Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar aklın doğal olarak nasıl Tanrıyı bulabileceğini hem de hiç zorlanmadan sade ve basit bir şekilde kavramlar kargaşasına gerek kalmadan sade, tek tiplilik ve açıklayıcılık üzerinden ispatlamakta ve çok doğru basit tutarlı mantık ile bunu yapmış. Aklın Tanrıyı bulmasının yine aklın içinde olduğunun bilgisini okuyucuya çok öz ve açıklayıcı şekilde imkansızlarla uğraşmaya gerek olmadığını çok iyi bir üslupla sunmuş çok başarılı bir çalışma olmuş. Kolayı zor etmek marifet değil marifet o ki doğru düşünebilmenin ölçüsünü göstermek...
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dev Genç savunmasından derlenen kitap, 1960’larda güçlü analizler sunsa da bunlar havada kalıyor. Karayolu üzerinden dışa bağımlılık eleştiriliyor ancak bunun yerine ne önerildiği belirsiz; tren yolu mu, başka bir model mi?

1970’lere gelindiğinde anlatı ciddi biçimde zayıflıyor. Adam kaçırma, bina yakma, molotof atma gibi eylemler masumlaştırılıyor; fabrika ve okul işgalleri romantize ediliyor. Fabrikada tarlada çalışmamış öğrencilerin işçi-köylü dostu olarak sunulması ciddi bir çelişki.

12 Mart çok yüzeysel; 9 Mart cuntasının rolü ve Ülkü Ocakları’nın kapatılması görmezden geliniyor. Kızıldere, Deniz Gezmiş idamı sebepsiz olmuş gibi geçiştiriliyor. Kendi eylemlerini meşru, karşıt görüştekileri ise iç savaşa hazırlık olarak sunmaları ikna edici değil. 1 Mayıs Taksim olayı sol içi hesaplaşma ama faşist provokasyonu olarak anlatılıyor; MC hükümetleri ve MHP sert biçimde eleştirilirken 77’de oylarını artırmasına makul bir açıklama getirilemiyor. Tek taraflı ve ideolojik bir anlatı.
Yanıtla
2
1
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ülkemizin her zaman sorun olmuş meselelerini bizlere sürekli anlatılagelenden farklı bakış açılarıyla anlatarak okuyucuyu doyuran ve okuyucunun zihninde yeni fikirler oluşmasına vesile olan bu eser, denemeler bütünü olması ve yer yer içeriğindeki bazı meselelere yaklaşım noktasında Cemil Meriç'in Bu Ülke'sini de anımsatıyor. Eserin sade ve akıcı dili okuma zevkini yükseltirken ara ara tekrarların bulunması bir kusurdan çok akılda kalıcılığı arttıran bir unsur oluyor ve okumayı kolaylaştırıyor. Herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum, zirâ yazarın da dediği gibi evvela, bu kısır ve bir sonuca ulaşamayacak meselelerin kaynağı olan cehaleti yenmemiz gerek. Bunun da yolu okumak ve okutturmak. Kendisini rahmetle anıyorum...
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı okuduğum zaman dilimiyle mevsimlik işçi olarak ailesi köye gelen yeni öğrencilerimle tanıştığım zaman dilimi aynıydı. İlk defa böyle bir şeye şahit oldum. Öğrencilerimin kitapları bile yoktu. Neden getirmediklerini sorduğumda “Hocam, gittiğimiz yerlerde okul olmaz. İlk defa okulu bu kadar yakın olan bir yere denk geldik.” demişlerdi. Yaşadığım şaşkınlıktan mı bahsedeyim, yanan genzimden mi?.. Bu kitabı en iyi o çocuklar anlardı ama o çocukların da bu kitabı alacak parası ve imkânı ne yazık ki yoktu. Kitaba gelince… Gerçekten güzel. Her şeye kolaylıkla erişebilen insanlara karşın dişiyle tırnağıyla mücadele ederek pes etmeden amaçları için çalışan insanların varlığından haberdar ediyor bizi. Okula gidebilmek için çabalayan bir çocuğun öyküsüne misafir oluyoruz, bu kitapta. İsmi aslında Yüksel ancak çevresindeki herkes onu, “Lo” diye çağırıyor. Yüksel, adının “Lo” olmadığını anlatmaya çalışsa da nafile. Etrafındaki insanların yapacak çok işi var çünkü.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  13
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Son zamanlarda okuduğum en iyi romanlardan biri hatta en iyisi desem yanlış söylememiş olurum.Elif Şafak'ın kalemini çok beğenirim ancak bu eseri çitayı çok yukarılara taşıdı.Öncelikle farklı tarihlerde yasayan karakterleri tarihi bir motif üzerinden buluşturması olağanüstüydü.Gerçek olaylar üzerinden zaman zaman kurgu karakterlerle hikaye örülmeye başlanıyor ve son noktada muhteşem ve etkileyici bir buluşma. Eserde kadim mezopotamya'nın ne büyük medeniyetlere ev sahipliği yaptigini,binlerce yıl öncesinde sarayları,kütüphaneleri,mimarisi ile dunyaya büyük izler bıraktığını.Binlerce yıl sonra bu kadim bölgenin nasıl toprağa gömüldüğünü tüyleriniz diken diken olarak öğreneceksiniz.Binlerce yıldır o bölgede yaşayan Ezidi lerin hayatlarina inançlarina dair birçok şey öğreneceksiniz.Nasıl yıllarca yanlış bir düşünce ile şeytana taptıklari düşünülerek zulüm gördüklerini,katliamdan geçirildiklerini okuyarak utanacaksınız.Hemde son olarak çok yakın bir tarihte 2014 yılında...
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  26
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Paul Lynch’in Peygamberin Şarkısı adlı romanı, 6–7 sayfalık uzun paragraflarla örülmüş bir metin. Bu anlatım biçimi, okuma sürecini zorlaştırsa da romandaki sıkışmışlık duygusunu çok güçlü hissettiriyor.

Hikâye, öğretmen sendikasına bağlı bir babanın, hiçbir açıklama yapılmadan devlet yetkilileri tarafından ortadan kaldırılmasıyla başlıyor. Geriye kalan eşi ve dört çocuğu ise, giderek dehşet verici bir hal alan, iç savaşa sürüklenen ülkede hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Roman boyunca, özellikle anne karakteri üzerinden, “Acaba başka ne yapabilirdi, nasıl kurtulabilirdi?” sorusu zihninizi kurcalıyor. Bu yönüyle eser, ağır ve zor şartlar altında ayakta kalmaya çalışan bir ailenin hikâyesini anlatan, sarsıcı bir roman niteliğinde.

Hikâye İrlanda’da geçtiği için oradan bakıldığında bir distopya gibi görülebilir. Ancak buradan bakınca, anlatılanların ne kadar gerçekçi olduğu daha net hissediliyor. Yazar, belki de roman aracılığıyla Batı’yı empatiye çağırıyor.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap kulübü olarak okuduk.
Anadolu’nun köy yaşamını tüm gerçekliğiyle anlatırken, aydın bir öğretmenin değişim için verdiği mücadeleyi etkileyici bir şekilde gözler önüne seriyor. Roman, sadece bir köy hikâyesi değil; cehalet, çıkar ilişkileri ve yeniliğe karşı direncin toplum üzerindeki etkilerini düşündüren güçlü bir toplumsal eleştiri.

Yazarın sade ama çarpıcı anlatımı sayesinde karakterler ve yaşanan olaylar çok gerçek hissettiriyor. Okurken hem kızıyor hem üzülüyor hem de umutlanıyorsunuz. Özellikle idealist bir insanın doğru bildiği yoldan vazgeçmemesinin ne kadar zor ama değerli olduğunu hatırlatan bir eser.

Toplumsal gerçekçi romanları seven herkes için hâlâ güncelliğini koruyan, düşündürücü ve akıcı bir kitap.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Benim için sarsıcı bir kitaptı. Okuduktan sonra bir süre kendime gelemedim, travmalarım tetiklendi. Öteden beri süregelen aile ilişkilerini farklı bir perspektiften, erkek gözüyle anlatmış. Hatta bana göre yazarda ufaktan bir kadın düşmanlığı da var. Bu kitabı okuyacak olan ve okuyan erkekler Ted'in 1.5 yılda yaptığını Johanna 4 yıl boyunca yapmıştı. Lütfen eşlerinizi duyun, görün, anlayın ve empati yapın. Hemen hemen her kadın bu bunalımı yaşıyor. Bizim memleketimizin kadınlarının tek farkı çocuğunu bırakmamak ve sürekli o bunalımla boğuşmak zorunda olmak. Bu kitabı okuyacak olan ve okuyan kız kardeşlerim, yalnız değilsiniz size buradan sımsıkı sarılıyorum, lütfen kendinize değer verin ve kendinizi sevin. Sizler şahane bir anne ve şahane bir eşsiniz.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hayat bazen tam kıyıya ulaştığını sandığın anda seni geriye, daha derine çeker…
Bu kitap tam olarak o anları anlatıyor.
Mirza Dadalıoğlu’nun hafıza kaybıyla başlayan yolculuğu; acı, fedakârlık, baba olmanın ağırlığı ve insanın kendi geçmişiyle yüzleşmesi üzerine kurulu güçlü bir hikâye. Akıl hastanesinden başlayan bu serüven, sadece bir karakterin değil, okurun da iç dünyasında derin dalgalar yaratıyor.
Aksiyon, gizem ve dram öyle dengeli harmanlanmış ki sayfalar akıp gidiyor. Ama asıl etki, Mirza’nın kızına tutunma çabasında gizli…
Okurken şunu hissediyorsunuz:
İnsan her zaman güçlü olmak zorunda değil. Yorulmak da bu yolun bir parçası.
Sinematik anlatımı, güçlü metaforları ve “rip akıntısı” benzetmesiyle uzun süre akılda kalan bir roman.
Duygusal, sürükleyici ve düşündürücü bir okuma arayanlara kesinlikle tavsiye ederim.
“Akıntıya karşı yüzmek değil, bazen yön değiştirmek kurtarır.”
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dinlerin, kültürlerin ve kimliklerin kesişme alanı olan bir mekan her şeyden önce iyi bir şekilde tanınmayı hak eder. İnsanlığın ortak mirası söz konusu olduğunda evrensel bir ilgi görülür ki bu normaldir. Ama buna rağmen dünya mirasına karşın bir ilgisizliğin görüldüğü de malumdur. Popüler kültürün körleştirdiği insanlar çoğu zaman tarihe kör baktıkları için geçmişin sayfaları görmezden gelinir. Hele insanda dini kutsallara yüklenen bir saygı edimi yoksa bir mekanın diğerinden farkı yoktur. Böyle bir düzende her ne kadar da kutsal şehirlerle ilgili kitaplara olan alakanın kısıtlı olduğu düşünülse de Kudüs gibi şehirlerin bu dünyanın havasını soluyan herkes tarafından bilinmesi gerekir. Derinlemesine bakıldığında bir mekanın tarihinin sınırları çizilmemekle birlikte kısa ve genel geçer bir anlatı için Kısa Kudüs Tarihi kitabı yeterli malumatı okuruna verir. Kudüs’ü bilmek insanlık tarihini anlamakla eş olduğundan bu tarz kitapların dikkatten kaçmaması evladır.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir