Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey
Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey
73Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey
Zaten pek bir şey anlamıyorum, anladığımı unutuyorum, unuttuğumu hatırlamıyorum -bilinçli bir şekilde hatırlamamanın patenti bana aittir- falan, ortaya çıkanlar can sıkıntısını ötelemek için faydalı, onun dışında bir kere dönüp bakmış değilim ne yapmışım, ne okumuşum, ne olmuş, neymiş, bilemiyorum ve daha iyisini yapayım, daha eli yüzü düzgün olsun diyemiyorum, hayatta hiçbir şey için hiçbir şey diyemiyorum, her şeye tamam ama bu son iki üç kitabı, bir de bunu gerçekten hacamat ettim, edeceğim. Kusura bakmayayım ama hiçbir şeye zaman ayırasım yok, bir buna on beş dakikamı verebilirim, sonrasında The Wolfpack'i bitiririm, kimsenin ilgilenmeyeceği uğraşlarla şu anı kaybederim, nereye gideceğimi biri söylerse oraya giderim. Biri bir yere gitmemi söylesin istiyorum. Söğüt'ten bir ortalık hikâyeler romanı daha. Ortalık; dileyen birini seçip giyebilir ve kimliğini değiştirebilir, bir ölünün yerine geçebilir, bir hayatı kaldığı yerden devam ettirebilir. Yazılan, yazılmayan hayatların içinde kayboluş, cinslerin eşliği, belirsizliğin getirdiği tekinsiz dünya, ara sokakların fahişesi, fahişeye aşık bir yazar, Madam Arthur Bey'in madamlığı ve beyliği, zamanın ve dünyanın enginliğinde son bir hava kabarcığı. Madam Arthur Bey'in yaşadığı Kara Yalı yola ve denize bakıyor, önünden bisikletler, arabalar ve gemiler geçiyor. Sayısız insan eder bu. Maria bir gün çıkıp geliyor ve yalıya sığıntı oluyor. Balkan memleketlerinden kaçan Maria'nın çocuğu ve eşi orada kalmış, siyasi karışıklıklarda öldürüldüler. Eşi mi öldürmüştü çocuğu, isyancılar mı, Maria mı kaçmıştı, eve gelip Madam Bey'in kendisini kabul etmesini mi ummuştu, öyle bir şeydi. Sonuçta o evin vanilyalı kurabiyelerini ve çayını Maria'dan sorar oldular, Madam Bey kadını da bir replikası haline getirdi, acıları hariç. Maria konuşmamış olabilir, kelimelerinin ağzından çıkmalarına engel olmuştur ki acısı da içinde saklı kalabilsin. Her konuşma bir başka kişiyi aralar, öyleyse hiç konuşmamak hiç kişi olmak demek. Bir şey olana kadar. Pozisyon almaya zorlanır insan, yaşamın neler getireceği bilinmez. Mesela Olcayto. Olcayto roman yazmak istiyor, Neslihan'a aşık ama karşı penceredeki Neslihan hayatın kendisini sürüklediği kadınlığını yaşamak zorunda, Olcayto'ya pek teşne değil. Belki Olcayto'nun ürünüdür. Olcayto bir roman yazmıştır, romanda Neslihan'ı yaratmıştır da başlardaki falcı kadın, şu kanat kesiği ele gelen falcı, Neslihan'ın annesidir, neler nelerdir, Olcayto'nun yazdığı gerçekler ve yalanlar dünyayı genişletir de her türlü ihtimali göz önüne getirir ya, Madam Bey'in "dünya çok büyük, zaman çok geniş" safsatasına çıkarız. Dünya büyük, zaman geniş, öyleyse insanların karşılaşmaları mümkün değil. Aralarda büyük boşluklar varsa kimse birbiriyle anlaşamayacaktır, önce doldurulmak gerekir. Olcayto'nun işi. Olcayto Madam Bey'in evine gidiyor da beyimiz berjer koltuğunda oturuyor, üstelik bu koltuğun lafzı birkaç kez geçiyor, üstelik Söğüt Bernhard'a bir muziplik yapıyor da sarmal yapıyı, anlatıyı ödünç alıp kendi karakterlerini de işin içine katınca kesilen odunların sesi Madam Bey'in bahçesinden duyuluyor sanki. Madam Bey'in kurmak istediği hayaller/hayatlar var ve Olcayto'dan daha iyi bir kalemi yok, tanışmalarının ardından bir dolu fotoğrafı Olcayto'ya vermesinin anlamını farklı yaşamların özlemine bağlarız. Bence. Böylece Olcayto fotoğraflardaki işkence anları yüzünden yavaş yavaş delirirken, annesinin kim olduğunu merak ederken, kendi yaşamını en baştan kurmaya çalışırken yavaş yavaş Madam Bey'in zapt edici hayallerinin etkisinde kaldığını fark eder. Evi taşlamaya gittiğinde içeri girer ve ölmek üzere olan Madam Bey'in yerine geçer. Uydurukçuluk bir makam gibidir, sürmesi gerekir ve Olcayto'dan daha iyi bir uydurukçu yoktur. Madam Bey'in işkence fotoğrafları. Beyimiz siyasi olayların patlak verdiği zamanlarda işkenceci olabilir, Maria kendi çocuğunu öldürmüş olabilir, diğer karakterler hiç var olmamış olabilir, iş kurguysa oyunun sonu yok. Güzel bir oyun oynuyor Söğüt.
Kübra Aydınlı
Kaşif
04.02.2025
Mine Söğüt efsanesi bu kitapta da devam ediyor
demirgizem
11.11.2021
Mine Söğüt okumayı çok severim. Her zaman içine alıp kuşatır beni yazıları ama bu kitapta çok zorlandım okurken
Gamze Özçelik
Kitapkurdu
07.05.2021
Begenıp begenmemekta arada kaldıgım kıtap 5sevım apartmanı gergedan deli kadın hikayeleri kıtapları daha iyiydi
olga33
23.02.2021
Evet gerçekten kasvetli bir kitap ancak gerçekleri çok çarpıcı bir şekilde anlatıyor. İçinde kesinlikle okunmaya değer çok fazla yer vardı. Mine Söğüt inanılmaz bir yazar.
edartici
26.01.2021
Mine Söğüt'ün Kırmızı Zaman kitabını beğenmiştim ama bu kitap bana oldukça anlamsız geldi. Son dönem Türk yazarları okumayı gerçekten sevmiyorum. Gerçeküstü yazacağız diye saçmalıyorlar çoğu kez.
Kumsal Dalí
10.01.2021
Zor bir kitap, beğendim
miyumiyu
Kitapkurdu
22.12.2020
Mine Söğüt hayranı olarak bu kitaptan da beklentim yüksek. Yazar büyülü bir anlatıma ve farklı bir üsluba sahip. Bu eserini de seveceğime eminim.
muhammed hikmet aydoğan
bırbırınden ılgınc ınsanlar bır arada. kıtap ınsanı o ılgınçlıge surukluyor
Kbroznrclk
Kitapkurdu
30.11.2020
Yine mistik yine havadar yine gerçek olmayan ama yüzümüze vuran gerçekler.. Mine Söğüt'ün kalemi alır götürür .
neverlandpp
10.10.2020
Çok farklı bir kurgu ve tarzda yazılmış.
Sultan ana
19.08.2020
Mine Söğüt un tarzı gerçekten çok farklı . Onu sevenler ancak bu kitabı sevebilir
karahindibaaa1
Kitapkurdu
28.05.2020
Mitolojik eser okumayı sevenler için çok güzel ve değişik bir kurguyla yazılmış eser...
KY-669273
10.05.2020
Mine Söğütün bu kitabı da çok güzel.Kalemi ,anlatımı, kurgusu bakış açısı çok farklı bir yazar Mine Söğüt. Okunmalı ..
KY-1338742
24.03.2020
Kara Yali'da gizlenen kadinadam Madam Arthur Bey,ne kötülük hayal etse gerçek oluyor.Sonu ölümle bitiyor.. Ve sevgili Keşşaf Hanuman bu hayallerin fotoğrafını çekebiliyor. Çekilen fotografları bir sahafta bulan Olcayto,onlardan bir roman yazmayı düşünüyor. Ama o resimlerdeki kişileri, geçmişi ,sirlari öğrenmek istiyor. Herşeyi bilen hayat kadını Nagehan.. Her cinayeti bilen antikacı Kedileş... Kara Yali'da kaybolan Rulat Ran.... Savaştan kaçan ve evladını kaybeden dilsiz Maria aslında Olga.... Kimliğini arayan Şehnaz Hanuman'i tanımalı.. Hepsinin tuhaf,karmaşık hikayesi var ve sonu Kara Yalıya bağlanıyor. Herkes hayatından kurtulmak ve olanları unutmak ister.Herkes bbirbirine dönüşür, herkes bir başkası olur. Gizem...Sırlar...Ölüm.... Görmezden gelinen sorunlar....Iktidar..Tarih....Kimlik sorunu.... #alinti "Hayırlara bu kadar kolay boğun egmeyin." Ürpertici bir roman...Hayatin gerçeklerini masalsı anlatıyor.
HopeandDarkness
Kitapkurdu
24.02.2020
Çok beğendim. Mine Söğüt alışılagelmişin dışında.
Nalan Akan
Kitapkurdu
18.02.2020
Mine Söğüt'ün en zor okuduğum kitabı oldu.İç karartıcı bir roman.Hayatta hep güzel şeyler olmuyor kötü şeyler de var ve hepsi bu kitapta toplanmış gibi.Kurgu güzel anlaması biraz zor ama güzel.
Baransel Gülten
Kitapkurdu
06.02.2020
Mine Söğüt kapkara bir ortamda geçen romanında 80 ihtilali sonrası faili meçhullere, işkencelere değinirken, birbirine girmiş grift hayatları anlatıyor. Tüm olaylar Kara Yalı’da birbirine düğümleniyor. Fazlaca psikolojik tahliller ve betimlemeler içeren kitap oldukça karanlık bir kitap. Ancak çok güzel kurgulanmış bir öyküsü var. Bence okunması gereken bir kitap.
Özgür Aslan
10.12.2019
Sonunda şaşırana kadar geçen sürede oldukça tuhaf bir dünyaya sizi davet eden bir eser.
ss2702
Kitapkurdu
14.11.2019
mine söğüt severek okuduğum bir yazar buda o harika eserlerinden biri.