Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
çok sürükleyici bir roman idi geçmiş yılları ve farklı sorunları ele alıyor aradaki mesafelerin en yakınını tanimamayi konuşmanın ilişki kurmanın nelere mal olduğunu görüyorsunuz
Bugünkü Türkiye serisinin ikinci kitabı olan Karanlıkta Mum Işığı 1946 senesi temmuzunda Anadoluda bir kasabada geçen olayları anlatmaktadır. Temir Hoca 1946 senesinden yaklaşık 150 yıl önce bir vakıf kurar.Kendinden sonra vakfın başına geçecek olan haleflerine bir vasiyet bırakır.Mum ışığının hiç sönmemesi de vasiyetin içindedir. Kasabaya gelen iki sürgün ve yeni yetme bir kaymakamkasabanın düzenini bir anda altüst ederler.Özellikle sürgün resim hocası Temir Hoca vakfına kafayı takmıştır.Bundan sonra olaylar bu doğrultuda devam eder gider. Kitabın çok sürükleyici bir anlatımı var.İnsan kitabı okumaya başladığı andan itibaren olayların akışına kendini kaptırıp gidiyor.
Size katılıyorum Sadi Bey seneler geçtikten sonra babamın kitaplığına girdiğimde ondan bana kalan büyük miraslardan biriyle karşılaştım...Bu kitapla tek kelime ile konusuyla sürükleyiciliğiyle hatta o sert geçiş ve de uzun betimlemeleriyle (ki ben o uzun betimlemelerden zevk alanlardanım) beni kendine bağlayan bir eser...Dönemin gerçekleri hiçbir belgeyle bu kadar geniş anlatılamaz umursamadığımız vakıf müesseselerinin önemini hiç bir "vakıflar genel müdürü" böyle anlatamazdı...Hele o ilk sayfalarda anlatılan o vakıf kağıdınında katı kurallarla söndürülmemesi emredilen mum..İşte o mum gibi eriyor bu kitabı okurken insan...Nasıl ki Hacı Arif gibi geceler boyu mumu söndürmemek için başını bekliyor, sizde başlıyorsunuz gece vakti titrek bir mum alevinin şavkında kitabı okumaya...
Okudugum en surukleyici ve ibret dolu kitaplardan birisydi (gerci uzun betimlemeler biraz olsun konsantrasyonu bozuyor (belki zevk alanlarda vardir)) kitabin onsozunde veya hicbir yerinde hiyenin dogru olup olmadigi yazmiyor ancak ne yazik ki kisisel tarih bilgim, Turkiyenin benzer donemler gecirdigini dogruluyor. (gerci en azindan internette temir hoca kelimeleri birsey dondurmuyor). Kisaca osmanlinin mirasi vakiflardan birisinin adim adim yikilisini, ismet pasa hukumetinden, demokratlara, sahte seyhlerden(Resim hocasinin seyhi), sahte derneklesmeye(kadinlari koruma dernegi) kadardegisik parametrelerle sergiliyor. Butun bunlar olurken, ulkenin degisen tarim politikalari, amerikan yaptirimlari veya "hucrelesme"leri veya devrim idealleri, kucuk bir cocugun dunyasinda, yasli ve olgun bir dedenin dunyasindan ve koylusu icin kosturan haci arif beyin gozlerinden ayri ayri yorumlanip harmanlanmis sanki (kitaptaki sert gecislerde buna delalet). Ayrica kitap bastan sona suprizlerle dolu (ilk sayfalar birz sikici gelebilir). Bir donem Turk insaninin ciddi sosyolojik analizinde yapilmis. Hatta yoneticilerinde ornegin: "Venedik kadifesi giydirmek ister koylu kizina, lakin ne koylu kizi gormustur ne venedik kadifesi" cumlesi cok seyi anlatmaktadir. ve son zamanlarda yeni gormeye basladigim teknolojinin (ozellikle bilincsiz teknolojinin ve hatta bilimin) zararlarini insanin gozune sokarcasina islemis. Bir ampulle yitirilen bir kultur mirasi gibi.