Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu eser, düşünce ve vicdan özgürlüğünü savunan Castellio’nun diktatör ve acımasız bir dini tiran olan Calvin’e karşı verdiği fikri mücadeleyi ve kısmende kilise tarihini anlatıyor. Calvin bütün gücü (kilise, yargı, üniversite, eğitim, kollukvs) kendinde toplamış. En küçük muhalefeti bile zindan, sürgün ya da diri diri yakma ile cezalandırmıştır. O dönemde tek bir gerçeklik ve iktidar vardır o da kendisidir. Ona karşı fikirle karşı gelmek oldukça zordur. Bu cesareti gösterende Serveto ve Castellio olmuştur.
Aradan yüzyıllar geçmesine rağmen günümüzde benzer liderler ve yönetimler varlığını sürdürmektedir. Umarım Calvin’lere karşı her zaman Castellio ‘lar ortaya çıkar, mücadele eder ve özgür bir dünya kurulur. Vicdan özgürlüğü, zorbalığı yenilgiye uğratır. Tavsiye ederim. Özellikle konuya ilgi duyanların kaçırmaması gereken bir eser.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hanzade Servi'nin diğer birçok kitabında gördüğümüz motif ve imgelerin birçoğunu bu kitapta da görebiliriz. Eğlenceli karakterler kitabı daha keyifli hâle getirmiş. Kitabı okuduktan sonra biriyle mektuplaşmak isteğim geldi desem yalan olmaz. Ana karakterimiz de başlarda mektuplaşmayı anlamsız ve fuzuli görüyor; fakat hiç tahmin etmediği biri onun yazdığı ve bir ağaç kovuğuna bıraktığı mektubu buluncaaa... İşler bir anda değişir. Hiç tanımadığı biri olduğu için bu mektuplaşmayı devam ettirmek ister. Lakin mektubu yazan kişide sanki bi tuhaflık var. Acaba gizemli mektup arkadaşı kimdir? Bu işin peşine düşmek ister. Ha bu arada bir de şu teleskop işi var. Onu alacak parayı nasıl bulacak? Bi dakka... Bu teleskop neden bu kadar önemli ki? Eh, hadi o halde okumaya buyurun. :-)))
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bütün anlatımlar; yol türküleri ve çoraklaşmamış yaşamlar içermektedir. Elbette ki öykülerin temel unsuru insandır. Zamanın yek ahenk akışı içerisinde kaçırdığımız, farkına varamadığımız o kadar çok ayrıntı vardır ki bunları tutabildiğimiz kadar farkındalığımız artacaktır. Son tahlilde, “Sessiz Taşıyıcılar”da ziyadesiyle yapay değil doğalı, merkezi değil taşrayı ve eliti değil konu olarak hayatın içinden olanı okumaktayız. Öyle ya insan yüreğine dokunmayan, vicdana hitap etmeyen, insani değerlerin dışındaki her şey pösteki saymak olacaktır. Anlatımlarda öznellikten daha çok hikâye, öykü türünde olması gereken nesnellik ve gözlemler daha belirgindir. Kimi ayrıntılara dikkatli bakmanın ve görmenin öncelendiğini görmekteyiz. Sonuçta insanı büyük şeyle büyük yapmakta belki ama küçük şeyler ve ayrıntılar daha mutlu kılmaktadır. Filizi, filizlenmeyi içinde diri tutmak önemlidir. Öyle ya tomurcuk derdinde olmayan bir ağaç olsa olsa bir odun olacaktır sonunda. İyi okumalar dilerim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’dan yine büyük keyifle okuduğum eserlerden biri oldu. Oldukça akıcı bir anlatıma sahip ve kitabın sonlarına doğru heyecanı giderek artıyor. Özellikle Kirkor ile Agop’un diyalogları efsaneydi; birçok yerde beni gerçekten çok güldürdü.

Kitabın kısa olması sayesinde olaylar gereksiz uzamadan hızlı bir şekilde ilerliyor. Buna rağmen karakterlerle bağ kurmakta hiç zorlanmadım; yaşanan olayları adeta hissederek okudum. Mizahı, heyecanı ve akıcılığı çok başarılı bir şekilde harmanlayan bir eserdi.

Türk edebiyatı klasikleri okumayı seven, hem güldüren hem de heyecanlandıran kısa ve sürükleyici bir roman arayan herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tam anlamıyla o tedirgin edici hissi yavaş yavaş yükselten kitaplardan biri. İlk sayfalarda her şey sıradan gibi başlıyor ama sayfalar ilerledikçe o “bir şeyler ters” duygusu iyice yerleşiyor. Sürekli biri izliyormuş hissi, karakterlerin içine işlediği kadar bana da geçti.
Yazarın en sevdiğim yanı, gerilimi abartmadan kurması. Büyük olaylar pat pat yaşanmıyor belki ama küçük detaylarla insanın içini huzursuz etmeyi çok iyi biliyor. Karakterlerin geçmişleri ve sırları yavaş yavaş açıldıkça hikâye daha da derinleşiyor. Herkesin bir şey saklıyor olması, kime güveneceğini bilememe hissi gerçekten iyi verilmiş.
Bazı yerlerde tempo biraz düşüyor gibi hissettim ama bu da aslında atmosferi kurmak için bilinçli yapılmış gibiydi. Final kısmı ise beklentimi karşıladı; öyle aşırı şaşırtıcı olmasa da tatmin edici bir kapanıştı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
David Eagleman’ın Incognito ve Beyin kitaplarını çok beğenerek okumuştum, Yaratıcı Tür de beklentimi boşa çıkarmadı. Nörobilimci Anthony Brandt ile birlikte, "Yaratıcılık doğuştan gelen bir yetenek mi yoksa öğrenilebilir mi?" sorusuna harika bir yanıt vermişler. Kitabın odağında zihnin yeni bir şey üretirken kullandığı üç temel mekanizma var: Bükme, Birleştirme ve Bölme. Mimariden müziğe, bilimden modaya kadar günlük hayattan verilen somut örnekler konuyu çok iyi pekiştiriyor. Sıkıcı ve ağır bir bilimsel dili yok, görsellerle desteklendiği için de su gibi akıyor. Zihnin çalışma yapısını ve fikirlerin doğuşunu merak edenlerin ufkunu açacak bir çalışma, kesinlikle tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sadiye Erol Aykaç ile Kitap Yurdu Okur Ödülleri vesilesi ile tanıştım. İlk okuduğum kitabı "Ben Zübeyde" Dilinin şefkatini, yumuşaklığını, pozitifliğini ve özgünlüğünü sevmiştim.
"Ben Rabia" kitabını da ilk kitabını bitirir bitirmez sipariş ettim. Bir yazarın kitaplarını art arda okumamaya çalışıyorum ki aşinalık olmadan her kitabında yazarı tekrar tekrar keşfedeyim.
Gelelim kitabaaa. Bu kitap Zübeyde'den biraz daha farklı. Okurken bazen hikayeye kapılıp giderken bazen o kadar derin hususlara giriyor ki önce sindirmek için kitaba ara verme ihtiyacı duyuyorsun.
Kitapta o kadar çok cümlenin altını çizdim ki. Ama tek bir cümle seçme hakkım olsa cümle "Belki de onun kabul olmuş duasıyım." olurdu. Hepimizin anlam arayışında olduğu bu dönemde yüreğime dokundu.
Kitaptan bana kalan daha az hırs, daha çok şükür, daha az telaş ve daha çok gönül ferahlığı oldu.
Yorumlara bakarak kitap alan okur; tam vakti, hadi sipariş et, bekleme. İyi okumalar dilerim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Usta ile Margarita, bende bitirdikten sonra da yaşamaya devam eden romanlardan biri oldu.

En çok düşündüren karakter Pilatus’tu. Yüzyıllar önce verdiği bir kararın vicdan azabını hâlâ taşıyor olması, zaman geçse de bazı yüklerin insanın içinde yaşamaya devam edebileceğini gösteriyordu.

Romanın sonunda Usta’nın Pilatus’un hikâyesini yazması beni ayrıca etkiledi. Sanki İsa’nın acısını ve Pilatus’un vicdanını yeniden dünyaya taşıyarak onların yükünü bir anlamda paylaşmış gibiydi. Belki de bu yüzden ona “ışık” değil, “huzur” verildi. Bana göre bu, bir ödülden çok uzun süren bir yorgunluğun dinlenmesiydi.

Margarita’nın ödülü ise sevgisinin ve sadakatinin doğal bir karşılığı gibiydi. Woland ise kötülüğün tek başına bir simgesi olmaktan çok, insanların ikiyüzlülüğünü, açgözlülüğünü ve korkularını ortaya çıkaran bir güç olarak hafızamda kaldı.

Kitabı bitirdiğimde aklımda tek bir düşünce vardı: Bazı hikâyeler zamanın içinde kaybolmuyor; iyi edebiyat onları yeniden yaşatıyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Uzun zamandır yazarın çaylak ile filozof kitaplarını okuyorum, ilk okumaya başladığımda üçüncü kitabı yeni çıkmıştı diye hatırlıyorum. Her kitabında ayrı düşünsel dünyalara sürüklendim ve bu kitapların açtığı kapıların birçoğundan hala gider gelirim o düşünsel sorgulayıcı dünyalara. Zamanla yeni kitaplar da çıktıkça bir yerde vasatlığa bağlar artık zannımda hep yanıldım, her kitapta yeniden sorgulamaya, zihnimi çalıştırmaya devam ettim. Bir yetişkin de bu kitaplarla haşır neşir olup okudukları üzerine uzun uzun düşünebilir, bunu gördüm. Dokuzuncu kitapta bahsedilen anı yaşamak, yakalamak konusunun işlenişi çok hoşuma gitti. Anı yaşamanın neden sadece "an"la ilişkili olmadığı, geçmiş ve gelecek ile nasıl ilişkisi olduğu ve olmasının da pek tabii olduğu oldukça anlaşılır, nahif şekilde anlatılmış. Kendimi birçok mevzuyu yeniden ve yeniden işler bulduğum bu kitabı ve tüm çaylak ile filozof kitap serisini herkese öneriyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"Gece Yarısı Kütüphanesi"ni okuyan biri olarak "Gece Yarısı Treni"ni görünce sabırsızlıkla okumayı bekledim. Kesinlikle aldığıma değdi. Bir tarafta hayatını tamamlamış Wilbur diğer tarafta hayatının tam ortasında önemli bir karar verme noktasında bir Wilbur. İkisinin de olaylara bakış açısı birbirinden çok farklı. Özellikle annelerinin cenazesindeki tavırları bunu çok güzel gösterdi. "Yaşamadan öğrenemezsin" sözü gibi yanlışta olsa bir yaşam bitirenin gençliğine ışık tuttuğu çok güzel ve sürükleyici bir hikaye. Kitapta bir yerden sonra risk alarak sonu belli olmayan bir değişim yaşanıyor.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  6
Bildir