Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çanakkale de her yaştan yiğit vatan evlatları şehit oldular. Çocuk deyip geçmemek lazım bu vatanın evlatları vatan için şehadet şerbetini seve seve içerler. güzel bir çalışma olmuş
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tarihimizde isimleri isimlerine suretleri suretlerine benzeyen dedelerimizden büyüklerimizden dinlediğimiz efsanelerin bir araya getirilerek toplanması eseri güzel bir eser haline getirmiş.
Vatan nedir? İnsan için kudsiyeti ne boyuttadır? Vatan sevgisiyle dolu bir hanede, bir yurtta büyüyen çocukların yapabilecekleri nelerdir? Yaşanmış örneklerin sergilendiği bu kitap çok güzel cevaplamış bu soruları.<br /><br /><br />
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
okurken boğazınıza birşeylerin düğümleneceği bir kitap bazen tüyleriniz ürperiyor bazen gözleriniz doluyor ve yaşadığımız ülkeyi kurtarmak için verilen savaşın ne derece büyük ve önemli olduğunu ve bugünü düşününce inanın içiniz kan ağlıyor bence okunması gereken bir kitap.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
henüz kitabı okumadım elimdeki kitabı yeni bitirdim ama ön izlenim olarak güzel bi kitaba benziyo. özellikle içerisindeki resimlere göz attım ve harika resimler var herkese tavsiye ederim
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı okudum ve bu vatan için yapılanları göz önüne getirdiğimde acaba ben ne kadar insanım ? sorusu ister istemez ansızın içime düşüverdi. Bana göre bu memleket boyle imanlı insanların döktüğü kanlar uğruna halen ayakta kalıyor. Bu kitabı "Ben İmanlı bir Türk Evladıyım"diyebilen herkes okumalı ve öz eleştirisini yapmalı. Acaba ne kadar imanım var ?<br />
sayfa 77-78: 13 yaşındaki Habibe Seddülbahir köyünün yetiştirdiği kıymetli asker göz doktoru Yüzbaşı Nurcan Sonat'ın, 1998 yılında, babaannesi Habibe Nine'den naklen anlattığı bir olay, muhakkak not edilmeli. Çok uzun bir ömür süren ve yakın zamanda aramızdan ayrılmış olan Habibe Nine, zeki bir kadın olup ruhunu teslim edinceye kadar şuurunu ve aklını kaybetmemişti. Habibe Nine, aynen şunları anlatır: "3 kasım 1914 sabahı, alaca karanlıkta, düşmanın ani saldırısı üzerine insanlar neye uğradıklarını anlayamamışlardı. Can havliyle herkes evinden ve yatağından fırladığı gibi Alçıtepe köyüne doğru koşmaya başlamıştı. Aslında bu kaçış şuurlu ve planlı bir kaçış değil, can kurtarma yarışıydı. Hatta tam bir ana baba günüydü. Herkes birbirini kaybetti. Anne, yavrusundan habersiz; baba, hane halkından habersiz... Ben 13 yaşındaydım ve koşturup duruyordum. Kendimi biraz emniyette hissedince sevdiklerimin durumunu görebilmek için geri doğru baktım. Gördüğüm manzara karşısında donakaldım: Köyün üzerinde çok büyük bir el, düşmanın attığı koca koca topları, mermileri engelleyip denize doğru atıyor. O tarifsiz büyük el, düşman mermilerinden köyü ve kaçışan sivil halkı koruyordu. (Salim Dağ, Çanakkale Mahşerine Yolculuk Rehberi, Gelibolu 2007, sayfa:18)" Bir müddet sonra da zaten, Türk birlikleri artık savaş alanındaydı.
Her bir sayfası ibret rehberi... Gözleriniz buğulanmadan-yaşarmadan yüreğiniz titremeden okuyamayacağınız canlı tarih sayfaları... ve Zaferin Çocukları'nın kendilerinden uzun yaşayan isimleri...