Gidiyor, Gitti, Gitmiş
Gidiyor, Gitti, Gitmiş

Kitapyurdu Fiyatı: 279,13TL

Ürüne Git
5Yorum
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Gidiyor, Gitti, Gitmiş
Bu kitabı çok, çok, çok sevdim. Okuduğum ikince Jenny Erpenbeck kitabıydı ve kendisinin olağanüstü bir yazar olduğuna kesinlikle ikna olmuş durumdayım. (Gerçi çağdaş Alman edebiyatı genel olarak çok heyecan verici değil mi? Monika Maron, Wilhelm Genazino, Daniel Kehlmann falan…) Memlekette sığınmacılara karşı gitgide tırmandırılan bir kampanya yürütülürken bu kitabı okumak çok acayip oldu. 2012-2014 arasında Afrikalı sığınmacıların Berlin’deki Oranien Meydanı’nda yaptıkları işgal eylemine odaklanan bir roman “Gidiyor, Gitti, Gitmiş”. Emekli olmuş bir profesörün bu mültecilerle tanışıp onları anlayarak hayatındaki boşluğu doldurmaya çalışmasının öyküsü bir yerde. Birkaç kuşak önce büyük bir savaş yaşamış, kayıplar vermiş ve bizzat kendileri sığınmacı olmak zorunda kalmış bir halkın dahi mültecilere karşı nasıl korkunç bir tutum alabileceğini, bu konularda düzenleme yapma iddiasındaki “yasa”ların aslında tek işlevinin bu insanların bürokratik çözümsüzlük içinde kaybolmasını sağlamak olduğunu ve görkemli medeniyetimizin o devasa çelişkilerini öyle incelikli bir şekilde yüzümüze vurmuş ki yazar. Nasıl tarif edebileceğimi bilemiyorum ama ancak büyük bir yazarın yazabileceği bir kitap bence bu. Daha çok insanın okumasını çok arzu ederim. “Bir sığınmacının, sefil yaşam koşulları içinde ağır ağır yok olması değil de kendini çatıdan atması bir ülkenin itibarını niçin daha fazla zedeler? Böyle bir anda mutlaka yakınlarda deklanşöre basacak bir fotoğrafçı bulunduğu için muhtemelen. Yoksa asıl skandal, bu adamların olanaksızlaşmış olan yaşamlarını onları istemeyen bir ülkenin yönetmesine izin vermeye devam etmek yerine kendi ölümlerini kendilerinin belirlemek istemeleri mi? Yoksa insanın kendi hayatı üzerinde iktidar sahibi olma meselesi öncelikle bir iktidar meselesi mi?”
faik çelik
Kitapkurdu
Mülteci-sığınmacı edebiyatına dair okuduğum en sarsıcı kitap. Gölde boğulup cesedi bulunamayan bir adamı “tekinsizlik, bilinmezlik,” kavramlarıyla özdeşleştiriyor, romanda Afrika’dan gelen mülteciler gibi. Derisi siyah olan bu insanlar, sırf derilerinin renginden dolayı beyaz derili mültecilere göre göl dibindeki cesetle daha çok kader birliği içindeler. Romanın kahramanı D.Almanya kökenli emekli bir profesör. İleri yaşına rağmen ülkesindeki Afrikalı sığınmacıların derdini dert eden bir güzel insan. Avrupa ülkelerinin başta Almanya olmak üzere yasaların arkasına sığınarak insanlık adına ikiyüzlülük yapmalarını anlaşılır bir dille anlatıyor. Ülkelerindeki savaştan, iç çatışmalardan, politik baskılardan kaçan bu insanların dramınını, her gayri insani gerekçeyi “yasa” ile açıklayıp bu yasaları çıkaranların da kendileri olduğunu görmezden gelmelerini, zorunlu olarak sığınmacı olan bu insanları ölüm ve zulüm arasında bir seçime zorlamalarını yakıcı bir dille anlatıyor yazar.
Semra  Özkan
Kitapkurdu
Mükemmel bir yazar. Can Yayınlarından Gölün Sırrı adlı kitabı da basmasını bekliyorum. İnsanın, kendi çıkarları için yarattığı hayali düşmanların celladı olduğunu çok güzel anlatmış.
walterbishop
Almanya’yi multeci sorununu ele aliyor. Objektif bir bakis acisi.
bükmüş
Kitapkurdu
Almanyadaki mülteci sorunununu anlatan ve alman halkının soruna bakışı .aslında sorunu çıkaranların avrupa olduğu gerçeğini cesurca yazmış Jenny .gerçek bir hesaplaşma