Umberto Eco'nun ilk romanı. "Ortaçağ estetiği ve göstergebilim dalının ustalarından olan yazarın yapıtı 'Gülün Adı'"nı çocukluğumdan beri okumak istiyordum. Hatta bu sebepten sinemasever biri olmama rağmen, 1986 yapımı olan ve başrollerini Sean Connery ve Christian Slater' ın paylaştığı kült filmi hala izlememişimdir. Çünkü bir film asla kitabının ruhunu veremez. Bu kararımda haklı olduğumu bir kez daha teyit ettim.
Eco, "Gülün Adı" ile bizi Ortaçağ'a götürüyor. Hem de yozlaşmış kilisenin acımasız uygulamalarının, insanların güce boyun eğmediklerinde nasıl cadılıkla suçlandıklarının, esas yakılması gerekenlerin gücü elinde tutanlar olması gerekirken masum ve zavallı insanların hunharca katledilmesinin çok çok iyi bir şekilde aktarıldığı bu eser, ciddi manada günümüz polisiyelerine de taş çıkartır. Gerilimin dozunu düşürmeden ve hiç sıkılmadan 700 sayfalık bir eseri okutabilmek bence büyük bir başarıdır.
Benim gibi tarihe tutkunsanız, e bir de kitaplara hayransanız bu muhteşem eseri mutlaka okumalısınız. O sebeple affınıza sığınarak kitaptan bir alıntıyla sözlerimi noktalarken, kitap sevgimi de biraz sergileyeyim istedim.
"Kitaplar çoğu kez başka kitaplardan söz ederler. Çoğu kez bir kitap, tehlikeli bir kitapta çiçeklenen zararsız bir tohum gibidir; ya da tam tersine, acı bir tohumun tatlı meyvesidir." (s.402)
filmi bence bir an önce izleyin, çünkü çok kaliteli bir film, çok şey kaçırmışsınız. film asla kitabın ruhunu vermez sözünüze de katılmıyorum. elbette bütünüyle örtüşmez ancak gayet başarılı uyarlamalar da var. mesela Zorba filmini izlediğimde kitaba yaklaştığımı hissettim, sadece biraz daha kısa geldi, bu da normal. tabi burada önemli olan öncelikle kitabı okumak.
Umberto Eco, kuşkusuz, ülkemizde en çok okunan yazarlardan biridir. Kendisini birçoğumuz romanları ile tanımış olsa da özellikle "Orta Çağ estetiği" ve "semiyotik/göstergebilim" konularında da uzman olduğunu hatırlatmamız gerek. Tüm bunların yanında, yine birçoğumuzun bildiği gibi, çok ciddi editörlük çalışmaları da bulunmaktadır ki bu çalışmaların bazıları ülkemizde de yayınlanmış bulunuyor.
"Gülün Adı" Umberto Eco'nun romancılığı ile tanışma fırsatı bulduğum ilk eseriydi ve birçok kez kendimi içerisinde bulunduğum "geç kalmışlık" hissini bu kitabın satırlarını okurken de yaşadığımı itiraf etmeliyim. Kitap o kadar akıcı ve muhteşem bir kurguya sahipti ki 700 küsür sayfalık kitabın nasıl bittiğini anlayamadım. Sanıyorum bu iştahın bir sebebi de kaliteli çeviri olacak, çünkü kitabın çeviri olduğu gerçeğini unuttuğum zamanlar oldu. Yeri gelmişken çevirmen "Şadan Karadeniz"e teşekkürlerimizi sunmayı unutmayalım!
Romanımızın (ne kadar da çabuk sahipleniyorum!) zaman, mekân ve olay kurgusu olarak; Orta Çağ'da bir "Benedikten Manastır’ında” yaşanan birden çok cinayeti konu edindiğini ve tüm bunların harmanlanması ile ortaya çıkan bir Orta Çağ polisiyesi olduğunu söyleyelim. Aynı zamanda romanın geçtiği zaman diliminin Papalık ile İmparatorluk arasında ciddi problemlerin yaşandığı ve özellikle Kilise’de bazı değişimlerin ve ciddi yozlaşmaların (s.389) yaşandığı tarihlere denk getirildiğini ifade edelim. Ana karakterimiz olan William’ı belki bu değişimin bir ürünü olarak görmek çok da mantıksız olmaz. Bu anlamda Orta Çağ Avrupa'sı, tarihi ve Hristiyan yaşamına dair (özellikle keşiş ve rahip gibi görevlilerin gündelik hayatı vb.) muhteşem detaylar (Orta Çağ’da bir Manastır’ın yeme içme kültürüne dair s.147’de verilen anlatı gibi) ve bilgiler sunulduğunu ifade edebilirim. Elbette kitap tür olarak bir Roman olduğundan yukarıda bahsi geçen tarihi arka plan tüm bölümlere yedirilmiş vaziyettedir. Özellikle kitap ve muhtevası hakkında, Şadan Karadeniz’in, giriş yazısını (s.15-19) es geçmemenizi öneririm. Tekrar Manastır’a gelecek olursak, mekân o kadar iyi betimlenmiş ki (kitabın içerisinde Manastır'a ait mimari bir plan da bulunuyor s.12-13) gerçekten oradaymış gibi hissediyorsunuz. Elbette bu durum anlatımın gücünü de gözler önüne sermesi noktasında önemli. Ayrıca, yanlış bilmiyorsam, burada geçen Manastır bir kurgu değil, yani mekânımız gerçek ve günün birinde görme şansımız olabilir! Romanın içeriği ile alakalı olarak son birkaç naçizane yorum daha yapacak olursam; kitabın bölüm yerine "gün" şeklinde (1. Gün vb.) gittiğini ve bu tercihin çok ilgi çekici olup, merak uyandırdığını söyleyebilirim. Ayrıca hemen her sayfasında Latince deyişlere rasgelebilirsiniz. Önemli bir hatırlatma olarak, okumayı kolaylaştırması ve daha yararlı bir hale getirmesi adına yanınızda bir sözlük bulundurmanız faydalı olabilir. Yazar "sanat" ve "mimari" ile alakalı bazı terimleri (s.53’de geçen “aedificium” vb) kitap içerisinde bolca kullanıyor ve sözlük bu noktada işinize yarayacaktır.
Son olarak kitabın, başrollerde 2020'nin sonlarında hayatını kaybeden Sean Connery'in de olduğu, bir film uyarlamasının da (1986) olduğunu ekleyelim. Ancak, kitabı okuduktan sonra filmini izlemenizi tavsiye ederim (tüm kitaptan uyarlanma filmler için bu yorumum geçerlidir). Can Yayınları'na, Şadan Karadeniz'e ve kitabı bizlere ulaştıran kitapyurdu ekibine çok teşekkür ediyorum.
Herkese bol kitaplı, sağlıklı günler!
Umberto Eco'nun okuduğum ilk kitabı, yazarın öyle geniş bir hayal dünyası var ki olaylar ortaçağ karanlık İtalya'sında geçmese gerçekten oradaymış diye düşünecek insan. Kütüphane anlatılırken oturup kalem kağıtla çizim yapma ihtiyacı hissettim. Ayrıca Latince, her ne kadar ölü bir dil de olsa gerek İspanyolcayı gerek İngilizceyi müthiş beslemiş bu kitap bunu bir kez daha fark ettirdi bana. Çevirmen bazen günlük Türkçede neredeyse hiç kullanmadığımız kelimeleri kullanmayı tercih etmiş, güzel zengin bir çeviri elbette, TDK Türkçe-Türkçe sözlük kulandım zaman zaman.
Konunun içeriğine gelecek olursak dogmalar, batıl inançlar baskıcı dini kurumlar kitapta bir Hıristiyan gruba addedilmiş, fakat zaman, mekan, tarih hatta din değişse de bu olanlar defalarca ve defalarca yaşanılmış, yaşanan veya yaşanılası şeyler. Bir solukta okunabilecek polisiye bir roman olsa da Hıristiyanlık ve Ortaçağ İtalyası hakkında edebi bir şölen adeta.
Kefaret, us, özgür düşünce, merak, felsefe, din, birey, hırs, realite...
İlk defa bir kitabı tanımlamakta, bir giriş cümlesi oluşturmakta bu denli zorlanıyorum. Çünkü ne söylesem eksik ne söylesem fazla. Yine de denemeliyim.
"Kasım sonlarında güzel bir sabahtı" diyebilmek için "Başlangıçta söz vardı ve söz Tanrı katındaydı..." demek gereken bir kitap. Kitapların kitaplardan bahsettiği, ortaçağ dünyasına (avrupa eksenli) tam da o manastırlarda yeniyetme bir öğrenci gözüyle bizi dahil eden ve Aristothales'ten ibn Haldun'a Aziz Thomas'tan Roger Bacon'a fikir teatilerinde sürükleyen bir akışın içinde Papalık-Kutsal Roma İmparatorluğu erk mücadelesini bir manastırın içinde rahiplerin kütüphane yardımcısı olma savaşımı ile harmanlayan, bir tarihi-polisiye olmanın çok ötesinde felsefi-sosyolojik sorgulamalarla bizi yoğuran nefes kesici bir eser.
Dünyada olağanüstü bir ilgi uyandıran bu romanın yankıları hâlâ sürüyor. Filmi de dünyada büyük yankılar uyandırdı. Bu romanın başarısında, kuşkusuz, yazarın ortaçağ konusunda derin ve dolaysız bilgisinin büyük payı var. Tam anlamıyla ve her bakımdan ortaçağ dünyasını yansıtmakla birlikte Gülün Adı kesinlikle çağdaş bir roman; çağdaş romana yepyeni ve uzun soluk getiren özgün bir roman. Bir anlamda ortaçağda geçen, Hıristiyanlık düşüncesini tartışan tarihsel bir roman, bir anlamda da ustaca kurulmuş polisiye ve sürükleyici bir öykü.
Ve en önemlisi olağanüstü bir dil ve benzeri az bulunur bir sanat yapıtı. Bu ünlü romanı İtalyanca aslından başarıyla Türkçeye çeviren Şadan Karadeniz'in titiz ve uzun çalışmasını da burada hayranlıkla belirtmemiz gerekiyor. Umberto Eco'nun yayınlarımız arasında çıkan ikinci dev romanı Foucault Sarkacı da, Ortaçağı Düşlemek adlı deneme kitabı da yine Şadan Karadeniz'in çevirisi...
Hem dini hem siyasi yönden Ortaçağ Avrupa'sını manastırda yaşanan cinayetler silsilesiyle birlikte kaleme almış yazar. Bazı noktalarda kitapla bütünleştiğimi bazen de koptuğumu fark ettim ben ama sonuna kadar merakla okudum. Kitaptan herkesin farklı bir sonuç çıkaracağını düşünüyorum. Özellikle yazarın sonsözünü okuduğumda çok farklı şeyler çıkardığımı, yazarın bambaşka şeylerden bahsettiğini gördüm. garip yani. tekrar okuyamayacağım kadar uzun ama tekrar okumaya değecek kadar da güzel. herkese göre değişir bu. Yalnız yazarın roman için büyük emek verdiği ortada.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okumamak için direndigim. Bilmem neden sürekli ertelediğim kitabı sonunda okudum. Bazı kitaplar doğru zamanda okunmalı. Bu da onlardan biri sanırım. Umberto Eco'nun kalemine sağlık. Çok heyecan verici sürükleyici bir kitaptı. Okuyacaklara tavsiyem okuduktan sonra filmini de izlemeleridir. Aedificum belki böylece gözünüzde daha iyi canlanabilir
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Umberto Eco’nun bu dev eseri, bir Orta Çağ manastırındaki gizemli cinayetleri bir dedektiflik kurgusuyla sunarken, aslında inanç, bilgi, sanat ve gülmenin gücü üzerine inşa edilmiş devasa bir felsefi ve tarihsel derinlik sunar.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gülün Adı’nı okurken ortaçağ manastırının karanlık koridorlarında, eski el yazmalarının tozlu kokusu burnumda, adeta zamanın derinliklerine gömüldüm. Umberto Eco, cinayetler, din, bilgi ve inanç üzerine kurduğu bu labirenti öyle zekice, öyle katmanlı ve sürükleyici anlatıyor ki… William of Baskerville’in keskin mantığı ile birlikte hem bir polisiye hem de felsefe, teoloji ve edebiyat şöleni sunuyor. Gülün anlamı, sessizliğin gücü, kitapların tehlikesi ve hakikatin peşinde koşmanın bedeli üzerine düşünmeden edemiyorsunuz. Okuduktan sonra hem zihniniz açılıyor hem de “bir kitap bu kadar derin olabilir mi?” diye hayrete düşüyorsunuz. Klasiklerin klasiklerinden, sabır isteyen ama kesinlikle değen muhteşem bir başyapıt!
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yorumlara ek olarak şunu söyleyebilirim, haddinden fazla bilgi boca edilmiş gibi hissettim okurken. Ayrıca çevirisinde us, im, erinç, tasım gibi yaşayan Türkçede olmayan kelimeleri ısrarla kullanması okumayı zorlaştırıyor. Son olarak kitabın sonuna yazarın genelde edebiyat ve özelde bu roman hakkındaki fikirlerinin olduğu bir yazının eklenmesi faydalı olmuş.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kadar olağanüstü bir kitap için yorum yapmak denince cahil olduğumu hissediyorum. Bütün okuduğum iyi kitaplarda böyle olmuşumdur. Ama bu kitap var ya resmen tek kelimeyle muhteşem okumaya başladığım an içine çekti beni ve 4 günde bitirdim.