Biz
Biz

Kitapyurdu Fiyatı: 158,40TL

Ürüne Git
177Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Biz
Geçen sene Rusça aslından çevirisiyle ilk kez İthaki'den çıktı. Bende 1988 tarihli, Ayrıntı'dan çıkmış ilk baskısı da var, İngilizceden çevrilmiş. Ütopyaları okurken hep merak etmişimdir; bir bireyin fikirlerinin, bireyin fikirlerini şekillendiren düşünce sistemlerinin koca bir topluma uygulanması hiçbir sıkıntı oluşturmaz mı, her şey yolunda gider ve bütün insanlar mutlu mu olur diye. Devlet'i düşünüyorum, sonra çeşitlemelerini düşünüyorum. Campanella'nın, Bacon'ın, More'un ütopyalarında mevzular biraz değişse de sonuç aynı. Eğitim, ekonomi, aile ilişkileri düzenli. Her şey tıkırında. Görünüşte böyle, bu sisteme ayak uydurmak istemeyenler ne olacaktı? Dönüştürülmeye mi çalışılacaklar, kovulacaklar mı? Sonuçta devlet de canlı bir varlık sayılır, her ne kadar durağan gözükse de dünyayla birlikte değişmek zorundadır, uyum sağlamak zorundadır veya başkalarını kendine uydurmak zorundadır. Ütopya da kendini yenilemeli. Bunun muhaliflere yansıması nasıl olacak? Girişte Bülent Somay'ın on numara bir yazısı var. Önce Orwell'le Zamyatin'i ele alıyor. Aynı zamanlarda ne yaptıkları, nerelerde oldukları mesela. "Orwell, Zamyatin'i bilirdi; Zamyatin'in ise Orwell'den söz edildiğini duyduğu bile meçhul. Zamyatin 1920'de bir roman yazdı; hâlâ ülkesinde basılmıyor. Orwell, Zamyatin'in romanını okudu (1924'te yapılan İngilizce çevirisinden), 1948'de kişileri ve konusuyla ona çok benzer bir roman yazdı: 1984." (s. 6) Bu basım yasağı Gorbaçov'un açılımları zamanında kalktı galiba, bir yerde okudum ama hatırlamıyorum, bu kitapta olabilir. Uzun uzun yazmayacağım, kapsamlı bir 1984-Biz karşılaştırması var, benzerlikler ve farklılıklar detaylıca incelenmiş. Bu yukarıda ütopyalar hakkında düşüncelerimi Somay'ın yazısında, daha geniş bir bakış açısıyla incelenmiş şekilde buldum, sevindim. Kitabın bir bölümünde yer alan "sayıların sonsuz olması gibi devrimlerin de sonsuz olduğu" fikrinden yola çıkarak şöyle diyor Somay: "(...) Tarihe bir son, gelişmeye bir nihai hedef koyan düşünce tarzı, devrim sonrasını bir evrensel durağanlık hali olarak algılayacaktır. Hedefe varılmış, devrim bitmiştir. Artık sorun dönüştürmek değil, zaten dönüşmüş olanı fedakarca çalışarak güçlendirmek, takviye etmektir. Ya da böyle demektedir yeni iktidar sahipleri. Platon'dan Wells'e kadar tüm geleneksel ütopyacıların temel hatasıdır bu. Ütopya (ister hayal edilerek isterse de 'bilimsel çıkarsamalarla' kurulsun) hep böyle tasarlanageldi: Tarihin, gelişmenin sonu, insanlığın varabileceği en mükemmel toplum biçimi. Ütopyanın kendisinin de gelişmeye açık olması gerektiğine ilk işaret eden Wells oldu, ancak bu fikri geliştirip bir sanat yapıtının temeli haline getiren ilk kişi de Wells'ten büyük ölçüde etkilenmiş olan Zamyatin'dir." (s. 8) Birilerinin ütopyası, birilerinin distopyası olur. Ütopya baskıcıdır, çelik pençeyi baktığınız her yerde hissedersiniz. Nasıl giyineceğiniz, nasıl eğitim göreceğiniz, nasıl evleneceğiniz, kısacası nasıl yaşayacağınız önceden bellidir. Somay'ın söylediği bir sözle bu kısmı bitiriyorum: "Özgürlük mü, mutluluk mu?" (s. 10) Şahsen eşimin devlet -ya da her neyse- tarafından seçilmesini istemem. "Merhaba, sizin için mü-kem-mel bir eş bulduk." Tek Devlet var bir tane, insanların benliğini yok edip homojen bir grup oluşturmuş. Almanların toplama kamplarında olduğu gibi insanlar sayılardan ibaret, isimleri yok. Ruhsuz insanlar; duygu yok, hayal yok, hiçbir şey yok. Saydam bir dünyada yaşıyorlar, herhangi bir mahremiyet yok. D-503'ün anı kayıtları üzerinden ilerliyor roman. Günlük olarak ifade etmek zor, herhangi bir tarih düşme, günü gününe kaydetme mevzusu yok. Tabii aylar sonra kaydedilmiş şeyler de yok, en fazla iki, üç günlük aralıklar var. Distopyaların babası bu, diğerleriyle kıyaslandığı zaman elbette basit gelebilir ama değerinden bir şey kaybetmiyor. Yazıldığı zamanda SSCB'nin adı SSCB bile değildi, Lenin yeni yeni palazlanıyordu, gulag nam insanlık trajedileri de yeni yeni kuruluyordu. Müthiş bir öngörü denilemez belki ama olayların nereye gidebileceğini iyi tahlil etmiş Zamyatin. Tabii kendisi bayağı iyimsermiş; bu çalışma kamplarında ölen milyonlarca insan, Tek Devlet'in çatısı altında ruhsuz fakat mutlu olarak dolanıyor. Güzel bayağı, gönül rahatlığıyla alınabilir.
duygu_ozara
duygu_ozara 25 Eylül 2020
Yazınız çok açıklayıcı olmuş, 1984 işe benzetmiştim ancak orwel ın bu kitaptan etkilenerek yazdığını bilmiyordum, teşekkürler
adımsonbahar
adımsonbahar 20 Mayıs 2021
merhaba, bende de ayrıntı yayınlarının 1996 baskısı var. hangi çeviriden okumayı önerirsiniz? ithaki yayınlarının rusçadan çevirisi mi, ayrıntı yayınlarının ingilizce çevirisi mi? ben biraz karşılaştırdım fakat ithaki yayınının tamamı elimde olmadığı için tam karar veremedim.
HarunGulle
HarunGulle 02 Ekim 2021
Bir üstteki arkadaşa ithafen yazıyorum her zaman orjinal dilinin çevirisini okumalısınız çünkü kitap rusça yazılmış ve ingilizceye çevirilip ardından Türkçe'ye çevrilmesi anlam kaybı ve cümle daralması oluyor. Bence rusça çevirisini okursanız eserden daha fazla keyif alabileceğinizi düşünüyorum.
Hüseyin Bulut
Bilge
26.02.2024
Bir distopya romanı. 1984, Fahrenheit 451 ve Cesur Yeni Dünya'da olduğu gibi otoriter rejim ile yönetilen bir dünya... Bu dünyada ben değil biz var. Bu bizlik o kadar ileri derecede ki, bizim bizden saklayacak hiçbir şeyimiz yok, sloganıyla olacak belki de, evler dahi camdan oluşuyor ve herkes birbirinin ne yaptığından her an haberdar oluyor. Herkes her an birbirini görebiliyor. Yalnızca birliktelik zamanları sınırlı bir mahremiyet sağlanabiliyor. Bu da belirli bir süreyle sınırlı olarak. Biz olmanın sınırlarını aşan ve neredeyse biyolojik olarak tek bir varlık gibi yaşama haline dönüşen bir toplum yapısı inşa edilmiş romanda. Bunun ne derece ileri bir birliktelik olduğunu bizzat görmeyi okuyucuya bırakmakta fayda var. Distopik roman sevenlerin okuması gereken bir kitap.
Salih Vehbi  Turan
Kaşif
16.05.2026
kitaba genel hatlarıyla bakıldığında aslında iyi bir ditopya anlatısı var. Benim açımdan birazcık karmaşık olan kısımları vardı. bunun dışında ise kesinlikle okunması gereken bir distopya
ATD461903
Üstat
19.04.2026
Distopya romanların en iyi örneklerinden okunuşu karakter isimlerinden dolayı zor olsa da konusu bakımından çok iyi bir kitap
Dika_
Kaşif
13.04.2026
Dönemine göre harika bir bilim kurgu
Hasan Akkök
Bilge
05.04.2026
1984, cesur yeni dünya gibi kitaplarla karşılaştırıldığında daha basit kalmış ancak yine de okunması gereken bir klasik.
hasan öztürk
Hezarfen
20.02.2026
“Her şeyin hesaplandığı bir dünyada, hayal kurmak hala bir suç mudur?” Kitabın dili yer yer teknik, yer yer şiirsel. İki dünya arasında sıkışmış gibi hissettiriyor. Ama tam da bu yüzden benim için çok etkileyiciydi. “Ben kimim?” sorusu çok fazla soruluyor kitapta ama öyle yüzeyden değil, gerçekten insanı rahatsız edecek kadar derinde. Orwell, Huxley ya da Bradbury okumadan önce Zamyatin’in bu tohumları nasıl ektiğini görmek gerçekten önemliymiş. Ve bence hala çok geçerli, maalesef ki günümüz için ürkütücü derecede tanıdık. Bilim kurgu sevenler için kesinlikle okunmalı :)
epsilondelta
Bilge
03.02.2026
Kitapla ilgili düşüncelerim çok karışık. Cesur Yeni Dünya(1932), 1984 (1949) Fahrenheit 451 (1953) kitaplarından önce yazılmış (1920) olan kitap distopya denilince ilk akla gelen kitaplardan. Kendi ülkesinde basımı yasaklanan ve ancak 1924 te basılabilen bir kitabı merak etmiştim. Bireyselliğin yok edildiği, insanların isim yerine numara aldığı "Tek Devlet" düzeni olan bir gelecek anlatılmış. Her şey o tek devlet için yapılıyor, üreme bile. Seçim yapmak hakkınız yok. Mutluluk ancak özgürlüğün yokluğu ile olabilir. Kitap çok karanlık atmosfere sahipti. Ama anlatım dili beni kendine çekemedi. Başka bir şekilde anlatsaydı sanki daha çok sevebileceğim bir konuydu ama ben beğenmek ve nefret etmek arasında kaldım. Yine de distopya denilince okunması gereken kitaplardan diye düşünüyorum.
epsilondelta
Bilge
12.01.2026
Kitapla ilgili düşüncelerim çok karışık. Cesur Yeni Dünya(1932), 1984 (1949) Fahrenheit 451 (1953) kitaplarından önce yazılmış (1920) olan kitap distopya denilince ilk akla gelen kitaplardan. Kendi ülkesinde basımı yasaklanan ve ancak 1924 te basılabilen bir kitabı merak etmiştim. Bireyselliğin yok edildiği, insanların isim yerine numara aldığı "Tek Devlet" düzeni olan bir gelecek anlatılmış. Her şey o tek devlet için yapılıyor, üreme bile. Seçim yapmak hakkınız yok. Mutluluk ancak özgürlüğün yokluğu ile olabilir. Kitap çok karanlık atmosfere sahipti. Ama anlatım dili beni kendine çekemedi. Başka bir şekilde anlatsaydı sanki daha çok sevebileceğim bir konuydu ama dedim ya beğenip nefret etmek arasında kaldım. Yine de distopya denilince okunması gereken kitaplardan diye düşünüyorum.
yasemin  güler
Hezarfen
16.11.2025
eskimeyecek bir klasik
Al-Can
Üstat
25.08.2025
Distopik bilim kurgu kitaplarını severim. Ancak bu kitabı 120.sayfasına kadar zorla okudum. Kurgu güzel ama sürükleyici değil. Çok soyut kalmış. Belki sonra bir şans daha veririm.
emreaykanat
Kitapkurdu
18.06.2025
Zamyatin'in bu zeka dolu güzel kitabı distopyanın şafağı olarak nitelendirilebilir. Bir şans verilip okunması gereken bir eser. İyi okumalar.
atasumt
Kaşif
25.03.2025
Öngürülerle geleceğe ışınlanma seansı diyebiliriz. Belki bir gün beklenen son olacak belki ütopya olarak kalacak, ancak içerisinde mutlaka gündelik hayatta BİZ olmuş alışkanlıkları yakalayacksınız.
trippy1341
Kitapkurdu
18.03.2025
ursula k leguin dedigi gibi gelmis gecmis en iyi bilim kurgu kitabi kesinlikle. biz romanı, goerge orwell'in 1984 adli romanina esin kaynagi olmus. ama yine de sonu acisindan daha az karamsar bir kitap 'biz'. cunku biz'de, yenilginin en belirgin oldugu zamanda bile hala carpisma devam etmektedir. 'biz' de diktatörlere (velinimet'lere) iletilen bir mesaj vardır: "insanda düş gücünü yok edecek bir yol bulmadıkça kazanamazsınız"
akocak91
14.03.2025
Distopik romanları çok seven birisi değilim ancak bu roman hoşuma gitti.
misey_senug
02.01.2025
rus edebiyatını seviyorsanız okuyun derim. daha önce bu tarz kitaplar okumuş kişiler için bazı sahneler tanıdık gelebilir, kitabın yazıldığı tarihe dikkat ederseniz bir çok esere ilham olduğunu görebilirsiniz.
gülsitan-ı dehr
25.11.2024
Distopya edebiyatının önemli eserlerinden biri. İlk kez zamyatin okudum. İyi bir eser.
ruhu_revan_
Hezarfen
23.09.2024
Yer yer okumakta zorlansam da büyük bir farklılık okuduğumu hissederek kendimi kitapta tutmaya devam ettim. Gösterilen tablo çok tanıdıktı ama tabii ki bunu yazar gösterdikten çok sonraları gördüğüm için. Kitabın ne zaman yazıldığını ve ne tür kısıtlamalara sansürlere uğradığını bilince çok daha büyük anlam ifade ediyor.
Sümeyra Sabancı
05.08.2024
Distopya severlerin kaçırmaması gerekir. Bu ve diğer distopik eserlerdeki benzerlikleri görmek insani ürpertiyor.
zengini
Üstat
03.08.2024
Yazık, adam ne çara yarabilmiş ne Lenin'e. İşin ilginç yanı kapitalizm eleştirileri çok revaçta değil de Sovyet Rusya eleştirileri çok revaçta. Gazap Üzümleri veya Germinal'i okuyanlar bile bunu bir kapitalizm eleştirisi olarak okumuyor. İddia ediyorum ki bugün göklere çıkardığımız 1984 bile yarın bir gün İngiliz İstihbaratı tarafından finanse edildiği ortaya çıkabilir. Sol görüşlü biri olmasam da burada bir gariplik yok mu sizce de?