Yorum yapan arkadaşların yorumları bana çok ilginç geldi.. Özellikle en alttaki yorumcunun kilise, ingilizce isim ve misyonerlik kelimelerini neden kullandığını anlamakta çok güçlük çektim. Kitabı henüz dün gece okuyup bitirdim lakin ne kilisler hakkında ne İngilizce kelimeler ne de misyonerlikle alakalı bir şey hatırlamıyorum. Arkadaş Ankara Çiğdemi ile ilgili anlatılanlarda adı geçen bir kaç yabancı kişi yüzünden mi bu kanıya kapıldı acaba? E bunu da tabii karşılamak lazım. Sen ilimden fenden uzaklaşır, medresede kafanı bir dünya uhrevi bilgi ile doldurursan elin gavuru gelir senin Ankara Çiğdemi'ni identife eder ve adını verir.
Kitap hakkında da biraz yorum yazmak isterim. "Alıç Ağacı ile Sohbetler"i de okumuş ve hocanın doğa ve memleket sevgisini algılamış birisi olarak bu kitaptan daha büyük bir haz aldım. Bir bilim adamı konusuna çok hakim olabilir, o konu hakkında çok derin bir birikim elde etmiş olabilir ancak çok azı hocanın sahip olduğu yazın yeteneğine sahip olur. Lafı çok uzatmaya gerek yok, hocanın kitabın girişinde bulunan şu sözleri bence her şeyi özetliyor;
"İşte kepeneğini sırtlamış , cigarasını tüttüren ve treni seyreden çoban. O, bu ovanın masallarının kahramanıdır, bilgedir. Büyükler, zenginler hep ondan akıl danışır. Bütün ömrünü hep bir başına stepin beyaz günlerinin ıssızlığı, parlak yıldızlı gecelerin sessizliği içinde geçiren ve düşünen adam ermez de kim erer? "