Osmanlı üzerine yapılan çalışmaların ülkemiz için iki boyutu var:Osmanlıyı anlayan, seven ve sevdirmeye çalışanlarla Osmanlıyı sevmeyen, anlamayan; ama sevenlerin gözünden düşürmeye çalışanlar. Bilimsel bir gözle Osmanlı'dan kendilerine pay çıkarmaya çalışanlar ise dışarda yaşıyor.Onları Amerika, eski Rusya... gibi isimlendirmeye bilmem gerek var mı?
Bizde sevenlerin yazdıkları biraz abartılı.Sevmeyenlerinkiyse bizden olmayan birileri okuduğunda hayretten başka söz edemeyecekleri cinsten.
İsmail Çolak kalemini, günümüz dünyasında yaşanan en önemli konuları işlerken ister istemez buralarda Osmanlı olsaydı böyle mi olurdu, içgeçirmesine adamış.
Tarih yazma ve Osmanlıyı anlaşılmama buhranından kurtarma gibi bir kaygıyla yaklaşmamıştır, diyebilirim; ancak zaman zaman dili bilimsel olmaktan çıkıyor Çolak'ın. Sevmediğini belli eden kelimeler bunlar.Bunlar olmasaydı daha iyi olurdu, diyorsunuz.Ne var ki, ortadaki hadiseleri gördükten sonra, siz de onun kelimelerini kullanmaya başlıyorsunuz.
Değişik zamanlarda kaleme alınan yazılarda bir tutarlılık olmaz genellikle.İsmail Çolak, görüşlerinde bir çizgi tutturarak sağlam kaynaklardan aldığı belgelerle hadiselere objektif bakmayı başarmış.
Tarihçi yazar olmaya yakın duran yazarımızı, Osmanlıyla ilgili başka eserlerde de görmek umuduyla...