Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Romanı karışık duygularla bitirdim. İlk bölümleri benim için yavaş aktı; katmanlı anlatıyı takip etmek zaman zaman zorlayıcıydı. Buna rağmen son bölümlerde tempo yükseliyor ve psikolojik gerilim oldukça etkileyici bir hal alıyor.
Romanın en güçlü yanı, insan zihninin karanlık tarafını, travmayı, suçluluk duygusunu ve terapi sürecindeki aktarım ilişkisini başarılı şekilde işlemesi. Tam da bu yüzden finalden beklentim yüksekti.
Ancak son bölüm, romanın başından beri kurduğu psikolojik tutarlılığı benim için zayıflattı. Açık uçlu sonları seven bir okur olmama rağmen, gerçek ile zihnin ürünü arasındaki sınırın fazlasıyla belirsizleşmesi hikayenin etkisini azalttı.
Yine de üzerine düşündüren güçlü bir roman. Benim için tek hayal kırıklığı, son birkaç sayfanın önceki onlarca sayfanın etkisini artırmak yerine gölgelemiş olması. sürpriz yerine bağ kurmak istedim. Tam 5 yıldız verecekken, finali nedeniyle 3 yıldıza düştü.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
​Serinin ilk kitabını severek okumuştum ama Sanal Vicdan "2 Numara" çıtayı bir tık daha yukarı taşımış. Aydın Çolak yine temposu hiç düşmeyen, insanı okurken kendi zihniyle baş başa bırakan harika bir kurgu hazırlamış.
​Görevi adalet dağıtmak olan Hâkim Cihat’ın bir sabah uyanıp beynindeki çip yüzünden kendi düşüncelerinin ve kararlarının iplerini kaybetmesi... Sadece bu fikir bile sayfaları çevirirken insanı hafifçe ürpertmeye yetiyor.
​Ankara’nın adliye koridorlarından yapay zekâ laboratuvarlarına, hatta karakterlerin geçmişine uzanan çok akıcı bir kurgusu var. Bir yandan "Sonunda ne olacak?" diye merakla okuyorsunuz, bir yandan da "Yakın gelecekte biz de benzer bir kontrole maruz kalır mıyız?" diye sorguluyorsunuz.
​Özellikle bilim kurgu, gerilim ve teknoloji-insan ilişkisini konu alan romanları sevenlerin şans vermesi gereken bir iş olmuş. Emeğine sağlık yazarın
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tam anlamıyla okuru ters köşeye yatırmayı seven bir kitap. David Ellis, olay örgüsünü öyle ustaca kurmuş ki, her şey çözüldü dediğim anda yeni bir şüphe, yeni bir detay çıkıyor karşıma. Kitap boyunca kimseye tam anlamıyla güvenemedim; herkesin bir şey sakladığını hissettiren o gerilim duygusu hiç düşmedi.
Karakterler özellikle çok katmanlıydı. İlk başta net gibi görünen kişilikler, ilerledikçe bambaşka yönlerini gösteriyor. Bu da hikâyeyi sadece bir “suç romanı” olmaktan çıkarıp psikolojik bir oyuna dönüştürüyor. Yazarın dili akıcı, bölümler kısa ve merak duygusunu sürekli diri tutuyor.
Ancak yer yer olayların fazla karmaşıklaştığını ve bazı bağlantıların biraz zorlayıcı olduğunu düşündüm. Yine de final kısmı, bütün o karmaşayı büyük ölçüde toparlıyor ve “iyi ki okumuşum” dedirtiyor.
Genel olarak sürükleyici, zeki kurgulanmış ve son sayfaya kadar temposunu koruyan bir kitaptı. Polisiye-gerilim sevenlerin rahatlıkla keyif alacağını düşünüyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ülkemizin darbelerle dolu karanlık siyasi dönemini geriye dönüş tekniğini kullanarak anlatan yazar, Doksanlı yılların ideolojik tartışmalarına, toplumsal korkularına da metninde yer vermiş. Yürek Sürgünü, geçmişinde tutuklu kalmış, bugününü yaşayamayan, geleceğine bakmaya da çekinen bir adamın -yazarın tabiriyle dinozorun- hikâyesini bizlere anlatmaktadır. Dinozor ifadesinin bir leitmotiv olarak romanda kullanıldığını görebiliyoruz. Bu kullanım okuru, metin boyunca karakterimizin gönüllü sürgünlüğüne doğru götürmektedir.

1990’lı yılların toplumsal iklimiyle birlikte Türkiye’nin 1970’li yıllarını da başarılı bir şekilde anlatan bu roman, Mehmet Eroğlu külliyatında önemli bir yer taşıdığını düşünüyorum. Dört yüz sayfayı aşan bu metin, okurun elinden bırakmak istemeyeceği bir eser. Yetkin anlatım dili, başarılı olay aktarımı, farklı zamanlardaki siyasi düzlemi anlatışı gibi pek çok başarılı noktasıyla edebiyatımız için önemli bir roman.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okumaya başladığımda maden işçilerinin hayatını merkeze alan gerçekçi bir anlatıyla karşılaşacağımı düşünmüştüm. Oysa sayfalar ilerledikçe maden, anlatıcının zihnine açılan karanlık bir geçide dönüştü. Tokyo’daki rahat hayatını terk eden genç adamın nereye gittiğini bilmeden sürüklendiği yolculukta, en çok kendi düşünceleri içinde kaybolması dikkatimi çekti.
Anlatıcıya yakınlık duymak her zaman kolay değil. Kararsız, çelişkili ve zaman zaman çevresine karşı kayıtsız davranması okurla arasına mesafe koyuyor. Buna rağmen zihninden geçenleri saklamadan aktarması, onu kusurlarıyla birlikte inandırıcı bir karaktere dönüştürüyor. Madenin karanlığı ve ağır çalışma koşulları ise genç adamın daha önce tanımadığı bir hayatla karşılaşmasını çarpıcı hâle getiriyor.
Romanda büyük olaylardan çok düşünceler ve gözlemler öne çıkıyor. Bu nedenle bazı bölümlerde ilerlemek sabır gerektirse de anlatının alışılmadık yapısını sevdim. Bende kalan en güçlü düşünce, insanın kendinden kaçamayacağı oldu.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarlığın dışarıdan görünen yönünden çok, perde arkasındaki sessiz ve yorucu sürecini anlatan samimi bir metin okudum. Kitap, yazmayı romantik bir yetenek gösterisi olarak sunmak yerine sabır, disiplin, yalnızlık ve süreklilik gerektiren bir meslek olarak ele alıyor. En sevdiğim yönü, kesin kurallar koyan bir yazma kılavuzu olmamasıydı. Yazar, kendi çalışma düzenini, romanlarını nasıl oluşturduğunu, eleştirilerle ilişkisini ve uzun yıllar boyunca yazmayı nasıl sürdürdüğünü kişisel tecrübeleri üzerinden anlatıyor. Böylece okura “iyi bir yazar olmanın formülünü” vermek yerine, herkesin kendi yöntemini bulması gerektiğini hatırlatıyor.
Bazı düşüncelerin farklı bölümlerde tekrarlandığı hissedilse de kitabın sade ve sohbet havasındaki anlatımı okumayı kolaylaştırıyor. Yazmak isteyenler kadar, yazının ardındaki görünmeyen emeği merak edenlerin de severek okuyabileceği ilham verici bir eser.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitap da kayıp, pişmanlık ve iyileşme üzerine kurulu anlatısıyla bende böyle bir his uyandırdı. Hikâyenin merkezinde, kiraz çiçekleriyle çevrili bir patikanın sonunda beliren gizemli bir kitabevi bulunuyor. Buraya yalnızca kalbinde bir sızı taşıyanlar ulaşabiliyor. Misafirleri karşılayan esrarengiz kız ve üç renkli kedi, anlatının büyülü havasını tamamlıyor.
Kitapta en sevdiğim yön, yas ve söylenememiş sözler gibi ağır konuların sakin ve incelikli bir dille işlenmesi oldu. Kiraz çiçeklerinin kısa ömrü, hayatın geçiciliğini ve her vedanın yeni bir başlangıca dönüşebileceğini hatırlatıyor. Hikâye, iyileşmenin unutmakla değil, yaşananları kabullenmek ve affetmeye yer açmakla mümkün olabileceğini düşündürüyor.
Anlatının içsel yüzleşmelere dayanması, hızlı ilerleyen olayları sevenlere biraz yavaş gelebilir. Ben ise huzurlu atmosferini, duygusal sıcaklığını ve umut veren yaklaşımını sevdim. Belki de o raflarda bizi bekleyen şey bir kitaptan çok, yüzleşmekten kaçındığımız bir duygudur.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hyperion, uzun zamandır okumayı planladığım ve beklentilerimi fazlasıyla karşılayan bir bilimkurgu romanı oldu. Dan Simmons, Geoffrey Chaucer'ın Canterbury Hikâyeleri'nden ilham alan anlatı yapısıyla farklı geçmişlere ve bakış açılarına sahip yedi hacının hikâyesini ustalıkla bir araya getiriyor. Böylece roman, tek bir maceranın ötesine geçerek farklı türleri ve anlatım biçimlerini başarıyla harmanlıyor.
Eser; felsefi bilimkurgu, askeri bilimkurgu ve yer yer korku unsurlarını bir arada sunarken, insan doğası, inanç, zaman, yapay zekâ ve sevgi üzerine de düşündürüyor. Bu yönüyle hem sürükleyici hem de zihinsel olarak besleyici bir okuma deneyimi sunuyor.

Ancak evrene özgü kavramların yoğunluğu nedeniyle kitabın sonuna kısa bir terimler sözlüğü eklenmiş olsaydı okuma deneyimini daha da kolaylaştırabilirdi.

Buna rağmen atmosferi, karakterleri ve özgün dünyasıyla Hyperion, bilimkurgu sevenlerin mutlaka şans vermesi gereken etkileyici bir klasik.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okurken en çok hoşuma giden şey, gerçek bir efsanenin etrafında kurulan o gizemli atmosfer oldu. Daha önce adını bile duymadığım bir hikâyeyi böyle akıcı bir dille okumak bayağı ilgimi çekti. İstanbul’un bildiğimiz yüzünün altında bambaşka bir geçmiş saklıymış hissi verdi.
Kitap boyunca merak duygusu hep canlı kaldı. “Gerçekten böyle bir ada var mıydı, ne oldu?” diye diye sayfaları hızlı hızlı çevirdim. Yazarın araştırmaya dayalı yazdığı hissediliyor ama bunu sıkıcı bir bilgi yığınına dönüştürmemesi güzel.
Yer yer anlatımın biraz yüzeyde kaldığını düşündüm, bazı kısımlar daha derin işlenebilirdi gibi geldi. Ama buna rağmen hikâyenin akıcılığı bunu çok hissettirmiyor. Özellikle tarih ve gizem seven biriysen kesinlikle içine çekiyor.
Benim için keyifli ve farklı bir okuma oldu. Hem bir şeyler öğrendim hem de sürükleyici bir hikâye okudum. İstanbul’a bir de bu gözle bakmama sebep oldu diyebilirim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
yazarın bu kitabı torunuyla babaanne arasında geçen diyaloga istinaden anlatılan kıssa ile devam ediyor. Bu diyalog beni çocukluğumdaki diyaloglara görürdü. Anlatılan kıssa Kuran'da geçen sureden olunca çocuğun Kur'an'ın öğretici, bilgilendirici yönünü çocuğun kalbine zihnine indirgeyip nakşediyor. Sonra, hayatımızda olmazsa olmaz iki duanın önemine değiniyor. çocuğun hayatının geri kalan bölümlerinde bu duayı okumanın, manevi öneminin ne derece büyük olduğuna işaret ediyor. Bunu yaparken yaşadığı olaylar üzerinden örneklendirerek yapması çocuk için kalıcılığını perçinliyor. Olaylar karşısında manevi çıkarımlar, duanın yaşananlara tepkiyi nasıl etkilediğini öğretiyor. Hasılı Felak ve Nas sürelerini hiç böyle okumadınız. Okuyun, çocuklarınıza okutun. Severek keyifle okudum devamını bekliyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir