122Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
6.27 Treni
Detaylara tutunuyoruz. Anlam arayışı iş yerindeki fayans sayısı, bulamaç haline getirdiği kitapların başka kitaplara dönüşmesini sağlayan bir makineden kurtarılan birkaç sayfa, bu makineye kaptırılan bacakların sayfalara dönüştüğü kitaplar, ölümü bekleyen insanların dinleyerek teselli bulduğu birkaç hikâye, belli bir ölçüyle söylenen gündelik cümleler haline geliyor. Nevrotik hale gelmeden yaşamak mümkün değil gibi gözüküyor; aradığımızı insanlarda bulamıyoruz, meşgalelerde bulamadığımız oluyor, öyleyse sadece kendi egemenliğimizdeki detayları bulup çıkarmamız gerekiyor. 14717 fayansın ortasında çalıştığımızı bilmek, bir şeyi biliyor olmak köksüzlükten kurtarıyor bizi, dünyada yerimizin sağlamlaştığını hissediyoruz. Ne kadar sağlıklı olduğu tartışılır ama şunun korkusunun çekildiğini hem kendimden, hem de yakınımdaki insanlardan çok iyi biliyorum; kendimizi bu takıntılardan, takıntı da demeyelim de, yaşam biçimlerinden kurtarma yolunda bir şekilde sağaltırsak -psikoloğa giderek, antidepresan kullanarak vs.- aslında kendimizi, bizi biz yapan özü kaybetme tehlikesi doğar mı? İnce bir nokta; birey durumundan rahatsız, daha "iyi" olmak istiyor ama bu "iyi"nin ne olduğunu bilmiyor, bilmediği "iyi", bildiği "kötü"den daha kötüymüş gibi hissediliyor. Belki öyledir, kim bilir? Bu anlatı, kendine has takıntılarıyla yaşayan insanların hikâyelerini taşıyor. Makinenin korkunçluğu, patronun anlayışsızlığı, iş arkadaşlarının kabalığı ve benzeri şeyler, tüketim toplumunun sıkı bir eleştirisi olarak incelenebilir. Makineleşmiş insan olarak görülebilir ama bir farkla, bu makinenin tükettiği kitaplar başka kitapların üretilmesi için kullanılıyor. Geri dönüşüm açısından baktığımızda, aslında bu pek can yakıcı bir şey gibi gelmiyor. Doğanın ta kendisi olarak görülebilir hatta; doğanın mucizevi yaratıları milyar yıldır müthiş bir döngüde sürekli olarak ölüyor ve yeniden doğuyor. Makinenin -yarattığı yıkıma rağmen- böyle bir işlevi var, bu iyi. Kötü olan, yeniden üretilen değerin aynı şekilde tüketime sunulması ve makinenin yarattığı şeyle hiçbir bağının kalmaması. "Yabancılaşma", belki. Makineden daha makine olan insanları düşündüğümüzde bu aletin o insanlardan daha masum olduğu söylenebilir, isyan bile ediyor ki fabrikanın eski işçilerinden Guiseppe'nin bacaklarını kapmasını, kendisini yöneten (sömüren?) insanlara karşı küçük bir elektrik kaçağı olarak göstermesi son derece akıllıca. Madem yorumluyoruz, aşırı yorumun sonuna kadar gidelim. Makinenin özgürlük mücadelesinde kendisinin durmadan çalışmasını isteyen gaddar patrona dokunamayacağı açık. Esas oğlanımız Guylain Vignolles, makineyi çalıştıran eleman olarak Guiseppe'nin bacaklarını kaybetmesini hatırlayarak temkinli bir şekilde, dikkatle çalışır ki başka bir isyan dalgasında canından olmasın. Karşılıklı bir kontrol, yerini bildirme, ket vurma durumu var burada. Birbirini kontrol eden, denetleyen iki toplumsal sınıf gibi düşünebiliriz makineyle Vignolles'ü. Makinenin zaten bir yere gideceği yoktur, garibim her gün tonlarca kitabı parçaladığı gibi kendisini üreten ve aynı şekilde hor gören yaratıcılarına boyun eğmek zorunda. Ya Vignolles? Adamımız otuz altı yaşında, yalnız yaşıyor. Annesi onun bir yayınevinde çalıştığını biliyor ama bu bir yalan, Vignolles kendi gerçekliğini yaratarak, annesine yalan söyleyerek ilk ve son kırılmasını yaşıyor. Yaşamı hakkında çok bir bilgiye sahip değiliz, adamımız birkaç bilgiden ibaret olduğu için derinlemesine bir karakter analizi yapamıyoruz. Elindeki gücü bir türlü bırakamadığını, belki de bırakmak istemediğini söyleyebiliriz; başka bir iş aramıyor, istifa etmiyor, sadece makineyi yönetiyor. Denetleme mekanizmasının bir kutbu olmaktan kurtulmuyor, kurtulmak da istemiyor belki. Özünü kaybetmek istemiyor olabilir, yukarıda anlattığım gibi. Kurguyu çok başarılı bulduğumu söyleyemeyeceğim. Anlatıyı kabaca ikiye ayırıp bakıyorum; ilk bölümde fabrika ve Vignolles'ün arkadaşları baş rollerde beliriyor. Adamımızın kendisi de tabii en az diğerleri kadar ilginç. Bu metin iyidir, karakterlerle çabuk özdeşleşebilirsiniz ve içinden tren geçiyor, müthiş. Bir de kağıt tüketimi ve üretimi, düşünülmeye değer mevzu. Hrabal'ın da buna benzer bir metni var, bulursanız okuyun.
misskeen
Kitapkurdu
03.12.2025
naif bir hikaye küçük mutluluk için :)
selin şahin bozkurt
Kitapkurdu
Kesinlikle tavsiye ederim, çok keyifliydi okuması
kral444
28.05.2024
Umudun kitabı diyorum ben bu kitap için. Çok severek okudum.
nazlimca_
Bilge
20.12.2023
derin, masum ve içten karakterleriyle başka bir hikayesi var .
Rüzgarda çınarsesi
Kitapkurdu
Tavsiye üzerine aldım ancak detaylara boğulmuş, eril bir hikayeden başka bir şey görmedim. Kimi yazarlar okura duvardaki sineğin göz akını tarif ederek onlara ne hissetmesi gerektiğine kadar dayatır. Hele hele metin mekanik ve teknik detaylar içeriyorsa hepten boğabiliyor. Hazırlıklı edinin derim.
Elif Ataç
Kitapkurdu
05.07.2023
Alışılmışın dışında bir olay örgüsüyle güzel bir anlatımı var. Severek okudum.
FRH2
Kitapkurdu
06.05.2023
Bayıldım... Betimlemeler, karakterlerin derinliği, anlatımın güzelliği ve o vurucu cümleler... Mutlaka deneyimlenmesi gereken bir kitap
lively book
29.04.2023
Guylain Vignolles memnuyiyetsiz bir hayat yaşıyor.Belki de kendisi bu hale getiriyor.Yaptığı gündelik işleri keyifsiz bir şekilde yapıyor.Bu hayatın içinde Zerstor 500 adında bir makine var.Geri dönüşüm makinesi.Kitapları bulamaç haline getiriyor.Guylain'de makineden kalan sayfaları topluyor.Bunu benzeticek olursak hayatta ne kadar sıkıntılı zamanlarimiz olsa da arta kalan iyi zamanlarimiz yani iyi sayfalarımız oluyor.Guylain iyi zamanlardan çok kötülere odaklanıyor.Ve birgün Julia adında ki birinin mektubuyla hayatı değişiyor.Daha doğrusu hayatı renkleniyor.Burda hayatının neşesini birine bağlamak ne kadar doğru bilemem ama okunabilecek ve içinde benzetmelerin bulunduğu keyifli bir roman.
y.oguz23
Üstat
14.03.2023
pek akıcı bulmadığım, kısa olmasına rağmen bitirmekte zorlandığım bir kitap oldu
G. PARLAK
21.02.2023
Böyle mi biter kitabın sonu yahu? Karakterlerin nasıl tanıştığı ve ilişkilerinin nasıl ilerlediğine dair de bir kaç sayfa yazılsaydı güzel olan kitap daha güzel olurdu. Tadı damağımda kaldı:)
öyķüm
Bilge
29.01.2023
Ilk sayfadan itibaren kendi içine çeken çok severek okuduğum bir kitap.Kisa ama dolu dolu bir kitap
karbeyaz_kitap
Üstat
11.01.2023
36 yaşındaki Guylain Vignolles hayatının sıradanlığını ve nefret ettiği bir işte çalışmasını ailesinin ona verdiği isimle başladığına inanıyordu. "Guylain Vignolles'ün hayata başlarken tek yükü, soyadıyla adının birlikteliğinin sunduğu talihsiz bir kelime-hece oyunuydu: Vilain Guignol(Hain Kukla)... Guylain kağıt geri dönüşüm fabrikasındaki işinden nefret eden, balığı Rouget de Lisle'yle sırlarını paylaşan, tek sosyal yönü her sabah bindiği 6.27 treninde fabrikadaki korkunç makineden(Şey) kurtarabildiği kitap sayfalarını okumaktı. Hiçbir gayesi yoktu. Bir sabah trende oturduğu koltuğun altından düşen usb ile hayatına giren tuvalet temizliği yapan Julie'nin yazdıklarından yola çıkarak onu arayıp bulmak... Kader burada devreye girmişti. Çok farklı ve güzel bir okuma oldu. Farklı bir okuma oldu, 2018 #notredamedesionedebiyatödülü sahibi kitap gönülden tavsiyemdir. Yazarın makine ile ilgili betimlemeleri muhteşem, okurken gözümde gerçekten onun anlattığı canavar belirdi.
sedoshland
08.07.2022
Ana sayfada görünce merak edip hiç bir beklentim olmadan almama rağmen değişik konusuyla beni cezbeden bir kitap oldu. Fahrenheit 451'e hem benziyor hem de çok farklı. Bir şans verin bence.
damlasar
02.07.2022
Israrlı bir tavsiye üzerine almıştım, çok akıcı gelmedi ama fena da değildi.
DcHamid
Kitapkurdu
02.06.2022
sonu haric güzel roman.
volmur
04.02.2022
Beklentim daha yüksek idi. Ama yine de sıkılmadan bitirdim
ggllddnn
Kitapkurdu
01.01.2022
Akıcı ve oldukça naif bir roman. Ancak olay örgüsü o kadar kopuk ki kitabın ortasına kadar tam olarak ne anlatmaya çalıştığını bir türlü anlayamıyorsunuz. Buna rağmen yine de sıkmıyor. Bence ileride filmi yapılabilir. Güzel bir romantik komedi film çıkar bu kitaptan.
Oğuz_Ersagun
Üstat
07.09.2021
İnsan bu konuda daha derinlikli bir şeyler çıkar mıydı diye düşünmeden edemiyor. Evet, kitap yazarın bitti dediği yerde biter ama bu kadar ayrıntıların önemli olduğu bir hikayede daha çok ayrıntı da istiyor okuyucu ister istemez. Bir öğle kahvesinin yanında aperatif bir okuma deneyimi sunuyor, her şey gibi çabuk tükeniyor.
kizilbulut
Kitapkurdu
25.08.2021
İl başlarda biraz sıktı ama ilerleyen sayfalarda ilginç bir hal almaya başladı. Final sahnesini defalarca okudum. Filmi yapılır ileride.