Doğmayacak Çocuk İçin Dua
Doğmayacak Çocuk İçin Dua
6Yorum
AYŞİN AĞRITMIŞ
Hezarfen
Tasfiye ve Polisiye Bir Öykü’den sonra okuduğum bu üçüncü kitabı İmre Kertesz’in; bu kitapta diğer ikisinden farklı olarak hayat muhasebesini ve iç hesaplaşmasını okurlarıyla paylaşıyor ve diyor ki; “bu roman karanlıktan aydınlığa çıkmaya çalışan bir ruhun izlediği yol olacaktı..” Auschwiitz ve sonrası hayatın hiçbir zaman aynı olamayacağının kanıtlarını sunuyor okuyucuya.
ererdemli
Kitapkurdu
Kadersizlik kitabının yazarından.O kitabı bitirdikten sonra bunu sipariş ettim.Umarım o da güzel çıkar.
mtmb
Bilge
Imre Kertesz ve eserleri keşke daha fazla okuyucu tarafından bilinseydi. Günümüzde maalesef popüler kültüre hitap eden kitaplar kültür yozlaşmasına yol açarken, kaliteli yazar ve eserleri ise gitgide daha az ilgi görüyor.
mgb mgb
Senin var olmayışına benim varlığımın kökten ve gerekli tasfiyesi gözüyle bakılıyor diyor yazar...Başından 2. Dünya Savaşı geçmiş, faşizmle yaşamak zorunda olduğu ve çoğunlukla başına gelenleri,evliliğini ve yüksek ölçüde sorun olarak gördüğü Yahudiliğiyle içsel bir hesaplaşma yaşıyor. Her ne kadar diğer 2 kitabını bulamasam da (Kadersizlik ve Fiyasko) okunmaya değer eserler bıraktığını anlayabiliyorum. Umarım Can Yayınları en kısa zamanda yazarın diğer kitaplarını basmaya başlar...İyi okumalar
tttarhan
Edebiyat ödüllü bir kitap. Psikolik bir iç hesaplaşma ve kendiyle yüzleşen bir birey. 2.dünya savaşında toplama kampından kurtulmayı başarıyor iç hesaplaşması da doğurmayı reddedtiği çocuğu.Sürekli bu ruh halinde çocuğa sesleniyor. Okunmaya değer güzel bir eser
Yasemin Erkut
Kitapkurdu
'Çünkü ben sürekli çalışırım, çalışmayacak olsam yaşardım' diyor yazar, devamlılığını yazmakta buluyor. Ve yazabilmek için de özgürlüğe ihtiyacı var. Evliliğinde bu ikilemi yaşıyor. Yahudi olmayı da sorguluyor. Sırf Yahudi diye sevilmemek ya da tersi sırf Yahudi olduğu için sevilmek. İnsan olmanın dışında bir kimliğin önemli kılınmasının anlamsızlığı. Çocuk isteyen karısına kendi çocukluğundan söz ediyor. Auschwitz'e gitmeden önce de zaten korku egemenliği altında yaşadığını anlatıyor. O dönemin otoriter tarzını, örneğin okulunun pedagoji diktatörlüğü olduğunu, babasının ise ataerkil otoritesini hatırlıyor. Bir çocuğa baba olmak... bunu yapamayacağını düşünüyor ve karısına 'hayır' diyor. Yıllar sonra bu kararını sorguladığı bir kitap aynı zamanda. Olayın az düşüncenin yoğun olduğu bir roman.