Saplantı
Saplantı

Kitapyurdu Fiyatı: 85,80TL

Ürüne Git
12Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Saplantı
Okudukça "ben bunu bir yerlerden biliyorum" hissine kapılıyorum, gözümde sahneler canlanıyor ama ayamıyorum bir türlü, her şeyi her şeyle karıştırdığım için bir benzerine denk geldiğimi düşünüp okumaya devam ediyorum. Evinde metnini yazmaya çalışan adam kapıcının eşiyle kırıştırıyor, öncesinde böyle bir niyeti yoktu, hatta kadının farkında bile değildi ama sonrasında yaşamdan metnine doğru akacak bir kaynak oluşturabilmek için kadını kullanmaya karar verdi. İyi, başka parçalar da lazım. Apartmanda ikamet eden yaşlı bir adam çıkıyor ortaya, yine bir hareketlenme, yine kalıyorum orada. Ne zaman ki mutfak penceresinden bitişik pencerelerden gelen sesleri dinlemeye başlıyor adam, o an çakıyorum işte, ben bunu izledim. El Autor bu. Tabii filmde kurgu daha da karmaşıklaştırılmış; adam metnini yazmıyor henüz, yaratıcı yazarlık kursunda hocasının aşağılamalarına katlanıyor, sonra eşinin ünlü bir yazar olma sürecini izliyor, iş yerinde geçen zaman detaylı bir şekle getirilmiş falan, asıl mesele korunarak bir sürü şey eklenmiş. Novella filme göre kısa ve yazma edimine odaklı daha çok. Flaubert'in bir mektubundan kırpılmış birkaç cümle epigraf. "Pisliğin içindeki altın parayı dişlerle toplamak" anlamına gelen Latince bir cümleden yola çıkan Flaubert, altını ararken kendisini hiçbir şeyin durduramayacağını söylüyor. Alvaro doğuyor buradan. Tam sekizde kalkar, duşunu alır, masaya oturur ve yazamamaya başlar. Yazmanın ciddi bir iş olduğunu düşünür, ciddiyeti sağlar ama yazamaz bir türlü. Dostlukları, işi, hayatındaki her şey yazma çalışmalarına göre biçimlendiği halde, biraz da ne yazacağını bilmediğinden, lirik ve epik şiiri dener, sonra 19. yüzyıla dönüp Flaubert'e bakar. Yaşamı yansıtmaya çalışması gerektiğini düşünür, bu kez yansıyacak yaşamlar aramaya başlar. Bu bölümde edebiyatla, yazmayla ilgili bazı atıp tutmalar ortaya çıkar, Alvaro kuramlara kulak verir, çok okuması gerektiğini bildiği için çok okur, çok yazması gerektiğini bildiği halde pek bir şey yazamaz. Yazarın kahramanlaşması olayı. Aslında çokça işlenmiş bir mesele; okur olarak yazar, kahraman olarak yazar, yazar olarak yazar, bunların hepsini birbirine çevirebiliriz ki bizde de güzel örnekleri vardır, Berkan M. Şimşek'in metnini hatırlıyorum, oldukça başarılıydı. Neyse, şöyle bir şey var: "İsteyerek ya da istemeyerek, yaratıcı fanatizminin ya da sadece sorumsuzluğunun peşinden sürüklenen yazar o ölümü zamanında engelleyememiş ya da engellemek istememiş olmaktan sorumludur." (s. 17) Balta olayından bahsediyor. Tersten okuyalım, yaşam da yazardan sorumludur bu halde, hatta başka bir tersten okuyalım, yazar yaşamdan sorumludur. O halde neden yaşamı bir kurmacaymış gibi biçimlendirip metinleştirmeyelim? Alvaro, metnine malzeme oluştururken insanların yaşamlarını da etkilemeye başladığını görür ve metni yazmayı sürekli erteler. Yukarıda bir yerde yazmaya başlar dedim ama başlamıyor ya, sadece kurguyu oluşturmaya çalışıyor. Alvaro'nun duygusal kötürümlüğünü anlatım biçiminde görmek mümkün; son derece kuru bir anlatı. Casaresler Alvaro'yu yemeğe çağırıyor, Alvaro onları yemeğe çağırıyor, aralarında bir samimiyet doğuyor. Yeterli yakınlık sağlanınca Alvaro cinayet fikrini atıyor ortaya. Kasadan, paradan ve kasanın şifresini gördüğünden bahsediyor. Casaresler önce umursamıyorlar adamı, hatta başka şeyler konuşmaları gerektiğini söylüyorlar ama durumları giderek kötüleşiyor, Alvaro'nun camdan dinlediği kadarıyla sürekli kavga etmeye başlıyorlar. Sabırlar tükendikten sonra cinayet gerçekleşiyor, Alvaro'nun haberi yokken. Bayan Casares'in Alvaro'dan ödünç aldığı tornavidayla. Faka basıyor Alvaro, polislerin kendisini almaya gelmesine çok zaman kalmamışken oturup metnini yazmaya başlıyor. Metnin ilk cümleleri, okuduğumuz metnin ilk cümleleri. Kendi kuyruğunu ısıran yılan. Alvaro'nun karakterleşmesi tamamlanıyor böylece. Güzel oyunlar bunlar, tekrar tekrar oynandıkları halde sıkmıyor hiçbiri. En sonda geleceğim dediğim nokta, Alvaro'nun edebi düşüncelerinin okuduğumuz metinde halihazırda var olması. Anlatı, kurgu, her şey hem teorik, hem de pratik olarak mevcut. Fransisco Rico'nun sonda yer alan bir incelemesi var, bu meseleleri ve gerçek-kurmaca ikilisini ele alıyor, güzel. Yazarın Notu bölümünde Cercas'ın açıklamaları var, o da güzel. Hasılı, metin iyi. Memnun oldum. Teşekkürler.
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
13.05.2026
Saplantı
Katalan yazar Javier Cercas'ın 1986'da yayımlanan ilk romanı "Saplantı". 60 sayfalık bir novella bu ve açıkçası bir ilk roman olarak bence çok başarılı. Hayatını edebiyata adamış bir adamın bir roman yazmaya (ve ölmekte olan romanı savunmaya) soyunması, romandaki karakterleri için model alabileceği kişiler bulmak amacıyla komşularına yakınlaşmasıyla başlıyor öykü. Kahramanımız Alvaro komşularının hayatına girdikçe, tepkilerini gözleyebilmek için onları romanında davranmalarını istediği biçimde davranmaları için yönlendirmeye ve manipüle etmeye başlıyor, olaylar gelişiyor. Yani aslında edebiyatın o büyük sorusuyla uğraşıyor yazar: kurmaca gerçeklikten ne kadar uzaktır, oradaki ilişki hakikaten tek yönlü müdür? Sadece gerçek mi kurmacayı şekillendirir, kurmaca da gerçeği şekillendirmez mi? Bunlar üzerine düşünmeye bayıldığım sorular olduğu için ben çok zevk alarak okudum bu kitabı. İlk kitap olmasının getirdiği belli zayıflıklar yok değil, mesela bence çok daha uzun olabilirmiş bu metin, o malzemeye sahip çünkü, uzun ve daha detaylı olsa çok daha ikna edici de olurmuş ama yazdıklarına çok da güvenmediği için çok uzatmamaya çalışan bir genç yazarın ürkekliği var satırlarda, bunu da çok anlaşılır buluyorum - daha ilk kitabından kendi kelimelerine aşık olup metni süsledikçe süsleyen yazarların tavrına bin kere tercih ederim. Cercas külliyatının en iyilerinden biri değil şüphesiz ama benim gibi bir oyunbaz metin sevdalısını tavlamayı başardı diyebilirim.
tlishe
Kaşif
05.05.2026
hayal ile gerçeğin iç içe geçtiği etkileyici bir eser.
erto023
Kaşif
03.03.2026
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Sonuna kadar heyecanla okuyup sonunda “bu mu?” dedim.
sezen sağlam
Üstat
20.09.2025
Cercas in ilk novelası benim de yazarla tanışma kitabım. Eğer ters köşe olmayı seviyorsanız bu kitaba şans verin derim. Saplantı kelimesini hakkını veren üst kurgu türünden bu eseri okuduktan sonra yazarın diğer kitaplarına da keşfe çıkabilirsiniz.
hsabah
Üstat
12.08.2025
Kısa , yoğun, şaşırtıcı… Saplantı harika bir anlatı . Edebiyat mı hayatı şekillendirir yoksa hayat mı edebiyata/kurguya malzemedir? Yazmanın ötesinde yazının laboratuvarını oluşturmak yazmayı , edebiyatı bir “saplantı” haline getirmek ancak Cercasvari bir hareket olabilirdi ama bu kadar kısa bir metinde bunu başarmak ayrı bir meziyet. Peki blr yazar anlatısı için gerçekten bir cinayete “çanak tutabilir “ya da gözlemlemek için elinden gelen bir şey olsa bile onu yapmayı öteleyebilir hatta yapmamayı seçer mi? Ana karakter öyle incelikler ile anlatıya can veriyor ki ben olsam nasıl yapardım nasıl yaşardım demekten kendinizi alamıyor ve metnin can alıcı noktalarında Alvaro’nun yerine kendinizi koyuyorsunuz. Cercas’ın ironisi ve anlatı gücü aşkına diğer kitapları da okunur “Edebiyat hayattır”
SineklerinTanrıcasi
Kitapkurdu
Sonu harika icice yazilmis bir hikayeler serisi gibi gerilimi yerinde mukemmel
kitaparasibirdünya
Bilge
07.03.2024
El Autor adlı filmi de çekilmiş ancak hayal kırıklığı olarak filmi değerlendirebilirim. Kitap duygu olarak saplantı duygusunu çok daha iyi yansıtıyor. Filmde ise yalnızlık veya ıssızlık duyguları ön planda gibi. Yazma üzerine kitabın girişinde deneme tarzı gibi okunabilecek bir kısım var, daha sonra kurgu kısmına geçiliyor. George Perec tarzına yakın buldum, sevenler bu kitabı da sevebilir.
GONCA ÖZDEMİR
22.03.2023
akıcı ve konusu güzel bir polisiye
Büsra Uguz
Kitapkurdu
15.12.2022
Sürükleyici bir oturuşta okunacak bir kitap
rolandgunslinger
Bilge
22.12.2021
bir solukta bitireceğiniz kurgusuyla hayran bırakan ve film uyarlaması da bulunan güzel bir roman.
emine özkaya
21.07.2017
Çok özel bir kitap.kısacık bir metin ve dopdolu bir hikaye orgusu