Hikmet, insana varoluşunun anlamını gösteren kadim bir çağrıdır. Bu çalışma, insanın kendisini ve Yaratıcısını düşünerek çıktığı hakikat yolculuğunu felsefî ve teolojik bir perspektiften ele almaktadır. Akıl, kalp ve ruhun birlikte inşa ettiği bu yolculuk; insanın kendini bilmesiyle başlayan ve kemale ermesiyle tamamlanan bir hikmet serüvenine dönüşmektedir.
İnsanı değerli kılan ahlâk, bilgi ve bilgelik; Mutlak Zorunlu Varlık’a yönelme iradesiyle anlam bulur. Bu yöneliş, bireyin maddî ve manevî âlemin sırlarını kavramasını, kendisini yüksek ilkelerle donatmasını ve “en yüksek iyi”nin gerçekleşmesi için çaba göstermesini gerektirir. Eser, insanın ilahî olanla kurduğu bağı güçlendiren, onu yetkinliğe taşıyan bu kadim hakikat damarını çağdaş bir üslupla yeniden yorumlamaktadır.
Doğu’nun hikmet pınarları ile Batı’nın düşünce mirasını aynı çatı altında buluşturan eser; insanı akleden, üreten, arayan ve hakikati gerçekleştirmek isteyen bir özne olarak ele almaktadır. Hikmet ağacının meyvelerini yeniden hatırlatan bu çalışma, okuyucuyu varoluşun derinliklerine doğru hem entelektüel hem de manevî bir yolculuğa davet etmektedir.
Bu kitap, hakikatin izini sürmek isteyenler için bir davet; bilgelik arayışına gönül verenler için ise bir rehber niteliğindedir.