Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Büveyhîler, 934-1056 tarihleri arasında hüküm süren Deylem bölgesinden bir hanedandır. Büyük Selçuklulardan önce Irak ve İran’da yaklaşık yüz yıl hâkim olan Şii kökenli bu hanedan Bağdat’ı ele geçirerek Abbasi Halifesini değiştirme kuvvetine de erişecektir.

Adudüddevle döneminde en güçlü dönemini yaşayan bu hanedan maalesef onun ölümünden sonra başlayan taht kavgaları nedeniyle de yıkılma sürecine girmiştir. İran ve Irak’ta hâkimiyet kurmuş olan bu hanedanlık Şii karakterli olması ile de İslam Tarihi açısından önemlidir.

Cibâl kolu, Fars kolu ve Irak kolu gibi kardeşlerin hâkim olduğu bir hanedanlık olarak tarihte yer alan Büveyhîlerin hâkimiyeti 1056 yılında son bulmuştur.

Cihan Gençtürk tarafından doktora tezinin bir özeti olarak karşımıza çıkan bu eser Büveyhîler tarihinin derli toplu ve öz bir siyasi tarihini içermektedir. Son kısmında da Büveyhîlerin kültürel hayatı hakkında bilgi vermektedir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tarihteki Komşumuz Bizans'ın Ekonomisi
“Bizans Ekonomisi”, ilk olarak 2007’de, Cambridge Üniversitesi Yayınları içinde basılmış. 2020’de Türkçe çevirisi yapılmış. Alanında, kült eserlerden biri olarak kabul ediliyor.

Yazarlardan Cecile Morrisson, Fransız bir tarihçi, nümizmatik uzmanı. Bizans’ın iktisat tarihi ve mali idaresi, uzmanlık alanı olmuş. Diğer yazar, Angeliki E. Laiou, Yunan asıllı, doktorasını Bizans Tarihi üzerine Harvard’da yapmış.

M.S. 330’da kurulan ve 1453’te sona eren Bizans Devleti, nâm-ı diğer Doğu Roma, günümüzde askerî, hukukî ve kültürel mirası kadar ekonomik olarak bıraktıklarıyla da araştırmacıların ilgi alanındaki yerini koruyor. Kuruluşundan en güçlü olduğu zamanlara kadar Avrupa ve yakın çevresindeki en güçlü ekonomilerden biri olan Bizans, işlek kara ve deniz ticaret yollarının tam üzerinde, İpek yolunun batı ucunda gayet müreffeh bir ülkeydi. Kuzey Afrika’nın kaybı, Arap ilerleyişinin hızlanması ve 4. Haçlı Seferi gibi Bizans’ın gerileyişine sebep olan unsurlar, ülke ekonomisini de darlığa sürükledi. Bu kitapta, konunun uzmanlarından, sürecin detaylarını okuyacaksınız.

Ekonomi tarihi içinde Bizans’ın ne düzeyde araştırıldığı konusu ve ortaya konulan eserler, kitabın giriş kısmında ele alınmış. Burada bir anlamda kitabın yazım hikayesi ve metodolojisi de anlatılıyor aslında. Altı bölüm olarak tasnif edilen eserin ilk bölümünde, konunun, hangi coğrafi sınırları kapsadığı, bu ekonomiye hayat veren insan faktörünün nitelikleri, sağlıklı bir zeminde işlemesine ortam hazırlayan kurumsal yapılar izah edilmiş: “Her şeyden önce, imparatorluğun siyasi kurumları istikrarı temin etti, güvenlik ve adaleti sağladı, özellikle de ekonomik yatırımın temel şartı veya teşvik edicisi olan mülkiyet haklarını teminat altına aldı. Erken Orta Çağ Batı Avrupası ya da imparatorluğun kuzeyli komşularının aksine, özenle hazırlanmış Roma kanunları Bizans'ta hiç yürürlükten kaldırılmadı, yüzyıllarca yayımlanmaya ve uyarlanmaya devam etti. Roma hukuku; sözleşmeleri, ticari faaliyetleri, ticari ortaklıkları, kredi ve faiz oranlarını, ayrıca drahoma ve miras haklarını düzenledi…” (s. 30)

Eserde 6. yüzyıldan itibaren anlatılmaya başlanılan Bizans ekonomik hayatı, ikişer asırlık bölümler halinde kaleme alınmış. Her bir dönemde, üretimde önde giden kaynaklar, ticaretin yönetimi, paranın alım gücü, demografik yapı, devletin uyguladığı liberal/müdahaleci politikalar vb. detaylar, okurun zihninde açıklığa kavuşturulmuş. Çalışmada yeri geldikçe kullanılan haritalar, figürler ve tablolar içeriği daha anlaşılır hale getirmiş. Savunulan tezler için yer yer ilgili bölgedeki arkeolojik kazılara, batıklara gönderme yapılmış. Akademik geleneğin bir gereği olarak dipnotlar bakımından oldukça zengin bir kitap.

Belli başlı konulara örnekleyici olarak göz atmakta fayda var:

“Bizans İmparatorluğu'nun 530'larda muazzam bir şekilde genişlemesi, aşırı büyük nüfustan (Stein ve Mango' ya göre 30 milyon kişi) kaynaklanan güçlü bir talebi doğurdu ve iş gücü, doğal kaynaklar ve sermaye gibi zengin üretim faktörlerine erişimi de sağladı…” (s. 36)
“En zengin güney eyaletlerinin kaybı ile Bizans topraklarının daralması, devletin mali kaynaklarındaki belirgin gerileyiş, nüfusun yalnızca sayısal olarak değil yoğunluk olarak da azalması, çok kısıtlı bir uzmanlaşmaya sahip daha küçük ve güvensiz bir piyasa dönemini başlattı ve ticaret sekizinci yüzyıl başlarında en düşük seviyesine indi.” (s. 55)

Kamu ekonomisinin aslî gelir kaynaklarından olan vergilere, her bölümde yer verilmiş: “Temel ve aynı zamanda en önemli vergi olan toprak vergisini tüm toprak sahipleri öderdi; aslında bu verginin ödenmesi başlı başına mülkiyet sahipliğinin bir isbatıydı. Sekizinci yüzyılın başlarından, belki de daha erken bir dönemden beri toprak vergisi her bir bireyin sahip olduğu toprağın değeri üzerinden hesaplanıyordu. Toprak, Bizans ekonomisini idare eden birimlerin tayin ettiği mali bir değere sahipti… Mali sistemin yönetimi için nispeten sınırlı vergilerin yanı sıra evcil hayvanlar, arılar ve benzerleri üzerinden başka vergiler de ayrıca toplanmıştır. Köylüler savunma, yol yapımı, köprü ve tahkimatların inşası için devletin yüklediği angaryaya maruz kalmışlardır.” (s. 65)

Meslek faaliyetlerini düzenleyen loncaların gördüğü işleve dair bilgiler verilmiş: “…kaynakların ve iktisadi faaliyetlerin bireylerin ellerinde temerküzüne karşı alınan tedbirler her yerde görülebilir. Konstantinopolis'te bunlar lonca yapılarında müşahede edilmektedir. Loncaların faaliyetleri, önemli düzenlemeler de getiren, hükümet tarafından denetleniyordu. Diğer hususların yanında hiçbir loncanın diğerinin faaliyet konusuna dahil olmaması için her bir loncanın faaliyet alanı kesin bir şekilde belirlenirdi. Böylece hem dikey ve yatay bütünleşme hem de belli malların üretim ve ticaretini kontrol edebilecek büyük girişimlerin oluşması imkansız hale getirildi.” (s. 73)

Eserde, Türkler ve diğer komşu milletlerle ilgili bilgilere rastlanılıyor. Bu husus, Selçuklu ve erken Osmanlı ekonomilerinin araştırılmasına katkı sağlaması açısından önem arz ediyor: “Anadolu platosunun Selçuklu Türklerine kaybedilmesi ile birlikte on birinci yüzyılda meydana gelen siyasi felaketler bu genel eğilimi geriye döndürmek için yeterli değildi. Zira imparatorluğun bu kısmı kıyı kesimlerinden ve Balkanlardaki bölgelerden daha seyrek nüfusluydu. İmparatorluğun elinde kalan bölgeler birbirine iyi entegre olmuş devlet ve ekonominin kurucu bileşenlerini oluşturmaktaydı.” (s. 111) “Selçuklulara kaybedilen alanlar öncelikle kırsal platolardı. Daha erken dönemlerde başkent için besi hayvanları ve atlar açısından önemli bir kaynaktı. Güney İtalya da hayvan yetiştirilen bir bölgeydi. Bu yerlerin kaybedilmesi et ve at eti kaynakları olarak Trakya, Bulgaristan ve Makedonya ile daha küçük ölçekte Sırbistan' a artan bir bağlılık meydana getirdi.” (s. 116) “On üçüncü yüzyılın sonlarında Osmanlılar Bizans Anadolusu'na akınlara başladılar ve birkaç onyıl içinde Bizans toprakları hızlı bir biçimde küçüldü, nüfusun bir kısmı kaçtı ve tarım faaliyetleri kısa bir süre için altüst oldu.” (s. 203)

Devletin gerilemeye başladığı 13-15. yüzyıl, küçük devlet ekonomisi modeliyle tarif ediliyor. “Bizans dünyası bütün Avrupa' da yaşanan 1340'ların krizine zayıflamış bir halde yakalandı ve genişleyen Osmanlı devletiyle de karşı karşıya geldiği için kendini toparlaması için artık çok az gücü kalmıştı. Bizans Devleti'nin son yüzyılında özel şahıslar zenginleşti, ancak sistem nihai olarak çöktü.” (s. 258)

Kitabın nihayetinde, bu ekonominin örnek model olarak ayrı bir başlıkta kapsamlı bir şekilde değerlendirildiğini görüyoruz: “Uzun ömrü boyunca Bizans İmparatorluğu daima karma bir ekonomiye sahip olmuş ve kompleks özellikler göstermiştir. Devlet, önemi ve ağırlığı üretimin gelişimine bağlı olarak farklılık gösteren bir rol oynadı. Ancak hiçbir zaman yegâne ekonomik aktör olmadı ve asla ekonomik süreçlerin askıya alındığı bir ortamda faaliyet göstermedi. Başka bir deyişle, piyasa güçleri, bazen küçük bazen büyük bir etkiyle, her zaman işlemekteydi. Yedinci yüzyıl krizinin hemen ardından devletin varlığı ve mali durumu oldukça kuvvetlendi. Ancak o dönemde bile, temel ekonomik yasalar işliyordu: bu yüzden 769'da V. Konstantinos temel vergilerin nakit olarak ödenmesini emrettiğinde, pazarlar fiyatları aniden dibe vuran tarım ürünleriyle dolup taşmıştı…” (s. 255) “Son yüzyılda yaşanan fiyasko daha önceki yüzyıllarda elde edilen başarıların üzerini örtemez. Bizans ekonomisi çok uzun bir zaman güçlü ve başarılıydı. Hatta muhtemelen Avrupa Orta Çağları için karma ekonomiye verilecek en başarılı örnektir.” (s. 258)

Kitabı çeviren Bahattin Bayram, çok titiz çalışmış. Eser, gayet akıcı bir anlatımla ortaya konulmuş. Kitabı ülkemize kazandıran Runik Yayınları ve editör Murat K. Köroğlu, yayıncılıkta özenle belirledikleri nitelikli eserlerle takdiri fazlasıyla hak ediyor.

İyi Okumalar!
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aslen Trabzonlu olup Almanya'da doğup büyüyen ve Almanya'da iç mimar olarak çalışan yazarımızın kültürümüze, sokağımıza bu kadar aşina olup, insanlarımızı bu kadar iyi tahlil etmesi gerçekten takdire şayan bir durum.

20 kısa öyküden oluşan kitapta yazar; sokağı, dilenciyi, çöpçüyü, ressamı, papazı, savaş mağduru Suriyeli'yi, katili, tüccarı, aşkı, aşıkı, el kızını, arkasındaki güçle devlete sızan liyakatsizleri, cehaleti ve bilgiyi yani kısaca bize bizi anlatmış. Kısa betimlemeler ve kısa olay örgüleriyle kolay okunan ama vurucu mesajlarıyla insanı derin düşüncelere salan öykülerden oluşan kitabı arada bir açıp açıp hikâyeleri tekrardan okuyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ağırlaşan bir yabancılaşma haliyle cebelleşen insanlık, yüklerini azaltacak yeni yeni hayat bilgileri geliştirip özüne dönecek ki çözümler bulunsun sıkıntılarına. Velhasıl hulasa olarak; milli ve manevi duyarlılıklarla örülü güzel bir eser okudum. Samimiyet havuzunda dostlukla, içtenlikle, huzur tasavvurunda vücut bulduğu görülüyor. Bu neviden yazılarla kültürümüze, yakın geçmişimize, insana dair mülahazalarla okurun yüreğine nüfus edilebilmenin veçhilesi bu konularla yerini bulmuş görülüyor. Yazıların encamında hem nasihat nüvelerini hem de duygusal yoğunluğu görmekteyiz.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Paulo Coelho 'nun otobiyografik öğelerle kurguladığı, bu yüzden de hayli özel bir çalışması ile karşı karşıyayız. O meşhur romanıyla, simyacılığa olan ilgisine aşina olduğumuzdan 'V.I.T.R.I.O.L.' ve 'Ölüm Bilinci' gibi gizemci kavramların ana fikirde yer alması bizi hiç de şaşırtmıyor. Diğer taraftan da baya baya realist bir dönem romanı olması yazarlık kapasitesi bakımından da şaşırtıcı bir gerçeği sunuyor açıkçası. Roman, yazarın alametifarikası metafizik vurgulara rağmen ayağı oldukça yere basıyor. Hatta içeriğinin bir bilimsel eleştirisinin de kotarılabilindiği pozitif derinliği var. Başrolde Sarah Michelle Gellar'ın olduğu, edebi uyarlama olarak başarılı bulunan ama pek de ses getirmeyen bir filminin de 2009'da çekildiğini burada belirtelim. Ayrıyeten "Veronica Decides To Die" diye bir hayli depresif bir müzik albümü de meraklıları için mevcut. Okurken iyi gidebilir.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  4
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Geçmişin Tanıklıkları: Portreler...
Gözlemin esas olduğu bir yazı türü “portre”. Kişilerin karakteristik özelliklerini okuyucuya aktarırken, konu olan kişilerin çevresindeki olaylara etkileri, müdahaleleri, çözümleri vb. başlıklarda irdelenir. Sonuçta, dış çevredeki insanların hedef kişilik hakkında, yakın çevreden gelen birebir gözlemlerle bilgi sahibi olmalarını sağlar. Önünüze ilginç anekdotlar çıkar.

Sözünü edeceğimiz kitap,”Moskova’dan Devrim Portreleri” başlığıyla Türkçeye çevrilmiş. Yazarı Amerikalı aktivist gazeteci Louise Bryant. Ekim devriminin ateşli günlerinde ve sonrasında, sıcağı sıcağına devrimin öncü ismi Lenin ve çevresindeki kadrosunu oluşturan isimlere dair gözlemleri sade ve anlaşılır bir dille yazıya dökmüş. Sonraki süreçte bu yazılar “Mirrors of Moscow” adıyla 1920’de kitaplaşmış. Anlatımdaki yalınlık, Türkçe çevirisinde de Yahya Yeşilyurt’un emeğiyle göze çarpıyor.

Doğrusu, ben okurken büyük keyif aldım. Farklı bir perspektiften, Rus devriminin öncü kadrolarına göz atabiliyorsunuz. Fikir sahibi olabiliyorsunuz. Üretilmiş efsaneleri değil; hayali olmayan gerçek gözlemleri okuyabiliyorsunuz.

“Washington, Londra ve Paris’te karşılaşabileceğiniz siyasi liderlerden en büyük farkları, daha dürüst ve kendileri gibi olabilmeleridir.”(s. 12)

Elbette, olayın ideolojik arka planı ve temeli üzerinden yürüyen bir sistematiği var. Devrimlerin dayanağını oluşturan teori ve teorinin pratiğe yansıması. Bir de gerçeklikler. “ Nikolay Lenin, iki amaç uğrunda çabalar: Rusya’yı Batılılaştırmak ve sosyalist devletin kaynağını canlı tutmak.” (s. 18) Bu süreçte eski sürgünler üzerinden “ABD ile daha yakın ilişkide olduğunu hissediyor. Onların Amerika’da eğitim almış olmalarından hoşnut görünüyordu.”(s. 19)

Detay okumaları size bırakarak son bir notu paylaşmak isterim: Tarihimizden yabancısı olmadığımız bir kişiyle karşılaşmak gerçekten ilginç oldu: ‘Enver Paşa’. ”Kaderimizi büyük ölçüde belirleyen tesadüfler, onun dinine yabancı olan birinin tanıyabileceği kadar tanıma fırsatı verdi bana. (s. 94)”, der Louise Bryant. Lenin’den Troçki’ye, Kollontay’dan Krasin’e öncü kadronun portreleri sizleri bekliyor.

Ayrıca Selenge Yayınları’ndan çıkan Francine Hirsch’in “Ulusların İmparatorluğu/ Etnografya Bilimi ve Sovyetler Birliği’nin Ortaya Çıkışı” adlı çalışmayı da okuma listenize eklemenizi öneririm.

İyi okumalar…

Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir Biyolog ve Botanikçi'nin kaleminden AŞİİRKÂR
Çok değerli bir eser.
Uzun bir zaman diliminde yazılmış, bahar kokan çiçek görünümlü dizelerle bezeli bir eser.
Her ne kadar şiir denilince sonbaharın hüznü kalbimizi birazcık sıkıştırsa da sarının sıcak tonlarına benzer şiirler içimizi ferahlatmakta. İşte sonbaharın sarı tonlarının verdiği umudu ve aşkı da bize sunan bir eser.
Okurken; aşkla, doğayla, bilgi ve inançla sarmalandım.
Eğer hüzün ve sitem satırlara dökülecekse bu şekilde dökülmeli
Eğer sevinç ve mutluluk anlatılacaksa bu doğayla bütünleşmiş imgelerle anlatılmalı.
Severek ve hiç sıkılmadan okuyacağınız bir şiir kitabı.
Tekrar tekrar okuyacağınız şiirler ve dizelerle karşılaşacaksınız.
Değerli Şair MUHYETTİN ŞENTÜRK'ün ellerine sağlık.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Rusya'nın kadim tarihine dair Türkçeye çevirilmiş en nitelikli eser!
George Vernadsky'nin Rusya Tarihi kitabı, Dünya tarihinin en köklü ve kadim halklarından biri ola Rus halkının kökenlerini, kültürel gelişimini ve coğrafi bölgelerini anlatıyor.

Yazar tarihçi George Vernadsky, Rusya tarihini eserinde beş bölüm üzerinden bir anlatım kurguluyor. Rurik hanedanı, Knaz Svyatoslav dönemi, imparatorluk ve imparatorluğun dağılma süreci, Rusların bozkır hayatları, Türk toplulukları, Moğol istilası, Büyük Petro, Büyük Savaşı ve Sovyetler Birliği'ne kadar Rusya tarihinin en önemli dönemleri detaylı bir şekilde ele alınmaktadır.

Eser, Rusya ve Rus halklarına dair sadece siyasi bir anlatı değil sosyal, dini, kültürel ve ekonomik bir bakış da sunmaktadır. Rus halklarının, uçsuz bucaksız bir coğrafyada sürdürdükleri yaşam mücadelelerini anlatması bakımından keyifli bir okuma imkanı tanımaktadır.

Ahsen Batur tarafından Türkçeye kazandırılan bu eser, Türkçeye çevirilmiş Rusya tarihini konu edinen eserler arasında akademik bir çalışma olarak en nitelikli eserdir. Sayfa sayısı bakımından da hayli hacimli olan bu kitabın, alana dair başta akademik araştırma yapacaklar olan kişiler olmak üzere konuya ilgi duyan herkese hitap etmektedir.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kafamın yoğun olduğu zamanlarda Matt Haig iyi bir tercih oluyor. Dili kolay, anlatımı çok akıcı. Gece Yarısı Kütüphanesi'nden çok çok iyi bir kitap bana kalırsa. Oradaki karakter bu kitaptaki gibi başarıyla kurgulanmamıştı. Ya da belki daha şımarık bir kız çocuğu gibiydi. Buradaki karakterin psikolojisi öyle iyi verilmiş ki, derinliği hissediyorsunuz. Özellikle kitabın son sayfası, oradaki anlatım çok etkiledi beni. Kitabın sonundaki yazarın teşekkür notu da çok samimi. Ve de kitabının filme dönüşeceği haberini bizzat kendi vermesi çok tatlı. Yüzyıllardır yaşayan bir adamın tanıklık ettiği çağları, Shakespeare ve Fitzgerald ile tanışmasını, insanlığın ve mekânların kaçınılmaz değişimini anlatıyor yazar. Okuması keyifli.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  1
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Türk tirelerinin toplu bir sözlüğü...
Bu eser, 1994 yılında Rusya’da yayınlanan ve Rusya coğrafyasında yaşayan Türk halklarının (yaklaşık 12 bin) isimler sözlüğü diyebileceğimiz onomastik çalışmanın genişletilmiştir halidir. Merhum D. Ahsen Batur’un Türkiye, Irak, İran ve Suriye gibi diğer coğrafyalarda yaşayan 10 binden fazla boy, oymak ve kabile ismini eklemesiyle oluşmuş bu eser, yine Batur’un sözlüğü kullanma konusunda bilgilendirici giriş kısmıyla geliştirilmiş ve genişletilmiş bir eser haline gelmiştir. Batur’un ciddi katkı sunduğu anlaşılan eser, hem ansiklopedik bir sözlük ve hem de Türk halkları ile ilgili kaynakların verildiği bir bibliyografya niteliğindedir.

Şunu özellikle belirtmek gerekir ki Türkoloji, Türk dilleri ve Türk tarihi çalışanlara, bu alanlarda okuyan öğrencilere ve akademisyenlere çok faydalı olacak bir başvuru kitabıdır.

Eserde yaklaşık 23 bin Türk boy, kabilesinin isminin alfabetik olarak yer aldığı bu çalışmada, verilen kabile isminin hangi Türk boyuna ait olduğu ve farklı kullanım şekilleri ve hangi kaynakta bu ismin geçtiği verilmektedir. Örneğin; Çumurlu: Türkmen (Anamuslu), Solak 2002, s. 139.

Anadolu’daki ve Dünyadaki Türk halklarının isimlerini bir arada veren büyük bir emek ürünü olan bu eser, alanında Faruk Sümer’in çalışması gibi çalışmalara katkı sağlamaktadır.
Yanıtla
3
1
Destekliyorum  1
Bildir