çok tuhaf, çok tekinsiz bir yolculuk yapmak isterseniz ki bence isteyin...
“Buz yeryüzünün kıvrımı üzerinde, dağlar ya da denizler tarafından engellenmeden, her gün sürünüyordu. Acele etmeden, duraklamadan, sürekli şehirlere yaklaşıyor, giriyor, onları dümdüz ediyor, kaynayan lavların yağdığı kraterleri dolduruyordu. Amansız bir düzen içinde dünyayı boydan boya yürüyüp geçen, yollarındaki her şeyi ezen, silip süpüren, imha eden, buzlu dev taburları durdurmanın yolu yoktu.”
“Kafka’nın kız kardeşi” diye anılan Anna Kavan’la (ki gerçek adı Helen Woods, müstear soyad olarak seçtiği Kavan’da zaten bir Kafka anıştırması var zaten) sonunda, sonunda tanıştım ve büyülendim. Kavurucu bir sıcakta okuduğum kitapta tarif ettiği buzu iliklerimde hissettim, üşüdüm resmen. Çok çizgidışı, kategoriler üstü bir metin bu, tek bir biçimde (distopya? bilimkurgu?) tanımlamak imkansız. “Kafka’nın kız kardeşi” denmesi de boşuna değilmiş anladım, dünyanın her yerinde geçen bir anlatının insanı bunca sıkıştırması, hapsetmesi inanılmaz bir şey, binlerce kilometre yol giden karakteri izlerken tek bir odaya kapanıp kalmışsınız gibi hissettiriyor yazar size - Kafkaesk’in dibi.
Dünya durmadan soğuyor, buz kütleleri gezegeni kuşatıyor. Anlatıcımız gümüş saçlı bir kadının peşinde, onu bulmak, “korumak” istiyor. Kadın kaçıyor. Arkasında buz, önünde gümüş saçlı kadın, bir kovalamaca takip ediyoruz. Okuduklarımızın hangisi gerçek, hangisi rüya, hangisi anlatıcımızın zihninde anlamak güç, ateşli bir rüyada gibi iç içe geçmiş her şey. Goodreads’de Mehmet Baran’ın kitaba dair yorumu bu katmanları ayırmak için çok aydınlatıcı bir izlek sunuyor; spoiler olmaması için aktarmayacağım ama Kavan’ın kitaba serpiştirdiği ipuçlarını çok doğru tespit ettiğini düşünüyorum. Sadece şunu söyleyeceğim: üç değil, iki ana karakterimiz var bence de ve hayır, doğrusal bir anlatı okumuyoruz. Bu perspektifen bakınca bu kitabın o meşhur “edebiyattaki şeytani ikizler” literatürü içinde değerlendirilebileceğini düşünüyorum.
Kitabı okumamış birine tarif etmek çok zor olduğu için bu da müphem bir inceleme oldu ama olsun varsın. Kitap bence kusursuz, Selahattin Özpalabıyıklar’ın çevirisi muazzam. Çok tuhaf, çok tekinsiz bir yolculuk yapmak isterseniz ki bence isteyin, lütfen okuyun bu kitabı.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
yazarın kitabı uyuşturucu etkisindeyken yazdığı rivayetini göz önünde bulundurursak tam da o seviyede bir kitaptı, okuma kültürü oturmuş okurlara tavsiyemdir.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
okuduğum en tekinsiz kitaplardan biri. okurken sayfaları, kitabı, kendimi, beynimi ve hayatımı sorgulamama neden oldu. sıcak bir yaz günü güneş tam tepeden gelirken bitirmiştim bu kitabı.yine de üşüyordum.
Bir gecede bitti, son zamanlarda okuduğum en güzel kitap olabilir. Düzenli bir zaman-mekan algısı seven/arayanlar ve altmetin okumayı sevmeyenler pek hoşlanmayabilir.