Kierkegaard alıntılı epigraf nokta atışı yapıyor; kendini seçtiğin zaman kendinin diğer olasılıklarını seçmezsin, onlar arkada kalır, seçim yapmış olmanın, kendini seçmenin mutluluğu ve sorumluluğu özgürlük tutkusundan gelir, olasılıkların ortadan kalkması tek bir seçime mahkumiyeti doğurmaz, kendini seçmek özgürlük tutkusundan doğan bir şeydir zaten. Her neyi seçmişsen veya. Kısacası, sanırım Bauman söylüyordu, kaçtığına veya ortadan kalktığına inanılan tercihler bir yanılsamadır, yarattıkları duygu da öyle. Özgürlük bilinçli bir tercihin ürünüdür, kabul edilmiş bir kısıtlamadır ve o kısıtlama da aslında her şeydir, sonsuz bir dünya demektir. İki sebepten; birincisi elbette bu tercihten vazgeçilebilir ve özgürlüğün başka bir formu bulunabilir ama bunu yapmak için arkada bırakma cesareti gösterilen olasılıklara dönülüyorsa kişinin bir tür eksikliğinden kaynaklı bir konudur bu. Öngörü, hayal gücü, kendini bilmek ve kendini bir diğerinde görüp tartabilmek en temel insani yetenekler, üzerinde çalışılmaları gereken mevzulardır. Bunlar yoksa sürükleniş başlar, isminin anlamıyla ironik olarak Stiller'da görebildiğimiz şey bu. Sonsuz dünyayı mümkün kılan ikinci sebep, uzamı tek boyutlu olarak görmekten kaynaklanan kısıt yoksa belirir. Depresyonun da en temel belirtisidir, acıyla dolu sonsuz bir şimdiye hapislik. Şimdinin hep böyle süreceği düşünülür ve yaşamı biçimleyen onca değişken gözardı edilir. Büyük yanılgı. Çok yakın bir tanıdığımın başından geçen: Müstakbel eşiyle yatak almaya gidiyorlar, yan yana uzanıp deniyorlar birini. Kadın, "Ben şimdi her sabah uyanınca senin yüzünü mü göreceğim?" diye soruyor. Evlendikten sonra adam tek bir gün bile eşinden sonra uyanmıyor, sabahın köründe yataktan kalkıp salona gidiyor. Çok ilginç bir olay. Adama neden böyle yaptığını sordum, "Kendimce çile dolduruyordum, bütün bunlar bittikten sonra suya taş düşermiş gibi hızlıca unutabilmek için," dedi. Eh, adam hızlandığına göre bir şeyleri başardığını söyleyebiliriz. Stiller başaramıyor, onun daha bulanık ve dağınık sebepleri var. "Ben Stiller değilim!" (s. 9) Metnin ilk cümlesi. Stillerlığını değilleyen bir anlatıcı, üstelik yeterli nedeni var.
Bernhard'ın ülkesine duyduğu nefreti anlatıcıda doğurarak toplumsal, siyasi meselelere girilmesini ve İsviçre'ye bir temiz giydirilmesini sağlıyor. Bernhard, Frisch'ten deli gibi etkilenmiş olabilir.
Anatol Ludwig Stiller. Zürih doğumlu, altı yıldır kayıp. Kayıp zamanın izini sürmek için anlatıcıdan başka bir şansımız yok, dinliyoruz.
Ionesco'nun Yalnız Adam'ında sıradan ilişkilerle ilgili muazzam bölüm geldi aklıma, ne kadar derin olduğu düşünülürse düşünülsün bir kez bittikten sonra acısı hemen kurur ve ne için onca acının çekildiği hatırlanmaz.
Anlatıcıyla diğer karakterler arasındaki ilişkiler, karanlık alanları görünür kılıyor ve ortaya bir insanın her şeyi unutmak için gösterdiği olağanüstü çaba kalıyor. Oe'nin Kişisel Bir Sorun'undaki mevzu aslında, farklı olarak daha ilginç bir anlatıcı ve sevginin doğasıyla ilgili çok daha derin meseleler var.
Çok sağlam metin, arka kapakta dendiği gibi okuru da oyuna katıyor. Katmakla kalmıyor, ilişkiler yavaş yavaş açıldıkça, anlaşıldıkça sarsıyor da. Okuduğum ilk Frisch metniydi, gerisi mutlaka gelecek.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Handan İNCİ'nin "Ayfer TUNÇ ile Karanlıkta Kelimeler " kitabında ısrarla yazar Max FRISCH'ten bahsetmesi, önermesiyle not aldığım "Stiller" kitabını nihayet okudum.
Kitabı anlatacak sözcük bulmakta zorlanıyorum.
Çok kapsamlı bir kitap, felsefik, sosyolojik yönleri yanında, yaratıcıyı sorgulama, kader konularına değinmesi kurguya yedirmesi, karakterlerin diyalogları muazzam.Ben Kimim? Ben nasıl tanınıyorum?diye düşündürtüyor Stiller size de.
STİLLER romanı yaşamanın yorucu ve ümitsiz oluşunu vurguluyor İyi ki okudum tekrar okurum dediğim kitaplardan STILLER.
Ayfer TUNÇ ile Murat GÜLSOY Diyaloglar:Homo Faber, Max Frisch videosunu izledikten sonra da Homo Faber 'de mutlaka okuyacağım kitaplar arasına girdi.
isviçreli yazar frisch'in kimlik sıkıntısını uzun uzun anlattığı, yüceltilen isviçreli olmayı satirik bir dille ifade ettiği, okuması kolay olmayan ancak çok katmanlı ve ilginç bir eser
tiller, okuması oldukça zor bir metin. Uzun uzun paragraflar, dağınık bir kurgu olmasına rağmen tam bir edebi doygunluğa ulaşıyorsunuz eser'in sonunda. Stiller'ı bitirdikten sonra, okuyucu ister istemez "Ben Kimim?" sorusunu kendine soruyor. Günümüzden yaklaşık 70 yıl öncesinden yazılmasına rağmen, kimlik arayışı, kimlik bunalımı gibi değindiği konular ile her daim güncelliğini koruyacak bir kitap Stiller. Nitelikli bir eser okumak isteyenlere kesinlikle tavsiyemdir. Okuyunuz efendim...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çok ilgi çekici bir roman. Kurgusu, anlatımı ve çok kaliteli çevirisiyle gerçek bir başyapıt. Felsefi yönüyle ele alınınca da kesinlikle üst düzey bir kitap.
seçimler neden yapılır ve seçimlerimizi yaparken aslında sonuçlarını seçtiğimiz in bilincine ne zaman varılır..?.Bir ara sıkıldım... okuma şeklini değiştirince (hayat gibi)büyüleyici sorgulayıcı hal aldı kitap...okumanızı yaparken sayfalar arasında sıkışık kalmış kendinizi de arayın
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bireyin topluluğa teslim olmaya başkaldırısı, inançlar ve ilişkiler üzerine yazılmış çok ama çok iyi bir kitap. Frisch benim için çizgi üstü yazarlardan biri hâline geldi. Diğer kitaplarını da okumak için sabırsızlanıyorum
Guzel bir kitap ancak sonunu tam oturtamadim daha dogrusu beklemedim bi sekilde bitti . Genel olarak sevsemse bazi yerlerinde biraz agir ve sıkıcı geldi . Farkli bir kitap.
Okurken temiz bir zihinle sindire sindire okumanız gerekiyor. Dopdolu bir kitap. Stiller'in tuttuğu defterlerden "kimlik" ve "ben" kavramları üzerine düşünmenizi sağlıyor.Tavsiye ediyorum.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eserde bireyin kendi beni haricinde başka bir kimlik oluşturma çabası var.Dışarıya karşı bir oyun oynuyor .Modern hayat ve insanlara kendini kapatma diyebiliriz. Aforizmalarda sizi kitaba bağlayıcı unsurlar arasında.Yalnız yine de bi şeyler eksik ya da oturmamış gibi...