Naçizane yorumumu yapmadan hemen önce, her zaman yapmış olduğum gibi, yazacağım yorum hakkında bir ön bilgilendirmeyi siz kıymetli okuyuculara borç biliyorum. Öncelikle çok sıkı bir bilimkurgu (ve fantastik kitap) okuyucusu olmadığımı süratle söylemem gerek; böylece yapmış olduğum yorumun yalnızca meraklı bir okurun klavyesinden çıkmış olduğunu da hatırlatmış olurum. Ayrıca elimden geldiğince “spoiler” vermeden bir anlatı sunmaya çalışacağımı da hemen belirtmeliyim ki, bu durum yazının bir miktar sığ olmasına sebebiyet verecektir. Elbette bunu gelebilecek eleştirilere karşı bir ön “apologia” olarak da değerlendirebilirsiniz ki pek de yanılmış olmazsınız.
Gelelim Dune’a!
Nereden başlayacağım hakkında emin olmasam da, okuduğum en sıkı bilimkurgu romanı olduğunu söylerken herhangi bir tereddüt yaşamıyorum. Kurguya hayat verilirken çok ciddi bir ön hazırlık yapıldığı son derece açık bir şekilde görülüyor. Yaratılan evren, yaşanabilir gezegenler, uzay-zaman arasında yapılan yolculuklar, kudretli hanedanlar, imparatorluk ve muhteşem bir ekolojiye sahip, baharatı ile meşhur, Arrakis (namı diyar Dune gezegeni)! Tüm bu mekânlar ciddi bir siyasi, dini, felsefi, ekonomik ve askeri kurgu ile birbirine bağlanmış. Aynı zamanda yazarın tüm bunları yaparken klasik Yunan, Roma ve biraz da Arap mirasından etkilendiğini söyleyebiliriz ki bu yapıtı çok daha etkileyici bir hâle getirmiş durumdadır. Özellikle Latince ve Arapça tabirler ile anlatı çok güçlendirilmiştir. Kurgu her ne kadar 10.191 yılında başlıyor olsa da, henüz ilk kitapta tam olarak anlatılmayan bazı gelişmelerden ötürü (Hanedan ve Cihat üçlemesini okumadım ancak anladığım kadarıyla Dune’da anlatılardan öncesini konu ediniyorlar), makineler (yapay zekâ) ve insanlar arasında yaşanan savaşın sonunda insanlık makineleri kalıcı olarak yenilgiye uğratmıştır. Bu zafer sonrasında ise insanlık, görece ilkel denebilecek bir biçimde (imparatorluklar, hanedanlıklar, batıl inançlar, kılıçlar ve uzay gemileri!) yaşamaya başlamış fakat zihinsel bazı yeteneklerini de geliştirmeyi ihmal etmemiştir.
Kitabı genel olarak çok sürükleyici bulduğumu belirtebilirim. Ancak kitabın ilk yarısı, son kısmına nazaran bir miktar daha durağan gelebilir bu durağanlığa çok aldanmayın; fırtına öncesi sessizlik! Yazar birçok kavram yahut terim ürettiğinden ilk bakışta bu yeniden üretimler zorlayıcı olabilir fakat bu zorluk kitabın sonuna eklenmiş olan terminoloji sözlüğü sayesinde kolayca aşılabiliyor. Elbette yazarın, yukarıda da bahsetmiş olduğumuz üzere, Arapçadan da etkilendiğini ve Fremen adlı topluluğun isimlendirilmesinde özellikle bu etkiyi göreceğinizi de belirtelim. Dune serisinin dilimizde birkaç farklı çevirisi daha bulunmakta ve bu çevirilerde bazı kavramlar yahut terimler elimizdeki kitaptan bir miktar farklı çevrilmiş olabilir. Benim bu noktada dikkatimi çeken ilk fark; “Prophet” kelimesinin bir çeviride “Kâhin”, İthaki çevirisinde ise “Peygamber” olarak tercih edilmiş olmasıdır. Açıkçası bana “Kâhin” daha doğru bir çeviri gibi geldi, ancak bu konuyu işin uzmanlarına bırakmakta fayda vardır. Dolayısıyla elinizde farklı yayınevlerinden çıkan çeviriler varsa aynı yayınevinden devam etmenizi tavsiye ederim. Kitabın, elimizdeki çevirisi son derece iyi, mizanpaj kusursuz ve cilt harika. 700 sayfalık bir kitap olmasına karşın hiçbir sıkıntı olmadan kolayca ve hasarsız bir şekilde okunması mümkün. İthaki’ye bizi yeniden Dune ile buluşturduğundan, kitapyurduna ise bu buluşmayı ayarlamasındaki incelik için teşekkür ederiz.
Son olarak yakın zamanda gösterime girmiş olan: “Dune: Çöl Gezegeni” adlı filmi de hatırlatmalıyım. Okumaya başlamam ile filmin gösterime girdiği tarihin birbirine çok yakın olması benim için harika bir tesadüf oldu. Okuduktan hemen sonra (yaklaşık 1.5 yıldır gitmediğim) sinemaya giderek bu muhteşem filmi izleme ayrıcalığına da sahip oldum. Filmin kesinlikle saçma sapan bir romantizme kurban gitmemiş olduğunu ve kitabı (elbette bazı eksiklerle) çok iyi bir şekilde yansıtmış olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca Hans Zimmer tarafından hazırlanan müzikler tek kelime ile muhteşemdi! Bence hâlâ daha vakit varken önce kitabı okuyup (ilk 400-420 sayfa) sonra da filmi izlemek harika bir tercih olacaktır. Bence acele edin!
Herkese bol kitaplı, sağlıklı günler!
Okuması keyifli bir yorum olmuş, ben seriyi duymuş ama okumaya fırsat bulamamıştım, açıkcası filmi çıkınca meraktan sinemaya gittim ve filmden çıkınca "hemen kitabı almalıyım" dedim ve siparişimi verdim. Film kesinlikle çok iyiydi kitabını merak ettirtti okumak için sabırsızlanıyorum , yorumunuz da bunun üstüne çok iyi oldu teşekkürler
Yorum iyi insanı satın almaya gaza getirir bir etkiye sahip. Elbette önbilgilendirmeden ötürü bu yoruma mütevazi itirazlar sunacağım.
Kitapla ilgili açıklamalar, okuyucu entegrasyonu vb durumlara çoğunlukla katılıyorum bu noktada belirtmekte yarar gördüğüm bir detay arthur c.clarke sevenlerin mutlaka benimseyeceği türden bir eser. Bu yorumda kesinlikle ters düştüğüm kısım ise filmle alakalı kısmı. Eğer benim gibi hayalinizde canlandırma güçlüğü çekiyorsanız filmi kitaba başlamadan bile izleyebilirsiniz. Zaten 250.sayfaya kadar filmin %90'ı bitmiş oluyor. Film gerçekten çok etkileyici kitaba başlarken çok beğenmemiştim ancak film ikna ediyor. Yorumumun başında da belirttiğim gibi arthur c.clarke sevmeyenlere tavsiye etmiyorum. arthur c.clarke'tan ayrılan tek yanı nispeten daha gerçekçi bir ütopya sunması.
Bilimkurgu olduğu kadar distopya olarak da tanımlayabileceğimiz romanda yazar, insanlığın her döneminde geçerli olan politik, dini, ticari, ekolojik sorunları okuyucuya aktarmaya çalışmış.
Bir imparatorluk tarafından yönetilen evrende Dune veya Arrakis olarak adlandırılan gezegen, sadece burada çıkarılan çok değerli bir maden nedeniyle ilgi odağı konumundadır. Gezegeni imparatorun izniyle yöneten hanedanlar, bu işten çok büyük kazanç elde etmektedir. Günün birinde imparatorun gezegeni yöneten hanedanı değiştirmesiyle gezegende geri döndürülemez bir kargaşa çıkacaktır.
Yazar, romanda gezegenin yönetimini elde etmek için yapılan gizli kapaklı antlaşmaları, imparatorun kendisinin de dahil olduğu komploları, ihanetleri, siyasi çalkantıları anlatıyor.
Dune Gezegeni'nin yerli halkı olan Fremenler'in yüzyıllar boyunca efsanelerle ve dini mitlerle koşullandırıldıkları kurtarıcılarının ortaya çıkmasıyla gezegendeki iktidar savaşı farklı bir boyut kazanıyor.
Gezegendeki suyun insanların kendi terlerini toplayıp tekrar kullanmalarını gerektirecek kadar az ve değerli olması ile yazar, belki de günümüzde dünyamızda iyice ortaya çıkmaya başlayan su sorununu da öngörmüş oluyor.
Bilimkurgu severlerin ilgiyle okuyabileceği bir roman olmasına rağmen okuyuculara hikayenin burada bitmediğini ve serinin toplam 6 kitaptan oluştuğunu hatırlatmakta fayda var.
"Umut gözlemi bulandırır." (s. 25)
"Zihin bedene emredince beden itaat eder. ama zihin kendi kendine emredince direnişle karşılaşır." (s. 81)
"Bir şeyi tamamen kontrol etmenin yolu, onu yok edebilecek güce sahip olmaktır." (s.614)
Orijinal seri sırasıyla Dune, Dune Mesihi, Dune Çocukları, Dune Tanrı İmparatoru, Dune Sapkınları, Dune Rahibeler Meclisi şeklindedir. Dune serisiyle ilgili yazarın oğlu tarafından da (6 kitaplık orijinal seriden sonra) bir çok kitap yazılmışsa da onları okumadığım için herhangi bir yorum yapamıyorum.
Bilim Kurgu alanında en derinlikli, en tatmin edici ve en sağlam kitap diyebilirim. Bu alanda sadece Yüzüklerin Efendisi ile yarışa dahil edilebilir. Fazla fantastik unsur istemeyenler için ise tartışmasız en iyisi. Çünkü fantastik kurgudan ziyade uzak gelecekte geçen ve insanlığın o noktaya nasıl ulaştığını bize yer yer açıklayan, daha sonra seriye eklenen "spin-off" tarzı kitaplar sayesinde ise apaçık bir "insanlığın gelecek tarihi"ni kendince anlatan bir kitap. Kitaptaki unsurlar aslında insanlık tarihinden bizim de aşina olduğumuz unsurlarla benzerlik taşıyor. Zaten aslında uzak gelecekteki bu unsurlarla bizim bildiğimiz tarihi unsurlar arasındaki tarihsel bağ muhafaza edilmiş. Dolayısıyla Herbert'in kurgusu yanında gelecek projeksiyonu olarak da görünebilir. Her ne kadar kitap çok daha derinlikli, detaylı ve keyifli olsa da, sinemaya harika uyarlanan bu kitabı okuduktan sonra filmini de izlemenizi tavsiye ederim.
Dune, Çöl gezegeni.
Öylesine güzel tasarlanmış bir kitap ki ne söylesem az kalır.
Yazar öyle bir evren tasarlamış ki kafanızda asla bir soru işareti kalmadan her şeye cevap bulabiliyorsunuz.
Kitabın kendine ait bir sözlüğü dahi var.
Bütün dinlerden bir parçayı içinde bulacağınız bu kitapta uzay, ekoloji, psikoloji bir çok konuya değinilmiş.
Kitap yavaş ilerlese de gözünüzü korkutmasın her detay gerçekten gerekli ve insanı o evrende yaşıyor gibi hissettiriyor.
Filmi izledim kitabı okumayayım ya da kitabı okumadım filmi izlemeyeyim demeyin. Film sadece kitabın ufak bir kısmı.
Hem kitabı hem filmi tavsiye ediyorum.
Çok satan, popüler kitaplara önyargılı olabilirsiniz. Ama bu kitap için önyargılarınızı geride bırakın. Eser çok sağlam bir distopya/bilim kurgu. Bir gezegende hayatta kalma ve kaynak paylaşımı kavgaları, elbette iktidar mücadelesi, hiyerarşik ve sınıflı toplum yapısı, insan egosu, dinin siyasetle ilişkisi... ve daha fazlası. Kahramanımız Genç Paul Atriedis ve bu bir alternatif dünya kurgusu. Yazarın kalemi cesur, oklar size ve sizin "biz" kümenize dönük. Kesinlikle okunmayı hakediyor, ama güne olayların bugüne tuttuğu aynayı da görerek.
Dune bambaşka bir evren. Sadece bilimkurgu değil, politika, entrika, güç savaşları, ekoloji… hepsi iç içe. Frank Herbert öyle bir dünya kurmuş ki bu konuları bile çok güzel ele almış. Uzun zamandır okurken çok heyecanlandığım, bir çırpıda okudum birkaç kitaptan biri oldu. ( İlk başta terimler ve dünya biraz karışık gelebilir ama bir noktadan sonra sen de onlardan birisi oluyorsun).
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar,bu kitabı 1965 yılında yazmış.Kitapta fazla fantastik unsur olmaması anlatılanları zihnimizde daha kolay canlandırmamızı sağlıyor.Din,politika,ekonomi,liderlik, soykırım,rüşvet,ihanet,sınıf çatışması gibi kavramlar bu distopik gezegende de karşımıza çıkıyor.Bütün dinlerden yararlanan yazar,derin psikolojik cümleler kurmuş.Çöl gezegeninde suyun israf edilmemesi “Su hayattır.” felsefesini hatırımıza getiriyor.Yazar,kitapta kendi oluşturduğu kelimeleri anlamamız için kitabın sonunda sözlük oluşturmuş.Serinin ilk kitabını merak ettiğim için almıştım ama keşke ahlakî açıdan biraz dikkat edilseydi.
Bir kere bitirip hemen ardından baştan başladığım çok nadir kitaplardan biri, soluksuz bir şekilde 6 kitabını da okudum. Filmini izleyenlerin de sonrasında okumaları gereken eşsiz bir kitap.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Din ile siyaset aynı arabada gittiğinde, sürücüler karşılarında hiçbir şeyin duramayacağını sanır. Dümdüz gider, hızlandıkça hızlanırlar. Engelleri tamamen göz ardı eder, körlemesine gidenlerin uçurumu çok geç fark edeceğini unuturlar. Mutlaka okunmalı.