Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yaşamımızda zaman zaman içinden çıkamadığımız sorunlarla karşılaşabiliriz. İşe yaramadığımızı, sadece çevremize ayak bağı olduğumuzu düşünürüz. Bize iyi gelecek insanlar ya toprağın altında ya da uzaklarda olurlar, çok uzaklarda. Ve dolayısıyla yalnız hissederiz, çok yalnız. Koca gezegende tek başımıza olduğumuzu düşünürüz… Hepimiz şüphesiz intihar etmeyi düşünmüşüzdür. Gerek hayatın sıkıcılığından, gerek ekonomik sıkıntılardan, gerekse bu hayattaki umutsuzluk ve pişmanlıklarla geçen ömrümüzden. Ama hiçbirimiz de dönüp ardımıza bakmayız ki her şeye rağmen yaşanılmaya değer, bu hayatı yaşanılabilir bir yer haline getirmeye değer…. Matt Haig bu eşsiz sürrealist romanında işini, çok sevdiği kedisi Voltair’I, babasını ve daha bir çok şeyini kaybeden Nora’nın. artık bu hayattan beklentisi olmayıp bir gece yarısı 00.00.00 da intihar etmesini konu alır. İntihar eder etmesine de hiç beklediği gibi olmaz. Nora yaşamayı istiyordur ama önce pişmanlıklarından kurtulması gerekir.


Yanıtla
17
0
Destekliyorum  57
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
144 sayfayı bir anda bitirdi. Öğlen başladı gece bitirdi. Serinin önceki kitabı aylarca elinden düşmemişti. Bu da galiba öyle olacak. Sabah gene başladı okumaya. okuldan gelince de okudu. Bizimki kitabı sevdi mi her gün okur da okur.

Kitap hakkında bilgi vereyim. Hep önce ben okurum. Çok eğlenceli, merak dolu. Kontrol için okuduğum kitaba yetişkin okuyucu olarak bayıldım. Bidur bu macerada tam aksiyon. Aile değerleri aralarda çok güzel işlenmiş. Macera, bilime ilgi, merak , mizah , aksiyon seviyorsa alın . Bu kitabı sevmeyecek çocuk yok.
Yanıtla
10
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bazı romanlar vardır ki akıcı bir şekilde ilerler bittiğinde ağzımızda bir tat bırakır. Bir Adım Bir Nefes akıcı olmasının yanında bize kitap içinde kitap okuttu. Hem roman hem de kişisel gelişim için ayna tuttu. Konusuna gelince kitap tercüme eden Yusuf bey in hayatına konuk oluyoruz . Üniversitede platonik aşkı Asya ile evlenmesi , babasına olan vefası ve sadakati , Metin abi ile tanışması ve bir yolda yürümesi , okul arkadaşı Kudret ile tekrar yolunun kesişmesi, Aşkı efsane olan Kadri Amca ile tanışması ve kitaba yakışır bir mutlu son muhakkak tavsiye ediyorum kaleminize yüreğinize sağlık sizin ki bir heves değil bir yazma tutkusu kaleminiz hiç tükenmesin.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İnsanın Evrimi: Bir Varoluş Yolculuğu
Evrimsel biyoloji insanın adaptasyon yeteneğine sahip birçok hayvan türünden sadece biri olduğunu gösteriyor. Diğer hayvanlarla kıyaslandığımızda hayvan olduğumuzu biraz daha iyi anlayabiliriz. Sanatla uğraşmamızın nedeni, cinsellik, bunların hepsi kıyas götürür, davranışlarımızın kültürel veya biyolojik olup olmadığını evrimsel biyoloji vasıtasıyla anlayabiliriz çünkü bir zamanlar yaptıklarımız ve şimdi yaptıklarımız bulguların karşılaştırılmasıyla anlamlanır, mesela babunların veya şempanzelerin sosyal yaşamlarından insanın sosyalliği görülebilir, ayrıştığımız noktayı aşağı yukarı bildiğimize göre toplumun, eğitimin biyolojik doğamızı ne ölçüde etkilediğini kestirebiliriz. Junker önce insanın atalarını belirliyor, kuyruklu maymunların ve insansı maymunların dahil olduğu sınıfın biçimlenme tarihini aktarıyor. "Bu açıdan bakıldığında insanlar tabii ki maymundan gelir ama bugün yaşayan türlerden değil, milyonlarca yıl önce yaşamış ve nesli uzun zaman önce tükenmiş maymunsu atalardan." (s. 14) Doğal seçilim işini görmüş, bizim geldiğimiz taraf bir şeyleri doğru yapmış, sonuçta yaşıyoruz. Elenenler günümüze ulaşamamış, dolayısıyla bugün ormandan gelen bir maymun, "Selam agalar, ben insan oldum," demez. 28 milyon yıl önce kuyruklu maymunlar kuyruksuzlardan ayrılmış, bunu DNA ve protein bazlı araştırmalardan biliyoruz. Bizim akrabalığımız yakından uzağa şöyle: Şempanze, goril, orangutan. Genomumuz şempanzelerle %98 aynı, kafamız yaklaşık beş kat daha büyük olduğu için soyut düşünce yeteneğimizi geliştirip farklılaşmışız ama şempanzelerin de şarkıya benzer seslerle iletişim kurduklarını düşünürsek bir zamanlar farkın o kadar da büyük olmadığını söyleyebiliriz, homo sapiens ve hatta daha öncekiler de aynı şekilde iletişmişler. "Ara formların fosilleri yok" savının çürüdüğünü de görüyoruz, örüntünün ortaya çıkarılmasına yetecek kadar bulgu sağlanmış, kanıtın yokluğunun yokluğun kanıtı olmadığı ispatlanmış yani. Neyin nerede bulunduğu detaylarıyla anlatılıyor, Afrika dışında 2 milyon yıldan daha eski bir hominini fosilinin bulunmadığını söyleyerek bu bahsi bitireyim. İnsanların ve şempanzelerin en son ortak atası Darwin'in de tahmin ettiği gibi Afrika'da yaşamış ve insan evriminin sonraki aşamaları burada cereyan etmiş. Bizim atalarımızın ilki muhtemelen 6-7 milyon yıl önce yaşamış, ilk geçiş de aynı dönemlerde gerçekleşmiş ve ilk şempanzelerden dik yürüyen insanı maymunlar, australopithecus'lar türemiş. 5 milyon yıl boyunca tropikal ormanların dışında geniş alanlara yayılmış bunlar, göl ve nehir kenarlarında yaşamışlar. İkinci geçiş 2 milyon yıl önce: homo erectus. Yavaş yavaş beliriyoruz, sürekli yürümeyi mümkün kılan eklemlerimiz gelişmiş, atalarımız gibi ağaçlarda fıy fıy dolanmak yerine iki ayak üzerinde yürümeye başlamışız. Çoğu iki ayaklı canlıya göre hızımız zavallılık derecesindeymiş ama uzun mesafeleri yürüyecek kadar dirençli olmamızla kapatıyormuşuz bu açığı, ekolojik felaketlerden bu uzun yürüme yeteneğimizle yırtmışız. Eller de serbest kalınca eşya yapımına yönlenmişiz, dallara tutunmak yerine bir şeyler yapmak, yontmak, kesip biçmek için nesnelerle oynamanın sonucunda bilişsel yapımız gelişmiş, açlıktan ölmemişiz. 2,5 milyon yıl önce Afrika'nın iklimi kuraklaşmış, ilk insanların ortaya çıkışı bu olumsuz şartlarda hayatta kalmak için diğer canlı formlarından farklı bir seyir izleyen atalarımızın sayesinde. Akraba türler aynı coğrafyalarda hayatta kalmayı başarmışlar gerçi, sosyal öğrenme yoluyla nereden besin sağlanabileceğini çözmüşler ki normal olan bu, normal olmayan bugün sadece tek bir türün yaşaması. Hominini genlerini taşıyoruz ama bizim olayımız belli, yarın bir homo erectus doğmayacak. İmkansıza yakın bir ihtimal doğması.

Yayılma üzerine birkaç senaryo var, bazıları siyasi çatışmaların gölgesinde kalmış. Çok bölgeli modele göre bugünkü Avrupalıların ataları neandertal ve Doğu Asyalıların ataları Pekin veya Java Adamları, Afrika kökenli modelse böyle bir ayrıma gitmeden mitokondriyal DNA'yı baz alarak hepsinin kardeş olduğunu öne sürüyor ama ilk model ikincisini suçluyor, neandertal ve homo erectus'a soykırım yapıldığı iddialarını eleştiriyor. Doğrudan gösterge yok ama üç dalga halinde göçülmüş Afrika'dan, son dalganın ilk iki seferde göçenleri ortadan kaldırdığı düşünülüyor. Antropolojiyle ilgili başka kaynaklarda bu olayın gerçekleştiğine dair iddialara denk gelmiştim, muhtemelen homo sapiens gittiği yerlerdeki neandertal ve cro-magnon nüfusunu kuruttu. Birinin yerini hemen diğeri almıyor da zaman içinde bazıları ortadan yok oluyor, bir süre birlikte yaşadıkları ispatlanmış. Bizi diğerlerinden ayıran niteliklerimiz için evrimsel biyolojiye ve adaptasyona dönüyoruz, Junker'ın değerlendirmeleri dikkat çekici. Darwin'in teorisine göre yaşamın anlamı kendi genlerimizi mümkün olduğunca yaymak, evrimsel açıdan gen yayma makineleriyiz. Kültürün karmaşık yapısı ortaya çıktıkça güzel bir kitap okumanın veya şahane bir manzaraya bakmanın çocuk yapmaktan daha önemli olduğunu düşünebiliriz, ömrümüz boyunca hiç evlenmeyip çocuk yapmayabiliriz, bu da mümkün. Üreme yaşamın asıl biyolojik anlamı ama tek amacı değil, gerekli ön koşullar sağlanmadığı müddetçe bu aşamaya geçemiyoruz. Rahat bir yaşam sürdüremeyeceksek hiç varmıyoruz o noktaya, önce kendi ihtiyaçlarımızı karşılamamız gerekiyor. Obezitenin sebebi çok basit, eskiden yağ, tuz, şeker nadiren tüketilirken bugün canavar gibi yiyoruz, elimizde enerji veren bir yiyecek varsa hemen yiyip enerji almalıyız da bu bolluğa nasıl adapte olacağız, orası belirsiz. Cinselliğin amacı belliyse de kuzenlere baktığımızda farklı tablolarla karşılaşıyoruz, gibonlar tek eşli çiftler olarak yaşarken orangutanlar tek başlarına, goriller haremler halinde ve şempanzeler rastgele cinsel ilişki ve gruplar halinde yaşıyorlar. Bu sadakat meselesi kültürel gibi gözüküyor, eşi sıkça değiştirmenin evrimsel avantajları var. Farklı babalardan yapılan çocuklar genetik çeşitliliğin fazla olmasını sağlıyor, birden fazla eşe sahip olan primat türlerinde bağışıklık için önemli olan alyuvarlara daha sık rastlanmış ayrıca. Erkekler kadınlara göre farklı partnerlerle ilişkiye girmekte daha istekli çünkü erkek embriyoların ölüm oranı daha yüksek, erkekler daha kısa ömürlü ve daha çabuk yaşlanıyorlar. Evcilleşmeyen bir şey bu, gerçi sadakat hormonu mu, geni mi ne bulunmuştu yakın zamanda, yakın zamanda insanların sadakatini artırabileceğiz gibi gözüküyor, tabii böyle bir şeyi istersek. Savaşlara ve şiddete gelince, hayvanlar belli ekolojik sorunlar ortaya çıktığında birbirlerinin yavrularını öldürüp katliam yapıyorlarsa eğer, savaşın çok kötü bir şey olduğuna dair bütün o savlar, etik çağrılar, kısacası kültürel ve sosyal girişimler evrimsel biyolojiyi yenemeyecek demektir. Kaynakların dağılımında denge gözetilirse belki de hiç savaşılmayacağı anlamına geliyor bu. Kısmet artık.

Beynimiz büyüdü ve vücudumuz ağırlaştı, kuzenlerle daldan dala atlayamıyoruz artık. Soyut düşüncenin, kafatasının hacimce büyümesinin bedeli olarak hareket kabiliyetimizin azaldığını söyleyebiliriz. Beyin elde ettiğimiz enerjinin neredeyse yarısını kullanıyor, peki bunun bize kattığı ne? Çok sayıda benzerimizle iletişim kurmak, bir topluluk oluşturabilmek en büyük yenilik gibi duruyor, 150-200 kişi ile sosyal ilişki kurma kapasitemiz yerleşim yeri oluşturmak, avlanmak gibi kolektif işlere yaramış. Etleri kemikten ayırmak için alet yapmışız, kültür ve sanatı belirlemişiz, bir dünya şey. Sanat gibi pratik yaşamda pek de bir işe yaramayan olguyu ortaya çıkarmamızın sebebi: "Sanatın doğrudan hayatta kalma görevinin ötesine geçerek kullanımına 'sosyal bir sinyal' olarak bakarsak, görünürdeki bu tezat çözülebilir. Bu durumda estetik çabayı öncelikle sanatçının veya sanat eseri sahibinin 'faydasız şeyler' üretmeyi veya bunlara sahip olmayı göze alabilecek durumda olduğuna dair bir işaret olarak algılamalıyız. Bireysel durumlarda böyle bir şey ne kadar zorsa ve bir birey hayatta kalmasına 'faydasız şeyler'le kendini ne kadar çok donatabilecek durumdaysa, bu onun hayatta kalmayı sağlayacak genel becerilere o denli fazla sahip olduğuna işaret eder." (s. 103)

Kapakta yazdığı gibi "bir varoluş yolculuğu", seyir esnasında başımıza neler geldiğini, atalarımızın neler yaptığını görebilirsiniz. İyi bir çalışma.

Yanıtla
2
4
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kendi yorumunu katmadan, belgeler ve gerçekler üzerinden bir tarih yazımı. Bazı yorumlarda akademik bilgiler içerdiği ve bundan dolayı okunmasının zor olduğu belirtilmiş. Tarih yazımı akademik olmazsa, içine kişisel hisler karıştırılırsa o zaman objektif olmaktan da uzaklaşır. Zamanımızın en büyük problemlerinden birisi maalesef günümüzdeki birçok tarihçinin eldeki verileri evirip çevirerek gerçeklerden uzaklaştırmasıdır. Halil İnalcık bu hataya düşmeyerek neden bu kadar büyük bir tarihçi olduğunu da bir kez daha göstermektedir.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bilim bunu çözer serisinden aldığım ilk kitap. Tübitak kitaplarını zaten çok seviyorum, bu kitabı da çok beğendim. Resimlendirmesi de anlattığı hikaye de çok güzel. Oğlum henüz küçük ama ileride çok seveceğini düşünüyorum. Özellikle gökgürültüsü vs gibi seslerden korkan çocukları olanların almasını öneririm. Bazı şeylerden korkan bir çocuğa ablası korktuğu şeylerin neden oluştuğunu, sebebini açıklıyor. Bilimsel bilgiler, kurguyla bütünleştirilerek açık ve anlaşılır bir şekilde çok güzel işlenmiş. Serinin diğer kitaplarından bazılarını sipariş ettim bile.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tarım yaptıkları toprakları kaybeden tarım işçisi köylü ailelerin iş bulma umuduyla büyük şehirlere doğru umutla çıktıkları yolculukta hayallerin ve gerçeklerin birbirinden ne kadar uzak olduğunu gösteriyor bu kitap. Ayrıştırılmanın ve dışlanmanın bu kadar içe ve ayrıntıya girdiğini görmenin üzücülüğüyle karşılaşıyorsunuz. Kapitalizmin insanî değerlerden uzaklaştırdığının, insanları şiddete, hayvanî arzulara, hırslara yönelttiğini net bir şekilde görüyoruz. Betimlemeler o kadar mükemmel ki Steinbeck'in kalemine hayran kaldım. İlgili olarak Karl Marx'tan Komünist Manifesto, Rousseau'dan Toplum Sözleşmesi'nin öncelikli olarak okunması bu kitabı okurken etkileniminizi artıracaktır.
Yanıtla
18
2
Destekliyorum  5
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İnancın halleri; ateizm, deizm, agnostisizm, şüphe, sorgulama kitabın esas konuları. Yani yazar zor ve çetrefilli varlık felsefesi sorularını çocuk/ilk genç yaş grubuna hitap eden, ilgilerini çeken bir dille, onların kavrayış düzeyine indirme başarısı göstermiş.

Kitap çok akıcı, Çaylak ve Filozof'un dialogları hem çok esprili hem düşündürücü.

Ben anne olarak okuyorum, (16) kızım da sıkı takip ediyor, (10)oğlum da geçen yıl seriye başlamıştı, son çıkan 5. kitabı birbirlerinden önce okumak için kapışıyorlar. Kitabın çizimleri süper. İri puntolar, resimli sayfalarla çabuk okunup bitiyor.

Serinin başından itibaren okunmasını tavsiye ediyorum, çünkü duygu yüklü bir hikaye örgüsü var; Çaylak ve Filozof arasındaki ilişkinin doğru anlaşılması, bu ikili kim, niye bir aradalar bilinmesi iyi olur. Bu hikaye örgüsü kitaba ayrı değer katıyor. Bir şeyler öğrenmek; keyif alarak okumaktan öte; asıl düşünmeyi, soru sormayı, merakı, öğrenmeyi sevdirdiği ve teşvik ettiği için çok sevdim.
Yanıtla
14
0
Destekliyorum  3
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
mükemmel çeviri, mükemmel kurgu, her şey mükemmel. bu kitabın rus kültüründeki yeri tolstoylar dostoyevskiler kadar fazlaymış, şaşırmıştım bu bilgiyi öğrenince ama kitabı bitirdikten sonra hak verdim ruslara. kitap buram buram rus kültürü kokuyor, karakterler özgün, hele ostap bender tam yeşilçam filminden fırlamış üçkâğıtçı ama derin işlenen bir tip... yazarlar modern gogol çehov gibi geldi bana. kitabın en güzel yanı oradan oraya gitmek bence, moskovadan kafkasya'ya, pyatigorsk'a, kırım'a... bir de pyatigorsk kısmında lermontov'a defalarca atıf yapılmış, kitaba daha da ısındım böylece. sırf lermontov değil tabii tolstoy, gogol, nekrasov, puşkin, gorki; birçok yazarın şairin adı geçiyor. ayrıca ana kurgunun içine de şiirler, hikâyeler sıkıştırılmış bunu da çok sevdim. dili de ağır değil, dönem hakkında biraz bilgi gerektirebilir belki ama dipnotlar açıklayıcı ve yeterliydi bence. teşekkürler mustafa kemal yılmaz
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Nisan 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gözlerinin çevresinde sevgi kırışıklıkları olan adam yazdı. Çizimlerine yansıyan, kalemine yansıyan dolu dopdolu bir kalpten çıkan en temiz duygular. Odamdaki kelebek de rüya ile gerçek çizgisi şeffaflaşıyor. Dut ağacının altında yaşanılan gerçekler hisler ve çiçekler ve ufuk çizgisi. Yaşanan talihsizlikler buna rağmen ay ışığında umut ve gerçek sevgi mücadelesi. Balıklar domuzlarda ironi ve mizah iç içe. Hissedilen duygular gerçek, çok gerçek. Ufuk çizgisinde saklı, olmaz denenler ve iyi ki oldular. Çoğalan güzellikler, yaşanan şükürler... Anlatılan bizim hikayemiz
Yanıtla
6
0
Destekliyorum  12
Bildir
Yanıtları Göster