İslam Coğrafyası'nın içinde bulunduğu ayrışık durumun izâhına kapı aralayabilecek nitelikte bir eser. Fakat bu niteliğin sadece başlangıç olduğu da bir gerçek. Yazarın amacı, Müslümanlar arasındaki farklı düşünme ve ihtilâfların çıkış noktasını bir 'tespit' olarak ortaya koymak. Yazara göre, Cahiliye Dönemi insanı, İslam ve Kur'an-ı Kerimle tanışınca, öncesinde hiç de alışık olmadığı biçimde bir serbesti kazanmıştır. Bu serbesti "tefekkür" yani "düşünce özgürlüğü"dür. Bu özgürlüğün kullanılmasıyla farklı yorumlayabilme yeteneği kazananlardan bazı kişi ve gruplar ayrışma ve saflaşmalara sebep olmuştur. Yazarın önemle üzerinde durduğu nokta ise, Müslümanlar arasındaki ilk ihtilâfların, ilk farklı düşünme ve yorumlamaların, bilinenin aksine kendi cemiyeti içinden çıkmış olmasıdır. Yine yazara göre, insanların elde ettiği bu farklı düşünme ve yorumlayabilme serbestisi, bir süre sonra bölgedeki diğer inançlar ve felsefî yaklaşımlarla etkileşim içine girerek mezhepsel boyuta ulaşmıştır. Yazar, elim bir olay sonucu kaybolmuş olmasaydı büyük ihtimâlle eserin devamını getirirdi. Uzmanları tarafından akim kalmış bu konunun devamının getirilmesi büyük yarar sağlayacaktır. Okunması çok zaman almayan ama tespitinin can alıcı olduğunu düşündüğüm eserlerden...