Saçmalıklar Çağı & Modern Hayat Neden Mutlu Olmayı Zorlaştırıyor?
Saçmalıklar Çağı & Modern Hayat Neden Mutlu Olmayı Zorlaştırıyor?
23Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Saçmalıklar Çağı
Bu iyi, çağın saçma sapan alışkanlıklarına sahip olmadığımız zaman "çatlak" olarak damgalanacağımızı ve bunun gayet normal bir şey olduğunu söylediği için bile iyi, cep telefonlarını öyle veya böyle kullanmamız gerektiğini, dünyaya belli bir ölçüde uyum sağlamanın mutluluk getireceğini dayatmadığı için bile okunur. Domingo'dan çıkan başka bir kitapta orta yolcu fikirler vardı, uyumsuzluğun ıstırabını dile getirmeden dünyadan çıkış yollarının banal, bayatlamış güzergâhlarını vermekten öteye gitmiyordu kitap. Foley hastalıklı bir topluma uyum sağlamanın sağlıkla bir ilgisinin olmadığını söylüyor, yani kabul edilmenin nimetlerinden faydalanabiliriz ama içeride bir yerde her şeyin yanlış olduğuna dair bir şeyler içimizi kemirir durur. Biraz hassassak deliliği görmezden gelemeyiz. İlk bölümde "mutluluk" var. Herkes daha fazlasını hak ettiğini düşündüğü için tatminsizlikten ölmek üzereyiz. "Mutluluk gibi bayat, eski bir terim için fazla bilgili, fazla sofistike, fazla alaycı, fazla bilge, fazla post-her şeyiz." (s. 2) Mutluluğun tanımı da muğlak biraz, çizgileri belirsiz olduğu için, Arendt'e göre "erdemli eylemlerin doğaları icabı görünmez kalmaları gerektiği" de hesaba katılırsa mutluluğun dilsiz, sadece hissedilen, düşünüldüğü zaman uçup giden varlığı bizi çıkmaza sokuyor. Dünya ve benlik arasında kurulamayan anlam birlikteliği mutluluk için gereken sessizliği sağlayamamamıza neden oluyor. Asgari ölçüde insani ilişkilere gereksiniyoruz ama etrafımızda "ışıltıyla gülümseyen depresifler" var, bu insanlarla birlikte yaşamak oldukça yorucu. Karakter değiller, tip olarak yaşıyorlar ve belli bir yüzeyselliğin ötesine geç(e)miyorlar. Fromm'a göre "anonim otorite" bu şekilde ortaya çıkıyor. "Anonim otoritenin en etkin numarası, tavsiyelerini aksiyom (doğruluğu genel kabul gören önerme) kılmasıdır. Genel kabul görmüş fikirlere ve anlayışlara karşı çıkmak mümkün değildir; ancak çatlaklar böyle bir şeye kalkışabilir. Bu da bir başka aksiyomdur. Şimdiki yaşantımız, doğa yasası gereğidir." (s. 11) Seneca'dan bir alıntı var, yarını düşünüp bugünü çöpe atan insan için huzur diye bir şey mümkün değil. Tüketimsel bir itkimiz var, kendimizi bir ürüne çevirip tükendikten sonra değiştirmek de bunun içinde, bir insan bu açıdan kendini ne kadar değiştirebilirse. Selfie çekip her yerde paylaşmak herkes için aynı anlama gelmeyebilir ama derinlerde bir yerde kendini bir ürüne dönüştürme ihtiyacının getirisi/götürüsü de olabilir. "Ben bir ürünüm, kendimi bu biçimde inşa ettim, bir değerim var, ona göre." Sonra başka bir selfie, böyle gidiyor bu. Mantıklı bir hale getirilen saçmalıklar yüzünden her birey kendi saçmalığını üretebilir ve tüketebilir durumda. Sorumluluk duygusunun ortadan kalkmasıyla otoriteye yakınlaşıyor insan, başkasının verdiği kararlardan mesul değiliz, rahatız o zaman. Başımıza gelen kötü şeylerden sorumlu tutulacak birileri, bir şeyler her zaman olacak, böylece talihsizliklerin etrafından dolanabileceğiz. Şahane bir kendini kandırma mekanizması bu, kırılması için insanın bir an durup düşünmesi gerekiyor ama bu da mümkün değil, düşünmemizi engelleyecek milyon tane etken var. Her yerde yüksek sesle çalan müzik, motor sesleri, gözü kör edecek ışıklar var, dikkat dağınıklığı çağın gerekliliği gibi gözüküyor. Aynı anda sekiz kitabı birden okumaya çalışmak, birkaç işi aynı anda götürmeye çabalamak -tabii bu bir şekilde zorunluluktan yapılmıyorsa- canımıza okuyacak dünyanın elini güçlendirmek anlamına geliyor. Bunun bir etkisi de bireye olan inancın azalması olarak ortaya çıkıyor, insanlar artık tek başlarına kitap bile okuyamıyorlar, bir okuma grubu şart. Bir şeyler yazmak için atölyelere gidiliyor, yalnızken yapılan işler değersiz olarak görülüyor. Sessizlik, yalnızlık bir nevi ölüm, acımasızlığın somutlaşmış hali. "Uygulamalar" bölümünde saçmalıkların derli toplu halleri var, ilk kısım "iş"in saçmalığına ayrılmış. Grup çalışmaları, saçma sapan etkinlikler, takım oyunu, dozunda mizah, rahatlama alanları ve anları, bireyi biçimlendiren bir dolu baskı mekanizması. Saçmalık çağımızın mutluluk kaynağı olabilir, son bölümün konusu bu. Bir çuval para harcayarak kendi gitarımızı yapabilir, en kısa sürede en çok hamburgeri yeme şampiyonu olabiliriz, bunlar bizi mutlu eden şeyler olabilir. Kendimize özgü bir şeyler yapmak yani, bizi yanılgıya düşmeden mutlu eden şeyleri bulmak. Eh, başarırsak yırtıyoruz işte. Algan Sezgintüredi çevirisi. Bazı cevaplara ihtiyacınız varsa buraya bakınız.
dr_ekrem
21.01.2025
Kendinizi tekrar sorgulamanıza neden olacak okuması keyıflı ve akıcı bir dil ile yazılmış
UnaMujer
Kaşif
14.10.2024
cok akıcı bir kitap nasıl bitti anlamadim bitince de üzüldüm
anatoliantulpar
Kitapkurdu
20.08.2024
Harika bir zihinden çıkan çok güzel bir eser; derin düşüncelerin, insan ruhunun ve toplumsal yapılarını bir bir aktarmış. Sonu “loji” ile biten birçok bilim dalını karıştırıp çok güzel bir çorba yapmış. Bu çorba sizi hem güldürecek hem düşündürecek türden bir kitap. Başucu kitaplarından oldu.
Elif YILMAZ
21.06.2022
Malesef bitiremedim, kitap bir türlü akmadı okurken
personalı
Kitapkurdu
06.02.2022
Ciddi düzeylerde gözlemlerin ve araştırmaların bir ürünü olduğunu okudukça daha iyi anlıyorsunuz.
aycaybay
10.12.2020
Mutluluk endüstrisine dair pazar piyasasının nasıl işlediğini anlayabilmek için son derece faydalı bıldum
black_lola
Kitapkurdu
29.07.2020
Muhteşem bir modern dünya eleştirisi...
emmeligömmeli
15.02.2020
modern hayatın tezatlıklarını çok iyi şekilde belirlemiş olup bu tezatlıklara kendisinin düştüğü durumları örnek göstererek aktarması çok başarılı . dili çok eğlenceli . yazarın 80 yaşında olduğunu kitabın son bölümünde anlamıştım . tavsiye ederim.
clsknfatma
31.12.2019
Bu kitabı okumadan önce sisfos söyleni'yi de okumanızı tavsiye ederim. Güzel bağlantılar var
Sefistik
31.03.2019
Mutlu olmak bir hak değildir. Mutluluğu hak etmek için çabalamak esastır. Stoacılar bu kitaba bayılacak!
Burcu Dinçel
26.12.2018
Modern dünyayı gözler önüne seren bir yapit
Serkan BALCI
Kitapkurdu
28.03.2018
muhteşem bir sentez.Şok edici sarsıcı.
Mehmed Turan
Kitapkurdu
20.11.2017
Şok edici sarsıcı. Modern dünyayı ve ve modern yaşamı anlamak için.
sevdamustafa
18.04.2017
ben bu kitaba bayıldım.muhteşem bir sentez.toplumsal ve kişisel olarak yaşadığımız sorunlara harika parmak basmis
elasel
07.01.2016
illaki okunması gereken bir kitap değil ancak yine de okunabilir.
Tarık Buğra Han
Kitapkurdu
29.01.2015
Çevirisi çok kötü akıcı değil. Aldığıma pişman oldum. İyi bir okur olarak kitabın sonunu getiremedim. Cümlenin başı sonu belli değil, anlatım bozukluğu var, akıcılık kötü...
Tarık Buğra Han
Kitapkurdu
28.01.2015
Dili ya da çevirisi çok kötü. Cümlelerin başı sonu, özne yüklem uyumsuzluğu fazla. Anlaşılmıyor akıcı değil. Tavsiye etmem, sonunu getiremedim...Ne başı ne sonu belli, ne düşünce belli.
kombi
13.07.2013
Söylemek istediği pek çok şeyi olan ve bunların hepsini bir anda size anlatmak isteyen yaşlı amcalar vardır. Kitabı okurken kendimi bu yaşlı amcaları dinler gibi hissettim. Kitapta ilgimizi çekecek pek çok somut tespit ve deney olmasına karşın bunların yorumlanmadan arka arkaya sıralanması size bir zihinsel yük getiriyor. Eğer benim gibi genellemeleri sevmiyorsanız kitaba bağlanmanız zorlaşıyor.Ancak yine de bahsettiğim ilgi çekici tespitleri öğrenmek adına okunabilir bir eser olduğunu düşünüyorum.
zahriyer
Kitapkurdu
02.06.2013
çok şey anlatan ama aslında hiç bir şey söylemeyen bir kitap. gereksiz, vakit kaybı olduğunu düşünüyorum.
1 2