Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ben başları sıkıcı buldum, bir de aynı hikâyenin iki farklı karakterin ağzıyla aktarılması sürekliliği bozdu, tempoyu düşürdü. Son çeyrekte olaylar hızlandı ve merak unsuru arttı. Şöyle anlatayım, ilk iki yüz elli sayfa on günde okunduysa kalan yetmiş-seksen sayfa bir günde tamamlandı.

Pek çok polisiye giriş-gelişme ve sonuç olarak birbirine benzer, bu da öyleydi ve sonunda bir intikam hikâyesi çıktı. Katilin ortaya çıkış biçimi de çok sarsıcı olmadı, esasında bütün polisiyelerde başkahramanlardan ve yan kahramanlardan birisi katil çıkar zaten. Burada yazarın ters köşe yapacağım diye altı boş bir katil yaratıp yaratmadığına bakmak gerekir, bence iğreti durmadı, ikna etti diyebilirim ama şoka da uğratmadı.

Sonuç olarak eli yüzü temiz bir polisiye, edebi anlamda okuma keyfi de veriyor. Ne var ki unutulmaz değil.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Luigi Pirandello’nun muhteşem eseri Mattia Pascal, kimlik, aidiyet ve özgürlük kavramlarını ustalıkla sorgulayan bir başyapıt. Boğucu bir evlilik, sürekli homurdanan bir kayınvalide, kütüphanede sıradan bir hayat ve bitmek bilmeyen maddi sıkıntılar... Bir gün tüm bu kaostan kaçmaya karar verir. Şans eseri bir değirmende bulunan kimliği belirsiz bir cesedin kendisine ait olduğu iddia edilir. Artık resmen ölüdür!
Mattia’nın ölümü, Adriano Meis’in doğuşuna yol açar. Bu yeni hayat, ilk başta büyük bir özgürlüğün miladı gibi görünse de; gerçeğin ve resmiyetin duvarına çarpar: Resmiyette Adriano Meis adında biri yoktur. Ne bir işi, ne bir banka hesabı, ne bir evi vardır; hatta aşık olması bile yasaktır.
Pirandello, bu esprili ve derin anlatısında, insanın toplumun bireye biçtiği rollerden ibaret olduğunu ve toplumdan asla bağımsız olamayacağını yüzümüze çarpar. Kendi cenazesini izleyen bir adamın trajikomik hikayesini henüz okumadıysanız, kaçırmayın derim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İhsan Oktay Anar'ın bir denizaltıda geçen fantastik olayları anlattığı bu kitap, dili yüzünden herkese hitap etmeyebilir. Yazarın o sevdiğimiz eski kelimeleri ve harika betimlemelerinin üstüne bir de bolca denizcilik terimi eklenince okuması biraz zorlaşmış. Ama yazarın anlatımı o kadar zengin ve zihni o kadar farklı çalışıyor ki, alakasız konuları aynı cümlede ustaca bağlıyor. Mesela bir karakteri anlatırken, "gerilimi volt, cereyanı amperle ölçen adam, şiirlerinde aşkı aruz, ihtirası da hece ile ölçmüştü" demesi bu farklı anlatımın en güzel örneği. Bunun yanında yazarın satır aralarındaki eleştirileri de dikkat çekici. Özellikle mürettebatın imanını ve sorgusuz sualsiz itaat etmesini, ıstakayla yönlendirilen "bilardo toplarına" benzetmesi çok çarpıcıydı. Yazar burada körü körüne inancı biraz alaycı ve iğneleyici bir dille eleştirmiş. Kısacası, okuması biraz emek istese de İhsan Oktay Anar sevenlerin şans vermesi gereken, çok değişik bir kitap.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okurken beni en çok rahatsız eden şeyin anlattığı dünya değil, o dünyanın aslında bize ne kadar yakın hissettirmesi olduğunu düşündürdü. Kitap boyunca "İyi insan kimdir?", "Merhamet ölçülebilir mi?" ve "Toplumun güvenliği adına özgürlüğümüzden ne kadar vazgeçebiliriz?" gibi sorular zihnimden hiç çıkmadı.
Frida İsberg, büyük olaylardan çok karakterlerin iç dünyasına odaklanarak bu distopik fikri son derece gerçekçi bir zemine oturtmuş. Dört farklı karakterin bakış açısından ilerleyen hikâye, tek bir doğru olmadığını gösteriyor. Her bölümde bir önceki fikrimi sorgularken buldum kendimi. Kimi zaman testi destekledim, kimi zaman ise bunun ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini düşündüm.
Akıcı anlatımı sayesinde sayfalar hızla ilerliyor ama asıl etkisini kitap bittiğinde gösteriyor. Son sayfayı çevirdikten sonra bile uzun süre üzerinde düşündüğüm, arkadaşlarımla tartışmak isteyeceğim türden bir romandı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
mimarların okuması gerektiğini düşünüyorum, ayrıca mesele sadece mimarlık da değil tabi ki suçluların psikolojisini anlamlandırabilmeye çalıştığın olayların kendi seçimin olup olmadığını değerlendirmek zorunda kaldığın, eğer benzer bir durumda kalsam ben de bu suçları işler miydim diye kendini yargıladığın düşündürücü ve derin bir kitap. öte yandan herhangi bir esere isim vermenin verilen her ismin eserle birlikte ömür boyu yaşadığını aslında bir şeyleri adlandıran kelimelerin o şeyler hakkındaki yargılarımıza katkı sunduğunu da keşfediyorsun.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kilitli Kapı ilk bakışta bir cinayet gizemi gibi görünse de hikayenin beni asıl etkileyen yönü Nora'nın yaşadığı psikolojik mücadeleydi. Seri katil olduğu ortaya çıkan babasının gölgesinden kurtulmaya çalışan Nora, kendine bambaşka bir hayat kurmaya çalışıyor. Ancak ne kadar uzaklaşmaya çalışsa da geçmişi peşini bırakmıyor. Sadece çevresine değil, kendisine de babası gibi biri olmadığını kanıtlama çabası, hikayeye polisiye yönünün ötesinde psikolojik bir boyut kazandırıyor ve karakteri daha gerçek, daha kırılgan kılıyor.

Özellikle bir cerrah olarak hayat kurtarmak için kullandığı neşter ile babasının cinayet aletleri arasındaki tezatlık, Nora’nın kendi içindeki "genlerimin ne kadarı babama çekmiş?" sorgulamasını ve kimlik karmaşasını çok iyi yansıtmış. Kitap boyunca katilden ziyade Nora'nın bu zihinsel labirentten çıkıp çıkamayacağını merak ettim.

Favorilerim arasına girmese de sürükleyici kurgusuyla Freida severlerin keyifle okuyacağı bir roman.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Merhaba arkadaşlar. İbrahim Horuz'un yazmış olduğu "Acıyı Bal Yapan Adam" kitabı ile geldim.

Kitap aslında gazeteci Lütfü Oflaz'ın hayatını ele alıyor. Küçük yaşta yaşadığı sağlık sorunları, geçirdiği trafik kazası sebebiyle yaşamaz denilmesi ve bu kazaya bağlı olarak hayatına skolyoz gibi bir rahatsızlığın girmesi ve bu rahatsızlıkla birlikte hayatının nasıl etkilendiğini, dönemin başbakanı olan Süleyman Demirel ile nasıl bir araya geldiği, dergilerde aktif olarak nasıl yazmaya başladığını, gazetecilik hayatı boyunca neler yaşadığını ve çektiğini okuyorsunuz.

Bütün bunlar kitap içerisinde öyle güzel anlatılmış ki, kitabında anlatım dili ağır değil, aksine çoğu kişinin rahatlıkla okuyabileceği bir kitap. Olayların anlatımındaki akıcılık da ayrı güzel. Akıcılık anlamında hiç kopukluk vs yok ayrıca.

Tavsiye eder miyim kitabı? Evet ederim. Biraz önce de belirttiğim gibi çoğu insanın rahatlıkla okuyabileceği bir kitap.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap Hz. Musa'nın hayatını ve peygamberlik sürecini roman tadında ama basite de kaçmadan anlatmış. Tarihi bir olay olarak baktığımızda Hz. Musa'nın hayatında aslında çok önemli detaylar gizli. Hz. Musa, annesinin kim olduğunu ve kendisinin neye mensup olduğunu öğrenince önce kafası karıştı. Sonra şu kararı verdi:" Olaylar gelip beni bulsun, ben olay çıkarmamalıyım." Bir kavgayı ayırmak isterken bir Kıpti'nin ölümüne sebep oldu. O olay çıkarmadı olaylar onu buldu ve böylece hayatı farklı bir yöne girmiş oldu. Kitabın başlarında zaten sorgulama başlıyor: İçindekileri denize döken Nil beni saraya götürdü, bir yumrukla bir insan öldü, saraydayken çöllere düştüm, veren el iken alan ele döndüm. Kader beni sürüklüyor, ben kendimi değil. Düşünsenize Allah'a böyle bir teslimiyet, ben rabbinizim diyen firavuna karşı. Sabır, teslimiyet, tevekkül ve daha nice tanımı zor değerleri içinde barındıran bir peygamber hayatını bulacaksınız.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  14
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir Kimya Meselesi, bilimle mizahı ve insan hikâyelerini ustalıkla bir araya getiren çok keyifli bir romandı. Elizabeth Zott karakteri, zekâsı, kararlılığı ve alışılmış kalıplara meydan okuyan tavrıyla beni çok etkiledi. Dönemin toplumsal baskılarını anlatırken aynı zamanda umut veren, yer yer eğlenceli ve düşündürücü bir hikâye sunuyor. Akıcı anlatımı sayesinde sayfalar hızla ilerliyor ve kitap bittikten sonra bile karakterler akılda kalıyor. Güçlü kadın karakterlerin olduğu romanları sevenlere kesinlikle tavsiye ederim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın ülkemizde yayınlanan tüm kitaplarını okudum. Dedektif Huldar, çocuk psikoloğu Freyja serisini sevdiğim için bu kitabı aldım.Konu ülkemizde de sık sık gündeme gelen, akran zorbalığı ve bu zorbalığa uğrayan çocukların yaşadıkları.Bir grup çocuk tarafından seçilen, hedefteki çocukların yaşadıklarını çocuğu zorbalığa uğrayan bir anne olarak çok iyi anlıyorum.İçine kapanan ve okula gitmek istemeyen çocuklar genellikle başlarına geleni aileleriyle paylaşmıyor.Aileler, farkettiklerinde ise ne yapacaklarını bilemiyor.Burada ki avukat tut tavsiyesini daha önce bilseydim çok işime yarardı.Bu arada zorba çocukların kötü şeyler yapabiliyor olması ,adaleti bizlerin sağlamaya çalışmasına kesinlikle sebep olmamalı.Madalyonun her iki tarafında da çocukların olması zor bir konu.Sonuçta ben kitabın, konusunu anlatım tarzını ( zaten karakterleri de sevmiştim) beğendim.Tek şikayetim biraz uzundu.Sayfa sayısı daha az olabilirdi.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir