"Bilinç akışı" tekniğinin yoğun olarak kullanıldığı kusursuz bir başyapıt. Düzyazıyla şiirin kaynaştığı, inanılmaz derin çağırışımlar yaratan bir eser. Modern edebiyatın en önemli birkaç metninden birisi. Tekniğe alışkın olmayanlar (mesela, daha önce Faulkner veya Joyce okumayanlar) zorlanabilir. Ama unutmayın: bütün güzel şeyler emek ve çaba gerektirir. Bu harikulade kitabı okuyunca estetik bir şok yaşayacaksınız. Bu arada, çevirmen Oya Dalgıç da her türlü takdiri hak ediyor. Kitabın çevirisi tek kelimeyle mükemmel. Modern bir klasik, bir başucu kitabı.
Bu kitabı birkaç kez bırakıp yeniden başladım. Bir süre sonra karakterler arasında bağ kuramayıp romandan kopabiliyorsunız. Yazarın anlatımına hayran olmamak elde değil ama bu kadar zor betimlemelerle dolu olması, romanın herkesin sindirebileceği bir tarz olmadığı anlamına geliyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
sıra dışı bir yazarın sıradışı romanı. Son derece beğendiğim bir kitap. Kitaptan hoşlanmayanlar olabilir, sıradan anlatımın dışında bir uslup kullanmış yazar. Aslında bu Wollf'un gerçekte var olan yazın uslubu. Tabii bu roman da ağırlıklı olarak ortaya çıkmış. Bir kez daha okuyabilirim...
Dünya edebiyatının başat romanlarından biri bence. Kitabı okuduğunuzda sanki 6 roman okumuş gibi oluyorsunuz. Olaylar, karakterlerin zihninin içinden anlatılmış. Zor anlaşılan, ama anlaşıldığında büyük keyif veren bir kitapla, bilinç akışı tekniğinin eşsiz bir örneğiyle karşımıza çıkmış Woolf, İyi ki de çıkmış.
Bir kitap düşünün;hem şiir,hem tiyatro metni hem de roman olabilmeyi başaran.Dalgalar işte tam da böyle bir kitaptı.Bence okuması zordan çok emek isteyen bir kitap Dalgalar.Öylesine okur gibi okunmuyor.Daha çok sessizlik istiyor insan,daha çok kendini vererek okumak istiyor.Kitapların altını çizerek okumayı sevenlerdenseniz eğer bu kitap sizi o anlamda zorlayabilir ama.Çünkü kitabın her bir cümlesi altının çizilmesini hak edecek cinsten.Okuduğum ilk Woolf kitabıydı.Devamının geleceğini düşünüyorum.
Dalgalar, gerçekten okunması zor bir kitap... İlk etapta kişileri izlemekte zorlanıyorsunuz, çünkü yazar özne kullanımı hakkında alışıldık kalıplara uymuyor. ikinci etapta olayları izlemekte zorlanıyorsunuz, çünkü yazar zamansal sıralama hakkında alışıldık kalıplara uymuyor... Eğer bunlara rağman bırakmayıp okumayı sürdürdüyseniz, üçüncü etapta mantıksal dizgeyi izlemekte zorlanıyorsunuz, çünkü yazar çelişkiler ve çözümlenmeleri hakkında da alışıldık kalıplara uymuyor
Virginia Wolf'un değişik bir tarzla kaleme aldığı bir kitap dalgalar.Anlaşılması zor bir kitap zira çok akıcı bir dili yok.ama yazıldığı teknik yüzünden,cümlelerin birbiriyle kafiyelişmiş gibi insanda şiir okuyor hissi uyandırıyor.Yazar amacına kesinlikle ulaşmış diyebiliriz...
Nisan 74'te Milliyet Yayınlarından çıkan, Oya Özay tarafından çevirilmiş olan ilk baskıyı okudum (biraz geç olmuş ama...). Kitapyurdunda çevirmenin soyadı değişmiş görünüyor, umarım çeviriyi tekrar yapmıştır 2001 yılındaki baskıdan önce. Kitabın sonlarına doğru sıkılmışlık gözlemledim sanki çeviride. Bazı tanımlar iyice anlamsızlaşmaya başladı, kendi yorumlarımı katarak anlamaya çalıştım yazarın ne demek istediğini.
Aslında gerçekten okunması zor bir kitap, ancak amaan deyip, bir kenara da bırakılabilen bir kitap değil. Sanki orijinal dilinde okunsa anlamı çok daha başka olacak gibi. Zaten şiir tınısı ile yazıldığı belirtilmiş kitap tanıtımında da.
Romana gelirsek; evet 3 kadın ve 3 erkek çok erken yaşlarından itibaren geliştirdikleri birbirlerine olan bağlılıklarını sürdürebiliyorlar. Birbirlerini fazla da yargılamadan, olduğu gibi kabulleniyorlar. Romana elbette yazarın ruh hali (ki hiç beğenmedim, kendini intihara sürükleyen tüm öğeleri bulabiliyorsunuz) hiç bir şekilde yaşam sevinci ya da arzusu aşılamıyor. O karamsar ruh hali içerisine hercai Jinny ile mantık kadını Susan karakterlerini nasıl yerleştirebilmiş acaba?
Romanı beğenmediğim zannedilmesin. Özellikle yaşam felsefemle örtüşen "sürüye uymama" olgusunu yakaladım sanki. Sanki deyişim çeviriden. İnsanoğlunun kısır döngünün içine hapsedilişi, bunu kabullenişi ve karşı çıkmayışı, kendine biçilen rolü oynamaya devam edişi; bunlar yazar tarafından son derece güzel biçimde yansıtılmış ve sorunun sadece çağımızın sorunu olmadığının da bir kanıtı.
Bir başka akıllı yaklaşım ise Susan'ın daha bekar ve çocuksuz iken, insanın çocuğu için neleri yapabileceğini anlatan pasaj. O pasajdan, ki restoranda buluştukları kısımda geçiyor, etkilenmedim desem yalan olur.
Sonuç olarak ağır roman severlere tavsiye ederim. Ancak kısa bir zaman diliminde okunabileceğine inanmıyorum, yani plajda, yolculukta okuncak türden bir eser değil. Kafa yoracağınız, bazı yerlerin üzerinden tekrar geçme ihtiyacı hissedeceğiniz bir roman.