Evlilik ve Ahlak
Evlilik ve Ahlak

Kitapyurdu Fiyatı: 239,53TL

Ürüne Git
29Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Evlilik ve Ahlak
Bertrand Russell, 1950'de Nobel almış bir bay. Hemen her konuda kalem sallamış olmasının yanında dünyayı gezmiş, I. Dünya Savaşı'ndan Vietnam'a kadar bütün savaşlara karşı çıkmış, bu sebeple profesörlüğü elinden alınmış, üstüne bir de hapis yatmış bir amcamız. Yaklaşık 100 yıl yaşadığını da ekliyorum, dünyanın en hızlı yüzyılında hem uzun hem hızlı yaşamak, o ye. 20 bölüm var, bunlar ayrı ayrı da okunabilir ama kronolojik hedeler içerdikleri için sırayla okunsalar daha iyi tabii. Giriş: Meselelerin hangi bakış açılarıyla işleneceğine dair teferruatlar. Russell, toplum özelliklerini belirlerken ekonomi ve aile sistemlerini ayrı düşünemeyeceğini, ikisinin birbirini tamamladığını söylüyor. Bunun yanında devletin kendisi var, Platoncu devletin baba rolüne bürünüp çocukları himaye altına alması. Buradan anaerkil, ataerkil ailelere bağlanıp mevzunun en başına gidiyoruz. Anaerkil Toplumlar: Anneyle direkt bağlantılı olan çocuğun babayla ilişkisi anneye göre dolaylı, daha zihinsel bir olay. Yerlilerle yapılan araştırmalarda dayının baba figürünün yerine geçtiği, babanın da sevgi duyulan adam rolüne büründüğü görülmüş. Çok karışık bir olay bu; bildiğimiz baba ikiye ayrılmış resmen, bu yüzden adamlarda dindeki "baba" figürü var olmadığı için misyonerler ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar adamları Hristiyan yapamamışlar fdf. Bunun yanında anneyle dayı arasında sert bir tabu var; bir arada bulunamıyorlarmış. Anne çevredeyken dayı yok, baba zaten işlevsiz gibi bir şey. Ne acayip . Ödipal komplekse hiç rastlanmıyormuş bu yüzden. Yani onca olumsuz duruma rağmen babalık sevgisi kendiliğinden gelişiyormuş bu gibi durumlarda. Ekonomik kaygı az, sorumluluk duygusu az ve babalık gelişiyor. Dünyanın her yerinde bu evreden geçilmişmiş. Ataerkil Sistemler: Arkadaş saat sabahın yedisi ya dsfd, yetiştiremedik yine. Neyse. Anaerkil toplumlardaki babalık ikilemi, şu kudret-sevgi ayrıklığı aşıldığı an ataerkil topluma geçiyoruz. bunun temelinde iki etken var, iktidar aşkı ve neslin kalımı. Bu noktada babayı küçük bir devlet olarak düşünebiliriz; ekonomi babadır, güç de babadır. Bunun sonucu acı tabii, boyunduruk altına alınmış kadınlar, karı-koca arasında Russell'ın dediğine göre "gerçek bir arkadaşlık" doğmaması, dolayısıyla evliliklerin erken sona ermesi. Toplumlara yansıması şöyle, refaha kavuşana kadar çok çocuk. Hem soyun devamı, hem de insan gücü elde etmek için ilk zamanlar böyle, uygarlık ilerledikçe "babalık" mevzusu çok çocuğa sahip olmaktan ziyade devletin üst kademelerinde yer alma mücadelesine dönüşmüş. Falan. Erkeklik Organına Tapma, Asetisizm ve Günah: Yani demek istiyor ki ilk medeniyetlerden beri cinsel organlara bakış ne oldu, toplumlara ve dinlere göre paradigma değişimi nasıl gerçekleşti. Evet, galiba bunu diyor. Babalık kurumu önce toprağa karşı gelişmiş. Ekin ekiliyor, toprak dölleniyor yani, sonra ürün alıyoruz. Mısır'da kadınlık organına tapılıyormuş mesela önceleri. İşte bayramlar falan, doğa ana ürün versin diye kurban vermeler mesela. Keltlerde, pagan inanışında falan meşhurdur; korku filmlerinden, romanlardan vs. biliyoruz. Ardından Ay-Güneş mücadelesi geliyor, ekinlerin ürün vermesiyle birlikte Güneş kazanıyor bu mücadeleyi. Ardından cinsel perhiz, sebepleri. Kıskançlıkla cinsel yorgunluğun uygarlık tarihinde büyük etkisi olduğundan bahsediliyor. Hristiyan Ahlakı: Aziz Paul'e göre evlilik zinayı engellemek içinmiş, Korintlilere yolladığı mektupta böyle yazmış, aileyi çocuğu falan hiç ele almamış. Bunun yanında çocuk yapma amaçlı olmayan her türlü cinsel birleşmeye kötü bir şeymiş gibi yaklaşılmış, bu sebeple eşler arasındaki resmiyet korunmuş. Romantizmin ortaya çıkmasının temeli belki de bu, cinsel birleşmeyle birlikte kadın-erkek ilişkisi bir hayal haline gelmiş. Ondan sonra Werther'le birlikte toplu intiharlar... Rahibelerin tanrının kutsal eşleri olduğu fikri var, bunun yanında Protestanlıkla birlikte mevzu biraz daha yumuşasa da tam olarak ortadan kalkmış değil. Hele Katoliklerde boşanmanın yasak olması ayrı bir olay. Aldatma, Madam Bovary, Anna Karenina hep bu olaydan ortaya çıkmış karakterler. Don Kişot da alabildiğine romantik, ulaşılamayana duyulan özlemin ürünü. Kadınların Haklarına Kavuşması: Anaerkil dönemde, dinlerin yayıldığı dönemlerde kadınların durumları inceleniyor ve 20. yüzyılda kadınların oy kullanma hakkına kavuştukları zamana kadar kadının konumu ele alınıyor. Sonrasında iş hayatına atılan kadın ve erkeğin çocuklara yaklaşımı, devletin baba konumuna geçmesi falan. Bunlar. Ne rezil anlatıyorum ya fgh. Bunların dışında Russell'ın "Yeni Ahlak" anlayışı da var. Bu anlayış çocuk yetiştirmeden tutun, kadın-erkek ilişkilerinin nasıl olması gerektiğine kadar geniş bir alana yayılmış. Kitabın yarısı bunlardan ibaret. Kısaca diyor ki ne o ne bu, her şeyi oluruna bırakın, hiçbir şeyi yasaklamayın. Yasaklar çekicidir. Ayrıca fahişelik, aile-devlet ilişkisi, kaynanalar falan... Fahişelik lazım diyor Russell, zamanında kutsal mekanlarda fahişe rahibeler vardı ve cinselliğin tabu olmadığı zamanlarda toplumun dinamosu bunlardı. Eh, benden bu kadar. Her yönüyle evlilik, ilişkiler, çocuk eğitimi. Güzel.
Elbirce
Kitapkurdu
11.08.2025
Russell'dan evliliği ve bu konudaki cesur fikirlerini okuyun, iyi gelecektir.
KY-2395466
03.04.2023
Adam tarafsız bir felsefe güderek evlilik ve ahlak üzerine çıkarsamalar ortaya koymuş. Ben kütüphanemde olduğu için memnunum ve tavsiye ederim. Yararlı ve anlaşılır.
gülocan80
02.06.2022
Russel aşk konusuna daha duygusal bakmış. Fikirlerini sevdim.
ozdemirr1
Kitapkurdu
06.11.2021
Okunması gereken bir kitap felsefe sevenler için.
BilgiAğacı
11.09.2021
Evlilik düşüncesini ahlakı değerler ile nasıl yürütülmesi gerektiğini anklatmaktadır.
KY-2501348
22.08.2020
evlenmeden önce okunacak güzel kitaplardan birisi
nagimon
14.08.2020
Avcı toplayıcılardan günümüze kadar aşk, cinsellik, aile ve çocuk terbiyesi gibi konuları kendi realist bakış açısıyla deneme türünde ele aldığın 20 bölümden oluşan kitabı kadın erkek ilişkilerini, olurları ve çıkmazları yeniden düşündürecek. tavsiye ederim.
fri aş
09.06.2020
FELSEFE KONUSUNDA ÇOK İYİ BİR YAZARI OKUYUN
serdar tunç
01.05.2020
Evlilik kurumunun Russell gibi bir dehanın kaleminden tekrar okunması gerekir.
ZaferÇ
17.03.2020
1929'da basılıp yasaklanan, 1950'de Nobel ödülü verilen, farklı toplumlardaki evlilik kavramlarının, tek eşililiğin, kollektif annelik, babalığın anlatıldığı, bizlere öğretilenleri sorgulatacak harika bir kitap.
successful
19.12.2019
Valla borçlardan evlenemedik gitti yaşta geçti ne yapalım bizde bu kitapla idare edeceğiz:)
yetkinerdoğan
Kitapkurdu
12.10.2019
Evlilik ve ahlak Russell'in gözüyle aktarılıyor. Okunur...
Cihan Öztürk
27.08.2019
Özellikle evlilik hazırlıkları yapan çiftlerin okumasını tavsiye ederim.
KY-2313710
03.01.2019
evlenmeden önce aldım ama hala okumadım evlilik de geçti :)
Simge He
Kitapkurdu
22.08.2018
İlgini ve merakınız varsa okuyun. Fakat zaten bu konuda daha önce araştırma ve okumalar yaptıysanız, bilmediğiniz çok fazla şeye rastlayacağınızı düşünmüyorum. Ama her kitaplıkta bulunması gerekli.
Hawk-eye
Kitapkurdu
29.06.2018
evlilik ve ahlak anlayışının Russell penceresinden bakmak müthişti.
atsizsuvari
30.01.2018
ayrıntılı bir şekilde aşk, evlilik,boşanma,anne,baba,çocuk açısından farklı bakış açısıyla geçmişte olan yaşanmış ilişkiler ve nasıl yaşanması gerektiğini çözümler sunarak anlatan faydalı bir eser.
teacher_
Kitapkurdu
22.08.2017
Evlilik ve ahlak kavramları üzerine yazılmış ilgi çekici felsefi kitaplardan biri.
hhkiki
24.04.2017
Güzel bir kitap ancak ne yazık ki çevirisi güzel yapılamamış.
1 2