II.Abdülhamid tahta kaldığı 33 yıl boyunca kendine has sitiliyle geleceği kurtarabilmek için günü kurtarmaya çalışıyordu demek pek yanlış olmaz. Dile kolay ekonomisiyle, siyasal, coğrafi yapısıyla çökmüş bir devleti 33 sene daha ayakta tutmak. Devletin varlığı için elinden geleni yapmak suç saymak ne kadarıyla doğru olduğunun yorumunu siz okuyuculara bırakıyorum. Nitekim, II.Abdülhamid’in oluşturduğu kendine özgü bir sistematiği ve bazen olumlu bazen de olumsuzluklarla dolu bir günü kurtarma sanatı vardı. II.Abdülhamid bazı kaynaklarda değinildiği gibi sıradan bir Osmanlı padişahı olabilir ama yaklaşık yedi yüz sene dünyaya yön vermiş bir Osmanlı Devleti’nin sıradan padişahı olmak, günümüzde ki diplomatik ilişkilerin nasıl yürüdüğünü açık bir şekilde ortaya koymak bence onun sıradanlığının tartışılmasına neden olur. Bunun için uyguladığı bazı politikaların aşırılı yerilmesine ve övülmesine gerek yoktur. İşte bu doğrultuda yola çıkarak II.Abdülhamid’in Dış Politika’da uyguladığı sitilin günümüz yöneticilerine bir yol veya en azından bir ışık tutup tutamayacağını araştırmaya çalıştım. Çünkü unutulmamalıdır ki bir devleti uluslararası arenada güçlü devlet yapan onun dış politikada uyguladığı siyasette yatmaktadır. Her ne kadar ülke koşulları II.Abdülhamid’in uyguladığı tek kişilik, bireysel, kimseye danışmadan politika belirlenmesini gerektiriyor olsaydı bile, ülke içinde başarısızlılıkların neticesinde başarısızlığın biletinin kendisine kesilmesini sonucunu doğurmuştur.