Macar yazar Sandor Marai'nin "Buda'da Bir Boşanma" kitabı, yazardan okuduğum üçüncü eser oldu. Kendisinin edebiyatının temel izleklerine daha fikir sahibi oldum diyebilirim sanırım.
Bunların ilki; hayatta bazı karşılaşmaların yaşam çizgimizi sonsuza dek dönüştüreceği meselesi. Buda'da Bir Boşanma'da da hayatını "olması gerektiği biçimde" yaşayan, mesleğinin ve sınıfının gerektirdiği biçimde davranan yargıç Kömives'in hayatının ardındaki katmanları ve gizi didikliyor Marai. Değerlerine sadık, sorumluluk sahibi bu adamın içinde kendisini huzursuz eden, yer yer beliriveren karanlığın sebebini deşiyoruz. Bu süreci tetikleyense yargıcın aldığı bir boşanma davasıyla beliren eski bir tanışıklık.
Sınıf dedim yukarıda, Marai edebiyatının temel izleklerinden bir diğeri de bu sınıf meselesi zaten. 1900'de, yüz yılın tam başında doğan ve 89 yaşında intihar ederek hayatına son veren yazar, Macaristan'ın en büyük siyasi ve toplumsal dönüşümlerini yaşadığı dönemlere tanıklık ettiği için belki, en kişisel hikâyeleri anlatırken bile eksenini sınıf üzerine kuruyor. Burada da İki Dünya Savaşı arasında geçen dönemde çözülen ve yeniden inşa olan toplumsal katmanların insanları nasıl tanımsız ve bağlamsız bıraktığını, sınıflar arası geçişlerin bireyleri nasıl zorladığını, sınıf atlayanlar ve düşenlerin yaşadığı uyumlanma sorunlarını, bir boşanma hikâyesi üzerinden aktarıyor yazar.
Sanırım çoğunluk kitabın Kömives'i tanıdığımız ilk yarısını değil de, boşanma hikâyesine odaklanan ikinci kısmını daha çok seviyor. Bense ilk kısmını daha etkileyici buldum. İkinci kısımda kitap biraz 19. yüzyıl Rus romanlarına dönüyor, yazarın büyük büyük tarif ettiği süslü -ve son derece soyut- yabancılaşmayı yeterince geçiremediği kanaatindeyim. İkinci bölümdeki uzun monoloğu okurken yer yer Dostoyevski'nin erken dönem romanlarındaki buhranlarını anlamakta güçlük çektiğimiz karakterlerini dinler gibi oldum. Mevzubahis romanların 100 sene evvel yazıldığı düşünülürse, biraz bayatlamış bir konu ve teknik kullanıyor gibi geldi bana yazar. Tuhaf şey; İşin Aslı, Judit ve Sonrası'ndaki son derece modern anlatımla ilgisi yok bu kitaptaki konunun ve dilin bence.
Neyse. Zayıf bir roman kanaatimce, maalesef.
o kadar iyi bir metindi ki. sandor marai'nin kitaplarının türkçeye çevrilmesi büyük bir kazanım bence. ilişkiler ve insan psikolojisini çok çok iyi çözümleyebilen bir yazar olduğunu düşünüyorum.
bu kitabın bende en büyük hayret uyandıran yanı bir yargıç ve bir doktorun, bambaşka iki meslekten insanın; mesleklerinin karakterlerine yansımalarını, dünyaya bakışlarını ve mesleki becerilerini büyük bir yetkinlikle yazabilmiş olması oldu. böyle yazdıysam çok teknik bir romanmış gibi düşünmeyin.
arka planda usul usul, yormadan, okuyucuyu bilgi bombardımanına boğmadan dünya savaşının izlerinden bahsetmesi, dönemin sosyoekonomisini akışa yedirmesi, hiç bilmediğim bir kültürün sınıflarını anlatmasının hissettirdiği zenginliği hiçbir dünya malı vermiyor.
üstelik bunu okuyucuya büyük bir edebi şölen yaşatarak yapmasıyla kitap sizi her açıdan doyuran bir metin oluyor. ne diyebilirim ki, daha çok okuyucuya ulaşsa keşke.
yky, sandor marai ve magda szabo'nun daha fazla kitabını çevirse keşke.
Buda'da Bir Boşanma, altyapısı çok sağlam psikolojik tahlillere dayanan bir kitap. Okuyan sorguluyor, empati kuruyor ve kesinlikle bir sonuca varıyor. Altı çizilesi oldukça cümle var. Başlarda oldukça yavaş ilerliyor, ta ki boşanacak kişilerden Doktor, bir gece yargıcın evini ziyaret edene kadar. Kitap o noktadan sonra benim açımdan başladı diyebilirim. Bu yüzden sabırla okumalısınız.
Yazıldığı dönem de bence kitap üzerinde etkili. Kitap 1935 yılında yazılıyor Sandor Marai tarafından. Bir savaşın bitmiş, yeni bir savaşın da ruhunun dolaştığı yıllar. Öyle bir karamsar bir Dünya'nın olduğu yıllar...
Bir söz de Macar Edebiyatının güzelliği ve bu edebiyatın derinliğinden bahsetmek istiyorum. Okuduğum her eserlerin de, beni derin derin düşüncelere daldırdı bu Macarca yazan muhteremler. Bizden biri gibi yazıyorlar diyeceğim de zaten bizden biriler. Belki de bu yüzden daha çok empati kurabiliyorum yazdıklarıyla. Okuyunuz efendim...
Yargıç Kömives’in önüne gelen bir boşanma davasının merkezinde karakterlerin karmaşık ilişkileri, psikolojisi, toplum davranışları ve değişimini anlatan romanda, kitabın kendini birden okura sunmaması, usul usul açarken de şaşırtıcı unsurlara yer vermesi, fazlaca anlatıma ve karakter karmaşasına boğmadan böyle derinlikli anlatması okur açısından büyük bir haz unsuru.
Evlilik, aşk, dostluk, vicdan, vesvese, derin psikolojik çözümlemeler, aile içi sorunların ele alınışı varoluşsal sıkıntılar kitabın ana unsurları olarak göze çarpıyor.
Özellikle Yargıç ve çocukluk arkadaşı Doktorun karşı karşıya geldiği ve anlatımın özünü oluşturduğu yerde gerginlik ve heyecan seviyesi inanılmaz.
İncecik kitaptan ne kadar bahsettim değil mi ? Sandor Marai kesinlikle bunu hak ediyor .
Sevgiyle
Kitap bittiğinde içimde tuhaf bir sızı kaldı. Öyle büyük olaylar, çarpıcı sahneler yok belki ama insanın içine işleyen bir derinliği var. Sándor Márai yine insan ruhunu didik didik etmeyi başarmış. Bir boşanma davası üzerinden aslında aşkı, gururu, geçmişi ve insanın kendi kendine bile itiraf edemediği duygularını anlatıyor.
En çok hoşuma giden şey, olaydan çok karakterlerin iç dünyasına odaklanması oldu. Herkes haklı gibi, ama aynı zamanda herkes biraz suçlu. İlişkilerdeki kırılganlığı, yanlış anlaşılmaları ve yıllar geçse de dinmeyen duyguları o kadar sade ama etkili bir dille anlatmış ki okurken sık sık durup düşünmek istedim. Özellikle yüzleşme anları gerçekten çok güçlüydü.
Kitap biraz ağır ilerliyor, hızlı bir kurgu bekleyenler için durağan gelebilir. Ama bence asıl Satır aralarında insanın kendi hayatına dair şeyler bulması mümkün. Márai’nin dili hem zarif hem de keskin; bazen tek bir cümleyle insanın içini yakabiliyor.
Hakim, önüne gelen boşanma davadındaki isimleri tanıdığını fark ediyor. Eserde biz görülecek boşanma davası öncesindeyiz. Olaydan ziyade durum, zaman, mekan, tipoloji tanıyoruz; hakim ve ailesinden başlayarak sürekli karakterlerin geçmişine, duygu ve düşüncelerine, ruh haline dair tasvirler okuyoruz. Böylelikle bu kısa kitap boyutlanıyor. Bu yazardan okuduğum üçüncü kitap. Sandor Marai güçlü bir kalem, merak ve gerilim unsurunu diri tutmayı başarıyor. "Olay nedir?" diye konuya girmeyeceklere öneriyorum.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
*Yazarın okuduğum ilk kitabı.
Yargıç Kristóf Komives elindeki boşanma davalarını incelerken daha önce yollarının kesiştiği Imre Greiner ve Anna Fazekas isimlerine denk gelir.
*Kristóf bundan sonra sorular, anılar, cevaplar, yargılar, değerler, cevapsız sorular ile baş başa kalır.
Artık eşi Anna'ya ve kendisine dair çıkmazlarıyla Doktor Greiner ve düşünceleriyle boğuşan Kristóf bir araya gelir.
*Kitap hesaplaşıyor, düşüncelerle boğuyor, değerlerini, yargılarını, toplumdaki yerini, statünü, geçmişini ve geleceğini, aile ile dostluk bağlarını düşündürüyor, sorgulatıyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
insan ruhunun derinliklerini anlatan şahane bir roman. Sanırsınız Dostoyevski okuyorsunuz. Lezzetli bir yemek yediğinizde damağınızda bıraktığı tadı okurken ruhunuzda hissedeceğiniz bir roman okumalısınız diğer kitaplarını da..
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Marai'nin izini sürmeye devam ediyor ve her seferinde bir öncekinden daha muhteşem bir kitap keşfettiğimi düşünüyorum onu okurken. Sandor Marai okuduğunuzda onun iyi bir gözlemci olmasının yanında karakterlerin psikolojik tahlillerini de mükemmel yaptığını fark ediyorsunuz.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Biraz ağır ilerliyor denen birinci kısımdaki toplum tahlillerini,o zamanki toplumum yaşam standartlarını,neydi ne oldu kıyaslamalarıyla anlatmasını ben çok beğendim,yazarın farklı bir gözlem yeteneği var.Sonrası zaten çözümleme…Tavsiye edilecek bir okuma oldu benim için
Yazarla İşin Aslı Judith ve Sonrası kitabını okuyarak tanıştım ve diğer kitaplarını da okumalıyım dedim. Yazar insanın iç dünyasını ve dönemin yaşayışını çok güzel anlatıyor. Dili de sade ve akıcı, bunda çevirmenin de etkisi olabilir. Severek okuduğum kitaplardan, okumayanlara tavsiye ederim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın okuduğum ikinci kitabı,ilk kitabını okuduğumda tüm kitaplarını okumalıyım dedim.İnsanın iç dünyasını,derinliklerindeki sırlarının nasıl yıkıcığı olacağını anlatan muhteşem bir eser.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Keşke bu yazarın tüm kitaplarını Türkçe'de okuyabilsek. İkinci kısma geldiğinizde aslında sonunu tahmin edebilirsiniz yine de akıcı ve ilgi çekici. Birinci Dünya Savaşı sonrası değişen Avrupa toplumlarıyla ilgili okumaktan hoşlananların ilgisini çekebilir.