Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap Hindistan, Kanada ve İtalya'da birbirinden bambaşka hayatlara sahip üç kadının hayat mücadelesini olabilecek en akıcı dille sunuyor. Yazarın kalemi çok hoş. Gerçekten içine çekiyor ve ilk bölümden itibaren sürüklüyor. Bölüm bölüm kurgulanışı paralel okuma keyfi veriyor. Bu üç kadının hayatının sürpriz kesişimi ile sonlanıyor.

Ancak şahsi eleştirim, kadın hakları-kadının yaşadığı zorluklar-kadının mücadelesi-kadının emeği vs vs gibi bir konu için savaşlarla dolu bu on yılda karakter seçiminin sığ olması.
Bir kaç günlük bir kitap olsun, okuma hızımı geri kazandırsın derseniz rutin okumanın arasına katılabilecek bir kitap. Keyifli okumalar dilerim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eğer biri rastgele bir metni önüme koyup bu kimin dili derse hiç şaşmadan Hakan Günday diyebilirim. Kendisiyle Azil adlı romanını bir arkadaşımın önerisi üzerine okumaya başladıktan sonra tanıştım (bir okur olarak karşılaşmaktan bahsediyorum). Ve kelimeleri kullanış biçimine hayran kaldım. Karakterlerin monologları kurdukları bazı cümleler beni dakikalarca düşündürttü. Kitabın daha ilk sayfalarında bile bunun hikayesel bir kurgu değil de dilsen/şiirsel bir kurgu olduğu düşünmeden edemedim ve okumaya bu şekilde yaklaştım. 200 sayfadan biraz uzun olan bu roman nicelik ve nitelik bakımından çok daha uzundu.
Okurken bazı temalara aşına olduğunuzu hissetmiş olabilirsin ama Hakan Günday'ın bunu kendi dili ile anlatması bu temalara farklı şekillerde yaklaşmanıza olanak sağlıyor. Yanılmıyorsam kitapta şuna yakın bir cümle vardı; "Her bir zihin tek başına düşünene kadar bütün kelimeler bakir kalacaktır". Bu yüzden Azil kurgusuyla değil diliyle ön plana çıkmakta.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitabı okuyacaklar diğer tüm okudukları kitapları hafızasından silsin çünkü karşılaşacakları şey bir roman, sadece bir edebiyat eseri değil adeta bir macera. Ulysses, 18 bölümden oluşur ve her bölümde farklı bir anlatım tekniğiyle okuru buluşturur. Bir bölümde yer yer hikayeleştirme yer yer bilinç akışına başvurur; tabii ki anlatım birbiriyle iç içe geçmiştir, nerede bilinç akışı nerede gerçek hikaye anlamanız hemen mümkün olmayabiliyor. Bir bölümde 180 sayfalık sergilenmesi imkansız bir tiyatro oyunu metniyle karşılaşırsınız, bir bölümde boydan boya diyalog, çok sayıda karakter ve yer ismiyle. Bir bölümde soru cevap kısımlı bir anlatım sizi karşılarken bir bölüm noktalama kuralları uyumlu bir bilinç akışı metniyle sizi selamlar. Ve final, belki de kitabın en çarpıcı kısmı; Leopold Bloom'un eşinin ağzından, nokta ve virgülün olmadığı, cümlenin başının ve sonunun yer almadığın tamamen bilinç akışından oluşan ve yer yer müstehcen bir dili barındıran 45 sayfalık bir bölümdür.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bülent Özdemir’in Hiç ve Her Şey kitabı, adındaki zıtlık gibi insanın zihninde ve ruhunda sürekli bir denge arayışı yaratan, katmanlı bir şiir evreni sunuyor. Şair; sıradan görünen günlük detayları, çocukluk anılarını, büyük şehirlerin ve kalabalıkların yarattığı yabancılaşmayı son derece keskin ama yumuşak bir dille ele alıyor.
Kitapta yer alan "Ekrem Parkı", "İmtihana Muhtaç", "Çocuk Adem" gibi şiirler, okuyucuyu sadece dış dünyaya değil, kendi iç odalarına da bir yolculuk yapmaya davet ediyor. Zorlama kafiyelerden uzak, imgelerle örülü bu şiirler; hem hüzünlü bir nostalji barındırıyor hem de modern insanın sıkışmışlığına ayna tutuyor. Şiir okumayı sevenlerin kütüphanesinde mutlaka bulundurması, sindire sindire ve dönüp tekrar okunması gereken nitelikli bir eser.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitabı bitirdiğimde bir süre ne düşüneceğimi bilemedim. Başlarda Charlie’nin yaşadığı değişimi merak ederek okuyordum ama ilerledikçe olayın sadece zekâ ile ilgili olmadığını fark ettim. İnsanların birini zekâsı, görünüşü ya da farklılıkları yüzünden nasıl kolayca küçümseyebildiğini görmek gerçekten üzücüydü.Charlie’nin yaşadıklarını onun gözünden okumak, özellikle de günlüklerinin giderek değişmesine tanık olmak beni çok etkiledi. Bazı yerlerde Charlie’ye kızdım, bazı yerlerde onun adına sevindim, bazı yerlerde de gerçekten içim acıdı.Kitabın sonlarına doğru ne olacağını bilsem bile okumaya devam etmek çok garip bir histi. Bittiğinde de sanki Charlie’yi gerçekten tanımışım ve ondan ayrılıyormuşum gibi hissettim.Kesinlikle sadece “zekâ” üzerine bir kitap değil. Sevgi, yalnızlık, insanlara nasıl davrandığımız ve bir insanın değerinin neyle ölçüldüğü hakkında düşündüren bir kitap. Uzun süre aklımdan çıkmayacak.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Uzun zamandır bir kitabın elimde bu kadar süründüğünü hatırlamıyorum. Kitabın konusu ve anlatmak istediği şey farklı ama ben okurken bir türlü içine giremedim. Özellikle performans sanatı kısmı benim kafamda hiç oturmadı. Sanırım kitabın absürt dünyasına ve karakterlerine alışmakta da zorlandım. Bazı yerlerde “Acaba nereye bağlanacak?” diye merak ettim ama bu merak kitabı elimden bırakamayacak kadar güçlü değildi. Hatta zaman zaman okumaya devam etmek için kendimi zorladım. Farklı, alışılmışın dışında ve biraz absürt bir hikâye arayanların ilgisini çekebilir. Ancak benim için en büyük sorun akıcılığıydı. Kitabın fikri ilginç olsa da anlatımı beni içine çekmedi. Belki performans sanatına veya daha deneysel, absürt anlatımlara ilgi duyan biri çok daha farklı bir tat alabilir. Benim için ise maalesef bitirmekte zorlandığım kitaplardan biri oldu.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tess Gerritsen’in Rizzoli & Isles serisi başta olmak üzere pek çok kitabını okumuş, sıkı bir Tess hayranıyım. Martini Kulübü serisinin iki kitabını da okudum. Gölge Dostlar’ı da böylece okumuş oldum.

Fakat bu seride bir şeylerin eksik olduğunu hissettim. Aradığım o eski Tess Gerritsen tadını tam olarak bulamadım. Bunun sebebi karakterlerin daha ileri yaştan seçilmesi mi, kurgunun daha yavaş ilerlemesi mi, yoksa ben artık Tess’in kalemine doymuş olabilir miyim, emin değilim.

Karakterlerin yaşları ve daha sakin kurgu, aksiyonun da geri planda kalmasına neden olmuş gibi geldi. Zaman zaman kitabın ilerlemediği hissine kapıldım. Konu macera ve gizem vaat etse de bu kez CIA, FBI gibi bildik unsurların çok fazla dışına çıkamadığını düşündüm.

Serinin ilk iki kitabını çok daha fazla sevmiştim. Yine de Tess’in akıcı kalemi kendini hissettiriyor. Belki de beklentim fazla yükseldi. Her yazarın kitapları arasında bir “nazar boncuğu” olabilir. Gölge Dostlar da benim için öyle olsun.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir kere kabul etmek gerekir ki ortada kaynakçasını okumak için 1 saat ayırmanın zorunlu olduğu bir yapıt var. Dönemin tahrip edilmiş olması muhtemel belgeleri de düşünüldüğünde her detay bir kaynağa dayandırılmış. Kaynaklardaki bilgiler doğrudan verilmemiş bir de kronolojik olarak doğrulukları yorumlanmış. Acabalara mahal vermeyen bir kaynak kitap ortaya çıkmış.

İçerik olarak da her tarih tutkununun okuması gereken bir kitap. Özellikle Hürrem ile başlayıp Nurbanu, Safiye, Handan, Kösem, Turhan ve Gülnuş ile oluşturulmuş kadın sultanlar geometrisinde dış dünya ile alakanızı keseceksiniz. Bu da mı yaşanmış diyeceğiniz olaylar bazen çaresizliği, bazen mücadeleyi ve çokca da rekabeti, kıskançlığı gözler önüne serecek. Haremde yaşamak ve haseki olmak kadar yerini korumanın da ne kadar önemli olduğunu satır aralarındaki ilginç olaylarda net olarak anlayacaksınız.

Mutlaka ama mutlaka okunmalı.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Victor Hugo'dan bir baş yapıt daha... "Bir idam mahkumunun son günü" döneminde eleştirilere maruz kalan ve yasaklanan kitaplar arasında olduğu halde, gerçeklikleri ile dönemini yansıtmayı başarıyor.
Okuyucusuna sarsıcı ve ürpertici bir pencereden bakış açısı sunan eserde mahkeme odasından hücreye, hücreden son sahneye kadar olan sürede herşeyin film şeridi gibi gözler önünden geçmesi romana farklı bir hava katıyor...
Son günün olsa ne yapardın? Okuyucusuna çoğu zaman bu soruyu sorduran ve yaşamanın kıymetine ışık tutan bu eseri mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Derin ve anlamlı bir düşünceye sevkeden bu eserde sayfaların bitmesini istemeyeceksiniz... Şimdiden keyifli okumalar...
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okurken beni en çok etkileyen şey, olaylardan çok insanların kimlikleriyle, aidiyetleriyle ve önyargılarla verdiği mücadele oldu. Şamlı Bir Yahudi'nin Günlüğü, sadece bir karakterin hikâyesini anlatmıyor; aynı zamanda uzun yıllar birlikte yaşamış farklı kültürlerin, siyasetin gölgesinde nasıl birbirinden uzaklaştığını da hissettiriyor.
İbrahim Al Jabin'in anlatımı oldukça akıcı. Yer yer şiirsel bir dile yaslanması ve tarihî dokuyu doğal bir şekilde hikâyenin içine işlemesi, romanı kuru bir tarih anlatısından çok güçlü bir edebiyat eserine dönüştürüyor. Tek bir anlatıcının gözünden ilerlemesine rağmen metin hiç tekdüze hissettirmiyor; aksine her sayfada yeni bir duygu ve yeni bir bakış açısı sunuyor.
En sevdiğim yönlerinden biri de, insanları tek bir kimliğe indirgememesi oldu. İyi-kötü gibi keskin ayrımlar yerine, karakterleri tüm çelişkileriyle karşımıza çıkarıyor. Bu da kitabı daha gerçek ve düşündürücü kılıyor.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir