Engereğin Gözü
Engereğin Gözü

Kitapyurdu Fiyatı: 246,88TL

Ürüne Git
213Yorum
Engereğin Gözü, Livaneli’nin tarihsel dekor içinde insan psikolojisinin derinliklerine varabilmeyi amaçlayın nadide eseri. Bir tarihi roman değil bu; insan ruhunun derinliklerine inen, efendi-köle diyalektiğinin bir harem ağasının gözünden anlatıldığı psikolojik bir roman. Livaneli, romanı “iktidar alevinin çevresinde dönen pervaneler”i anlatmak için yazdığı söylüyor. İktidar, mutlak ve ölümcül bir zevk kaynağıdır ve çevresinde dolanan herkesi yakacak kadar da tehlikelidir. Ulusumuz için önemli bir maya olan Osmanlı’nın fazlasıyla şaşırtıcı gerçekliklerine, hükümdarların ve hanedanın en büyük eziyeti kendilerine yaptıklarını gösteren geleneklerine romanda oldukça şahit oluyorsunuz. Sultan İbrahim ve siyahi olan harem ağası arasındaki iletişimin üç aşamalı değişimi insan psikolojisinin kısa özeti gibi. Kitapları 40’dan fazla dile çevrilen Livaneli’nin bu kitabı da kuşkusuz muazzamdı.
Osmanlı'nın hangi dönemi olduğunu belirtmeden bir hadımağasının Afrika'dan getirilişini ve sarayda başına gelenleri anlatıyor. Tarih bilgisi olan birisi hangi padişah dönemi olduğunu hemen anlar. Olaylar çok çarpıcı ve duygusal açıdan rahatsız edici, yazar bu konuda çok başarılı, hepsini okura geçiriyor. Konu o kadar zengin ve ilgi çekici ki Livaneli neden usturuplu bir kurgu yapmamış da hadımağasının anılarını anlatır gibi parça parça işleyip bitirmiş anlayamadım. Sonuç olarak doya doya okunması gereken bir konu kısa bölümlerle geçiştirilmiş. Kitabın son sayfasını eksiklik duygusuyla kapattım. Buna rağmen unutulmayacak bir eser olarak hafızamda yer etti.
Mevlüt ORÇAN 02 Haziran 2025
tesekkur ederim, cok yararli
Mevlüt ORÇAN 02 Haziran 2025
guzel anlatim
Bir hadım ağasının dilinden isim ve zamanı verilmeden anlatılan tarihsel olaylara dayalı bir kurgu. İçinde psikoloji, çıkar çatışmaları, iktidarın büyüleyici gücünün olduğu, sizi Osmanlı'nın garip yasakları, taht uğruna yapılan idamlar, cellatlar, padişahlar, sadrazamlar, valide sultanlarla ilgili araştırmalara sevk edecek, araştırdıkça sizi şaşırtarak daha da araştırma yapmayı isteyeceğiniz kısa ama etkili bir roman. Ben öğrendiklerime çok şaşırdım, etkilendim, dehşete kapıldım. Haremin dışarıdan şaşalı görünen iç dünyası, dünya güzeli cariyelerin sönüp giden ömürleri, ölümle yaşam arasında en zirveden en dibe yaşamlarıyla saltanat dünyasının anlamına ulaşacağınız, bir çırpıda okuyacağınız çok güzel bir kitap. Okuyacaklara keyifli okumalar..
Zülfü Livaneli’nin Osmanlı sarayının karanlık dehlizlerinde geçen muazzam bir iktidar ve insan psikolojisi analizi. Kitap, yıllarca zindanda tutulduktan sonra aniden tahta çıkarılan bir padişah ile onun en yakınındaki kölesi Engerek’in gözünden güç dengelerini anlatıyor. İktidarın insanı nasıl dönüştürdüğünü, efendi ile köle arasındaki o ince çizgiyi ve korkunun insan ruhunda açtığı derin yaraları harika bir atmosferle aktarıyor. Livaneli’nin sade, akıcı ve bir o kadar da sürükleyici dili sayesinde bir çırpıda bitiyor. Tarihi dokusu ve felsefi alt metni çok güçlü, mutlaka okunmalı.
Karakterlerin iç dünyasını ve ruh hâllerini incelikle yansıtan, atmosferi güçlü bir roman. Tarihî arka planın ötesinde, karakterlerin korkularını, tutkularını ve iktidar duygusunu hissettirmesi kitabın en etkileyici yanı. Edebi diliyle iz bırakan bir eser.
Zülfü Livaneli'nin gerçekten okuduğum en iyi romanlarından biri diyebilirim.Kitap hakkında yazacak , söyleyecek çok şey var ama tek diyebileceğim bence okuyun....
Kitap sarayın şatafatını değil; o şatafatın arkasındaki çürümeyi, korkuyu ve köleliği merkezine alıyor.
Kitapta saray hayatı bır kadı tarafından ele alınır.Adlımfa sarayın bilinmeyen yonunu ele alıyor.İnsanın hırsı yüzünden kendi cocugunu kendı ailesini hiçe saymasını konu alıyor
Sarayin ihtişamının arkasındaki korkuyu, iktidar hırsını ve insanın güç uğruna nasıl değişebildiğini anlattığı oldukça çarpıcı bir roman. Bir haremağasının gözünden Osmanlı sarayını izlemek, padişahın bile aslında kendi korkularının ve kurduğu düzenin esiri olabileceğini görmek benim için kitabın en etkileyici tarafıydı. Livaneli’nin iktidar ile kölelik arasındaki o ince çizgiyi sorgulatmasını ve bunu tarihsel bir atmosfer içinde yapmasını çok sevdim. Kısa olmasına rağmen üzerine uzun uzun düşündüren, özellikle güç ve insan doğası üzerine okumayı sevenlere önereceğim bir kitap.
Kitabın geçişleri çok hızlıydı. Daha uzun olmasını dilerdim.
yazarin bir cok kitabini okudm bu da yine harika cikardigi islerden biri bence.
Favori yazarlarımdandır, hemen her kitabını okurum ve beğenitim . Bu litap da yine imzasını attığı bir eser olmuş .
Zülfü Livaneli'yi çok seviyorum ama bu kitap ayrı bir yerde. Diline, tarzına bayıldım.
Bir Harem ağasının gözünden saray hayatının karanlık yönlerinin anlatıldığı kısa bir roman. Uygulanan saçma yasakların, valide sultanların siyasete etkileri gibi konuların anlatıldığı güzel bir kitap. Ben beğenerek ve çok kısa bir sürede okudum.
İsim belirtmeden hangi dönem hangi padişah zamanı olduğunu rahatlıkla anladığımız Osmanlı döneminden bir kesiti güzel diliyle aktardığı kitaplardan bir tanesi daha
kitabi okuduğunuzda engerek gibi zehirli bir yılan ile benzetilen iktidar olma hırsının aslında ne kadar zehirli ve tehlikeli olduğunu anlamış olacağız. Kitap Harem Ağası Süleyman’ın anlatımı ve yazarın akıcı kalemi ile okuyucuları tarihimizin derinliklerine indiriyor
Okurken isimleri ve geçtiği dönemi çok merak ettim.
Engereğin Gözü, Osmanlı sarayının görkemli ama karanlık koridorlarında geçen bir iktidar hikâyesi. Zülfü Livaneli, tarihi yalnızca anlatmıyor; onu bir insanın zihninin içinden geçirerek yeniden kuruyor. Bir hadım ağanın gözünden güç, yalnızlık, korku ve kimlik meselelerini okumak insanın içini hafifçe ürpertiyor. Bu romanı okurken olaylardan çok duygular akılda kalıyor: suskunluklar, bakışlar, iktidarın insanda bıraktığı izler. Tarihle ilgilenen, sarayın perde arkasını merak eden ve “güç insanı neye dönüştürür?” sorusunu sevenler için sessiz ama etkisi uzun süren bir okuma.
Kitap o kadar kısa olmasına rağmen, bazı bölümlerde tekrara düşmesi ve olay örgüsünün bir türlü ivme kazanamaması okuma deneyimini baltalıyor. Karakterler arası psikolojik çatışmalar çok hızlı ve yüzeysel geçilmiş. Yazarın akıcı kalemi bile bu kopuk olay örgüsünü toparlamaya yetmemiş.
beklentimin çok altında buldum açıkçası. batılı yazarların Osmanlı hakkında oryantalist bakış açısıyla yazıp çizdiklerini eleştirsek de karşı cepheden gelen saldırı gözüyle bakıp kendimize çok sorun etmezdik. ne gaye ile olursa olsun kendi tarihimiz ve değerlerimiz ile ilgili bu batılı bakışın soğuk bir taklidini kendi içimizden bir yazardan görmek beni hayal kırıklığına uğrattı. bu soğuk taklitçi yaklaşım, ne yazık ki hikayenin önüne geçtiği için eser alabileceği puanları alamıyor. yazarın başka kitaplarını da okumuştum, bu yaklaşım ile ilk kez karşılaştığımı söyleyebilirim. batılı yazarlardan bu tarz eserimsileri yeterince okuduğumuzu düşündüğümden hiç tavsiye etmiyorum.