Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar bütün kitaplarında hikayeyi anlatmak ve hangi yöne ilerleyebileceğini göstermek için birden fazla bakış açısını kullanıyor. Bütün karakterlerin kendine göre bir hikayesi var. Bazılarını sevmeye çalışırken bazılarına iyi gözle bakmayacaksınız. Bazılarını da bağrınıza basmak isteyeceksiniz. Hayatları, seçimleri hepsi kendi yollarının kaderini çizmiş. Her bölüm merak içinde biterken sonraki adımın ne olacağını merak ediyorsunuz. Kitap yapay zekaya ve hükümetin Evlilik Yasası adı altında insanların yaşamlarını hayatlarını nasıl kontrol altına alındığı anlatılıyor. Evlilik yasasının karanlık yüzü, ürpertici, düşündürücü ve bağımlılık yapan okuma süreci yaşatıyor. Gerçek Aşk kitabını sevdiyseniz, bu dünyayı sorgulamanıza ve gözünü açmayanlara gelsin. Yapay zekaya sıcak bakabilecek misiniz kim bilir.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"Sofi'nin Dünyası" ile çok ortak yönleri var. İkisi de dünya hayatının bir kurgu olup olmadığını felsefi düşüncelerden yola çıkarak sorguluyorlar. Kimin ve hangi varlığın bir düşüyüz veya kurgusal karakterleriyiz hususuna her iki kitabın da en son sayfalarında yazarlar değiniyor. Bu sorgulama her iki romanın en çarpıcı mesajı. Bunun yanında zamanın göreceliği de işlenmiş. Verilen diğer bir mesaj da: Kalbini dünyaya kaptırmayarak hayata aktif katılmanın ve hayatı birebir tecrübe etmenin insanı hem özgür hem de sanılanın aksine güçlü kılmasıdır. Tam aksine hayatı ve diğer insanları tahakküm aracı görerek yaşayanların ise bir kısır döngüye girdikleri ve taşlaştıkları Ebrehe üzerinden okurlara izah ediliyor. Kitapta okura iletilmek istenen mesajların İslam'ın öğretileri ile de paralellik arz ettiğini ifade etmeliyim. Son olarak, kitaptaki mekanların tasviri, Osmanlı halkının sosyal ve askeri hayatının detaylı bir şekilde kurgulanması ustalık gerektiren bir iş. Tavsiye ederim.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Daha farklı bir içerik bekliyordum okumaya başlamadan önce. ama başlayınca hiç beklemediğim bir mahalle sıcaklığı sardı kalbimi. Bir çırpıda nasıl da bitti öyle anlamadım. Yazarımız İrem yaşar, çok güzel ve akıcı bir dille yazmış, gayet anlaşılır, her yaştan insana da hitap edebilecek bir üslup.
5 Ailelik, mahallelerinde adımlar gibi oldum. Hepsinin ayrı bir gönül yarası var.
Hayat gibi, gerçekler gibi...
Kimi evlat hasretiyle yanıyor,
kimi 5 evladının peşinde koşturmaktan bîzar olmuş, Kimi hayatının içindeki insanların şikayetine kulak kapayıp, esnek davranmayı öğrenmiş,
kimi aynı şikayetlere hasret kalmış, kiminin de (Kendimi en yakın hissettiğim, Nermin karakterinin) seneler süren hasretliği, adım adım son buluyor...

Bir nebze mahalle sıcaklığı istiyorsanız, kalbinizi yumuşatacak bir eser.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sinan Yaşar'ın Kral Çocuk'u, lüks ve zenginlikle çevrili sarayında yalnızlık çeken küçük Prens Alabar'ın hikayesi. Dışarıdan rüya gibi görünen bu hayat, Prens'e oyun arkadaşlarının ve çocuk olmanın getirdiği koşup düşme özgürlüğünün yerini tutmuyor.

Hikaye, Prens'in penceresine gelen bir ağaçkakanla başlayan dostlukla değişiyor ve onu geçmişin bilgeliğiyle dolu sırlar içeren bir yolculuğa çıkarıyor.

Kitabın ana mesajı çok güçlü: Gerçek liderlik ve mutluluk, parada değil, masumiyette ve basit şeylerden keyif alabilmektedir. 4. sınıf ve üzeri tüm çocuklara tavsiye ederim. Kısa sürede okunan ama etkisi uzun süren sıcacık bir hikaye.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Müge kitapları çok seven bir kızdır, Mine Kitapevi’nin de müdavimidir çünkü kitabevinin sahibi Mine hanım harika masallar anlatır. Fakat son zamanlarda Müge’nin bir endişesi vardır o da Mine Hanım’ın gittikçe yaşlanıyordur ve kitabevi de eskiyordur… Ya bunlardan dolayı kitapevi kapanırsa? Müge, Mine Hanım’ın anlattığı masallar ve kitapevindeki kitaplar olmadan ne yapar?
Tam da bunun üstüne bir gün kitapçı aniden kapanır… eşyalar toplanır, kitapevi boşaltılır…
Peki bu durumda Müge ne yapacaktır?

Kitaplar ve kitapçılar hakkında sımsıcak bir hikaye…
Duygu kontrolü, kitap sevgisi, umut ve çaba…
Sayfa tasarımları, resimlendirmeleri şahane… Şu sayfaları görüp de okumak istemeyecek hiçbir çocuk yoktur herhalde:)
Kitap ve kitapçıları sevenler ise bayılacak

“Pencere çerçevelerinin boyaları soyulmaya başlamış, perdeler de solmuştu. Ama kitabevi yine de müthiş görünüyordu. Çünkü raflar harika kitaplarla doluydu.”

7 yaş ve üzeri
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ağır ilerleyen ama insanın içine işleyen anlatımıyla bir çok ayrıntının içinde beyaz körlüğüne ulaşmadan katman katman her şeyi açan bir anlatı söz konusu .

Okuru içine çekiyor ama rahatsızlık hissi sizi hiç bırakmıyor . Bazen anlatıcı öğrencinin huzursuzluğu bazen Agnes’in sihirli ve esrarlı tavrına kapılıyorsunuz.

Eserin başında sanki daha çok iç döküşler olacak, derinlemesine tahliller olacak gibi gelmişti ama yüzeysel kaldığını ifade etmeliyim.

Anlatıcının pasifliği Agnes’in tek taraflı anlatıcı olması kitap daha da uzasaydı belki sıkıcı olabilirdi. Mesafenin hiç yitmemesi hep var olması Ayşegül Savaş’ın anlatı tekniğinin gücünü göstermesi açısından önemli. Sanki yazar kontrol hep bende demek istemiş gibi …

Peki anlatının ardına gizlenenler… Yazarın okura bıraktıkları…

Silik değil de sanki anlatıyı beyazlığın içinde gizlemiş gibi…
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Öğretmen olmak yüreğe dokunmaktır. Bir dokunabilirsek o yüreğe, başarabilirsek en zor olanı biliriz ki yol açılıverir artık. Gerek sözle gerek bir bakışla gerek sadece hissederek nakış nakış işleriz bize bakan o bir çift gözden kalbe giden en özel yolu. Ama inanmaktır ihtiyacımız olan. Yapabileceğine, yapabileceğimize...
Öğretmen olarak görevimizin sadece öğrencileri sınava hazırlamak olmadığını; öğrencilerin saklı kalan yönlerini, ortaya çıkarılmayı bekleyen en değerli hazinelerine erişmeye çalışmanın verdiği mutluluğu hissetmenin asıl doyuma ulaşmak olduğunu aktarıyor yazarımız. Kahramanları okuldaki öğrenciler olan kitapta, öğrencilerin keşfedilmeyi bekleyen yönlerini ortaya çıkarmak için emek veren bir öğretmen ile karşı karşıyayız. Öğrencilerini okulda bırakmayıp onlar için yapabileceklerinin sınırı olmadığını bilen bir öğretmenin yaptıkları hepimizin yüreğini ısıtıyor.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  4
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sadece satış için değil hayatınızın bütününde sağlıklı iletişim var etmek için harika bilgilere temas edeceğiniz bir eser. Satışın bir strateji olarak değil, çok ötesinde çözüm sunmak, anlamak ve değer var etmek üzerine yeniden tanımlandığı bu eser her jenerasyona ve döneme hitap edecek bilgiler sunuyor. Anlatım dili gayet akıcı ve anlaşılır. Onur Bey'in hayatındaki deneyimlerle de vaka analizleri yapması ve her analizini deneyimiyle birlikte aktarması bilgileri pekiştirmek adına harika bir yaklaşım var etmiş. Kitabı okuduktan sonra satış kavramı zihninizde tahmin edemeyeceğiniz bir biçimde dönüşüyor olacak.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  12
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çoooookkkk güzeldi!
İlk kez Giresun’da geçen bir kitap okudum. Üstelik çocuk kitabı ve çok da eğlenceli. İlham verici. Macera dolu. Okurken keşke ben de şimdi 12 yaşında olsam ve bu kitabı 12 yaşındaki ben okusaydı diye düşündüm. Bizim zamanımızda böyle kitaplar yoktu azizim! (Yaşımız ortaya çıkmasın) :) Şimdiki çocuklar şöyle böyle diye konuşuyoruz ya hani. Aslında her bakımdan çok şanslılar. Böyle güzel, keyifli kitaplar son dönemde özellikle öğretmenlerin kaleminden çıktıkça sırtımız yere gelmez vesselam! Kitabın konusu, sonu, arkadaşlıkları, maceraları çok güzel işlenmişti. Bir de bunun üzerine hikayenin yeşil ve mavinin şehri Giresun’da geçmesi, ne yalan söyleyelim gönlümüzü çaldı. Başarıları daim olsun. Ben hemşerisi olarak yazarımızın sıkı fanı olmaya niyet ettim bile. :)
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir aşk hikâyesi. Ama hikâyenin kahramanları zaman ve bellek. Yazarın ilk romanıymış. İspanya iç savaşı hakkında yazılmış güçlü bir kitap var karşımızda.

Üç zaman çizelgesi üzerinden ilerleyerek olayları ilmek ilmek, ustalıkla birbirine bağlıyor: 1930’ların sonu (1937), 1940’ların sonu (1947) ve 1960’ların sonu (1969).

Roman ilerledikçe yazarın Proust’u çok sevdiğini görüyorsunuz. Aslında yazmak üzerine de derinlikli bölümler yer alıyor kitapta. Ana karakterlerden ikisi yazar, biri şair olunca yazmak üzerine yazmak da kaçınılmaz oluyor haliyle. Merve Koçak Kurt kitabın şu tezi tartışmaya açtığı kanısında: “Sözcükler, edebiyat, yazanın bilincinde değildirler; parmaklarında, kâğıtta, yazı makinesindedirler.”

Öyle midirler?
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir