Babam Aşkale'ye Gitmedi
Babam Aşkale'ye Gitmedi
7Yorum
Şener K.
Kitapkurdu
17.11.2025
Zaven Biberyan’ın İstanbul'da Ermenice olarak yayımlanan "Jamanak" gazetesinde 1970'te tefrika edilen “Karıncaların Günbatımı” adlı eseri, 1984’de yazarın ölümünden kısa bir süre önce kitap olarak ve “Babam Aşkale’ye Gitmedi” adıyla yayımlanmış. Kitapta anlatılanlara ve yazarın hayatına baktığımızda anlatılanlarla yaşananların birbiriyle paralelliklerin görüyoruz. Bir nevi otobiyografi diyebiliriz yani. Kitabın ilk yarısı oldukça ilgi çekici iken sonrasında anlatılanlarda tekrara düşülüyor ve biz sürekli kitabın baş karakteri Baret’in oldukça karamsar ruh hali hakkındaki tahlilleri okuyoruz. Kitabın sonu havada kalıyor ve hikaye içerisinde de bir sürü boşluk var. Bu olumsuzlukların dışında yazarın anlatımını beğendiğimi ve o dönem hakkında ilk ağızdan bilgi sahibi olduğumuzu söyleyebilirim.
Ludwik
15.11.2015
Kitap kadar çok konuya değiniyor ki.Sadece bir dönem kitabı olarak düşünülmemeli. Tespitler zamanımıza da ışık tutacak cinsten. Elinize aldıktan sonra kısa sürede bitirmenizi öneririm. Yoksa bir süre sonra kitabın karamsarlığı sizi de sarmaya başlıyor. Ama Türkiye tarihini biraz daha anlamak için mutlaka okunmalı. Babam Aşkale'ye Gitmedi varlık vergisini anlatan bir kitap değildir..
seray.ar
09.01.2015
Anlatım çok akıcı, ilk başladıgınızda elinizden bırakamıyorsunuz. Ama bir süre sonra olayları çok uzatmaya başladıgında, artık sıkılmaya başlıyorsunuz. Zaman zaman çok gereksiz ayrıntılara giriyor, bu da işin özünü kaçırdığı icin, okuma hevesiniz kalmıyor. Ben mesela yarısında bırakmak zorunda kaldım, çünkü çok daraldım.
talk-her
02.05.2012
çok ilginç bir kitap içinizi daraltıyor. sıkıcı desem o da değil. sizde yarattığı ortam ağır bunaltıcı ama o kadar içine alıyor ki bir bakıyorsun sanki kahraman sensin sen uğraşıyorsun o ortamdan çıkmaya çıamadan da bırakamıyorsun. her şey kenara Zaven Biberyan inanılmaz bir edebiyatçı. kitabın kahramanı baret suskun ama inatçı ondan hiç beklenmeyecek şeyleri yapabilecek biri.
ahmet_kk
Kaşif
13.10.2009
Evet "Babam Aşkale''ye Gitmedi" bir döneme mal olmuş bir vergi, dağılanbir aile ve içe kapanık bir oğul. hepsinden önemlisi bu vesile ile yazar yani Baret paranın nelerin üzerini örtüp neleri gün yüzüne çıkardığını hüzünle anlatıyor. Elimden bırakmak istemediğim ve her bölümde kendimizden bir şeyler bulabileceğimiz bir kitap...
takuş
18.12.2006
Varlık vergisinin bir ailenin üzerinde yarattığı olumsuz etkileri o kadar güzel kaleme dökmüş ki Zaven Biberyan.Dedelerimizden ninelerimizden duyduğumuz ve sanki bir masalmış gibi dinlediğimiz o günlerin zorluğunu yaşayan tabi ki daha iyi bilir.Kitap o kadar akıcı bir dille yazılmış ki romanın kahramanı Baret'in yaşadıklarını kendim de yaşamış gibi onunla beraber o dönemlere gittim.O dönemde yaşayan birçok aile parçalanıp büyük zorluklar çekmiş ve kendi yurtlarını bırakıp başka ülkelere göçmek zorunda kalmışlar.Bire bir canlık tanıklar da olunca hayatınızda ve ailenizden de bir kısmının o dönemlerini yaşadıklarını bilince insan daha bir etkileniyor okuduğu satırlardan.Aşkale'ye gitsen bir türlü,gitmesen bir türlü detirtiyor satırlar insana.Kesinlikle bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.
KY-40655
01.08.2005
Varlık vergisinin farklı sonuçları bir ailenin anıları ile etkileyici bir şekilde anlatılıyor.
İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye Cumhuriyeti imzaladığı ticaret anlaşmasına istinaden Almanya'ya silah üretimi için hammadde satmakta idi.Ülkede yoksulluk,kıtlık başlamış ve ekmek karneye bağlanmıştı.Varlık vergisi uygulanmaya başlamışdı.(12.11.1942 yılında TBMM de kabul edilerek yürürlüğe girmiştir.) Belirlenen rakamı ödeyemeyen azınlık işadamları Erzurum'un Aşkale kasabasına zorunlu çalışmaya gönderiliyorlardı.Aynı dönemde azınlık vatandaşların bir bölümü demir yolu ve havaalanı inşaatlarında çalışırken bir bölümüde yol yapımı ve taş kırma işlerinde çalıştırılmak üzere Nafıa (Bayındırlık işleri bakanlığı ) emrinde çalıştırılıyordu.
Romanın baş kahramanı Baret üçbuçuk yıl aradan sonra evine döner,ancak artık hiç bir şey eskisi gibi değildir.Aile yuvasının perişanlığını görür,kendiside artık eski Baret değildir.Evin babası Aşkale'ye gitmemek için Varlık Vergisini son kuruşuna kadar ödemiştir ve artık hiçbir birikimleri kalmamıştır.Yiyecek ekmeğe muhtaç hale düşmüşlerdir.Ev halkı bu güç koşulları babanın yüzüne vurmakta her şeyden onu sorumlu tutmaktadır.Akrabaları tarafından yardım edilmek yerine dışlanmaktadır.Baret'te eski kimliğinde değildir.Topluma yabancılaşmış,herkese kin duymakta hatta bir kötülük timsali haline gelmiştir.Babasının ölümünden sonra evi terkeder.Pera'da çeşitli işlere girer çıkar,çok zor şartlar altında pansiyonlarda yaşar.Sonradan zengin olma akrabaları kendi değer yagılarına uymadığı için,onların yanında çalışmayı rededer.
Kitabın son sayfasını çevirdiğinizde şunu düşünüyorsunuz;babanız vergiyi ödemeyip Aşkale'ye gitsede,vergiyi ödeyip Aşkale'ye gitmesede aileniz parçalanmış oluyor.
(Bir de başka yeni bir sınıf ortaya çıkıyor )Her bunalımlı dönemde olduğu gibi para ortadan yok olmuyor sadece el değiştiriyor.
Kitapta özellikle ruhsal tahliller çok başarılı.
Oldukça düşündürücü bir eser.
Bu kitabı okumanızı tavsiye ediyorum.