşeri arasındaki) optimum dengenin nasıl sarsıldığını , insan- hayvan ilişkisi bağlamında kötülüğün nasıl planlandığını gerçekleştiğini tarihsel veriler eşliğinde ve tarihin tanıklığıyla göstermek cesareti ayrıca değerli olduğu gibi başarılı bir üslupla yazılmış.merhametten soyutlanmış faydacı insana hayret ve kızgınlıkla bakacaksınız,okurken akıp gidecek.hayvan dediğimiz canlının saygıyı hak eden olduğunu iliklerinize kadar hissedeceksiniz.Entelektüel kalitedeki düşüşe de atıfta bulunarak düşünceye kapı açan,engelleri aşarak sorgulatan etkili, sade bir üslup.kıymetli bir çalışma.Kesinlikle okunası
Yanıtla
10
2
Destekliyorum  4
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Coğrafi Keşifler kitabı keşifler gibi geniş ve etkileri günümüze kadar süren büyük bir süreci etkili bir anlatımla 128 sayfalık mütevazı bir kitaba sığdırabilmiş başarılı bir çalışma. Kitap sade, anlaşılır ve kurgusal yapısıyla her yaştan okuyucuya hitap etmektedir. Kitap içerdiği bilgilerle çok farklı düzeyde keşifler ve yeniçağ dersi dalan öğrenciler ve aynı zamanda öğretmenler ve öğretim elemanları için de başucu eseri olmaya aday bir görüntü çizmektedir. Keşiflerle alakalı merak sahibi herkesin çeşitli sorularının cevabını bulabildiği bu kitabı bir solukta okuduğumu ve dünya tarihine ait bir boşluğu kafamda giderdiğimi belirtmeden geçemeyeceğim. Bu güzel çalışmayı herkese tavsiye ederim. Yazarın bu türden çalışmalarının devamının gelmesinin de yararlı olacağı kanaatindeyim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Savaşın Modern Gemileri
İnsanlar klasik manada ilk gemiyi yaptıklarından bugüne kadar denizde kendilerine uzakları yakın eden bu vasıtaları geliştirmesini bildiler. Ama 19. yüzyıla gelindiğinde deniz vasıtalarındaki teknolojik gelişim, Sanayi İnkılabının da rüzgarını arkasına alarak, muazzam bir ivme kazandı. Harp sanayisindeki ilerlemeler sayesinde gemiler; adeta savaşının dehşetini karalara yakın eden, yeri geldiğinde bir ada cesametiyle düşmanın karasularını tahakküm altına alan, yüksek ateş gücüyle her orduyu zafere ulaştırabilecek bir güce erişti. Peki, insanlık tarihi düşünüldüğünde oldukça kısa denilebilecek bir zaman dilimindeki (1850’den günümüze kadar) bu hızlı değişim nasıl gerçekleşti? Ele alacağımız “Modern Harp Gemileri” isimli eser bu soruya cevap arar.

Eser, her ne kadar böylesine mütevazı bir soruya cevap arıyor gibi gözükse de ele alınan araştırmanın altyapısı incelendiğinde fazlasını içerdiği görülür. Bir kere eserle hedeflenen amaçlar çok katmanlı yapısıyla dikkat çeker. İlk aşamada eser araştırılan konu üzerinde akademik yönelimi olmayan denize tatil bölgesi mesabesinde bakan okura tarihi malumat kazandırır. Özellikle, objelerin tarihine dokümanter şekilde yaklaşarak ilgiyi merkeze çeken tarihi anlayışın hız kazandığı dönemimizde, geminin tarihini irdelemenin okurun ufkunu açacağını düşünmek gayet makuldür. Fakat gerek akademik gerekse de belgesel tarzı olarak nesnelerin tarihine yönelen eserlerin ülkemizde fazla olduğu söylenemez. Ayrıca üç tarafı denizlerle çevrili tarihi deniz zaferleriyle dolu bir milletin gemilere pek de öyle olmazsa olmaz gözüyle baktığı görülmez. Bu yüzden eserin gemiye ve denize olan ilgiyi arttırmak ve alandaki boşluğu doldurmak gayesiyle yazıldığını söylemek yanlış olmaz.

Teknolojik gelişimin hızlı bir biçimde yaşanması terminoloji bakımından yeninin artışına neden olur. Bununla birlikte eskinin kemikleşmiş terimleri yeni dünyada kendisine yer bulmak ister. Denizlerdeki hızlı değişimde de bu tarz terimsel karışımlar söz konusudur. Klasik gemilerden modern platformlara geçen süreçte bu tarz değişimler ilk kez kendisini sözlüklerde gösterir. Bu açıdan eserin gemicilik alanında eski-yeni-değişim üçgeninde önemli bir görevi ifa ederek bilgileri standardize ettiği savunulabilir.

Tabii denizler mevzu olduğunda modern harp gemilerine gelinceye kadarki sürecin netleştirilmesi gerekir. Denizin, geminin ve harbin kesişim tarihinin bilinmesinin konuya yeterli bir ısınma sağlayacağı gibi konunun ana hatlarını da ortaya koyacağı muhakkaktır. Ayrıca eski ve yeninin mukayesesinin fazlasıyla didaktik olduğu düşünüldüğünde konuya başlamadan önce malumat açısından zengin bir girişe gereksinim vardır. Bu sebeplerden hareketle yazar eserin birinci bölümüne “Gemicilik ve Deniz Harbi” başlığını vererek konuya giriş yapar.

Girişle (Birinci bölüm: Gemicilik ve Deniz Harbi) birlikte yazarın harp gemilerindeki gelişimi dört basamağa (İkinci Bölüm: Suüstü Gemileri, Üçüncü Bölüm: Sualtındaki Sinsi Güç, Dördüncü Bölüm: Uçak Gemileri ve Amfibi Gemiler) böldüğü fark edilir. Basitten karmaşığa evrilen bu sürecin yazar tarafından bu şekilde ele alınmasının önemi, eser okundukça fark edilir. Zira gemilerin teknik gelişimleri düşünüldüğünde son aşamaya gelinceye kadarki süreç göründüğünden daha karmaşıktır. Denizde silahlarıyla donanmış her geminin sırf benzer işlevi görüyor diye aynı etiketi aldığı malumdur. Oysaki her deniz platformu farklı amaçların tahakkukunu sağlayacak şekilde gelişerek donanmanın ayrı bir işlevini yerine getirmek kastıyla değişir. Harp gemisi; kruvazör, firkateyn, torpidobot, korvet, hücumbot vb. şekillerde farklılaşır. Bu bağlamda donanmanın her bir bileşeni tarihi rolü, harp tecrübesi paralelinde anlatılır.

Gemicilik veya denizciliğin kendisine has bir dili, terminolojisi vardır. Üstelik bu dile alışmak öyle kolay değildir. Geminin bütün bölümleri ve gemide yapılan işlemler farklı şekilde isimlendirilir. En basitinden denizi konu eden tarihi romanda bile bu terminoloji insanı yorar. Ele aldığımız eserin akademik yapısı olduğu düşünüldüğünde dilin daha ağır olacağı tahmin edilebilir. Fakat bahsettiğimiz eserde bu sert dil ustaca yumuşatılır. Dipnotlarla verilen bilgilendirmeler ilk aşamada kolaylık sağlar. Alanın terminolojisine ait terimlerden bazılarının sık tekrar edilmesi, anlaşılmazlığının tekrarla ortadan kaldırılmasına neden olur ve beraberinde öğrenmeyi getirir. Yani kısaca eserin son sayfası kapatıldığında okura güzel bir denizcilik terminolojisi miras kalır.

Geminin tarihine vakıf olmak bir yerde denizin tarihini anlamaktır. Yazarın bu konuda da üzerine düşeni layıkıyla yaptığını belirtmek gerekir. Tarihi referans noktaları, gemilere etkisi bakımından, konuyla eşgüdümlü olarak gayet bilgilendirici bir formatta sunulur. Denizin savaşlarda başlı başına ayrı, hatta yeri geldiğinde en güçlü cephe oluşu vurgulanır. Yıllar süren denizlerdeki hakimiyet mücadelesinin köşe başlarında hangi stratejik hamlelerin olduğunu görmek okur için yeni tecrübedir. Devletlerin Mahan’ın deniz hakimiyeti teorisini gerçekleştirmek uğruna ortaya koydukları performans ise uzayın fethiyle eş tutulacak bir yapıdadır. Uzayla denizin fethindeki benzerlikler uçsuz bucaksız okyanuslara hükmetmeye çalışan insanoğlunun hikayesinden anlaşılabilir.

Denizlere hâkim olanın insan olmasına rağmen, gemilerdeki yaşama haklı olarak eserde yer verilmemiştir. İlk aşamada eseri eline alan okurun böyle bir beklentisi olabilir. Zira deniz harp tarihiyle ilgili belgesel özelliği gösteren görsel malzemelerde ya da yazılı metinlerde gemideki yaşama yer verilir ve böylelikle konuya ayrı bir albeni ya da çeşni katma yolu izlenir. Oysaki buna gerek yoktur. İnsan tarihe dair akademik eserler için bile fazlasıyla ele avuca sığmaz bir kavramdır. İşin içine anıların ve öykülerin girdiği bir anlatımda nesnenin rolü bazen sıfıra iner ve bu da bağlamdan uzaklaşmaya neden olur. Bu yüzden yazarın insan konusundaki sükutuna hak vermek lazımdır.

Eserin alanının fazlasıyla bakir olduğu ilk aşamada gözden kaçmaz. Zira ele aldığımız eserin benzerini elimizdeki literatürde bulmak güçtür. Konuyla ilgili savunma sanayisini ve askeri tarihi ilgilendiren akademik makalelerin bulunduğunu söylemek mümkündür. Ama geniş kapsamlı okur kitlesi için eserin benzerinin olduğunu savunmak zordur. Nesnel bilgi aktarımıyla Batı’daki benzerlerinden geri kalmayan eserin askeri tarih açısından kıymetli bir kaynak olduğunu söylemek abartı değildir. Hatta deniz harp okullarında okuyan öğrenciler için nitelikli bir ön okuma olacağı kolaylıkla tahmin edilebilir.

Bununla beraber eserin günümüze yakın bir dönemi de anlatması yazarın güncel literatüre hakimiyetini zorunlu kılmaktadır. Fakat güncel kaynakların günümüzdeki yoğunluğu iş yükünü arttırmasına rağmen yazar rafine bir kaynak dökümü ile eserini zenginleştirmektedir. Bu açıdan eserin yeterince doyurucu olduğu savunulabilir. Zira eserde kullanılan resimler ve internet kaynaklarının bolluğu yazarın titiz ve nitelikli çalışmasını doğrulamaktadır.

Sonuç olarak, eserde anlatılan her bir deniz harp platformu hakkında detaylı bilgi edinmek mümkündür. Çünkü ele alınan her bir platform tüm yönleriyle masaya yatırılmıştır. Adeta bir insan gibi tasvir edilen gemilerin boyları, enleri, ağırlıkları, süratleri, mürettebat sayıları, savaş güçleri, tarihi operasyonel faaliyetleri, savunma özellikleri vb. belirtilmiştir. Bu çok yönlü ve zengin anlatım sayesinde okurun “amiral battı” oyunu seviyesindeki bilgi düzeyinden merhalelerce yukarı bir konuma erişeceğini tahmin etmek güç değildir.
Yanıtla
3
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İnsanın Halleri
“Maddenin halleri” deyince, ortaokulda öğretilen temel fen bilgisiyle hemen hatırımıza “katı, sıvı, gaz” hali olduğu gelir. Ya insanın halleri nedir, insan kaç halde bulunur şu yerküre denen garip düzlemde?... Bunun cevabını, hiçbir kuşkuya açık kapı bırakmayacak şekilde vermek mümkün değildir. İnsan çeşitliliği kadar geniş bir duygu ve düşünce ortamında yaşıyoruz. Bunun bir normal konumu var, bir de doğallığından/ amacından sap(tırıl)mış, davranış bozukluğuna evrilmiş halleri var. Böyle bir toplumsal gerçeklik olunca, bireylerarası ilişkiler, olması gereken düzeyden çıkıp, geneli olumsuz etkileyen bir niteliğe dönüşebiliyor. Bu alanda terminolojik bilgisi olanlar, daha esnek, daha yapıcı tavırlar sergileseler de, pireyi deve yaparak sorunu kronik vakaya dönüştürenlere de rastlayabiliyoruz.

“İyi ki psikologlar var, iyi ki psikiyatristler var, iyi ki sosyologlar var” diyerek bireysel sorumluluğumuzu, bilim insanlarına devrederek biraz rahatlıyoruz. Bu tür eserleri okuyarak; davranış çeşitliliğini, dışa yansımayan, anlatılmadığından bilemediğimiz, ıstıraplı yaşamları gözlemleyemiyoruz. Biz hep dıştan bakarak yorum ve hüküm üretme kolaycılığına kaçtık. “Madalyonun İçi” ve benzeri kitaplar, bize insanın iç dünyasından kırık nağmeler taşıyor. Benzer yaşanmış hikâyeleri anlatan, en az yirmi kitap okudum. Hepsi de birbirinden çok farklı sorunları aktarıyor. Yeni kitaplara kim bilir ne tür acılar yansıyacak?...

2004 yılından, günümüze kadar 40 baskı yapmış olan bu kitap; 41 bölümden oluşmaktadır. “Bir Psikiyatristin Not Defteri” alt başlığıyla yayınlanmış kitabın sonunda da okurlardan gelen ilginç mektuplar bulunmaktadır.

Bir kitap yorumcusu olarak benim; “Psikoloji” terimiyle ilk tanışma dönemim, 1978 yılında, yani 44 yıl önce Teknik Lise 1. Sınıfta okuduğum yıllar. Daha 14’lü yaşlardayız. Kimin niye öldüğü, kimin, kimi niye, kim adına öldürdüğünün anlaşılamadığı bir anarşi ortamı. Bir yandan, mesleki dersler dahil 17 dersten iyi not almaya uğraşıyoruz, öte yandan da bu olayların tarafı olmamaya gayret ediyoruz. Herkes gibi, bir çocuk olarak beni de tedirgin ediyordu bu durum. O dönemler haliyle internet ortamı yok, bilgisayar ve çok kanallı TV yok. Gazete, kitap ve dergi okurluğum iyiydi. Mahalle esnafına gelen ve benim de aldığım günlük 3-4 gazeteyi takip edebiliyordum. Hiç unutmam, Milliyet Gazetesi’nde bir yazı dizisi başladı ve ilgiyle okumuştum. Hatta kupürlerini kesip saklamıştım. “Terörün yol açtığı ruh hastalıkları, Prof. Dr. Recep Doksat” adlı köşede anlatılan ilginç yaşam hikayeleri beni çok etkilemişti.

Hasta veya danışana; tedavi edici ilaçların yanında, pozitif yaklaşım, onu önemsediğini hissettirerek samimice dinleme ve yatıştırıcı telkinlerin ne kadar etkili olduğunu, anlatımlardan hissedebiliyorsunuz.

Sayfa 123’deki bir seansta; davranışlarından dolayı kendisini suçlu ve günahkâr hisseden bir hastanın, bu takıntısını izole etmek çok olay olmasa gerek.
Hekim yazarımızın, “sen ne günahkârsın ne de kafir. Bu sizin durduramadığınız, tamamen sizin dışınızda gelişen, parazit bir düşünce. Yani sancı gibi bir şey. Siz iradenizle sancıyı durdurabilir misiniz?” anlatımı karşısında takıntısını yenmeye niyetlenmesi, teşhis, telkin ve tedavinin nasıl birbirini tamamladığını görebiliyorsunuz. Sayfa 124’de, hastayla karşılıklı sohbet havasında geçen terapi/diyalogdan sonra, yazarımızın; “İnanın Hayri Bey, Tanrı’ya en büyük ibadet, onun yarattığı her şeyi sevmek ve saygı duymaktır. Bir dahaki sefere sizi daha iyi göreceğimden eminim artık” cümlesiyle hastasını uğurlaması; hekimde görevinin hakkını vermenin mutluluğu, hastada ise bir umut ve özgüvenin gelişmesine işarettir.

Sayfa 374’de, okur mektupları bölümünde, “bir deliniz” rumuzuyla yazılan mektup dikkatle okunmaya değer. Mektubunda edebiyatın inceliklerini kullanması yanında, mizah da katabilmesi, iyileşmenin kalitesini yansıtıyor. Kitabı okumuş ve “Memleketimden insan manzaraları” başlığı oluşmuş zihninde.
İnsanın anlam ve aidiyet arayışını da kısaca özetlemiş mektubunda.

Sonuçta her mesleğin; bilimsel bilgi birikimi, uzmanlık gerektiren incelikleri, deneyim gerektiren bir yeterlilik ve yetenek alt yapısı olmak zorundadır. Psikiyatrist olmak yalnızca tatlı dille hastayı ikna etmek olmadığı gibi, avukatlık da dava dilekçesi yazmaktan ibaret değildir.

Bireysel veya aile ortamında, psikolojik bir sorunla karşılaşmamış olabilirsiniz; fakat her an karşılaşabileceğiniz dışınızdaki dünyadan haberdar olmak zorundasınız. Birlikte, güvende, mutlu, uyumlu ve huzurlu bir yaşam için, empati kurup, enerjilerimizi ortak bir sinerjiye dönüştürebilmek için bu türde hazır bulduğumuz, metodolojik verileri okumaya ihtiyacımız var.

Verimli okumalar.

Yanıtla
5
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Emre Taş gerek dili gerekse tarihe olan yetkinliği ile günümüzün büyük potansiyellerinden. Eğer Ben Kabil İsem ise bu potansiyeli açığa vuran bir kitap.

Şehzade Selim'in içinde bulunduğu taht kavgalarının gölgesinde bir akıncı beyinin oğlu olan Zülfikar'ın hikayesini okuyoruz. Kadı Barak Ahmed, Hüseyin Memi ve Dragan diğer baş kahramanlar.

Daha fazla bilgi vermek bu kitabın okuma zevkine balta vuracağı için burada duruyorum. Tarihe, postmodernizme, üstkurmacaya, pastişe, Osmanlı'ya ve kardeşliğe ilginiz varsa mutlaka okuyun.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hunlar üzerine Rus tarihçilerinin görüşünü aktaran bir çalışma
Rus Türkologlardan Lev N. Gumilev'in önemli bir eseri olan bu çalışma 1960 yılında yayınlanmış bir klasik eser mahiyetindedir. Rusçadan dilimize çevrilmesini merhum Ahsen Batur titiz bir şekilde gerçekleştirmiştir. Türkçeye çevrilen eser 5 baskı yaparak tarihçiler tarafından büyük ilgi görmüştür. Özellikle, Çin kaynaklarına ve arkeolojik kazı buluntularına dayanarak Hunların tarihini aydınlatmaya çalışan bu eser, Hun Türkleri hakkında kapsamlı bilgiler vermektedir. Bazı görüşleri eskise de, bazı bilgileri yanlış olarak öne sürse de Eski Türklerin tarihine dair yaptığı çalışmalarla her zaman eserlerinin dikkate alındığı yazar Gumilev, bu eserinde de Hunlar hakkında faydalı bilgiler sunmaktadır. Etno-sosyoloji açıdan temellendirdiği yaklaşımlarla Hunların karanlık dönemleri hakkında fikirler öne sürmektedir.

Hunların kültürü, aile yapısı, boy sistemleri, kabile yaşamları, Teoman, Mete Han, Islıklı Ok, Çin Seddinin inşası, Hunların kuruluşu ve yükselişi gibi siyasi tarihi ve kültür tarihi hakkında bilgiler sunmaktadır.

Farklı bir bakış açısı ile Hun tarihine merak duyanların ve bu alanda çalışanların okuması gereken eserlerden biridir.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın ilk açılış cümlesine dikkat edelim: Yaver, evden çıktığından beri takip ediliyordu. Şimdi ise, Kafkanın Dava kitabının ilk açılış cümlesi aklımıza geliyor. K.nın bir suçu olmadığı halde bir sabah tutuklandı. Gölge Notları, Kafkavari bir kitap mı, hem evet hem hayır. Burada (Gölge Notları) Dava'da olmayan bir şey gerçekleşiyor. Artık suçlanmasına gerek yok. Sürekli bir denetim altında olmalı. Foucault'un öngördüğü şekilde, artık disiplin toplumları süreci ile değil bir denetim toplumlarındayız. Ama burada kim gözetliyor Yaveri. Burası açıktır. Kitabı kendi üzerine kapatmaz, açık halde bırakır. Açık olması kitabın kurgusallığını güçlü bir hale getirir. Ve kitap boyunca Yaverin yaptığı kaçış çizgileri yaratmaktır. Mevcut ailevi, kültürel, toplumsal tüm kapatma kuşatma alanlarında kaçış çizgileri inşa etmektir. Bu anlamıyla kaçmak ise, sorumluluklarından kaçmak değil, mevcut yerleşik değerleri yerinden etmektir. Farklı bir roman ile karşı karşıyayız.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
10 Yllık Bir Akademik Çalışmanın Ürünü Olan Şaheser
Prof. Dr. Ahat Andican tarafından hazırlanan ve Selenge Yayınları’nın profesyonel işçiliği sonucunda yayınlanan “Emir Timur Tarih, Siyaset, Miras” adlı eser, Türkçe yayınlanmış en nitelikli Timur kitabıdır. Özellikle de Timur tarihi hakkında birincil kaynakların derinlemesine incelenmesi sonucunda kaleme alınan eser, 10 yıllık bir akademik araştırmanın sonucunda yazılmıştır. Eser hakkındaki bütün bu hususiyetler, onun ne kadar kıymetli ve özel bir çalışma olduğunu ortaya koymaktadır.

Kitabın müellifi birinci elden kaynaklardan yararlanmanın dışında, Timur’a ve dönemine dair temel kaynak değeri taşıyan bazı eserlerin tenkidini yapmakta ve kaynak değerini sorgulamaktadır. Nitekim, bu dönemin en önemli kaynaklarından biri olan “Tüzükât-ı Timurî” adlı eserin kaynak olarak kullanılmayacağını delilleri ile açıklamaktadır.

Eserin kaynak analizi ve kaynak çeşitliliği dışında içerik bakımından da oldukça zengin olduğu görülmektedir. Sayfa sayısı olarak da hacimli bir eser olmasının en büyük sebebi, eserin sahip olduğu akademik kalite ve konuya dair teferruatlı bir bakış açısıdır.

Ahat Andican, Türk tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan “Ankara Savaşı” başta olmak üzere, Türk tarihine dair çok önemli meseleleri akademik titizlikle ele almıştır. Eser, aynı zamanda kendisinden önce kaleme alınan Timur’a dair eserleri, bu eserlerin ihtiva ettiği efsane, hikaye ve bilime aykırı yorumları da çürütmüştür.

Kitap, Timur’a dair hükümdarlık algısı ve Timur kültü gibi konuları da derinlemesine ele almaktadır. Hem Avrupa hem de Rus milli kimliğinin oluşumunda görülen Timur etkisini de incelemekte ve yorumlamaktadır. Daha genel olarak ise, Türk tarihinin en önemli simalarının başında gelen Timur’un doğumundan ölümüne kadar geçen süreç tüm boyutları ile eserde yer almaktadır.
Yanıtla
7
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Oldukça iyi hazırlanmış bir uygulama. Kitapları listeleme çeşitliliği - okuyorum/okudum-bitti/favorim/ vb. çok iyi. Diğer bir takım müzik dinleme uygulamaları aksine, dinlemeye ara verdiğinizde ya da bitirdiğinizde kitabı kapatıp çıkabilmeniz bile çok iyi. Sürekli simge durumunda bekleyen bir kayıt olmuyor. Okuyucuların okuyuşu berrak ve okuyuş hızları da yavaş tutulmasıyla iyi. İsteyen okuyuş hızını yükseltebiliyor. Ben çabuk kavrarım, hızlı dinlerim, x1.25 ya da x1.5 yapıyorum bazı kitaplarda ama başkası da yavaş dinlemek istiyordur. Bence tek eksiği kitap çeşitliliği, kitap sayısı. Bunun da giderek artacağını düşünüyorum. Teşekkürler!
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir