Onaylı Yorumlar

Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mekin Gani Pehlivan’ın Cep Sudoku 1 kitabı, bulmaca severler için pratik bir seçenek. Ancak seviye dengesi konusunda beklentiyi doğru ayarlamak gerekiyor.

Sürekli Sudoku çözen biri olarak kitaptaki kolay, orta ve zor seviyelerden başlangıç yapıp hepsini denedim. Düzenli Sudoku çözen kişilere kolay seviye gerçekten oldukça kolay gelecektir. Hatta kitapta "zor" olarak belirtilen seviyenin bile aslında kolay ile orta arası bir zorlukta kaldığını söyleyebilirim. Yani sürekli bulmaca çözen biri için zor diye belirtilen seviye pek zorlayıcı değil.

Buna rağmen, Sudoku'ya yeni başlayanlar veya seviyesini adım adım geliştirmek isteyenler için gayet ideal bir bulmaca kitabı olmuş. Yeni başlayanlara tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kendini tarihçi, filozof, sosyoloji eleştirmeni, siyaset felsefesi eleştirmeni, işçi arşivleri araştırmacısı ve edebiyat yorumcusu olarak niteliyor Ranciere. Yine kendi tabiriyle O bir antagonist, yani müzmin bir muhalif. Eser, Ranciere külliyatına giriş olarak da okunabilir. Platon'la başlayıp Marx'a ve nihayet çağdaşı Bourdieu'ya uzanan tarihin en etkili filozof ve sosyologları üzerinden toplumsal sınıf kavramı eleştirisi. Ağdalı ve fazlasıyla akademik dili nedeniyle alanın profesyonelleri için bile takibi zor olabilir. Bu kadar zorlu bir metni çeviren Aziz Kılıç'ı da ayrıca tebrik etmek gerekir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
3,5 → 4
Melisa Kesmez'in Çiçeklenmeler kitabında yakaladığı o dönüşüm hikayesini çok sevdiğim için Bazen Bahar’a da benzer bir beklentiyle başladım. Elbette bir öykü kitabında farklı duygularla karşılaşmayı bekliyordum; ancak öykülerin geneline hakim olan hüzün, kayıp ve yalnızlık hissi bir süre sonra beni biraz yormaya başladı.

Bu yoğun kasvetin yanında, yazarın kendine özgü şiirsel dili de bu kitapta bana yer yer fazla geldi. Karakterlerin diyaloglarında bile aynı edebi tonun hissettirilmesi, ne yazık ki kimi hikayelerin doğallığını zayıflatmış. Bu nedenle bazı anlarda hikayenin içine girmek yerine yazarın üslubunu daha fazla hissederek okudum.

Genel olarak beğenerek okuduğum, ancak duygusal tonu ve anlatım tercihi nedeniyle zaman zaman kopukluk hissettiğim bir öykü kitabı oldu.

Beğendiğim Öyküler: Yılbaşı Ağacı, Telefon Kulübesi, Domates Tohumları, Kurtarma Gemisi, Bir Bahçeyi Beklemek
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"Ben safi dünya kokuyorum, bedensizim lakin sadece dünyayı istiyorum." diyor nefs ve ekliyor: "Ben hep gençtim, hep diriydim, hep isterdim. Beni yalnızca insan isterse takatten düşürürdü."
İnsanın nefsiyle mücadelesini Aziz Mahmud Hüdayi üzerinden anlatan eser; Allah'ın rızası uğruna makam, para ve itibar gibi dünyevi putlardan vazgeçişi çok güzel aktarıyor. Sultan Ahmed'in de yer aldığı kitap, içimizde susmayan nefsimizin farkına varmamızı sağlıyor. Belki bir Aziz Mahmud Hüdayi olamayız ama bizi asıl yolculuğumuzdan alıkoyan nefsimizi susturmak için mücadele edebiliriz. Bu yönüyle kitap çok değerli bir amaca hizmet ediyor.
Kitapta, eseri okuyan kurgusal bir okuyucunun hislerine de yer verilmiş. Bu kısımlar olmasa kitabı daha çok severdim. Okurun kendi yapması gereken sorgulamaların yazar tarafından hazır sunulması eserin derinliğini azaltıyor. Yine de nefsinizin farkına varmanızı sağlayan, akıcı ve okunması kesinlikle faydalı bir kitap.
Yanıtla
3
1
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitap hakkında uzun uzun konuşmak istiyorum. Her şeyden önce yazarın üslubu çok akıcı, anlatımı çok gerçek. Karakterler de öyle. Başlangıçta basit bir aşk üçgeninden ibaret olduğunu düşünmüştüm ama sonrasında yazar beni kurgusuyla gafil avladı (ilk bölümün ardından). Yeri geldi ana karaktere ve yan karakterlere kızdım, hakaretler ettim yeri geldi onlarla birlikte üzüldüm, gülümsedim. Pişmanlık üzerine düşündüm, hayatın geri dönülmez tek yönlü akışı üzerine... Aşk, dostluk, fedakarlık ve bencillik üzerine... Neyin ne olduğunu çok düşündüm. Kader diye bir şey gerçekten de var, yol ayrımları sahiden acımasız olabiliyor ama her şeye rağmen hayat devam ediyor ve sanılanın aksine bazı bağlar hiç kopmuyor. Yazar tüm bunları öyle çabasız ve doğal anlatıyor ki... Bu yazı es geçmeyin, sahilde çok rahat okunacak bir kitap.
Yanıtla
3
1
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
En sevdiğim ve en beğendiğim yabancı roman yazarı olan Amin Maalouf’un yazdığı bu ilk romanı, onun ne kadar yetkin bir romancı olacağının habericisi niteliğindeymiş âdeta.
Hem hikayenin merak uyandırıcılığı hem de yazarın tertemiz ve göz alıcı edebi dili sayesinde kitabı bir an olsun bile elimden düşürmek istemedim.
Hasan’ın İspanya’da başlayıp Fas, Kahire ve Roma’da devam eden ilginç hikayesine tanıklık ederken bir yandan da dönemin siyasi koşulları ile bölgelerin coğrafyası hakkında önemli bilgileri öğrenmiş oluyoruz okuma boyunca.
Olaylar bir noktadan sonra karmaşık bir hal alıyor gibi gözükse de aslında yazar ipin ucunu asla kaçırmıyor. Yazarın hikayenin öncesine yönelik küçük atıfları da okuyucuya bu noktada yardımcı olmuş.
Özetle; Amin Maalouf edebi kariyerine çok sağlam bir giriş yapmış bu eseriyle. Hikayesiyle, karakterleriyle, anlatımıyla, her açıdan kusursuza yakın bir okuma serüveni yaşattı bana Afrikalı Leo. 9,5/10
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Düsturname-i Enveri'de Aydınoğulları ve Gazi Umur Bey
Türk milleti, uzun tarihi geçmişi boyunca birçok büyük devlet adamı ve asker yetiştirmiştir. Bir milletin bağrından çıkan, ülkesini yücelten bu liderlerin oluşturduğu liste Türk tarihinde öylesine uzundur ki tarihi ve efsanevi kişiliği üzerinde fazla durulmayan bazı devlet büyüklerinin olduğu dikkatten kaçmaz. Kahramanlık payesini taşıyan adsız binlerce nefer bir tarafa, bazıları, tarihi kaynakların içerisinde kendisine yer bulacak kadar talihlidir. İsmi tarih kitaplarında geçecek kadar şanslı olanlardan birisi de Gazi Umur Bey’dir.

Gazi Umur Bey denilince akla Batı Anadolu’nun Türkleşmesini sağlayan büyük beyliklerden olan Aydınoğulları Beyliği akla gelir. Umur Bey, Aydın ve İzmir bölgesinde 14. yüzyılda hüküm süren Aydınoğulları Beyliğinin kurucusu Mehmet Bey’in oğludur. Beyliğin ikinci hükümdarı olmasından mütevellit Batı Anadolu’da önemli askeri harekatlar düzenler ve devrin önemli tarihi olaylarında azımsanmayacak roller üstlenir. Aydınoğulları ve Umur Bey’in günümüzde nispeten daha fazla bilinmesinin sebebi ise dönemin önemli tarihçilerinden Enveri’nin yazdığı Düsturname-i Enveri’nin tarihi bir kaynak olarak günümüze ulaşmasıdır.

Enveri’nin bu kıymetli eseri üzerinde ilk olarak büyük tarihçi merhum Mükrimin Halil Yinanç çalışır. Eserin günümüze ulaşan iki nüshasından birisi Paris’te olup merhum Yinanç tarafından neşredilir. Esasında bu neşir faaliyeti de Yinanç’ı inanılmaz zorlar. Zira eserin bulunduğu Paris’teki kütüphanenin yetkilileri kitabın fotoğraflanmasına, kopyalanmasına ve ödünç alınmasına izin vermezler. Bunun üzerine gayet zahmetli bir şekilde kütüphaneyi sık sık ziyaret eden Yinanç eserin 3730 beytini ezberler ve sonra eseri Türk ilim dünyasına kazandırır (1928). Eserin eski harflerle Türkiye’de neşredilmesi Fransa’da eserin sızdırıldığı dedikodularını da beraberinde getirir.

Yinanç’tan sonra eserin Paris nüshasına ek olarak İzmir’de de bir nüshası tespit edilir. Böylelikle Düsturname Türk bilim camiasında tekrar tetkik edilir ve eser üzerinde yapılan çalışmalar zamanla artar. Tarihçi Murat Celep de ele alacağımız eser vasıtasıyla Düsturname-i Enveri’nin 18. kısmını (babını) oluşturan, Aydınoğulları Beyliği ve Gazi Umur Bey’in faaliyetlerini anlatan bölümü üzerine çalışır. Bu manada eserin Gazi Umur Bey’in daha iyi tanınması amacına hizmet ettiği açıktır. Bununla beraber 18. babın üzerinde ilk olarak çalışılıyor olunması eserin önemini arttırır.

Eser, kabaca iki ana bölümden oluşur. Eserin birinci bölümü; 18. babın tam transkripsiyonunu içerir. Düsturname’nin en yoğun bölümünün (3730 beytin 1281’ini içerir) bu şekilde dilimize aktarılmasının birçok araştırmacının işini kolaylaştıracağı açıktır. Buna rağmen eserin sadece 18. babın transkripsiyonunu içerdiğini belirtmekte fayda vardır. Düsturname’nin bu kısmı birçok eserde kaynak olarak kullanılır. Devrin dil özelliklerini yansıttığından, eserin dili günümüz Türkçesi düşünüldüğünde zor anlaşılır. İkinci olarak; Enveri tarihçi olmakla birlikte şairdir ve eseri manzum mesnevi şeklinde kaleme alır. Bu açıdan sıradan tarih okurunun aşina olduğu bir anlatımın eserde görüldüğü savunulamaz. Son olarak; Düsturname bir kroniktir. Yani yazım amacı bir devlet büyüğüne takdimdir. Düsturname dönemin devlet adamı Mahmut Paşa’ya takdim edilir (1465). Bu da eserin halk haricinde yalnızca bir zümre için yazıldığı anlamına işaret eder ki hem devrinde hem de günümüzde anlaşılması açısından bazı güçlüklerin olduğunu gösterir. Buna rağmen transkripsiyonlu bu metni tamamen anlaşılmaz olarak nitelendirmek esere karşı haksızlık olur. Fakat yardım mahiyetinde bazı kelimelerin izahının verilmesi eserin anlaşılmasını daha da kolaylaştırabileceği düşünülebilir.

Düsturname’nin en önemli özelliklerinden birisi de Osmanlı Devleti’nde Timur istilası sonrası Türklük bilincinin kanıksandığı 15. yüzyılda Türkçe kaleme alınmasıdır. Bu nedenle Gazi Umur Bey’in kahramanlıkları, gaza bilinciyle beraber, milli kahramanlıkları vurgulamak kastını içerir. Umur Bey’in 26 seferi bu askeri harekatlarda yaşadıkları ve verilen mücadele satırlara yansır. Bu nedenle eserin siyasi ve askeri tarih açısından önemi haizdir. Siyasi ve askeri kalemlerin haricinde eserdeki kültürel öğelerin süzülmesi dönemin kültür tarihine kapsamlı bir bakış atar ki bu konunun ehemmiyeti inkar edilemez.

Bu minvalde, eserin ikinci bölümü; Düsturname’nin kültürel kapasitesine ilişkindir. Eser Celep tarafından yüksek lisans tezi olarak kaleme alınır. Dolayısıyla eserin ikinci bölümünde akademik olarak doyurucu, kapsamlı, detaylı, iyi çalışılmış bir metodun etkileri görülür. Bu kısımda Düsturname’de geçen idari, sosyal, dini ve askeri kültüre ilişkin geleneklere dair bilgiler mercek altına alınır. Aslında her ne kadar bu tarz eserlerde hedefe alınan lidere ilişkin otobiyografik bir anlatım benimsense de temas edilen alanlardan çok önemli detayların aşikar olduğu görülür. Misal Türklüğün yüzyıllar boyunca süren kültürel kodları böylelikle ortaya çıkar. Bir Türk hükümdarının asırları aşan tutumu ve töreye dair uygulamaları, kültürel devamlılığı gösterir ki bu tarz temas noktalarının belirgin kılınması, devletleri ve beylikleri bir silsile halinde birbirine bağlar. Böylelikle tarih bölücülüğüne karşı bütüncül tarihin savunusu bu tarz metinler üzerine inşa edilir. Kültürün devamlılığı ve değişmezliğine dair anlatılara yer verilmesi, Murat Celep’in çalışmasını özgünlük bakımından güçlü kılar.

Yine eserin ikinci kısmında Düsturname’deki bazı dizelerin tek tek tetkik edildiği görülür. Aslında eserin bütününe dair bu tarz tetkikin yapılmasının ehemmiyeti bu noktalarda ortaya çıkar. Bu tarz eserler üzerinde fazla dirsek çürütülmesi, sadece kültür mecrasında değil, çok spesifik konularda da bazı gerçeklerin ortaya çıkmasına vesile olur. Örnek verilecek olursa; gemilerin karadan yürütülmesi hadisesi, tarihi anlatılarda ilk olarak Fatih Sultan Mehmet’e atfedilir. Oysaki Gazi Umur Bey’in Fatih’ten önce benzer bir faaliyete giriştiği görülür ki harp tarihi açısından askeri taktiklerin örnek teşkil edebileceği kanıtlanmış olur. Fatih’in bundan haberdar olması düşüncesi ise başlı başına konuyu ilgi çekici hale sokar.

Tabii her tarihi kaynağa şüpheli yaklaşma durumu Düsturname için de geçerlidir. Bu yüzden devrin diğer kaynaklarının sağlama ve teyit için kullanılması elzemdir. Anlatımı etkili kılmak adına bazen Enveri tarafından kullanılan metotların eserin güvenirliği üzerinde soru işaretleri bırakmasına karşın, eserin genelinin güvenilir bir bakış açısını ortaya koyduğu görülür. Çünkü dönemi aktaran Bizans ve Latin kaynaklarındaki bilgilerin Düsturname ile uyum içinde olması, eserin kıymetinin altını çizer. Bununla beraber, Aydınoğulları Beyliği’ne dair böyle bir anlatının olması hiç şüphesiz ki büyük bir şanstır. Zira haklarında bu tarz detaylı tarihi bilgilerin olmadığı bazı beylikler çarpıtmalarla farklı spekülasyonların ve tartışmaların merkezine çekilebilmektedirler.

Sonuçta, Türk tarihi için önemli bir kaynak üzerinde yapılan bu çalışma tarihimizi daha belirgin hale getirme açısından oldukça kıymetlidir. Gazi Umur Bey, Aydınoğulları, Enveri vs. Türk’tür. Ama bu kadar Türk unsura rağmen kendi tarihimize Batılı Oryantalistlerin paha biçmesi ve onların tarihimizi bilimsel mecralara taşıması bazen çarpık anlamlandırma durumlarını ortaya çıkarabilmektedir. Aydınoğulları tarihi üzerinde çalışan Yinanç ve P. Lemerle’nin aynı bakış açısına sahip olduğunu söylemek güçtür. Bu nedenle tarihi kaynaklarımız üzerine çalışan kıymetli bilim adamlarımızın çalışmaları, bizi, bize, bizden birinin anlatması hasebiyle çok önemlidir. Murat Celep’in ele aldığımız çalışmasına bu nazarla bakmak gerekir.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitapta gerçekten huzur yok Tanpınar'a. 1960'larda geçen bu hikayede Ahmet Hamdi Tanpınar bir roman kahramanı, hem de polisiye bir romanın kahramanı olarak karşımıza çıkıyor. Tanpınar değil sadece, Adalet Cimcoz, Bedri Ruhselman, Can Yücel, Sabahattin Eyüboğlu, Azra Erhat, Aliye Berger gibi döneminin ünlü ve toplumda etkili isimleri de birer karakter olarak yer alıyor romanda. Yazarın Tanpınar'ın hayranı olduğunu söylemek mümkün zira onu öven ve edebiyat tarihindeki yerini belirten çok diyalog var. Yazarın Tanpınar ve dönemine hakim olduğunu o dönemin sosyal, siyasi ve edebi portresini çok güzel vermesinden rahatlıkla görebiliyoruz. Rus edebiyatı ile Türk edebiyatını kıyaslıyor ve topluma etkisini de ortaya koyuyor.
Bu kitabı okumak için Tanpınar'ı sevmeye, hatta Huzur'u okumaya ihtiyaç olmadığını düşünüyorum, zira kitap bunlardan bağımsız da çok keyifli. Ama kitaplarını okuyanlar için ekstra keyifli ve doyurucu bir okuma olacaktır.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı okurken hem büyük bir gurur hem de tarif edilemez bir burukluk yaşadım. Mehmed Çelebi’nin Fransa’da krallar gibi karşılanması, halkın gösterdiği yoğun ilgi ve bir Osmanlı devlet adamının onurlu duruşu göğsümü kabarttı. Fransa Kralı’nın dahi saygıyla ağırladığı bir elçinin, seyahatnamesinde acayip bulduğu, etkilendiği ya da etkilenmediği her detayı büyük bir merak ve titizlikle kaleme alması merakımı daha da arttırdı. Ancak kitabın sonunda karşılaştığım hakikat kalbimi sızlattı. Patrona Halil İsyanı sonrası gözden düşürülen, hizmetleri bir çırpıda unutulan ve Kıbrıs’a sürgün edilip orada hayata gözlerini yuman bir değer.. Sadece Mehmed Çelebi değil, bu topraklar için fedakarca ömrünü adamış nice vatanperverler aynı vefasızlığın kurbanı oldu. Ne acıdır ki insan, gölgesinde ferahladığı çınarı devirmekte en hızlı davranandır.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çok uzun zamandır yeni baskısını beklediğim bu kitabı okuduğum için çok memnunum. Her ne olursa olsun kitaba dair beklentimin çok yükseltmemeye çalıştığım için de memnunum. Kitap hayal gücümü çok yüksek oranda tetikledi ve okuduğum hemen her satırda kendimi bahsedilen dünyanın içerisinde buldum. Bazı ufak teknik detayları anlamadım yahut anlamakta zorlandığım bazı detaylar da oldu lakin Bunlar okuma kalitemi etkilemedi. Anlatının içerisinde yer yer kuantum fiziğinden bahsediliyor olsa da okuyucuyu teknik ve akademik bilim gerektiren detaylarla boğduğunu söyleyemem. Bazı ufak yerleri anlamadan ve üzerine takılmadan geçebilir ve yine kitaptan çok büyük keyif alabilirsiniz. Hikaye artık tekdüze bir seyirde ilerliyor hissini hissettiğim anda hikayeye katılan ve açıkçası beklemediğim bir yenilik kitabı çok daha fazla sevmeme sebep oldu. Ve bu yeni durum bana çok mantıklı da geldi. Bilim kurgu sevenlerin okumasını öneririm.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir