Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Karaçay Türklerinin acılarını iliklerinizde hissedeceğiniz ve yaşanan dramın bizzat tanığıymış gibi acı çekeceğiniz ibretlik bir eserdir. Akıcı üslupla yazılmış olan eser, muhakkak kitaplıklarda bulunmalı ve kesinlikle ders çıkararak okunmalıdır...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
edebiyat bölümünde okurken hocamız mutlaka okunması gerektiğini söylemişti. okuyunca anladım sebebini.okuyunca siz de anlayacaktınız. gözyaşlarınız anlamlı hale geliyor.
Tekrar baskısı mutlaka olmali,insanlar bu romanlardan habersiz okuyucu olmamalilar..Kitapyurdu ekibi lütfen bu kitabi daha fazla okuyucuya ulaştırın cok cok özel cok içten cok gerçek bir kitap..
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın etkisinden bir hafta çıkamadım.Gokka'yı, hayatım boyunca unutabileceğimi sanmıyorum.Okurken gözyaşlarımı silip durdum.Ve olayların gerçekten yaşanmış olması en kötüsü.Ama tüm bunlara rağmen iyiki okumuşum diyebilirim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kırım Tatarları ve diğer Kuzey Kafkasya Halklarıyla - Kabartay, Meshet (Ahıska), Malkar, Kalmuk, Çeçen, İnguş ila ila...- aynı kaderi paylaşan Karaçay Türkleri 'nin trajedisini, dramını anlatan bir roman.Aslında roman demek ne derece doğru tartışılır.Çünkü yaşananlar bizzat gerçek.İkinci Dünya Savaşında iki zalim idare arasında diğer bir ifadeyle Gamalı Haç ile Kızıl Yıldız arasında kalan -tıpkı Kırım Tatarları gibi- Karaçay Türkleri'nin -zalim demek bile hafif kalıyor- Ebu Zalim (Zalimlerin Babası) Stalin tarafından bir takım düzmece suçlamalarla - bandit (haydut), halk düşmanı, faşist, işbirlikçi gibi- bir gecede yaşlı, kadın, çoluk çocuk demeden vatanlarından, yurtlarından söküp atılan bir halkın dramı.Tren vagonlarında havasızlıktan, açlıktan, susuzluktan kırılan insanlar; sürüldükleri yerde yaftalamaların gölgesinde bir hayat ve yaşam mücadelesi, nüfusunun yarısını sürgünde kaybetmiş bir halk, parçalanan aileler, anasız babasız, yurtsuz yuvasız ve köklerinden, geçmişinden, geleneklerinden, milli ananelerinden koparılmış ve geleceği elinden çalınmış bir halk...Umut beslenilerek kurulmuş bir rejim bu uğurda dağa çıkıp mücadele vermiş bir Karaçaylı Maja ve bu rejimin tedrisatından geçerek herşeyini canı pahasına Stalin için vermeye hazır Maja'nın kızı Gokka ve Sovyet rejimi için Almanlara karşı savaşan eşi Arslan, annesi Habiybat'ın trajik yaşamı, rejim için ayaklar altına alınan insan haysiyeti, işlenen cinayetler, çarlık idaresini aratan uygulamalar, hayal kırıkları...Daha önce Cengiz Dağcı'nın eserleriyle tanıdığımız, bildiğimiz, aşina olduğumuz acıların aynısını bu kez yazarı Halimat Bayramuk öznesi Karaçay Türkleri olan bu eserde okuyacaksınız.İnsan sormadan edemiyor acaba bu Türk halkları Ukraynalılar gibi büyük bir nüfusa sahip olsa idi böyle bir gecede yerlerinden, yurtlarından sürülebilir miydi?Hiç zannetmiyorum.Keyifli okumalar.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Karaçay Türkleri'nin sürgün yılları. Yeri gelir gözleriniz yaşarabilir. Hikaye gerçek hayattan alınma ve şahsen kitabı okurken insanların içinde Türkiye ile ilgili en ufak bir duygunun bulunmaması beni biraz üzdü.
umut beslenilen rejimin göz göre göre çöküşü ...Ona bel bağlayanların hayal kırıklıkları...Karaçay Türklerinin 14 yıllık içler acısı trajedisi.. Bütün bu acılara,çileye rağmen Karaçay aydının yaşadığı gelgitler...Bu roman gerçeklerin açık bir şekilde anlatıldığı ,Karaçay Türkünün sürgüne karşı yaşam mücadelesinin hiç şüphesiz en güzel örneğini bize sunmaktadır.
Savaş esnasında Alman işgaline uğramamış bir bölgedir Karaçay Türkler'inin yaşadığı saha. Hatta pekçok Karaçaylı genç Sovyet Ordusunda savaştadır. Buna rağmen Stalin, Türkiye'ye hayli yakın oaln Karaçay yurdundan Türkleri atmaya kararlıdır ve savaşta iş birliği iddiasıyla çoğu kadın ve çocuk olan on binlerce Karaçaylı Rusya'nın iç kesimlerine sürülmüş ve çoğu yolda ölürken, kalanlar da vatanlarından ayrı çileli bir ömür yaşamılardır. Yazar Bayramuk, bu eseri yazarken ( tıpkı Cengiz Dağcı'nın Korkunç Yıllar ve Yurdunu Kaybeden Adam romanlatı gibi ) edebi endişeden çok milli ve insani bir kaygı taşımıştır. II. Dünya Savaşı'nın en çok etkilediği milletlerden birisi de Türkler olmuştur maalesef ve bu roman bunun bir kesitini sunuyor bize.
Karacay Turklerinin 2. Dunya savasi siralarindaSSCB topraklarina giren Almanlara yardim ettikleri gerekcesiyle 2 kasim 1943'te baslayip 14 yil suren surgun yilarini anlatmaktadir.<br />Romanin en ilginc detaylarindan biri Rus ordusunda gorevli tegmen GOKKA nin ailesiyle birlikte surulesine ragmen Karacaylari surme emrini veren Stalin'e olan guvenidir.Oyle bir Stalin sevgisi islemistirki bazi insanlarin gonlune bunu silip atmak bunca zulume ragmen cok zor olmustur.DUNYADAKI GERCEK SOYKIRIMLARI ogrenmek isteyenlere tavsiye ederim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kuzey Kafkas Türk Halklarından Karaçay Türkleri'nin 2 Kasım 1943 tarihinde Stalin adlı zalimin emriyle Kafkasya'dan Ortaasya bozkırlarına sürülmelerinin ve bu sırada uğradıkları soykırım-genosid-in acıklı öyküsü. Kitabı değerli kılan yazarın sürgünü bizzat yaşayan bir kurban oluşu... Soykırım,genosid vs. söylemlerinin sözkonusu edildiği şu günlerde ibretle okunması gereken bir eser. Benzer sürgünlerin muhatabı olan Kırım Tatarlarının, Çeçen-İnguş halklarının Türkiye'de yaşayan soydaşlarının evladlarında tarih bilinci oluşmasında çok etkili olacağını düşünüyorum. Aynı zamanda Stalin döneminde Sovyet Rus imparatorluğunda Türk asıllı halklara uygulanan vahşeti anlamak isteyen herkese tavsiye ederim.