Yüzüncü Ad / Baldassare'nin Yolculuğu Hakkındaki Yorumlar

adem43 11.10.2006
Arap kökenli Avrupada yaşayan birinin gözünden bir dönem osmanlıyıda ksa kısa değinen kitabı bazı arkadaşlar yüzüncü adın bu kitapta geçeceği umuduyla okumuşlar. Kitabın sadece adının o kitapta anlatılanları tamamen yansıtacağı görüşü pek doğru olmasa gerek. :)

Diğer kitaplarında da olduğu gibi bize başka bir bakış açısı sağlıyor bence. Hem tarihe hemde sosyal ve kişisel olaylara. Okunmasını şiddetle tavsiye edenlerden biriyim. . . :)
Yanıtla
1
3
Destekliyorum 
Bildir
cangeza 10.07.2006
bu adamı üslubu böyle.Adamın kitapları sıkıcı.Ayrıca adamda muazzam bir türk düşmanlığı var. (arapların gözüyle haçlı seferlerinde daha da iyi anlaşılıyor) ama malesef bu zaatın da bir nobel ödülü.Yani işin özü şu ki bu kitap işinden ben anlamıyorum herhalde...
Yanıtla
1
4
Destekliyorum 
Bildir
***Gülşah*** 11.05.2006
"Yorum deyince hep iyi bir şeyler yazılacak değil ya... Bu kitaptan hiç bir şey anlamadım ya.Ne bu böyle resmen okuduğuma pişman oldum.Başları iyi gidiyordu ama ortalardan sonra olaylar koptu kim kimdi kim ne yapıyodu hepsini karıştırdım.Bir çok soru cevapsız kaldı.Hepsi havada asılı kaldı.Oysa kitaba çok umutlu başlamıştım.Neymiş bu yüzüncü ad diyrdum.Ama saçmasapan birşeymiş.Resmen hüsrana uğradım.Sanki okudukça sayfalar artyor gibiydi.Bir an bu kitap hiç bitmeyecek dedim.Bunu okurken geçireceğim zamanı başka kitapları okumak için geçirebilirdim.O kadar da övmüşlerdi.Övenler hiç mi kitap okumamışlar acaba???"

Yanıtla
2
2
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Çepni55 17.01.2006
Yahu koskoca kitap boyunca bir tane bile iyi Osmanlı’ya (Türk’e) rastlanmaz mı? Benzer bir durum Semeerkant’ta da vardı ama burada Semerkant’taki sürükleyicilikten de bahsedemiyoruz maalesef. Neticede Amin Maalouf kendinin de dediği gibi Arap bir yazar değil Fransız bir yazardır. Üstelik kalemi fena olmamasına rağmen ciddi bir oryantalisttir.
Yanıtla
10
2
Destekliyorum 
Bildir
nalan75 22.12.2005
Kitabı okumaya başlamam oldukça zor oldu. Bir kaç kere başladım ve bir kenara bıraktım. Ancak sonra kitabı gerçekten okumaya başladığımda sonunun nasıl geldiğini bile anlamadım. Baldasare ile birlikte ben de bir yolculuğa çıktım. Cübeyl'den çıkıp, o dönemdeki Osamanlı'yı, İngiltere'yi ve aslında o döemdeki "dünyayı" gezdim. Tarihe ve inançlara tarafsız bir gözle baktım. Gerçekten çok etkilendim. Herkese tavsiye ediyorum. Doğduğum yerdeki inançların dışına çıkıp, kendime dışarıdan baktım. Sanırım uzun süre bu etkiden kurtulamayacağım.
Yanıtla
5
4
Destekliyorum 
Bildir
sanemcan07 05.12.2005
Baldassare'nin Yüzüncü Ad'ın peşine düşmesiyle başlıyor her şey ama; asıl yolculuk 'Aşk'ı arayarak geçiyor.Ertelenmiş bir aşkın öyküsü diyebiliriz bu kitap için.
Yolculuk çoğunlukla Osmanlı İmparatorluğu'nda sürüyor.Ara ara Osmanlı da yeriliyor. İmparatorluğun 1600'lü yıllarının anlatıldığı dönem Osmanlı'nın çöküşünü hazırlayan rüşvet, adam kayırma,adaletsizlik,yeniçerilerin itaatsizliği, kaçakçılığın başgösterdiği dönemdir.
Yol Cübeyl'de başlıyor ve Cenova'da son buluyor. Yolculuk İzmir, İstanbul, Konya, Sakız, Lizbon, Amsterdam, Cübeyl ve Cenova'da geçiyor.Bu kentlerin tarihlerini ve belki de bu yerler hakkındaki sorularınızın hepsine bu kitapta cevap bulabilirsiniz
Bu kez yalnızca doğunun kültürü ile sınırlı kalmıyor Avrupa'ya da uzanıyor.Tıpkı diğer kitaplarında olduğu gibi sağlam bir kurgu ile yazılmış.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
fsy 31.10.2005
Kitap gerçekten nefes kesici bir ivmeyle işlenmiş. Ayrıca birçok etkileyici, atasözü kıvamında cümleler bulabiliyorsunuz. Örneğin "basit sıkıntılara ağlama gerçek acılarda dökecek gözyaşı bulamazsın"cümlesi günlük yaşamda defalarca kenini tekrarlatmakadır. yalnız yazar dönemin İslam dünyasını bence biraz yanlı değerlendirmiştir. Şahsi hataları yer yer genellemiştir. Onun ötesinde harika bir kitap
Yanıtla
4
2
Destekliyorum 
Bildir
alibakin 02.05.2005
Aslen Lübnanlı bir Hıristiyan Arap olan ancak uzun yıllardan beri Fransa'da yaşayan Amin Maalouf bence bu kitabında da oldukça başarılı. Maalouf'un en güçlü yanı kullandığı dil ve akıcılık. Anlattığı olaylar yer yer sığlaşsa da genel olarak romanı yazmadan önce belirli bir ön çalışma yaptığını, araştırdığını gösteriyor. Elbette ki buna bir tarih kitabı olarak bakmamak lazım. Hatalı bilgiler içeren yerler de bulabilirsiniz. Ancak 17. yüsyılda Doğu'dan Batı'ya bir yolculuk yapmak isterseniz ve zaman zaman kimi tarihi olaylara göz ucuyla da olsa (içine fazla girmeden, tamamıyla dış bir gözlemci gibi) tanıklık etmekten hoşlanıyorsanız bu kitabı okuyun. Kısa bir süre içerisinde bitireceksiniz.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Gunn 27.04.2005
açıkçası ben beğenmedim beğenene de akıl sır erdiremedim.tamam konu ilginçti ama sonunda bir çok soru cevapsız kalıodu. bu da bana bi garip geldi.osmanlılarda son dönem rüşveti anlatmış.iide etmiş.ayrıca aman diyene el kalkmamasını anlatması çok da güzel bi jest bence okadar laf ettikten sonra.alın okuyun bakalım aynı fikirde olacak birisi çıkcak mı bnle.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum 
Bildir
Yemen Güler 28.02.2005
Oldukça ilginç ve etkileyici bir kitap. Bir günlük şeklinde yazılmış olması ve kitabın başından sonuna kadar günlük olduğunu hiç unutturmayan bir kitap. Yazar o kadar dikkatli ki yolculukları bile çok titiz bir şekilde hesaplamış, günün şartlarına dikkat etmiş. Bazı yönleri bize ters gelebilir: örneğin Osmanlı asker ve devlet adamlarını rüşvetçi olarak göstermesi ve gaddar bir portre sunması bizleri rahatsız edebilir. Ancak genel olarak iyi, sürükleyici ve sonunu merak ettiren bir kitap.
Eline sağlık Amin Maalouf
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
tarihi seven okuyucular için güzel bir kitap.hayatın parçaların toplamından daha fazla birşey olduğunu güzel bir roman.mantıkla açıklanamayacak şeylerin insan hayatında yol açtığı yeni durumları güzel anlatmış.okunması hiçbirşey kaybettirmez
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitabın kurgusundaki o eski zamanlara ait atmosfer insanı alıp götürüyor. Ancak konunun ivmesinin yükseldiği ve sürüklemeye başladığı yerlerde anlatım birden duruluyor.
Bu sebeple zaman zaman sıkılabiliyor insan
Yanıtla
2
2
Destekliyorum 
Bildir
afrasiyab 20.03.2004
Amin Maalouf yine bizi Doğu'nun büyüsüne götürüyor.Orta Doğu'dan başlayan bu yolculuk İstanbul'a İzmir'e Sakız Adası'na Mısır'a hatta İngiltere'ya kadar uzanıyor.Kitap 1666 yılında yani Hristiyan inancına göre Deccal'ın yılında geçen önemli olayları da anlatıyor ve kahramanımız Baldassare neredeyse bu olayların hepsine şahit oluyor.Büyük Londra yangını ve Sabatay sevi olayı bunlardan ikisi.Olayları gayrıresmi tarih olarak da görebiliyoruz bu kitapta.Bir solukta okuyabilinecek bir kitap
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Baldassare ile birlikte siz de kitabın içinde kitabın peşinde koşuyor, kâh denizde fırtınaya yakalanıyor, kâh aşkın fırtınasına tutuluyor, kâh yangından kaçıyorsunuz. Baldassare’nin yol arkadaşı oluyor, onun peşinden sürükleniyorsunuz. Mutlaka okuyun, kafanızın ve ruhunuzun dinlendiğini hissedeceksiniz..
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Murat EREREN 27.07.2003
yazarın diğer kitaplarıyla kıyaslandığında kullanılan dil biraz kötü, zor anlaşılmak için özelikle cümleleri karıştırmış sanki. sonunu ise bağlamayı beceremediği kesin. hiç bi iyi yazar ki bence Maalouf iyi bir yazardır, kitabın sonunu böyle bağlamaz. konu ve kurgu ne kadar iyiyse sonu o kadar kötü. çelişkili yani...
Yanıtla
4
4
Destekliyorum 
Bildir
KY-24515 11.07.2003
Kitap gerçekten büyülü ve güzel ama kitabın sonu bende büyük bir hayalkırıklığı yarattı. Çünkü aslında beklenilen bir son, mesaj vb. gibi birşey yok. Çok sevdiğiniz bir filmi heyecanla izlerken, filmin tam sonunda televizyonun bozulmasının vereceği hayalkırıklığı gibi.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
fetabazade 03.06.2003
Edebi açıdan çok güzel yazılmış. Hikayelerin kurgusu ve anlatımı gayet anlaşılır ve sürükleyici. Tarihi bakımdan ise Osmanlı'ya karşı gereğinden fazla haksız genellemeler yapılmış. Hayali bir kitap peşinden iyi bir mesajın elde edilememesi ise biraz hayal kırıklığı yaşatıyor olsa da güzel bir kitap.
Yanıtla
3
1
Destekliyorum 
Bildir
hashasius 27.05.2003
Olacak olanlar, olma ihtimalleri var olduğu için gerçekleşir. Bazen bizler de hayatımızda bazı işaretler bulup peşlerinden gitmez miyiz? Tabii ki, insan işaret aradıktan sonra bulamaması imkansızdır. Gerçeğimiz tamamen bizim seçimlerimizden ibarettir. İrademiz çoğu zaman kaderle aynı sınır çizgisinde buluşturur bizi.. Kafamız karışır.. Ancak her şey bir seçimle başlar, kaderimizin sebebleri gibi..
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
Y.W.S 05.04.2003
Bence bu kadar çok reklamı yapılacak bir kitap değil. Evet kitap biraz akıcı ama bi o kadar da sıkıcı. Şahsen ben kitabı okuduktan sonra hayal kırıklığına uğradım.Amin Maalouf'un diğer kitabları da hemen hemen bu özellikte.Klasikleri okumayı tercih ederim.
Yanıtla
2
4
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Yazar öylesine büyülü bir atmosfer kuruyor ki, yazarın kurduğu dünyayla sizin dünyanızın her yönden benzeştiğini düşünüyorsunuz. Tarihi gerçek ve "tarihi hayal"ler çok güzel kurgulanmış. Bir Maalouf klasiği. Okurken kesinlikle sıkılmadım. Bol bol hayal kurdum. Maalouf'un diğer romanlarında olduğu gibi seyahat, bir yerlere gitme yine var. Bu kez amacı için, ulaşmak için bir seyahat. Bir süre sonra kendisi amaca dönüşen seyahat...
Yanıtla
2
1
Destekliyorum 
Bildir
Allahtan tarih içinde yolculuk yapamıyoruz da yazarın anlattığı dünyaya sürükleniyoruz. Kitap güzel başlıyor beraberinde sizi sürüklüyor amma ve lakin sonu bence güzel bitmiyor. Nasıl müzik eseri başladığı nota ile bitiyorsa bu kitapta başladığı güzellikte son bulmalı idi. Yine de okunası bir roman. Hep bu yazar hakkında tekrarladığım bir söz var, ah bir 'Türk' önyargısından sıyrılabilse daha ne başyapıtlar yazar, aklınız hayaliniz durur.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
myangie 18.11.2002
amin'in tüm kitaplarını okuduktan sonra bu kitabı sıkıcı geldi. İlk sayfalardaki heyecan akıcı anlatım ilerledikçe tekrara, monotonluğa ve gereksiz anlatımlara dönüşüyor. tarihi olaylardan bahsederken ana temadan uzaklaşıyor. eski amin becerisi bu kitapta yok. tarih ağır basarak kitabın karakterini bile silikleştiriyor. sıkılabilirsiniz.
Yanıtla
1
3
Destekliyorum 
Bildir
tawshankral 21.10.2002
Kitap akıcı başlıyor. Kıyamet koptu kopacak denen ortamda geçen olaylar okuyucuyu meraklandırıyor. ancak sonu,başının güzelliğine uymadan birazda aceleyle bağlanmış gibi. eser ayrıca tarihe meraklı olanlara da 1600lü yılların dünyası hakkında bilgiler veriyor. Özellikle osmanlının azınlıkların gözüyle nasıl görüldüğü de bir ölçüde anlatılmış. macera meraklılarının ve tarihe ilgi duyanların okuması gereken bir eser.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
Zeynep Kehaya 02.10.2002
Tam bir Amin maalouf klasiği ...kendine özgün bir akıcılık ve içerik ...Hayatını anlattığı baldassare 'i yanlız kuru bir kahraman olarak değil,onun kendi içinde yaşadığı entrikalar ve heyecanları o kadar farklı bir şekilde dile getirmiş ki,okuyucu kahramanı tüm yonleriyle hayal edebiliyor.Yaptığı felsefi yorumlarla konu ne kadar hayali olsa da ,okuyucuda gerçekçilik duygusu kazandırmış..Amin maalouf un bu farklı anlatımını görmek isteyenlere önerilecek bir kitap...
Yanıtla
4
0
Destekliyorum 
Bildir
Satroba 07.09.2002
amın maolof tam bir doğu ve akdeniz kültürleri uzmanı eserlerinde doğunun tılsımlı havasını keşmekeşliğini ve yabancılara çok garip gelen yaşam tazını görebilirsiniz.Yüzüncü adda da tüm bunlara rastlamak mümkün avrupalı bir soylunun vurdum duymaz şekilde devam eden hayatını bir kitap değiştirir bu kitap tanrının 100.adını barındırdığına inanılan ve 1666 yılının felaketinden sahibini kurtaracağına inanılan bir eserdir.kahramanımız bu kitap için konya da veba salgınından istanbulda ve londrada ise yangından kurtulur ve tabi ki bunların arasında da illa ki aşk vardır .kitap akıcı bir dille yazılmış yazarın başarılı ve sürükleyici romanlarından biri.
Yanıtla
19
1
Destekliyorum 
Bildir
buz 07.09.2002
Amin Maalouf'un diğer kitaplarını da okumuş sadık bir izleyicisiyim. Yüzüncü Ad da özellikle benim gibi tarih meraklıları için ilginç konu ve kurgusuyla eşi bulunmaz eserlerden biri diyebilirim..Günlük tarzında yazılmış olması şüphesiz sıkılgan okurlar için de bir izleme kolaylığı sağlamış. Ancak kitabın ilk yarılarındaki akıcılığı ikinci yarıda, özellikle üçüncü defterde bulamadım. Konu biraz da aceleyle bağlanmış gibi son buldu. Önemli olan yazarın konu üzerinde düşündürme amacı ise bunu kesinlikle başarıyor. Yüzüncü Ad' ı okurken ve bitirdiğimden beri yaşamımızda bizden kaynaklanmayan ne kadar boş inanç olduğunu, oysa gerçeklerin hep gözümüzün önünde olduğunu daha fazla düşünmeye başladım. Bizi etkileyen hatta yaşam akışımızı değiştirmeye yönelten duyumlarımızın peşinden gitmeli miyiz, yoksa gerçeklerimize sıkı sıkı sarılmalı mıyız? Yaşam herkes için bir macera olabilir mi?
Bu kitap kesinlikle okunması ve üzerinde düşünülmesi gereken bir eser..Konunu tarihi olması kimseyi yanıltmasın, bugün de Yüzüncü Ad' ların peşinden koşan niceleri var..
Yanıtla
19
0
Destekliyorum 
Bildir
Gonca Alkan 02.08.2002
Kitap insanlığın kurtulması için yapılan yolculuğu anlatmasının yanı sıra bizlere tarihle ilgili bir çok bilgi veriyor.Kitabın sonuna kadar kıyamet koptu kopacak korkusuyla dolup taşıyor insan.Çünkü eğer amaca ulaşılamazsa kıyametin kopacağına inanılmaktadır...
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
KY-52091 07.05.2002
Yüzüncü Ad Kıyametin kopacağına inanan Baldassarenin yolculuğu.Kitapta ilginç bir konu oldukça sürükleyici bir şekilde işleniyor.Ama yazar iyi başladığı konuyu sonuca bağlamada başarılı değil.Semerkant kadar başarılı bir eser değil.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
tazz207 20.01.2002
yuzuncu ad`da da amin moloufun bir diger eseri olan semerkanttaki gibi bir kurgu var, kaybolan bir kitap onun pesinde suruklenen bir hayat. bu suruklenisler arasinda romana heyecan ve duygusallik katmasi icin belki de slklstirilmis bir ask oykusu ve bunun cevresinde gelisen olaylar. didaktik olmayan bilakis roman kurgusunda bir tarih anlatisi, okuru tarih merakina surukluyor. gunluk tarzinda yazilmis olmasi da magazin kulturunun insanlari icin kitaba ayri bir surukleyicilik katiyor. begenerek okudum.tavsiye ediyorum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
KY-39124 08.01.2002
Yüzüncü Ad'da insanların büyük korkularından biri olan Kıyamet Günü işleniyor.İnsanların felaketi engellemek ve canlarını kurtarmak için delilik boyutundaki mücadelelerini okurken insan gerçekten de kıyametin çok yakın olduğunu düşünebiliyor.Bu büyük koşuşturmanın içine Amin Maalouf,aşkı da sığdırıyor.Ne yaparsa yapsınlar insanlar umutsuz yaşayamıyor.Hayattan zevk almıyorsanız okumanızı öneririm,size içinde bulunduğu anın değerini bilmeyi hatırlatabilir.
Yanıtla
10
0
Destekliyorum 
Bildir
tangoneon 30.11.2001
amin maaloufun kahramanları yine dayanamıyor ve ülkemize uğruyorlar,konyadan istanbula, izmire, sakız adasına bir kitabın peşisıra yolculuklarda aslında bize coğrafyamızı anlatıyorlar.Her Türk delikanlısı gibi yabancı bir yazarın ağzından ülkemiz tarihi ile ilgili bu anlatıları dinlemek oldukça keyifli..bütün kitaplarını ve 'yüzüncü ad'ı tavsiye ederim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Kitap daha evvel okuduğum simyacıdaki mistik ögeleri içeriyor.Bu tip romanlardan hoşlananlar için güzel bir kitap ayrıca sabataycılığın ne şekilde ortaya çıktığınada değinilmiş.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
creative 28.09.2001
Amin Maaolouf bu kitabında da Semerkant'ta olduğu gibi bir kitabı arıyor.Bu kitap yüzüncü addır o zamanlar 1666 yılının canavar yılı(yani kıyamet) olduğuna inanılıyor ve yüzüncü adı bilen kişilerin bundan kurtulacağına inanılıyor.Baldassare kitabı bir raslantılar sonucu buluyor ve satmak istemediği halde bu kitabı yüksek rütbeli bir askere satmak zorunda kaldığını düşünüyor(kendisi kitap tüccarrıdır) kitabı sattıktan sonra pişman oluyor ve kitapların peşine düşüyor kitabı bulana kadar bazı olaylar cereyan ediyor.Kitabı aramak için gittiği yerlerden biri de İSTANBULdur ve osmanlı yönetiminden bahsedildiğinde çok katı bir yönetimin olduğunu,dolandırıcıların ve rüşvet olaylarının ilerlediğini söylüyor bence bu gerçekten tartışılır çünkü 1665 yıllarında Osmanlı Maaolouf'un dediği gibi değildi.Olaya dönersek kitabı bulana kadar kitabın yarısından çoğu bitiyor bulduktan sonra ise okuyucu yüzüncü adın ne olduğunu merak ederken baldasare kitabı her açtığında gözleri kamaşır okuyamaz. Böylece 1666 yılı da biter hiçbirşey olmaz canavar yılı denen yıl sadece söylentiden ibaret kalır ve baldasare yüzüncü adın ne olduğunu söylemez bu gerçekten beni hayal kırıklığına uğrattı.Çünkü başında beri o ismi bekliyordum çünkü bir yüzüncü adın var olduğunu ben de duymuştum her ne kadar kesin olarak inanmasam da ve bu yüzüncü ad kitabını bir müslüman bilginin yazdığını söylüyor Maaolouf o yüzden ismi çok bekliyordum.Ama herşeye rağmen kitabı buluncaya kadar geçen serüvenler ve tarihi olaylar okunmaya değer bence.
Tavsiye ederim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Ali Kamran 22.09.2001
Diğer eleştirileri de okursanız herkes kitabın akıcı olduğunu söyler. Ben de buna katılıyorum. Kitabın nasıl sona erdiğini anlamadım. Ancak yine de kimi zaman sıkıcı bulduğum da oldu. BAna göre yazar konuyu işlerken fazlasıyla asıl konudan "yani yüzüncü ad kitabını bulmak" temasından uzaklaşmış. Kitabta nerdeyse kahramanın tüm duygularını, hissetiklerini yaptığı ve yapmayı düşündüğü tüm şeyleri ayrıntılarıyla görürüz. "Kitap bulmak" teması ise tamamen tesadüfler sonucunda işleniyor.

Öte yandan kitapta bol bol Osmanlı'daki düzensizlik ve rüşvet teması işlenmiş. Kahraman gittiği her yerde Osmanlı'daki bu düzenisizliği yerden yere vurur (bir yer dışında Izmir'deki dürüst çalışan görevli dışında) ve sanki özel bir zevk alarak bu konuya dikkat çekiyor. Bana göre yazarın Arap kökenli olmasından dolayı Osmanlı'dan büyük bir kuyruk acısı var ve bu kitabıyla özellikle buna dikkat çekiyor.

Son olarak bütün bu olumsuzluklara rağmen kitabın akıcı bir dili olmasından dolayı - ki bunda çevrimenin büyük bir rolü olduğunu inanıyorum- okunmaya değer.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
Ahmet ERDOĞAN 11.08.2001
Dönemin osmanlı imparatorluğu hakkında yazdıklarına bakarsak osmanlı imparatorluğu bir yamyam kabilesi! yazdıkları son derece tartışılır şeyler. Bunun dışında konusunun son derece orjinal olması okunmaya değer bir kitap olmasına yetiyor.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
KY-5796 23.06.2001
Maalouf romancılığına yakışır tarihsel araştırma, ayıklama doğrultusunda kaleme alınan romanda, yazarının diğer romanlarından biraz geride kalan sürükleyiciliğiyle Allah'ın varsayılan yüzüncü adını bulmak adına girişilen bir serüven anlatılmakta. Kıyametin kopmasına az zaman kaldığı, Allah'ın yüzüncü adını ananların kıyametten kurtulacağı bir korku ortamında eline roman tesadüfü (gerçekte tevafuk) sonucunda geçen kitabı kaptırdığına pişmanlık duyar tüccar kahramanımız ve onun peşine düşer. Bulduğunda artık hiçbir işine yaramayacağını anladığı bir kitap için onca delifişek serüvene atılır.Dul bir kadının hukuk dilinde gaib olan kocasını bulmak için yanlarında bulunma esprisine dayanarak bir aşk macerasına da başlarlar. Delice aşkın olmazlığına mecbur kalır ve başkasıyla evlenir.Tesadüflerin yazarımızın elinde yoğrulan anlamıyla dinsel bir nitelik kazanır eser. Bir batı hayranının memleketine kavuşması, bu yolla beylik görevine kavuşacak olması ekseninde bir gezintiye çıkarız ve kahramanımızın gözüyle Londra,Cenova,İstanbul,İzmir gibi devrin en önemli kültür merkezlerinde birtakım dinsel tartışmalarına tanık olarak (Sabetay'ın ortaya çıkışı olayın yaşandığı bu âna denk gelmektedir) renkli bir haritadan geçeriz.
Yanıtla
6
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
zaferdurdu 22.06.2001
Amin Maalouf artık günümüz edebiyatında yerini tam olarak almaya başladı. en önemli katkısı ise bana göre tarihsel olayları ve olguları sosyolojik bir bakışla kaleme alması ve tabii ki bunu da edebi bir üslupla yapması. yüzüncü ad da okunması gereken bir kitap; çünkü kitabın içerisinde Osmanlı, Müslüman, Hristiyan, Yahudi, italyan kültürünün nüvelerine rastlamak ve o dönemin ekonomik, sosyal ve kültürel şartları hakkında bilgi sahibi olnak mümkün. kitap, insanın içerisinde bulunduğu şartların zorlamasıyla asıl olarak inanmadığı ama sorguladığı bazı değerleri tekrar düşünerek kendi kendisini sorgulamasına güzel bir örnek oluşturmakta. kişinin psikolojik buhranlarının ve hayattaki belirsizliklerinin hayatını nasıl şekillendirip değiştirdiğini de açık olarak görüyoruz. kendisini düşünmek ve sorgulamak isteyenlerin dikkatle okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum
Yanıtla
5
1
Destekliyorum 
Bildir
Bence güzel bir kitap.İnsanoğlunun bilimin gerçeklerinden saparak nasıl bağnazlıklara saptığını cok güzel bir şekilde ifade etmiş.
Yanıtla
5
3
Destekliyorum 
Bildir
Emre Karataş 22.03.2001
İlk Doğunun Limanları adlı kitabıyla tanıştığım Amin Maalouf bu kitabıyla de beklentilerimi sonuna kadar verdi insanı bulunuduğu yerden çekip çıkartan ve aynı zamanda da çevredeki herşeyi unutturan bir yapıt Yüzüncü Ad.Yazar bu romanında hem dinleri yargılamış hem de bir insanın kaderi sayesinde nasıl hareket edebileceğini ve kaderin insanları nasıl etkileyeceğini anlatmış MUHAKKAK ALINMASI GEREKEN BİR KİTAP
Yanıtla
2
1
Destekliyorum 
Bildir
KY-4748 05.02.2001
tavsiye ediyorum. çevirmenin zorlama ile uydurukçada pardon asıl türkçede israr ederek kitabın tarihsel kurgusuna ve kitabın geçtiği mekanlara sırıtan (erinç, istenç, kırgışlamak gibi) kelimeler kullanması olmasa kitap çok daha rahat okunur halde olurdu. bence yky çevirmende hata etmiş, bir daha sefere bu hatayı tekrarlamaz inşaallah!.. yazarın kendisinin hristiyan olmasına rağmen kitabına müslümanların inanç sisteminde yer alan 99 +1 (her ne kadar kurgu bile olsa) ismi konu etmesi güzel bir şey.. kitabında da bu konuya gerekli saygıyı göstermiş. ancak çevirmen cuma günü için bile "bu gün müslümanların tapınma günü" gibi sırıtan ifadeler kullanmış... siz okurken bunları gözardı edin ve usta kalemin elinden çıkan bu kitabı alın okuyun..
Yanıtla
5
4
Destekliyorum 
Bildir
Gyuli 06.01.2001
Semerkant'la başlayan Amin Maalouf serüvenim Yüzüncü Ad'la devam ediyor. Kitap Maalouf'un zengin Akdeniz kültürüyle bezenmiş durumda, başlarken sıkıcı geliyor insana, daha sonraları inanılmaz çekici .Bu A.Maalouf farkı olsa gerek. Fakat konu olarak yani kitaba ismini veren aranan kitap Maalouf'un tamamen varsayımlarla yola çıkarak atıldığı bir maceraydı. Hayat da böyle değil miyidi zaten? Koca bir rüya. Kitabı böle okumak gerek, yoksa işi gerçeklere dökersek, yüzüncü ad denen 99'dan yola çıkılarak hareket edilen bir durum; biraz da insanı sıkan bu..ve sebataycılıktan bahsediyor. İstanbul'un o zamanki durumu. Başına gelen bir başka serüven ..Marta..ve onu yine başka bir serüvene sürükleyen hüzün dolu anlatımı. yine Marta var mıydı yok muydu..ne olsundu ki Aşk hayatın mazereti değil miydi...
Yanıtla
8
2
Destekliyorum 
Bildir