Kurtlarla Koşan Kadınlar & Vahşi Kadın Arketipine Dair Mit ve Öyküler
Kurtlarla Koşan Kadınlar & Vahşi Kadın Arketipine Dair Mit ve Öyküler

Kitapyurdu Fiyatı: 407,60TL

Ürüne Git
506Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Kurtlarla Koşan Kadınlar
Anaerkil dönemin tanrıçalarından erkek egemen panteonlara geçişin oldukça acılı bir süreç olduğunu sanıyorum. Zamanında adına tapınaklar kurulmuş Kibele'nin Demeter'e dönüşme evresinde çok kalın bir mitsel perde var, sonrasında dinsel olguların pagan inanışların yerini almasıyla mevzu iyice çorbaya dönüyor. Safsataların arasından gerçeğin ne olduğunu tam olarak göremesek de söylencelerden, masallardan bu yitirilmiş dünyanın izlerini bulmak mümkün. Jung'un psikanaliz yöntemiyle masallardaki arketiplerin peşine düşen Estés'in kurtları, kadınları, vahşiliği çekip çıkardığı bu kitabın içeriği tam olarak insanın -daha çok kadınların- bu kayıp zamanı. Yazar, yetiştiği kültüre bağlı olarak nesilden nesile süren bir hikâye anlatıcılığı geleneğinden geliyor. Andersen ve Grimm Biraderler gibi ünlü masalcıların eserlerinin yanında yerel kültürlerin söylencelerini de çok iyi biliyor, kutupların masallarıyla çöllerin masalları arasındaki bağlantılar coğrafya değişse de görünür bir şekilde ortaya çıkıyor. Estés cantadora/mesemondo, şair ve sanatçı olmasının yanında akademik çalışmalar yapan bir psikanalist. Yaşam deneyimlerini psikanaliz uyguladığı kişilerin verileriyle, şiirin sezgi yoluyla ortaya çıkardığı unutulmuş vahşi yaşamla birleştirerek kadınların bastırılmış doğasını vahşi kadın arketipiyle ve doğaları gereği bu arketipe yakınlığıyla bilinen kurtlarla ortaya koyuyor. "Sağlıklı kurtlar ve sağlıklı kadınlar belirli ruhsal karakteristikleri paylaşırlar: Keskin bir duyarlık, oyuncu bir ruh ve yoğun bir kendini adama kapasitesi. Kurtlar ve kadınlar, doğaları, araştırıcılıkları, büyük bir dayanıklılık ve güce sahip olmaları bakımından yakın akrabadırlar. Sezgileri çok güçlüdür; yavruları, eşleri ve sürüleriyle yoğun bir biçimde ilgilenirler. Sürekli değişen koşullara uyum sağlamakta deneyimlidirler; tuttuklarını koparmalarının yanında çok da cesurdurlar. Günümüzde oldukça katı bir erkek egemen dünyada yaşamaya çalışıyoruz. Vahşi doğayı parçalara ayırıp yöneten, yönetemediği zaman yok eden bu dünyada vahşi kadın derinlere, çok derinlere itilmiş bir halde bekliyor, ara sıra var olduğunu hatırlatsa da çoğu insan için sesi oldukça cılız. Kadınlara uygulanan toplumsal baskı yüzünden unutulma noktasına geldiği zaman kadın da asıl doğasını unutuyor ve içindeki sesle bağı kopuyor. Psişe. Kadının iç gözü, sezgisi, içsel ritmi, duygusal yüreği. Farklı kültürlerde, farklı disiplinlerde birçok adı var, birçok farklı biçimde sezilebilmiş ve adlandırılmış, sonra aynı biçimlerde hapsedilmiş, susturulmuş. Oysa doğa kadar eski, insanın en temel parçası belki de. Kadınların bu tinsel varlığa kulak veremeyecek kadar bezdirilmesi, ataerkil düzenin varlığını sürdürmek için yaptığı bir katliam. "Vahşi Kadın kadınları nasıl etkiler? Vahşi Kadın, müttefikimiz, önderimiz, modelimiz, öğretmenimiz olursa, iki gözümüzle değil, birçok gözü olan sezginin gözleri aracılığıyla görürüz. Sezgiye sahip çıktığımızda, yıldızla göğe benzeriz: Dünyaya binlerce göz aracılığıyla bakarız." (s. 25) Vahşi Kadın, nesiller boyu sesini koruyan bir varlıktır ve ne kadar susturulmaya çalışılırsa çalışılsın ölmez, varlığını milyarlarca kadının ruhunda sürdürür. Estés'in gördüğü bir rüya: Öyküler anlatan Estés'in ayağına yaşlı bir kadın cesaretlendirici bir şekilde vurur. Estés'i omuzlarında taşımaktadır, kendisinin altında da daha yaşlı kadınlar vardır. Anlatıcı, kadının yaşlı olduğunu ve asıl onun yukarıda olması gerektiğini söyler. Yaşlı kadın bu öneriyi kabul etmez, bu şekilde olması gerektiğini söyler. Çağlar boyu süren bir aktarım. Her kadın bir diğerinin omuzlarında yükselecek, hikâyeler anlatılmaya devam edecektir. La Loba, Kurt Kadın, Kemik Kadın imgesi bir Hayat/Ölüm/Hayat döngüsünü işaret eder. Bu kitap bir araştırma olduğu kadar bir hikâye derlemesi olarak okunabilir, hatta bir noktada kişisel gelişim kitabı özelliği de taşır. Masallardan ve hikâyelerden öğrenilecek çok şey, sezilecek çok duygu var. Bunlardan hareketle kitapta yer almayan diğer masallardan ve hatta hayatın kendisinden birçok çıkarım yapılabilir, yeter ki kapılar sezgisel dünyaya kapanmasın. Kadınlar için olduğu kadar erkekler için de anlamlıdır öyküler; animus olarak erkeklerin anlamını ortaya koyar. Tek bir pencereden bakılmaması gereken bir kitap bu. Ben iki öyküyü inceleyeceğim, kitapta yaklaşık yirmi öykü var ve her biri farklı bir yoldan sesinizi duymanızı sağlayabilir. Estés güzel özetlemiş, aynen alıyorum: "Kurtlarla Koşan Kadınlar içsel hayat üzerine yüz masalı kapsayan beş-bölümlük bir dizinin ilk kısmıdır. Çalışmanın tam iki bin iki yüz sayfasının yazılması neredeyse yirmi yıldan uzun sürmüştür. Çalışma özünde bütünsel içgüdüsel doğayı hastalıklı halinden kurtarmaya ve onun doğal dünyayla ruh-dolu ve temel psişik bağlarını göstermeye çalışmaktadır. Bütün çalışmalarım boyunca kendini gösteren temel önerme tüm insanların yetenekli olarak doğduklarını iddia eder." (s. 514) Hem derdi hem dermanı barındırır. Psikanaliz sonucu ortaya çıkan rahatsızlıkların tedavisinde kullanılan yöntemleri hep merak ederdim, kitabı okuyunca merakımın bir parçası dindi. Mutlaka okunması gereken bir kitap. Kadınların kendi ruhlarına kulak vermeleri için, erkeklerin kadınları olduğu kadar kendilerini de daha iyi anlayabilmeleri için.
Berk Ulubeli
Kitapkurdu
"Kıştan sonra, her zaman ilkbahar gelir."
C. P. Estes, İsviçre Zürih’teki “Uluslararası Analitik Psikoloji Kurumu” tarafından ‘Jungcu Psikanalist Diplomatı’ seçilen bir psikanalist olmasının yanı sıra hem bir “cantadora” (öyküleri toplayan kişi) hem de bir şairdir. Tüm bunların yan sıra iyi bir okuyucu, alanında doktoralı bir araştırmacı ve özel olarak hasta tedavisi yapan bir psikanalist olduğunu da ekleyelim. Dolayısıyla incelemeye tabi tuttuğumuz bu kitap sıradan yahut popülist bir kaygı ile yazılıp; feminist kitleyi hedef alan ucuz bir kitap olmaktan çok ama çok uzaktır. Kitap, teknik sınırlılıklar haricinde, son derece bilimsel (20 yıl süren) bir çalışmanın tezahürüdür. Naçizane yorumumu yalnızca meraklı bir okurun kişisel tecrübesi olarak değerlendirmenizi rica ederim. Daha önce “Deli Dumrul” ile alakalı benzer (yalnızca metot olarak) bir çalışmanın varlığından haberdar olmama karşın kitabın ismi, konusu ve iddiası kitabı okumak istememe neden olan en büyük etken oldu. Yazın dünyamızda (telif yahut çeviri) benzer bir çalışmanın olmadığını ya da çok çok az olduğunu da düşünürsek kitabın önemini daha iyi idrak edebiliriz sanıyorum. “Kendini had safhada yavan, yorgun, kırılgan, çökkün, kafası karışık, suskun, dizginlenmiş, heyecansız hissetmek. Kendini korkmuş, aksak ya da zayıf, esinsiz, cansız, ruhsuz, anlamsız, utangaç, sürekli kızgın, hafif meşrep, sıkışıp kalmış, yaratıcılıktan uzak, bastırılmış, aklını yitirmiş, güçsüz, çekingen, uyuşuk, döngülere hapsolmuş hissetmek…” (s. 24-5). Yazarın, kadının içerisinde bulunduğu durumu anlatırken kullandığı ifadeler, gerçekten, çok sarsıcı. Satırları okurken hayatın içerisinde karşılaştığımız birçok olay netlik kazanmaya başlıyor ve ister istemez empati kurmaya başlayıp; gördüğünüz ancak üzerine çok fazla düşünmediğiniz şeyleri düşünmeye başlıyorsunuz. Her insan ayrı yaratılışta olsa dahi ortak nokta ruhtur (s. 28). Kadın, aslında vahşidir (bu ifade olumsuz anlamıyla düşünülmemeli, yukarıdaki anlatıya karşı geliştirildiği unutulmamalıdır) fakat zaman içerisinde tahakküm altına alınmış, baskılanmıştır. İşte kitabın bize özellikle değinmeye çalıştığı ve belki de ortaya çıkartıp farkındalık sağlamaya hevesli olduğu şey tam olarak budur. Bu farkındalık giriş metninden sonra hikayeler aracılığı ile sağlanmaya çalışılmıştır. Kitabın içerisinde onlarca farklı öykü olmakla beraber öykülerin sonunda öyküye dair çözümlemeler sunulmuştur. Yazar bu çözümlemeleri yaparken; “Olayları gereğinden fazla entelektüel bir zemine oturtmak, kadınların içgüdüsel doğasına ait örüntüleri gizleyebilir” (s. 39) fikrinden hareketle son derece rahat okunabilir bir metin ortaya çıkarmayı başarmıştır. Burada her öyküyü ayrı ayrı yorumlamak, ne yazık ki, teknik olarak mümkün değildir. Kitabı, herkese şiddetle tavsiye ediyorum ancak özellikle “erkeklerin” okuması gerektiğini söyleyebilirim. Kadınlar, kitabı okurken -muhtemelen- içinde yaşadıkları hayatın (belki de esaretin) kağıda dökülmüş haliyle karşılaşacak fakat erkekler neredeyse tamamen habersiz oldukları (ve belki de nedeni oldukları) bir dünyaya giriş yapacak, empati kuracak ve yine belki de (eğer gerekliyse ve yapabiliyorsa) kendine çeki düzen verecektir. Kitabın çevirisini orijinal dili ile karşılaştırmadığım için değerlendirme şansım bulunmuyor ancak yine de kullanılan Türkçenin anlaşılabilir ve rahat bir okuma sunduğunu söyleyebilirim. Kitabı bir roman gibi hızlıca okumaya çalışmanızı tavsiye etmem. Yavaş yavaş, bölüm bölüm okumak çok daha mantıklı bir tercih olacaktır. Teknik boyuta gelecek olursak (ki bu bölüm aslında uzmanlık gerektireceğinden yapacağım yorumları, yukarıda da belirtmiş olduğum üzere, meraklı bir okurun söylemleri olarak değerlendirmenizi rica ederim) öykülerin ilk kez bu kadar anlamlı bir şekilde kullanıldığını, hatta halk biliminin ve yapılan çalışmaların (Türkiye’de bu çalışmalar daha çok -zaman zaman sadece- yöresel öykü toplama gibi bilim dışı bir şekilde cereyan ettiğinden) bekası için önemli olduğu kanaatindeyim. C. P Estes’in yaptığı gibi diğer bilimler yahut disiplinler de toplanan bu öyküleri bu şekilde işleyebilir, kullanabilir yahut değerlendirebilirse halk bilimcilerin yukarıda belirtmiş olduğum toplayıcılığı anlaşılabilir ve meşru olacaktır. Elbette konu eğer bilim ise bu öykülerin, doğası gereği, birçok problemi (ne kadarı günümüze kadar ulaştı, ne kadar değişime uğradı vb) beraberinde getirdiği unutulmamalıdır. Dolayısıyla yapılan değerlendirmelerin doğruluğu “elimize ulaştığı” kadar ile sınırlı kalmak durumundadır. Neticede bilim “veri” ile ilerlediğinden ve elimizde de veri olduğundan yalnızca sınırlılıklara değinmek yeterli olmuştur sanıyorum. Tüm bunların haricinde, yaptığım tüm yorumların -ister istemez- bir erkeğin bakış açısı ile yazılmış olduğunu da itiraf etmek lazım gelir. Dolayısıyla bir hanımefendinin de kitap hakkındaki, görece hacimli, yorumlarını yine bu mecrada okumak isteriz. Son olarak kitabın çevirmeni Hakan Atalay’a, Ayrıntı Yayınları’na ve kitapyurdu’na teşekkürlerimi iletmek isterim. Herkese sağlıklı, bol kitaplı günler!
Dilek Polat
Dilek Polat 11 Şubat 2026
Helal olsun size cok aydınlatıcı ve bilgi birikimi akıyor
Serap.Bahar
Kaşif
Çok zor kitap, öncelikle buradan başlayayım. Aslında birçok kişi tarafından feminizmin 101 kitaplarından birisi olarak görülüyor. Ben de bunu öğrendiğimden beri okumak için fırsat kolluyordum. Neticede kitabı edindim ve yaklaşık bir ay evvel okumaya başladım. Kişisel okuma serüvenimin en ağır akan ve en uzun süre elimde kalan kitap olarak tarihime geçti diyebilirim. Kitapta nesiller boyu aktarılan ve kadınların hayata hazırlanmasını sağlamaya çalışan hikayelerden bahsediliyor. Sonra da bu hikayelerin alt anlamlarına değiniyor uzun uzun. Bir kadının ayaklarını sağlam şekilde yere basmasından tut da arkadaş seçimine, çocuk eğitiminden yangında ilk kurtarılacak şeyin kendisi olması gerekmesinden değinmediği şey kalmıyor. Kimi yerlerinde hissettiğim tatmini ve bu bağlamda da yüzümde oluşan tebessümü anlatacak güzel bir cümlem yok.
karbeyaz_kitap
Üstat
Tam bir kült eser.. Kaynakça ve yazarın son açıklama ve notları çok kıymetli...  Kitap 16 bölüm ve 542 sayfadan oluşmaktadır. Yazar, çeşitli mit, masal ve öykülerden yola çıkarak çok eski zamanlardan bu yana kadınların sosyal hayattaki, iş hayatındaki, aile hayatındaki, cinsel hayattaki, anne olarak, çocuk olarak, ilham kaynağı olarak, yaratıcı güç olarak, sanatçı olarak değişimini, aslında ne olması gerektiğini ve ne olmaması gerektiğini anlatmaya çalışmaktadır. Kadınlara, tutkularını, güçlerini, yeteneklerini, gerçek evlerini, yaralarını, ayağa kalkışlarını, çocukluklarını, cinselliklerini, doğallıklarını ve özgürlüklerini hatırlatmaya çalışır. Kadınlar kendilerini keşfetmeli, iç dünyalarını görmezden gelmemeli ve kendilerine değer vermelidir. Eril güç ve sorumluluklar altında ezilmemeli, fedakarlıklar uğruna kendi benliklerini kaybetmemeli.
Fulya Korkmaz
Kitapkurdu
Selam. Bu kitap son yıllarda okuduğum en iyi kitaplardan.
Ebrar Can
Kitapkurdu
Benim gibi kadınların varoluşunu amaçlarını prangalarini düşünüyorsanız kendinizi tanıma üstünde zaman harcıyor geleneksel toplumların kadınlar üstündeki yanlış algısının farkında iseniz tam size göre bir kitap derinden etkiledi bir çok şeyi okudum araştırdım bu bağlamda tamamlayan kitap oldu bana eğer sadece okumak için alacaksanız sıkıcı gelebilir.Düşünmüs yada okuyunca bu konulara kafa yormayacaksiniz kendisini zor okutacak bir kitap
fazılhan ildeniz
Kaşif
Kurtlarla Koşan Kadınlar – Vahşi Ruhun Uyanışı Clarissa Pinkola Estés’in bu kitabı, kadınların içindeki vahşi, içgüdüsel doğayı mitler ve öykülerle derinlemesine işliyor. La Loba gibi hikâyeler, ruhun kaybolmuş kemiklerini toplayıp tekrar canlandırmayı anlatıyor. Etkileyici bir bölüm: “Vahşi Kadın geri geliyor. Öykü aracılığıyla geri geliyor.” Kadınların sezgisini, gücünü ve özgür ruhunu hatırlatan güçlü bir çalışma. içsel uyanışa ve hakikate yöneltiyor.
özge Duru
Kaşif
Dili bana çok ağır geldi çoook uzun sürede okudum okuma tembelliği yaratan bir kitap oldu bende, belki de bana hitap etmedi bilemiyorum.
kaptankitapavında
Kitapkurdu
Alın okuyun, hediye edin her kadın mutlaka okumalı.
Burcu Akpınar
Üstat
*Kurtlarla Koşan Kadınlar*, kadınların içsel gücünü, sezgisel dünyasını ve bastırılmış yaratıcı enerjisini mitler ve arketipler üzerinden yeniden yorumlayan bir eserdir. Clarissa Pinkola Estés, masallar ve folklorik hikâyeler aracılığıyla “vahşi kadın” arketipini merkeze alarak, modern yaşamda kadınların kaybettikleri içsel doğallığı ve özgürlük hissini sorgular. Kitap, psikolojik yorumlarla mitolojik anlatıları birleştirerek özellikle bastırılmış duyguların ve içgüdülerin yeniden fark edilmesini hedefler. Yer yer yoğun ve sembolik dili olsa da, sunduğu perspektif kişisel farkındalık ve içsel dönüşüm açısından etkileyici bir okuma deneyimi yaratır. Kadın psikolojisi, mitoloji ve derinlikli kendilik çalışmalarıyla ilgilenen okuyucular için ilham verici bir kaynak niteliğindedir.
Reyhan Ayar
Bilge
Yarım bırakılabilecek kitap...
Kafkas Maralı
Kitapkurdu
Muhteşem... İçinizdeki vahşi kadını tanıyın
tnr_dersim
Kaşif
uzun zamandan beri okumak isteğim bir kitaptı yakın zaman da aldım. İlk fırsatta okuyacağım. Beğeneceğimi düşünüyorum.
mehakus
Kitapkurdu
Clarissa Pinkola Estés tarafından kaleme alınan Kurtlarla Koşan Kadınlar, sadece bir kitap değil; modern dünyada evcilleştirilmiş, kalıplara sokulmuş ve ruhu budanmış kadınlar için yazılmış bir "vahşi öze dönüş" manifestosudur. Jungçu bir analist ve bir masal anlatıcısı olan Estés, bu devasa eserde psikoloji ile mitolojiyi muazzam bir dokuyla birleştirir.
Tuğçe  Göğüş
Kaşif
Okunması zor bir kitap özellikle ilk bölümler için. Yazar surekli tekrara düşmüştür. Her kadının okuması gereken kesinlikle başucu kitabı diyen yorumların aksine mitolojiye masallara ilgi duymayanlarin okurken sıkılacağını düşündüğüm bir kitap. Fakat farklı bir tarzda yazıldığı için de eğer sabrınız varsa okumanızı tavsiye ederim.
Yasemin  Atasoy
Kitapkurdu
Her kadının iç dünyasındaki yoğun duygusal ögeler ve enerjiler taşıyan evrensel düşünceleri ağır bir dille anlatan, okuması zor bir kitap. Çok fazla tekrarlar var ancak farklı bir boyutta anlaşılması için zaman ayırmalı.
Zehra  USLU
Bilge
Şüphesiz ki bir başyapıt. Hayatımda en uzun süre elimde kalan kitaptı ve hala da başucumda. Bazı hikayeleri ve arketipsel analizleri muazzam. Lakin çeviri çok kötü. zaten yazar lafı dolandırdıkça dolandırmış,sürekli tekrara düşmüş bir de bizim çevirmenin alaşılmazlığa katkısı eklenince kitabın içinden çıkmak zorlaşıyor. sonuçta edebi bir kitap değil. kişisel gelişim taviyelerini bu kadar şiirsel vermeye gerek yoktu bence.
Arzu Doğan
Kitapkurdu
okumak biraz zorladı
gmzzb
Üstat
üç yıldır benimle gittiğim her şehre gelen ve bitirmek için asla acele etmediğim yoldaşım. Her kadının ruhu duymalı bu sesi
Zeynep Dalbastı Ayata
Üstat
Şimdiye kadar elimde en uzun süre kalan kitap Kurtlarla Koşan Kadınlar oldu. Umarım bir daha kendi rekorumu kırmam nasip olmaz…